Sünnetin Tarihçesi

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 15 Kasım 2020 Kerim Usta

Sünnetin Tarihçesi

 

Dinler Tarihi Araştırmaları
“Sünnet” (ing. circumcision) sözcüğü, Arapça kökenli bir kelimedir ve ilk anlamıyla, “takip edilmesi itiyat edilen yol, hal, tavır, gidiş, adet, davranış, değişmeyen karakter, yöntem, örnek alınan uygulama, örf ve gelenek” demektir.[1] Daha geniş anlamda ise; “insanın iyi ahlakını, tabiatını ve davranışını” anlatmaktadır.[2] İslam dininde ise, “Hz. Peygamberin hadiseler karşısında sabit, değişmeyen ve devamlılık arz eden karakter selabeti ve Hz. Muhammed’in sözleri, işleri, ve tasvipleri [3] olarak tanımlanmaktadır.[4]

Konumuz açısından sünnet ise, Arapçadaki adıyla “hitan”, erkek çocukların cinsel organının ucundaki deri kılıfın kesilmesi işidir.[5] Erkek çocuklarında penis glansını (başını) örten derinin belirli bir şekil ve ölçüde cerrahi işlem ile çıkartılması(kesilmesi) ameliyesi olarak da tanımlanabilir.12 Türkiye gibi Müslüman toplumlarda daha çok geleneksel, Mûsevî toplumlarında ise dini bir yükümlülük olan sünnet, genellikle örf ve adetlere uygun şekilde törenle yapılır.[6] Hz. İbrahim’le başladığına ve temizlik amaçlı bir gelenek olduğuna inanıldığı için Arabistan’da “tahâret” (temizlik) de denir.[7][8]

Sünnet, tüm dünyada uygulanan en yaygın cerrahi girişimlerden biridir.[9] Her yıl 13.3 milyon erkek ve 2 milyon kız çocuğu sünnet edilmektedir.[10] ABD’de doğan erkeklerin `’ı sünnet edilirken, ülkemizde neredeyse her erkek sünnet edilmektedir.[9][11]

Bazı toplumlarda, kızlarda erkekler gibi sünnet edilirler. Daha çok gizli olarak icra edilen bu sünnet Mısır, Arabistan ve Cava’da yaşayan Müslümanların bir kısmında halen mevcuttur. Bu toplumlarda İslamiyet öncesi de sünnetin varlığı bilinmektedir. İslâmiyet’in zuhuruyla İslâmi bir anlam kazanmıştır. Bütün İslam dünyası dikkate alınırsa azınlıkta kalan yerel bir âdet olarak görülür.[12] Ülkemizde uygulanmış bir kadın sünneti olgusu bildirilmemiştir. Türkiye’de kadın sünnetinin kesinlikle uygulanmadığı belirtilmiştir.[13] Klitoris üzerindeki küçük bir parçanın kesilmesi olan, kadınların sünneti rivayete göre Hz. İbrahim zamanından kalmıştır ve ilk sünnet olan hanım Hz. Hacer’dir.[14]

Sünnet geleneğinin yaygın olduğu bazı ataerkil toplumlarda erkekliğin bir gerekliliği olarak görülür. Bazı toplumlarda sünnet olmayan erkeklere evlenme hakkı verilmemektedir. Sünnet bazı toplumlarda ise evlilik kurumuna karşı sadakat gösterisi olarak uygulanmaktadır.[15]

Sünnet Müslüman nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, Güney Doğu Asya’nın bazı bölgelerinde, Amerika’da, Filipinler’de, İsrail’de ve Güney Kore’de sık olarak uygulanırken, Avrupa’da, Latin Amerika’da, Güney Afrika’nın bazı bölgelerinde, Asya’nın büyük bölümünde ve Okyanusya’da göreceli olarak daha az sıklıkla uygulanmaktadır.[16] Gerek dini, geleneksel gerekse de medikal nedenlerle halen dünya çapında yapılıyor olması sünnete ilgiyi devam ettirmektedir. Ülkemizde de hiç şüphesiz en çok yapılan ameliyat olmasına rağmen yıllarca sosyal güvenlik kurumlarınca kapsam dışında tutulması, sünnet yapanların çoğunu hekim olmayan yetkisiz kişiler yapmıştır[17]

Prehistorik dönemden kalma, yaklaşık 15 000 yıldır dünyanın çeşitli yerlerinde devam eden inançlar ve büyüye dayalı bedeni sakatlama pratikleri vardır. Bunlardan en önemlileri, tıp tarihinin en eski cerrahi operasyonları olan trepanasyon ve sünnet’tir. Yakın zamana kadar sünneti geleneklerinde yaşatan toplumların, hatta günümüzde Avustralya yerlilerinin, imkânları olduğu halde sünneti madeni bıçaklar yerine çakmaktaşından kesici aletlerle yapmaları operasyonun prehistorik dönemden kaldığını göstermektedir. Bir teoriye göre Akdeniz ülkelerinde başlamış, buradan Afrika ve Hint denizi kıyılarına, oradan da adalar yoluyla Avustralya ve Amerika’ya yayılmıştır.[8]

Sünnet nedenleri, fimozis tedavisi, cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşıcılıklarını azalmaya yönelik bir önlem olarak ve sosyal ve dini nedenlerdir.[18] Hijyen ya da sosyal prestij kazanma, cinsel hayata hazırlanma, acıya dayanma, üreme ve bereket tanrılarına adak gibi nedenler yapılmaya başlandığı düşünülen sünnetin Müslümanlıkta Hz. İbrahim ile başladığı, temizlik amacı güden bir gelenek olduğu zannedilmektedir.[19]

Sünnet, İslam tarihi araştırmalarına göre Hz. İbrahim’e kadar uzanır. Genellikle Sami / İbrahimî gelenekle (Yahudilik, İslam, Kipti Hıristiyanlık) özdeşleştirilmekle birlikte, tarih öncesi dönemlere ve farklı coğrafyalara uzanır.[20][4]

Yunan mitolojisinde Attis, Kybele’nin sevgilisidir. Ancak Kybele’ye verdiği sözü unutarak Kral Midas’ın kızıyla evlenir. Düğüne Kybele de davet edilir. Düğün sırasında Kybele ile karşılaşan Attis ne yapacağını bilemez. Kybele’ye karşı duyduğu pişmanlıktan ötürü cinsel organını orada keser ve kanlar içinde kıvranmaya başlar. Sevgilisinin böyle acı içinde kıvranmasına dayanamayan Kybele Attis’i bir çam ağacına dönüştürerek ona sonsuzluğu bağışlar.

Pessinus Mabedi’nde Tanrıça Kybele adına her sene düzenlenen şenliklerde tapınakta rahip olmak isteyen erkekler Kybele rahibi olmanın ön şartı olarak hadım edilir ve kesilen cinsel organları bir çam ağacının altına gömülür. Bu inanış daha sonra Sami ırkında (Arap ve Yahudiler) cinsel organı değil ama ucunu (erkeklerde prepusium, kadınlarda klitoris) kesme şeklinde günümüze kadar devam etmiştir.[15]

Sünnetin ilk defa ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.[5] Sünnet, yazılı tarihten önce başlamıştır. Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur.[15] Arkeolojik araştırmalar, eski Mısır’da, [21][11] İbraniler ve Fenikelilerde, hatta Amerika kıtasındaki eski Azteklerde sünnet işleminin tatbik edildiğini göstermektedir.[5] Sünnet tasvirleri, taş devrine ait mağara çizimlerinde ve [22] ve yaklaşık 6.000 yıl önce, Eski Mısır dönemine ait Ankh-Mahor tapınağındaki duvar kabartmasında görülebilmektedir.[23] Milattan Önce 4000 yılında Ti ve veziri Ptathotep’in mezarlarındaki kabartmalarda sünnet usullerinin resmedildiği ve aynı yıllarda Firavun 2. Ramses’in oğlunun sünnet edildiğine dair belgeler vardır.[5][24] Hatta “Kipti” kelimesi bile, çocuklarını sünnet ettirdikleri için [25] Mısırlılara, Yunanlılar tarafından verilmiş bir isimdir.[26] Daha sonra Museviler “bris-milah” adını verdikleri dini törenle çocuklarını sünnet etmeye başladılar. Benzer şekilde sünnet tüm İslam dünyasında da dinsel amaçlı olarak uygulanmaya başlandı. Ayrıca, Afrika ve Avustralya’da bazı kabilelerde ise sünnet geleneksel olarak uygulanıyordu.[23]

Sakkara’da doktorların mezarı olarak bilinen Ankh-Mahor’un duvarlarında manikür, masaj ve cerrahi müdahalelere ait duvar resimleri vardır. Bir resimde bir ergenin sünneti gösterilmekte ve bu iş için merhem kullanılması da tavsiye edilmektedir. Muhtemelen bu mehlem anestezik özelliktedir. Sünnet uygulamasının ne kadar yaygın olduğunu kestirmek zordur, çünkü mumyalar bu konuda pek fazla ipucu vermemektedir.[27]

Sakkara’da M.Ö. 2000’li yıllara ait bir mezar kapısının üstünde, iki gence yapılan sünnet ameliyesine rastlanmaktadır. Eski Mısır’da sünnetin dini amaçla değil, hijyen için yapıldığı düşünülmektedir.[19]

Ergunca Yayımladı.

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir