Bülent Ersoy Hakkında Bilgi

Türk Müziği’nin yetiştirdiği en büyük seslerin başında gelen Bülent

Ersoy, 1952 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Çok küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilenmeye başladı. Melahat Pars, Rıdvan Aytan gibi üstadlardan ve belediye konservatuarı hocalarından özel dersler aldı.

İstanbul Belediye Konservatuarı’nı bitiren değerli sanatçı, aldığı akademik terbiye vasıtasıyla hem Tanrı vergisi sesini hem de müzikal tecrübelerini geliştirme fırsatı buldu.

1971 yılında Saner Plak’tan çıkan kırkbeşlik plağı ilk albüm çalışması oldu. Bu çalışmada, güfte ve bestesi bestekâr Muzaffer Özpınar’a ait “Lüzûm Lalmadı” ve “Neye Yarar Gelişin” adlı eserleri seslendirdi. Sahneye ilk

Muammer Kaddafi Hakkında Bilgi

Libya’nın Batı karşıtı Lideri Albay Muammer Kaddafi, ‘domino etkisi’yle gelen halk isyanıyla sarsılıyor. Peki kimdir bu demir yumruklu lider?

DOĞUM YERİ VE YILI: Libya- Sirte/1942

EĞİTİMİ: Libya Üniversitesi Hukuk Fakültesi – Tarih Bölümü (1963) Bingazi Askeri Akademisi

MAKAMA GELİŞİ: 1 Eylül 1969

MEDENİ HALİ: Safiye Farkaş ile evli

ÇOCUKLARI: 7’si erkek 8 çocuğu; iki de evlatlığı var.

Albay Muammer Kaddafi, 41 yıldır demir yumrukla yönettiği Libya’da halkının isyanıyla karşı karşıya… İcraatıyla tüm dünyanın gündemine girmeyi başaran Kaddafi, Kıbrıs Harekâtı sırasında ABD’ye rest çekip Türkiye’ye destek verince Türklerin gönlüne taht kurmuştu.

Köroğlu (Ali Ruşen)

Köroğlu (Ali Ruşen)Köroğlu veya asıl adıyla Ali Ruşen 16. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve adına destanlar yazılmış (Köroğlu Destanı) bir halk ozanıydı. Köroğlu (16. yüzyıl) Halk şairlerimiz içerisinde kavganın, özgürlüğün sembolü. Doğum, ölüm tarihleri bilinmeyen, bir eski efsane kahramanı olan Köroğlu’nun adını alan bir şairimizdir. Bu şairin, Sultan III. Murat zamanında (1574-1595) Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katıldığı (1578-1584) bilinmektedir. Bolu Beyi’nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan eşkıya Köroğlu ile şair Köroğlu halk zihninde kaynaşmış durumdadır. Köroğlu; halk şairlerimiz içerisinde kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. Şiirlerinde coşkun bir seslenişle yiğitlik,dostluk, aşk, doğa sevgisi çok sade bir dille anlatılır.Bu şiirler, hikâyeci aşıkların nesirle anlatılan hikâyeleri arasına serpiştirilmiştir. Yirmi dördü bulan bu hikâyeler, Türklük dünyasına yayılan bir Köroğlu destanının doğuşunu hazırlamıştır.Köroğlu; yiğit,adaletli, inançla dolu ideal bir Türk’tür. Köroğlu destanımız ise Anadolu Türklüğünün yüreğinde yaşayan tutkularla, isteklerin, değerlerle inançların sembolüdür.Bu destana göre Köroğlu’nun asıl adı Ruşen Ali’dir. Babası Yusuf, Bolu Beyi’nin seyisidir.( Bolu Erzurumla Erzincan illeri arasında bulunan bir mevkiinin adıdır. Bu günkü Bolu ilimizle bir alakası yoktur.) At meraklısı olan Bolu Beyi, seyisi Yusuf’u cins bir at almaya gönderir; fakat Yusuf’un

Elektrik Mühendisliği

Elektrik mühendisliği; elektrik üretim-iletim ve dağıtım sistemleri, elektrik makineleri, elektrikli sürücü sistemleri ve bunların tasarımı, projelendirilmesi, gerçekleştirilmesi, izlenmesi, korunması, kontrolü, ekonomisi ve yönetilmesi ile ilgili bilimsel ve teknolojik konuları kapsayan bir mühendislik dalıdır. Ayrıca Elektrik Mühendisliği; Elektronik, Haberleşme, Bilgisayar ve Makine mühendisliği konularının bir kısmının uygulama alanı niteliğinde disiplinler arası ortak bir platform oluşturmaktadır. Elektrik enerjisi günlük hayatımızı kolaylaştıran ve yaşam kalitesini arttıran en önemli enerji kaynaklarındandır. Günlük hayatta kullanılan elektrikli araç ve gereçlerin sayısı ve kullanım alanları sürekli olarak artmaktadır. Elektrik mühendisliği eğitimi için önemli bir altyapı olan laboratuarlar çok yüksek miktarlarda yatırım gerektiğinden, ülkemizdeki çok sınırlı sayıda üniversitede (üç üniversitede, YTÜ, İTÜ ve KOU) elektrik mühendisliği eğitimi verilebilmektedir. Elektrik mühendisliği, elektrik enerjisinin verimli bir şekilde kullanılması, maliyetinin azaltılması, güvenilirliğinin arttırılması için bugün hızla büyümekte olan ülkemiz endüstrisinde ihtiyaç duyulan bir meslek olduğu gibi, gelecekte de elektrik mühendislerine ihtiyaç duyulacaktır. Elektrik Mühendisliği programı 4 yıllık lisans süresince, enerji üretim, iletim, dağıtım, enerji sistemleri dinamiği, kontrolü, korunması, aydınlatma tekniği, yüksek gerilim tekniği, yalıtım koordinasyonu, nükleer

Bilişim Sistemleri Mühendisliği

Bilişim Sistemleri Mühendisliği lisans programı, 21nci yüzyıla ismini vermiş olan Bilişim Çağı’na girerken bu sahadaki insan gücü eksikliğini karşılamak amacını taşımaktadır

Bilişim Sistemleri Mühendisliği programı, bilginin elde edilmesi, saklanması, iletilmesi, modellenmesi, işlenmesi, ve kullanımına ait temel ve ileri kuramlar ile bunların uygulamalarına ait mühendislik dalını kapsar. Bu nedenle, dünyadaki örnekleri gibi bu program, elektronik mühendisliği temeline dayanan güçlü bir temel bilimler ve matematik bilgisi üzerine inşa edilen sinyal ve sistem kuramı ve uygulamaları, çoklu-ortam, elektronik, iletişim ve bilgisayar alanlarına odaklanır. Teknolojik gelişmelerin tüm alanlara entegrasyonu gerekliliği ile birlikte bilişim sistemlerinin önemi de son yıllarda giderek artmıştır.

Bilgisayar Mühendisliği ve Bilişim Sistemleri Mühendisliği akademik disiplin olarak birbirine yakındır. Ancak, Bilişim Sistemleri Mühendisliği’nin konusu bir organizasyon

Tanzimat Sanatçıları

Tanzimat Edebiyatı 1. Dönem Temsilcileri

1-Şinasi
* Klasisizmin etkisindedir.
* Tanzimat edebiyatını başlatmıştır.
* Dil ve folklor çalışmaları yapmıştır.
* Noktalama işaretlerini ilk kullanan kişi odur.
* Şiirlerinde konu birliğine ve bütün güzelliğine önem verir.
* İlk makale(Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi) ve ilk tiyatroyu (Şair Evlenmesi) yazmıştır.
* İlk şiir çevirisi onundur.
* Cümleleri kısaltmış paragraf birimini ilk kez o kullanmıştır.
* Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar gazetelerini çıkarmıştır.

a-Eserleri:
* Şair Evlenmesi,
* Müntehabat-ı Eş’ar(şiir),
* Terceme-i Manzume(çeviri şiir),
* Durub-ı Emsal-i Osmaniye(atasözleri derlemesi)

2-Namık Kemal
* Vatan Şairi olarak anılır.
* Romantizmin etkisindedir.
* Toplum için sanat anlayışını benimsemiştir.
* Bilinçli bir vatanseverdir.
* Divan edebiyatı geleneğini reddeder,dilin sadeleşmesini savunur.

Flamenko Müziği ve Dansı Hakkında Bilgi

Flamenko Müziği ve Dansı Hakkında Bilgi

Flamenko Nedir?
Flamenko, Güney İspanya’nın Endülüs bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış bir müzik ve dans türüdür. 14.yy. sonrasında çingenelerin, Arapların, Yahudilerin ve toplumdışı bırakılmış Hristiyanların toplumun dış çevresinde kaynaşması sonucu meydana gelmiştir. Her ne kadar flamenko Endülüs bölgesine özgü olsa da sadece bu bölgeye veya İspanya’ya ait değildir. Flamenko flamenkocularındır. Dünyanın her yerinden gönül verenlere, flamenko için içten olarak bir şey yapanlara aittir. Halkların problemleri vardır. Kendilerini bir şekilde ifade etmek isterler. Bunu da müzik ve dans yoluyla yaparlar. Yıllarca zulüm gören, yoksulluk çeken, ezilen, toplumsal sorun ve güvenilmez olarak nitelendirilen, bütün tarihleri boyunca mal mülk edinemeyen, adi işlerde, tarım yada maden ocaklarında çalıştırılan çingeneler hırs, şefkat, özgürlük ruhu, isyan, sosyal kalıplaşmanın olmaması gibi etkenlerle flamenko’yu oluşturdu.Acılarını, mutsuzluklarını flamenko ile ifade ettiler. Flamenko’daki sert duruşlar, ifadeler hep bunların sonucudur.Bizler belki de, asırlardır süregelen bu gizemli müzik ve dansın içinde barındırdığı hüznün güzelliğine, içinde bulunduğu hüznü terk etmek istemeyen insanların halini anlatan ve flamenko sanatına ilham veren bu ruhani güç’e (İspanyolca’daki karşılığı duende’dir) kapılıyoruz ve flamenko sanatından bu kadar çok etkileniyoruzdur.

Flamenko’nun özü şarkıdır. Çoğunlukla gitar ve doğaçlama dans şarkıya eşlik eder.3 sınıf flamenko vardır. En ağır başlısı “cante grande” (büyük şarkı) adıyla anılan ve ölüm, keder ve din konularını

Balık Baştan Kokar

Bu deyim,fıkralar dolayısıyla genel dile yerleşen deyimlerden biridir.

” Baştaki yöneticilerin niyetleri ve tutumları bozuksa o yerdeki her şey de bozuk ve düzensiz olur.”Anlamında kullanılır.

Gelelim Bektaşi’nin “Balık Baştan Kokar”  fıkrasına…

İhtiyar bir adam, balık almaya balık pazarına gider ve balıkçı tezgahlarını usul usul gezmeye başlar.Tablalardaki türlü türlü balıklara bakarken gözü palamutlara takılır. Bayat palamutları hemencecik tanır.Oysa bu mevsimde, palamutun taze olması gerekirdi diye düşünerek palamutlardan bir tanesini kuyruğundan koklamaya başlar…

İhtiyarı, göz ucuyla takip eden balıkçı, bağırmaya başlar:

“Babalık, ne yapıyorsun sen!”

” İpe Un Sermek ” Deyiminin Anlamı

Bu deyim Nasrettin Hoca fıkralarına konu olmuş ya da fıkralardan kaynaklandığı düşünülen deyimlerdendir.

Bir takım geçersiz bahaneler ileri sürerek istenilen işi yapmaktan kaçınmak” anlamında kullanılır.

Gelelim fıkrasına…

Nasreddin Hocanın komşusuna ip lazım olmuş. Hocaya gitmiş kapıyı çalmış. Hoca kapıyı açmış. Komşu selamun aleyküm hocam demiş. Hoca da ve aleyküm selam diye karşılık vermiş. Adam hemen konuya girmiş:
-“Hocam bana ip lazım oldu sendekini bana ödünç verir misin?” demiş.
Hoca:
-“Verirdim komşu ama bizim hatun ipe un serdi” demiş.
Komşu:
-“Aman hocam ipe un serilir mi?” demiş.
Hoca kızmış:
-“Ah bre köftehor vermek istemediğimde serilir” demiş.

Fincancı Katırlarını Ürkütmek – Deyiminin Anlamı

Bu deyim Nasrettin Hoca fıkralarına konu olmuş ya da fıkralardan kaynaklandığı düşünülen deyimlerdendir.

“topluluğun nüfuzlu kişilerini tenkit etmekten kaçınmak” anlamına gelmektedir.

Gelelim fıkrasına…

Hoca, bir gece mezarlık kenarında yürüyerek evine doğru giderken, ayağı kayar ve boş bir mezara düşer. O zaman kendi kendine “Acaba burada biraz yatsam sual melekleri bana da gelir mi?” diye düşünür ve gömleğini çıkararak yarı çıplak mezara uzanır. Bu sırada hayvanları çanak çömlek ve cam eşya ile yüklü katırcılar da mezarlığa doğru