Rahmet

Son Güncelleme Zamanı:

Rahmet

RAHMET
Sizin kafanızdaki “Tanrı” anlayışı tamamen yıkılmadan “Allâh” kavramı size anlatıldığından; siz, bu kavramı alıp, kafanızdaki “Tanrı” anlayışına enjekte ediyorsunuz. Kafanızda “tanrı” anlayışı gitgide büyüyor. Bu ise, çok tehlikeli ve gitgide büyüyen bir düşünü kanserine dönüşüyor!
İşte bu yanlış “tanrı” baba(!) anlayışını yıkmak için, “Sistemde merhamet var mı?” sorusuna cevap bulmak gerek!
Allâh’ın merhametinden, rahmetinden bahseden bunca âyet ve hadis varken, nasıl olur da su kenarına susuzluğunu gidermek için gelen mâsum bir ceylanı, hiç acımadan, bir timsah suyun içinden fırlayarak kafasını koparıyor? Ya da mâsum ve etrafına zararı dokunmayan bir geyiği parçalayarak yutan leoparı düşünün…
İşte bunlar olurken nerede RAHMET?!! Kime, hangisine RAHMET olunuyor? Cuma Sohbetleri

Sistemde geçerli gerçek, “güçlünün güçsüzü yok etmesi” !
Güçlü güçsüzü yiyor, parçalıyor, yutuyor!
Eğer tüm bunlar oluyor ve hâlen Allâh’ın rahmetinden, merhametinden bahis olunuyorsa, nedir “Allâh’ın rahmeti”?
Bu, bizim anladığımız gibi bir rahmet mi, yoksa başka bir şey mi?
Allâh’ın “RAHM” ismi kendi Esmâlarının dışında nerede kullanılıyor? Göreceksiniz ki kadının cinsel ve doğurganlık organı olan bölge için… Yani kadında doğurganlık olayını oluşturan ve insan türünün çoğalmasını ve bekâsını sağlayan cinsel organına verdiğimiz isim!
Mikro planda kadındaki rahim, makro planda ise Allâh’ın “RAHIYM” ismi zuhuruna karşılık geliyor!
Allâh’ın “Rahm” ismi, “Rahmet” ve “Rahmân” mânâlarının kökenidir! Yani Allâh’a ait Esmâların üreticisidir! Üretim yapıldıktan sonra bu isimlerin topluca bulunduğu ve sâdır olduğu boyuta ”RAHMÂNİYET BOYUTU”diyoruz.
“Rahıym” isminin en geniş ve kapsamlı ortaya çıktığı mahal, cennettir!
Dolayısıyla, “Cennet anaların ayağı altında” derken; mikro planda çoğalmayı-üremeyi sağlayan kadındaki rahmin makro planda karşılığı olan Allâh’ın “Rahıym” isminden cennetteki mânâların ürediği mecazî olarak anlatılmıştır.
“İlâh”lık mefhumu yoktur! Kurân’daki “İlâh” anlatımı, insanları olayın özüne yaklaştırmak içindir!
Kurân’da, “ilâhınız” tâbirinin kullanılmasının anlamı, yani “İLÂH” diye düşündüğünüz kabul ettiğiniz, anlamındadır. Yoksa bu ifade bir “ilâh var da işte o” anlamında değildir… Bu Kurân’ın hitap etmesi özelliğinden ileri gelmektedir; daha başka bazı konularda olduğu gibi… Rahmet
Bunun gibi “Her şey Hakk’tan”, “O Hakk’tan”, “Bu Hakk’tan” deyiş ve bakış açıları da…
Bu anlatımlar artık gecekondu lisanı gibi kalıyor!
Artık bir sistemin var olduğu ve bu sistemin kendine has olan kurallarının kendi içinde işlediğini görmekteyiz!
“Benim yaşım şu, artık bunları anlamam için geç… Bu konuları anlamam da nasibimde yokmuş, ben ne yapabilirim?” gibi sözler, primitif varlıklara has düşüncelerdir!
Herkesin yaşı, idrakı ve ilmi kadardır!
Benim yaşımla sizin yaşınız arasındaki fark, benim ilmimle sizin ilminiz arasındaki fark kadardır!
Bugüne dek anlattıklarım, zorlama ile bir insanın kafasına sokulmaz! Herkes nasibi kadar olanını alacaktır.
Burada kullanılan “nasib”, “o birimin Esmâ terkibi”ni anlatmaktadır! Esmâ terkibinin oluşturacağı açılımın izin verdiği ölçüde, anlamındadır!
ŞÜKÜR; idrak edilenin fiile dönüştürülmesidir!
Bunun sonucu olarak da artış başlayacaktır!
Siz idrak ettiğinizi amele dönüştürürseniz beyninizde ek kapasiteler oluşacak ve o amel oranında beyin kapasiteniz artacak ve bunun karşılığında artan beyin kapasitesi ile yeni idrakler oluşacaktır!
Hz. Muhammed’in “Şükreden bir kul olmayım mı?” ifadesi, bunun en yalın anlatımıdır.
Hz. İsa’nın yeryüzüne gelip Hz. Muhammed kaynaklı bu ilmi alması, diyeti olarak Deccal’i öldürmesi istenmiştir!

SORU: Hz. İsa, Dünya’ya gelmeden, berzah âleminde bu ilmi alamaz mı? Çünki Nübüvveti tarifiye kemâlâtına sahip olan için âhirette dikey yükselme mevcut!
CEVAP: Her ne olursa olsun, biyolojik beyin olmadan, ruha yükleme yapılamayacağı için, bir beden sahibi olarak Dünya üzerinde bulunması gerekiyor!
SORU: Hz. Rasûlullâh’daki üç aşamalı gerçekleşen genetik arınma, “Ferdiyet sahipleri”nin her biri için gerçekleşiyor mu?
CEVAP: Evet! Hepsi için geçerli; ancak hepsinde aynı derecede olmaz. Kemâlâtına göre arınmaları da farklı olacaktır!
SORU: Kurân’daki bazı âyetlerde, sanki tanrısal bir anlatım var. Mesela Hz. İbrahim’in kuşu parçalayıp sonra birleştirmesi ve parçalanarak ölen kuşların yapışıp tekrar dirilmesi… Bu olayı nasıl algılayacağız?
CEVAP: Hayır! Bu kıssa bizim için önemli… Burada tanrısal bir anlatım yok. İbrahim (aleyhisselâm)’ın kendine has bir durumunu anlatıyor.
İbrahim (aleyhisselâm), “Hânif” olması hasebiyle, tüm tanrısal anlayışı kendi bünyesinde yıkmış bir Zât’tır!
Ayn-el yakîn olarak birtakım hissedişleri vardı. Bunları Hakk-el yakîn olarak vukuf ettirmek talebinde bulundu. Vahiy sonucu bu talebine karşılık geldi ve yukarıda mahiyeti verilen âyet sâdır oldu!
Siz olayları hep âfakta düşünüyorsunuz. Oysa hep enfüste cereyan eden olaylardır!
Ben bu ilmi Hz. Rasûlullâh’ın izin verdiği ölçüde, O’nun biraz da serbest bıraktığı oranda ve O’ndan kaynaklanan bir biçimde açıklıyorum.
SORU: Bunu edeben mi söylüyorsunuz? Rahmet

CEVAP: Hayır! Bu bir gerçektir. O olmasaydı bugün bu anlattıklarımı anlatamazdım. O’nun özetle açıkladıklarını ben detaylandırıyorum sadece…
SORU: “Her şey Öz’ümüzden kaynaklanıyor” diyorsunuz…
“Kişi yalnızca kendi kendini keser” diyorsunuz…
“Dışarıdan bir müdahale olmaz” diyorsunuz…
Oysa velâyet mekanizmasında bile bir üst mertebedeki velî, alt derecedeki bir velîyi kesebiliyor!
CEVAP: Az önce “sistemde güçlü olan güçsüz olanı yutar” dedik. Velâyet kurumu da sistem içinde var olduğuna göre bu olay onlar için de geçerlidir.
SORU: “Bir Rasûl kendi ümmetinden biri önüne geçip namaz kıldırmadıkça âhirete intikâl etmez” hadisini nasıl anlayabiliriz?
CEVAP: Evet… Hz. Rasûlullâh rahatsızlanınca Ebu Bekir Sıddîk namaz kıldırmıştır.
Bir âyet veya hadisin ilk yarısı zâhire işaret eder, bu bir kuraldır!
İnsanın ürettiği gazap melekleri, orijin olarak melek ancak vasıf olarak “Cin”dir!
23 Eylül 1996
AHMET HULUSİ

Etiketler:, , ,

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir