Devamı var:Şemseddin Ahmed Sivasi Kimdir?

Kara Şems, hocası Amasya’la Müslihuddin Efendi’nin vefatından sonra, mübarek, velî bir zât bulup talebe olmak istedi. Tokat’taki zâhid ve muttaki, yüz yaş civarında bulunan Şeyh Mustafa Kırbâsi adında bir zâta gidip, talebe olmak istedi. O zât,

-“Sen gençsin, ben ise ihtiyar ve hastalıklıyım. Riyâzete (nefsin istediklerini yapmak) kuvvetim yoktur. Seni terbiye ile mesgûl olamam” dedi. Kara Şems:

-“O zaman benim halim ne olacak? Beni buraya terbiye etmeniz ve yetiştirmeniz için geldim” deyince,

-“Sen bu işten hâlis ve sadıkmısın?” diye sordu. Kara Şems:

-“Evet” cevabını verince, başını önüne eğip bir müddet bu halde kaldıktan sonra başını kaldırıp:

-“Altı aya kadar Allahü teâlâ, ya seni kâmil bir rehberin huzuruna gönderir veya böyle bir zâtı seni terbiye için gönderir” dedi ve Kara Şems’e hayır duâda bulundu.

Kara Şems bundan sonra tekrar Zile’ye dönüp, ilim öğretmekle meşgul oldu ve Muhtaşâr-i Menâr üzerine, Zubdet-ül Esrâr adlı bir şerh yazdı. İlim öğretmekle meşgulken, Tokat’a meşhur nahiv âlimi Şemseddin Efendi’yi ziyârete gitti. Şemseddin Efendi onu görünce:

-“Ben de senin gelmeni arzuluyordum. Çünkü sen akıllı, anlayışı ve kavranışı iyi birisin. Memleketimize Şirvan’dan velî bir zât geldi. Bizlere vâz ve nasihat ediyor. Anlattıkları okuyarak öğrenilecek akıl ve zekâ ile söylenilecek şeyler değil. Konuştukları Allahü teâlânin ihsanı ile bilgiler. Haydi onun yanına gidelim” dedi. Birlikte kalkıp gittiler. Böylece Abdülmecid-i Şirvâni’nin sohbetine ve mübârek ellerini öpme şerefine kavuştu. Abdülmecid Şirvâni sohbetinin sonuna doğru:

-“Ey Kara Şems! Benim, Allahü teâlânin emri ve sevgili Peygamber efendimizin işaretiyle kendi memleketimi, ailemi ve sevenlerimi terk edip, dağ ve beldeleri aşıp gelmem, sadece seni irşâd ve terbiye içindir” buyurdu.

Kara Şems bu âni şöyle anlatır:

-“Abdülmecid Şirvâni’nin bu sözünü duyunca, Şeyh Mustafa Kırbâsi’nin daha önce verdiği müjdeyi hatırladım, hesab ettim, tam altı ay geçmişti.” Kara Şems bu esnâda Allahü teâlâdan başka her şeyin sevgisi gitti. Allahü teâlâya hamd edip:

-“Aradığımı buldum” dedi.

Abdülmecid Şirvâni’nin sohbetine kabul edilişini şöyle anlatır:

-“O zâtın huzuruna varınca, bu fakirde istek ve arzu görüp: “Siz bu civardaki kasaba ve şehirlerin tanıdığı meshûr ve halk nazarında yüksek birisiniz. Böyleyken huzurumuzda zilleti ve dervişliği kâbul edersiniz. Halktan rağbet göremezsiniz. Bu duruma pişman olursunuz. Çünkü bu yol sıkıntılar ve meşakkatler yoludur” buyurunca:

“«Cânlar fedâ muhabbet-i cânâna şer değil,

Eshab-ı aşka terk-i şer etmek hüner değil»

Dedim.”

Bunun üzerine: “Sen sâdık bir talebesin. Biz de seni irşâd etmekle vazifeliyiz. Riyâzet ve mücahedeye tahammül edersen, az zamanda rizâ-i İlâhî’ye kavuşursun” buyurup:

«Yâra yol iki kademdir birisi çâna baş

Çünkü bu meydâna geldin merd isen merdâne baş»

Beytini okudu ve fakiri kabul buyurdu.”

EVLİYÂNİN KERÂMETİ

Kara Şems’ın vefatından sonra talebelerinden hal sâhibi Âma Mehmed Dede hocasının türbesini ziyâret ederken. “Acaba hocam benim şimdi türbesinde ayakta olduğumu, türbeye giren çıkanları bilir mi acaba?” diye düşündü. Bu sırada uykusu geldi ve kendine hâkim olamayıp, uyudu. Rüyasında hocasını gâyet nûrâni ve beyaz geniş bir elbise içinde gördü. Ona güler yüzle: “Gel bunları al” dedi ve eline bir miktar altın bıraktı. Sonra: “Dışarı çık! Biraz sonra ziyâret ve duâ için bizim çocuklar gelecek” buyurdu. Âma Mehmed Dede uyanınca türbeden dışarı çıktı. Orada bulunan yaşlı birisi ona: Kara Şems’ın çocuklarının, kabri ziyâret için geldiklerini haber verdi. Bunun üzerine, hocası hakkındaki düşüncesini düzeltmeye çalıştı ve hocasının böyle görünmekle daha hâlis itikadlı olmasını ve Allahü teâlânin izni ile uzaktan geleni bildiğini, kaldı ki yakında bulunanı daha kolay bileceğini anlatmak istediğini anladı.

Abdülmecid Şirvâni’nin hizmetinde bulunup sohbetinden istifade etti. Feyz alıp tasavvuf derecelerinde yükseldi. Dünya sevgisinden uzaklaşıp, hakikate yöneldi.

Şemseddin Sivâsi, Abdülmecid Şirvâni’den kısa zamanda feyz alıp, tasavvufun yüksek derecelerine kavuştu. Bir gün hocası, haber göndererek, yanına çağırdı. Hayır duâda bulunarak insanlara, Allahü teâlânin dinini ve sevgili Peygamber efendimizin güzel ahlâkini anlatmakla vazifelendirdi. Şöhreti her tarafta duyuldu. Devrin Sivas vâlisi Hasan Paşa, kendisini Sivas’a davet edip, yaptırdığı dergâha yerleştirdi. Aynı zamanda yaptırdığı câminin imâmliği da kendisine verildi. Orada ilim öğretti, insanlara vaaz ve nasihatle meşgul oldu.

Kara Şems 1590 (H. 999) senesinde hac farîzasını yerine getirmek için Mekke-i Mükerremeye gitti. Bu sırada talbelerinden Hacı Mustafa Efendi Mısır’daydı. Hocasının hacca gideceğini duyunca hem hac farîzasını yerine getirmek hem de hocasını ziyâret için Mekke’ye gitti. Mustafa Efendi Mekke’ye vardığında hocası teşrif etmemişti. Bir müddet sonra Kara Şems’ın geldiğini ısıtince, arkadaşı ile beraber karanlık bir gecede ziyâretine gitmek üzere kaldığı yerden ayrıldı. Yolda Yemenli bir satıcıya rastladı. Hocasına bir hediye almak istedi.

O sırada Kara Şems’ın kardeşi İsmâil Efendinin elinde bir mum ile geldiğini ve arkasında da bir cemaatin bulunduğunu gördü. Hocasının da aralarında olduğunu anladı. Edebinden bir kenara çekildi. Hocası yakınından geçerken, cemâattan ayrılıp Mustafa Efendi’nin yanına yaklaştı ve o karanlıkta elini basına koyup: “Sen Hacı Mustafa değil misin?“dedi. O da: “Evet efendim!” deyip elini öptü ve birlikte Harem-i şerife gitti.

Hayatının sonuna doğru, Sultan III. Mehmed Han’la birlikte Eğri seferine gitti.

Benzer Konular:
İldenizliler Hakkında Bilgi

İLDENİZLİLER: Azerbaycan ve çevresinde hüküm süren atabeg hanedanı. Hanedanın kurucusu olan Şemseddîn ildeniz, Kıpçak Türklerinden idi ve Irak Selçuklu Devleti Devamını Oku

Milli Mücadele’de Gizik Duran ve Faaliyetleri

Milli Mücadele'de Gizik Duran ve Faaliyetleri / Prof. Dr. Remzi KILIÇ I. Dünya Savaşı Sonrası Durum ve Millî Mücadele’nin Başlaması: Devamını Oku

Mevlana Halid-i Bağdadi Hakkında Bilgi

Nakşibendiyye tarikatının Hâlidiyye kolunun kurucusu Mevlana Halid-i Bağdadi  1193’te (1779) Irak’ın Süleymaniye şehrine bağlı Karadağ kasabasında dünyaya geldi. “Şeşangost” (altıparmak) Devamını Oku

Seyyid Burhanüddin Muhakkık-ı Tirmizi

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin şeyhi, Seyyid Burhânüddîn Hüseyn Muhakkık-ı Tirmizî (ö. 639/1241) 561 (1166) veya 565 (1169) yılında Tirmiz’de doğdu. Seyyid Devamını Oku

Güncelleme tarihi: 19 Aralık 2021

Avatar for Ergunca

Yorum yapın