Devamı var:

Akdes Nimet Kurat, farklı bir yaklaşım ve yorum ile diğer tarihçilerin aksine Kazan Hanlığı’nın Osmanlı Devleti’ne bağlanması hakkındaki iddiaları, “ tarihi hakikatten uzaktır” diyerek kabul etmez. “Sâhib Giray Han’ın Kırım’lı oluşu ve Kırım’ında Osmanlı himayesinde bulunması, âdetâ Kazan Hanlığı’nında Osmanlı pâdişahının himayesi altına girdiği intibâını vermiştir”, demektedir. Kazan’ın Osmanlı Devleti’ne bağlandığı “…iddiasının özellikle Kazan’da yazılan “Tataristan Tarihi”nden çıkmış olması ayrıca dikkat çekicidir. Bununla  Rus halkının nasıl Tatar halkını Türk Sultanları, pâdişahları ve beylerinin boyunduruğu altına düşmekten kurtarmış olduğu âşikârdır. Yani tam bir propaganda parçasıdır” [1]  diyor. Yine Kurat’a göre Kazan ile Türkiye arsında sınırlı ölçüde ticaret; özellikle “Bulgârî deri” ilişkisi vardı.Fakat İdil boyundaki bu Kuzey Türk-İslam  ülkesiyle  İstanbul arasındaki münasebetler hemen hemen yok denilecek kadar azdı[2]. Nimet Kurat, Osmanlı Devleti ile Kazan Hanlığı’nın ileri derecede bir münasebet içinde olduğunu reddetmektedir.

Kurat, buna delil olarak şu hâdiseyi örnek gösterir: Kanuni Sultan Süleyman, babası Yavuz Sultan Selim’den sonra tahta cülûs ettiğinde, yeni hükümdârı tebrik için 1521’de İstanbul’a Rusya’dan Tietyok Gabin adını taşıyan bir elçi gönderilmiştir. Elçiye verilen tâlimatnâme de Kazan Hanlığı’na ait şu hususlar vardı: Eğer Osmanlı pâdişahı Rusların Kazan’a yaptığı baskılardan sorarsa, Osmanlı pâdişahına bu hususta gerekli açıklama yapılacak; onlara baskı yapılmadığına,(Kırım Hanı onların cami ve mescitlerinin yıkıldığını söylemiş, bunu inkâr ederek) Kazan’a karşı siyâsetin “ meşru” olduğuna iknâ edilecek, 1487’de     Kazan’lılarla yapılan anlaşmaya riayet edildiği söylenecekti. Ama, Kanuni Sultan Süleyman, elçiye bu konudan hiç bahsetmedi bile[3],  demektedir.

Gözüken odur ki, başlangıçta Moskof Çarı, ağır ağır emin adımlarla şarka, Türk İllerine doğru yürüyerek, Kazan Hanlığı’na artsız arkasız darbeler indirirken, Kanuni Sultan Süleyman  bu Rus yayılmasına ve genişlemesine karşı ciddi bir siyâsi adım atamamıştı. Bununda sebebi diğer iç ve dış gaileler olsa gerek, diye düşünebiliriz.

Kanuni Sultan Süleyman  nihayet onbir yıl aradan sonra 1563’de bu konu ile ilgilenebildi. Meşhur Türk hükümdarı, Avrupa seferlerinden Kuzey Türk Yurdu ile meşgul olmak ve bu maksatla Astarhan’ı zaptetmek için oralara ordu sevketmek istiyordu. Bu meseleyi çözebilmek için erzak ve atlar hazırlanmasını istemiş, kendisi de yeniçeriler göndereceğini belirtmiş ise de Kırım Hanı Devlet Giray, bu teşebbüsün son derece ağır ve zahmetli ve hasaratlı olmakla beraber faydasız olacağını söyleyerek, Osmanlı pâdişahını bu işten vazgeçirdi. Bu diplomatik başarısının sonucunuda Çar IV. İvan’a bildirdi[4].

Bu sırada Kazan Devleti’nin içeriden çökmüşlüğü, birbirine zıt aristokrasi, partiler arası mücadeleler, moskof taraftarı hainler de, Rus işgaline âdetâ yardımcı oluyorlardı[5]. Bu durum ise Kazan Hanlığı’nın acı sonunu hazırlayacaktı.

[1] . Kurat, a.g.e., s.72-73.
[2] . Kurat, a.g.e., s.67.
[3] .Kurat, a.g.e., s.71-72.
[4] .Battal, a.g.e.,s.37.
[5] .Battal,a.g.e., s.29.

Tarihçilerimizden İsmail Hami Dânişmend ise, Kazan  Hanlığı’nın yıkılış sebebinin Timur olduğunu söylemektedir. Ona göre Kazan ve daha sonra Astarhan’ın Ruslar tarafından işgalinde en büyük tarihi sorumluluk Timurlenk’e aittir.Çünkü zamanla Rusya’ya hakim olan Altınordu Devleti’ne birtakım hissî sebeplerle 1391 ve 1395 tarihlerinde indirdiği iki darbe ile bu iki hanlığın inkirazına Timurlenk sebep olmuştu. Harezim’den Kırım’a kadar uzanan sahalardaki Türk ve Moğol kabileleri, kırmak ve kaçırmak suretiyle de müslüman nüfusu bakımından buraların boşalmasına, dolayısıyla müstakbel mukavemet imkanlarının kırılmasına sebebiyet vermiş, bu  vaziyet itibariyle Rusya’nın tekâmülünde en mühim rolü Timur oynamış, ondan sonra III. ve IV. Ivan’lar da onun hazırladığı zeminden istifâde ederek Rusya İmparatorluğunu vücuda getirmişlerdi[1],  demektedir.

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir