Devamı var:

Gerçekten de çok geçmeden, Şemseddin Sivâsi hazretlerinin târif ettiği şekilde bir zât ortaya çıktı. Bunu gören şeyh, hemen padişahın huzuruna çıkarak:

-“Fethin vaktidir” diye müjdeledi. Ortaya çıkan zat, dağılan ordunun önüne düşüp:

-“Ey mü’minler ! Nerede İslam gayreti? Nerede peygamber efendimizin gayreti? Nerede cömertlerin cömerdi sultan gayreti?” diye nida edip:

-“Şehit olmak, dinini yüceltmek isteyen kimse yanıma gelsin” buyurdu. Bu sırada yanına birkaç bin kişi toplanıp, birlikte düşman hücum ettiler. Bu durumu gören düşman neye uğradığını şaşırdı. Durumu haber alan firari askerler dönüp düşmana saldırdılar. Nihayet düşman bozguna uğratılıp, kesin zafer elde edildi.

Daha sonra o zatın kim olduğu Şemseddin Sivâsi’ye sorulunca, Hızır aleyhisselam olduğu haber verdi.

Şeyh Şemseddin Sivâsi hazretleri zaferi müjdelemek üzere padişahın huzuruna çıktı ve aralarında şu konuşma geçti:

Padişah: “Buyurun ey gönlümün sultanı” dedi

Şemseddin Sivâsi: “Vaadini yerine getiren, kuluna yardım eden ve kafirleri hezimete uğratan Allah’a hamd olsun. Ey benim padişahım! Eğer dinlerseniz birkaç kelime nasihat etmek isterim” deyince

Padişah: “Ey insanlar hakkı tavsiye eden üstâdim ! Buyurun. Hak olan sözü dinlerim” dedi.

Şemseddin Sivâsi:

-“Ey benim padişahım! Yeryüzünde Allahü teâlânin halifesi olanların niyetleri; Allahü teâlânin rızasını kazanmak olup, dayandıkları ve güvendikleri, Allahü teâlâ olması gerekir. Savaşta askerlerin çokluğuna güvenmeyip, kuvvet ve kudret sahibi Allahü teâlâya tevekkül etmek gerekir. Ayeti kerimelerde mealen: “Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.” (Enfal, 60) ve

-“71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alın; bölük bölük savaşa çıkın yahut (gerektiğinde) topyekûn savaşın. ” (Nisa, 71) emredildiği üzere, savaş için gerekli hazırlıklar yapılmalı. Ancak buna güvenmeyip Allahü teâlâya tevekkül ve itimad etmelidir. Eğer Allahü teâlâya güvenmeyip askere ve cephaneye güvenilir ise, hezimet, yenilgi zühür eder. Kalbden Cenab-ı Hakk’a tam tevekkül edip, hâlis kalb ile yönelebilirsen, zafer muyesser ve mukadder olur. Bizden hüznü gideren Allah’a hamd olsun.

Ey padişahım! Bilesin ki, deden Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’un fethine niyetlenince, Akşemseddin’in refâkatı ve duası bereketiyle fetih muyesser oldu. Akşemseddin hazretleri: –“Ey padişahım! Büyük fethin şükran ifadesi olarak nice cami, mescid, medrese ve hamamlar inşaa etmek gerekir” buyurmuştu. Bunu üzerine Fatih Sultan Mehmed Hanın da, nice hayır ve hasenât yapmış olduğu mâlumunuzdur. Aynı şekilde, sizin de isminiz Sultan Mehmed, duâçiniz hakirin, dahi ismi Şemseddin’dir. Bu güzel fethin şükrânesi olarak zatınız dahi, reâya (halk) ve fukarâ üzerinden sıkıntıyı kaldırıp, İslam askerine ihsanlarda bulunup, her makam dindar, adaletli ve doğru kimseler tâyin etmeniz gerekir” buyurdu.

Bu nasihatten can kulağıyla dinleyen padişah III. Mehmed Han, şu cevabı verdi: “Bin can ile kabül ettim ve nasihatinize fazlasıyla riayet edeceğim

Padişah, ordusuyla birlikte İstanbul’a döndüğünde, Şemseddin Sivâsi’nin İstanbul’da kalmasını ısrarla riçâ ettiyse de kabul ettiremedi. Şemseddin Sivâsi ihtiyarlığının yanında, seferin şiddetinden ve kışın aşırı soğuğundan hayli yorgun ve zayıf düşmüştü. Hayatının son anlarını yaşadığını anladığından, ruhunu ailesinin ve sevenlerinin yanından teslim etmek istediğini belirterek izin istedi. Sivas’a döndü. Gelişinden kısa bir müddet sonra, amcazâdesi ve damadı olan Receb Efendi’yi vazifesine tayin etti. Şemseddin Sivâsi vefatlarına yakın, talebelerini odasına çağırdı. Onlarla birlikte bir saat kadar Allahü teâlânin zikri ile meşgul olduktan sonra, duâ edip, ruhunu teslim etti.

Veliler, âlimler, salih kimseler, devlet adamları cenazesinde hazır bulundu. Cenazesi göz yaşları arasında:

-“Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibiydi” denilerek musallaya konuldu. Cenaze namazında, altmış binden fazla kişi olduğu rivayet edilir. Namazını amcazâdesi ve damadı Receb Efendi kıldırdı. Sağlığındayken vasiyet ettiği gibi, Meydan Caminin bahçesine defnedildi. Daha sonra kabrinin üzerine beyaz bir kubbe yaptırıldı. Hâlen ziyaretgâhtır. Şehir ahalisine şiddetli bir sıkıntı olduğu zaman kabrini ziyaret duâ ederler. Allahü teâlânin izniyle o sıkıntıdan kurtulurlar.

Şeyh Şemseddin Ahmed Sivâsi hazretleri, zâhırı ve bâtını ilimlerde yüksek, ilim ve irfân sahibi, bütün güzel huylarla ahlaklanmış, fâziletli bir zattı. Tasavvufta Halvetiyye yoluna mensuptu. Şemsiyye kolunun kurucusudur.

Kara Şems, yumuşak huylu, cömert, güler yüzlüydü. Fakirlerin yardımcısı, zayıfların, dulların, yetimlerin sığınağıydı. Eli açık, vermesi böldü. Mütevâzı, alçak gönüllü olup, büyüklere hürmet, küçüklere şefkat ve merhametle davranırdı. Özür dileyenlerin özrünü kabul ederdi. Kerâmetleri vefatından sonra da devam etti.

Müderris Mevlâna Ahmed Efendiyi suçsuz olduğu halde birisi tohret altında tutuyordu. Bir gün bu yüzden gâyet üzgün olarak uyudu. Rüyasında Kara Şems’i bir hayvana binmiş gelirken gördü. Elini öpüp:

-“Efendim! Suçum olmadığı halde bir zâlim beni yakaladı. Yardımınızı istiyorum” dedi. O da:

-“Yardım Allahü teâlâdandir. Üzülme Allahü teâlâ sıkıntını giderir. Şu kelimelerle meşgul ol: «Yâ Azîze’l-meni’ el gâlib alâ emrih1i fedâ şey’e yuâdiluhu»” buyurdu. Uyandığında bu kelimeler hatırındaydı. Bunları bin kere söyledi. Allahü teâlâ onu, o şahsın elinden kurtardı.

Cemelzâde diye meşhur Ahmed Çelebi, küçüklüğünden beri Kara Şems’ın sevdiklerindendi. Kara Şems’ın vefatından iki sene sonra bir gece rüyasında onu gördü. Kara Şems paçalarını sıvamış halde süratle geldi. Yaklaşınca selam verdi. Ahmed Çelebi:

-“Efendim, niçin böyle acele ediyorsunuz?” diye sorunca:

-“İşitmedin mi, hocan Pir Muhammed vefat etti” dedi ve gözlerinden yaşlar akarak:

-“Beni takib et de teçhiz, tekfin işleri nasıl oluyor, bir öğrenelim?” dedi. Hasan Paşa’nın yaptırdığı camiinin yanına vardıklarında Ahmed Çelebi uyandı. Vücudu titriyordu. Sabah olunca, Pir Muhammed’in yanına gitti. Onu hayatta ve sıhhatte görünce, Allahü teâlâya hamdetti. Fakat o gün kuşluk vakti Pir Muhammed rahatsızlandı. Yedi gün sonra da vefat etti.

Anadolu’da yetişen evliyanın büyüklerinden olup gönüllere taht kurmuş olana zamâninin bir tanesi olan Şemseddin Sivâsi hazretleri, zâhırı ve bâtını ilimlerde yüksek derece sahibiydi. Çeşitli ilimlere dair manzum ve mensur (neşir) yazdığı kırka yakın eseri vardır. Farsça ve Arapçadan tercüme yapılmıştır. Eserleri iki ana grupta toplanabilir.

Benzer Konular:
İldenizliler Hakkında Bilgi

İLDENİZLİLER: Azerbaycan ve çevresinde hüküm süren atabeg hanedanı. Hanedanın kurucusu olan Şemseddîn ildeniz, Kıpçak Türklerinden idi ve Irak Selçuklu Devleti Devamını Oku

Milli Mücadele’de Gizik Duran ve Faaliyetleri

Milli Mücadele'de Gizik Duran ve Faaliyetleri / Prof. Dr. Remzi KILIÇ I. Dünya Savaşı Sonrası Durum ve Millî Mücadele’nin Başlaması: Devamını Oku

Mevlana Halid-i Bağdadi Hakkında Bilgi

Nakşibendiyye tarikatının Hâlidiyye kolunun kurucusu Mevlana Halid-i Bağdadi  1193’te (1779) Irak’ın Süleymaniye şehrine bağlı Karadağ kasabasında dünyaya geldi. “Şeşangost” (altıparmak) Devamını Oku

Seyyid Burhanüddin Muhakkık-ı Tirmizi

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin şeyhi, Seyyid Burhânüddîn Hüseyn Muhakkık-ı Tirmizî (ö. 639/1241) 561 (1166) veya 565 (1169) yılında Tirmiz’de doğdu. Seyyid Devamını Oku

Güncelleme tarihi: 19 Aralık 2021

Avatar for Ergunca

Yorum yapın