Devamı var:Rusların Türk İllerinden Kazan ve As-Tarhan'ı İşgal Etmeleri

Uluğ Mehmed (Muhammed) Han (1437-1445) Rus toprakları üzerinde bir Türk Hanlığı (Kâsım hanlığı) kurarak bu sayede Rusya’nın kontrolünü sağlamak istemiş, ama bu Hanlık daha sonraları Rusların  Türk

[1] Abdullah Taymas  Battal, Kazan  Türkleri, Ankara, 1966, s..23 ; Reşit  Rahmeti  Arat,   “Kazan”  İ.A., M.E.B., İstanbul,1967, C.VI,s.505; A. Yu. Yakubovskiy,Altınordu ve Çöküşü, çev. Hasan Eren,  T.T.K. Basımevi, Ankara, 1992,s.210.

[2]. Arat, a.g..m..,İ.A., C.VI.,s.505; Yakubovisky, a.g.e., s.210.
3.Nihat Ahmet Asrar, Kanunî Sultan Süleyman ve İslam Alemi, 2. Baskı, Hilal Yayınları, İstanbul, ?, s. 151.
[4]. Battal, a.g.e.,s.28; Rene Grousset, Bozkır İmparatorluğu, terc. M. Reşat Uzmen, İstanbul, 1980, s.439.

İllerine karşı kullandığı bir âlet haline gelmişti[1]. III. İvan 1487’de, iç karışıklıklar nedeni ile hücum ederek Kazan Hanlığını “ Rusya’nın himayesi”  altına aldı.

Uluğ Mehmed Han’ın torunu Mehmed Emin (1502-1518) Ruslar tarafından “Han”  tayin edilmiş olmasına rağmen  Ruslara karşı giriştiği seferlerle ün kazanmıştı. Mehmed Emin Han III. İvan’ın  ölümünden yararlanarak Kazan’ı tekrar bağımsız hale  getirmeyi başarmıştı[2]. Hatta Rusya içlerine kadar ilerleyerek kazandığı bir zaferden sonra doğudaki    Özbek hükümdarı Muhammed Şeybanî  Han  kendisini bir şiirle tebrik ederek, “Urus kâfirini kırmışsın oğul , Sana gazîlik mübârek olsun” demişti[3].

Kazan Hanı Mehmed Emin, daha sonraları Ruslarla iyi komşuluk yapmak siyasetinde karar kılmış, ama bu durum uzun sürmeyerek, Rusların Kazan Hanlığına baskıları yeniden artarak devam etmiştir.  Artık Rus istilâlarından  usanmış olan Kazanlılar , Kırımla anlaşıp bir baskın şeklinde Sahib  Giray Han(1522-1524)’ı başlarına geçirmişlerdi. Bundan sonra Kazan’da Giray sülâleasi hâkimiyeti başlarki, şüphesiz bu iş de Osmanlıların  nüfuzu da gözardı edilmemelidir[4]. Çünkü  Kazan Hanlığı ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler Kırım Hanlığı aracılığı ile yürütülmekteydi diyebiliriz.

Sâhib Giray, Kazan Hanı olduktan sonra, Ruslar onu  tahttan indirerek kendi adamlarını onun yerine çıkarmak için çok büyük çaba sarfettiler. Rusya Devleti karşısında yalnız kalmaktan korkan Kazan Hükûmeti, 1523’te  Kânunî  Sultan Süleyman’a  bazı elçiler göndererek, Kırım Hanlığı ile yapılan andlaşmaya benzer , iki devlet  arasında  bir dostluk andlaşması imzaladılar. Kazan Hanlığı bu andlaşmaya göre, Osmanlı devleti’nin siyasî hâkimiyetini  tanıyacak ve hükümdarları Osmanlılar  tarafından tayin edilecekti. Buna karşılık Osmanlı Devleti, Kazan Hanlığına  karşı yapılacak herhangi bir dış saldırıya karşı yardımda bulunacaktı[5].

Bir  başka rivayete göre de Sâhib Giray Kazan Hanı olduğu zaman  hutbeyi  Osmanlı pâdişahı Kanuni Sultan Süleyman adına  okutmuştu[6]. Yukarıdaki andlaşmaya istinâden Osmanlı sefiri İskender bey, Rus hükûmetine resmen Kazan Hanlığı’nın Türkiye topraklarının bir parçası olduğunu bildiriyordu. Oysa Rus hükûmeti Kazan Hanlığı’nın bu durumunu kabûle hazır değildi. Bu Hanlığı kendi hâkimiyetine almak için askeri hazırlıklara ise çoktan başlamıştı. Bu kadar krıtik bir dönemde o zamanki Kazan hükümdarı Sahib Giray  tahtını on üç yaşındaki oğlu Safâ Giray (1524-1531)’a bırakarak kendisi İstanbul’a gitmişti. Türk-İslam dünyasının en uzak bölgesinde bulunan  ve nisbeten daha güçsüz ve küçük olan Kazan Hanlığı, böylece kuvvetli Rusya İmparatorluğu karşısında çaresizliğe ve yalnızlığa terkedilmişti[7].

[1]. Mehmet Saray, Rusya’nın Türk İllerine Yayılması, İstanbul, 1975, s.25; Yakubovisky, a.g.e., s.21 0.
[2]. Akdes Nimet  Kurat, Türkiye ve İdil  Boyu.,Ankara, 1966, s.68-69.
[3]. Zeki  Velîdi Togan , XVI. Asırdan Günümüze Kadar Müstemleke Devrinde Asya Tarihi, İstanbul, 1965-1966,s.36; Saray,a.g.e.,s.25.
[4]. Deguignes, Hunların, Türklerin, Moğolların ve sair Tatarların Umumî Tarihi,  (terc. Hüseyin Cahid) , İstanbul, 1925,C.I, s. 345; Kurat, a.g.e.,s.72;  Togan, a.g.e.,s.43.
[5]. Kurat,a.g.e.,s.74; Arat,a.g. md.,İ.A.,C.VI., s.511; Asrar, a.g.e.,s.151.
[6]. Halil İnalcık,  “Osmanlı Rus  Rekâbetinin Menşei  ve Don Volga  Kanalı Teşebbüsü(1569) ”, Belleten, C.XIII, S.46, Ankara, 1948,s.357.
[7] . Asrar,a.g.e.,s.152.

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir