Sırri-yi Sekati Hazretlerinden Sözler

Sırri-yi Sekati Hazretlerinden Sözler

Sırri-yi Sekati Hazretlerinden Sözler

  • Yaya olarak, Rum diyarına gaza için gitmiştim, İstirahat ederken yorgunluktan sırt üstü yatmış, ayağımı duvara dayamıştım. O esnada bir ses duydum. Bu ses bana: ‘Ya Sırrı, köle efendisinin yanında böyle yatar mı?’ dedi. Bundan sonra, bir daha ayağımı hiçbir şekilde uzatarak yatmadım.
  • Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerini görmekten mahrum kalmak, cehennem ateşinden daha çok azap verir.
  • Cehennemlik olanlar, cehennemde iken Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’ni görmekle şereflenebilselerdi, hiçbir zaman cenneti hatırlarından geçirmezlerdi.
  • En kuvvetli, kudretli insan, kendi nefsini yenendir.
  • Kendi nefsini terbiye edemeyen, başkasınınkini hiç terbiye edemez.
  • Yarın kıyamette herkesi, Peygamberi ile çağırırlar. Ey Musa (AS) Ümmeti, Ey İsa (AS) ümmeti, Ey Muhammed (SAV) ümmeti derler. Ancak Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’nin kullarına: ‘Ey Allah’ın (CC) Evliya kulları, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’nin katına geliniz’ denir. Bunun üzerine onların gönülleri, sevinçten yerinden çıkacakmış gibi olur.
  • Gerçekten Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’nden korkan halinin ne olacağını ve nereye varacağını bilinceye kadar yemesini ve içmesini terkeden ve uykuyu bırakan kimsedir.
  • Salih bir kul olmak isteyip de yarın yaparım diyerek günlerini geçiren kimse aldanmıştır.
  • Günahlara ağlamak, ayıpları ıslah etmek, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’ne ibadet etmek, nefsinin arzu ve isteklerine boyun eğmek, korkan kalb ınü’min için ne güzeldir. Bir adam için de Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’nin yarattığı her türlü ağacın bulunduğu ve her çeşit kuşun bulunduğu bahçeye girse bu bahçedeki kuşlar ona: ‘Ey Allah’ın (CC) velisi, sana selam olsun’ deseler. Nefs de bundan gururlanırsa, bu kimse nefsinin elinde esir olur.
  • Kul, nafileleri yaparken farzları yapmayı unutursa ve bedeni ile ibadet ederken, kalbi Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’nden gafil olursa, Hak Teâlâ (CC) Hz.leri’nden uzaklaşır.
  • Farzları yapmak, haramlardan kaçmak, gafleti terketmek, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’nin kendilerini çok sevdiği evliyasının ahlâkındandır.
  • Dil kalbin tercümanı, yüz kalbin aynasıdır. Kalbde gizli olan, yüzde meydana çıkar.
  • Bir kimsenin ahmak olduğuna alamet, kendi ayıbını bırakıp, başkasının ayıbıyla meşgul olmasıdır.
  • İyi huy başkalarını incitmemek ve onlardan gelen sıkıntılara katlanmaktır.
  • Şu üç şey Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’ni çok üzer. Vakti boşa geçirmek, insanlarla alay etmek ve gıybet etmek.
  • Gençler, gençliğinizin kıymetini biliniz. Güç kuvvet elde iken, çok ibadet ediniz. Bizlerden (yaşlılardan) ibret alınız da, zayıf ve güçsüz duruma düşmeden evvel, çok ibadet yapınız. O, bu sözü söylerken, gençlerden çok ibadet ediyordu.
  • İhtiyaç kadar yemek, ihtiyaç kadar elbise, ihtiyaca yetecek kadar bir ev ve doğru ilim sahibi olmaktan başka, dünyada herşey boş ve faydasızdır.
  • Edep, güzel kalblilik ve akıllılık alametidir.
  • Bir kimse bir nimete kavuşur da bunun şükrünü yapmazsa, o nimet elinden gider de, o kimsenin haberi bile olmaz.
  • Sünnete uygun olarak yapılan az bir ibadetin sevabı, bidat işlenerek yapılan çok amelden kat kat daha fazladır.
  • Çok istiğfar etmek, alçak gönüllü olmak ve çok sadaka vermek, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’nin kendilerini çok sevdiği, evliyasının ahlâkından olup, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’nin rızasına kavuşturur.
  • Kul dört şeyle yükselir. Bunlar: îlim, Edeb, Emanet ve İffettir.
  • Seriyyi Sekati (RA) Hz.leri’nde, Allah korkusu, kendini küçük görme hali o derece fazla idi ki: Bağdat’ta ölmek istemem. Çünkü bu insanlar benim hakımda iyi zan sahibidirler, korkarım ki, toprak beni kabul etmez de herkese rezil olurum. buyurmuştur.
  • Bir kimse zühdle işe başlar, sonra hadis yazarsa ayağı sürçer, fakat ilk defa hadis tahsil eder de sonra zühd ve tasavvufa intisab ederse, sağlam bir görüşe sahip olur.
  • Sabrın anlamı, sırtında dağları ve insanoğullarını taşıyan toprak gibi olman demektir.
  • Şeyh Sekati (RA) Hz.leri: Muradım halkla oturup, halka olmak, şehirde gezinip şer’i ikamet ile Hakkın rızasını kazanmaktır. Yoksa tenhaya çekilip mağarada havassın tutmak kuvvesini can ve gönüle bağlamak kolaydır. derdi.
  • Gönlü 40 yıl hurma istedi. Nefsine karşı çıkıp istediğini vermedi. Halkın gönlünde olan gam, benim gönlümde olaydı da halk kurtulsaydı diye Hakk’a (CC) devamlı niyaz eylerdi.
  • Ademoğlu üç kısma ayrılır; Biri dağ mesabesindendir. İkinci ağaç mesabesindedir. Üçüncüsü ise ot mesabesindedir. Birincisi: şiddetli rüzgar ve demir gibi şeylerin vuruşları onun birliğini bozamaz. İkincisi: En şiddetli rüzgarlardan dahi müteessir olmaz. Ama kaza ve kader okunun değmesinden korkup, titremekten uzak duramaz. Üçüncüsü ise ot mesabesinde olup her hava ile etkilenir. Savrulup dağılır, bazen da kopup rüzgarın önünde sürüklenir ve rüzgara hükmedemez.
  • Kabahatlerimden dolayı yüzümün kararacağından korkarak, hergün bir kaç defa aynaya bakarım ve ‘Keşke bütün insanların kalblerindeki sıkıntı ve üzüntüler bende olsa ve insanlar hep rahat olsalar’ derim buyururlardı. Üçüncü asırda yaşamış olan evliyaların hepsi, Seriyyi Sekati (RA) Hz.leri’nden feyz almışlardır.

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Kerim Usta sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et