Patrona Halil İsyanı

Patrona Halil İsyanı, Osmanlı Devleti’ndeki Lale Devri’nin sonunu getiren ayaklanmadır. Patrona Halil idaresinde, bu ayaklanma 28 Eylül 1730’da başlayıp günlerce sürmüştür. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edilmiş; Sultan III. Ahmed tahttan indirilmiş ve yerine yeğeni I. Mahmud tahta geçirilmiş ve sonradan Lale Devri adı verilecek devir sona erdirilmiştir. Daha Fazlasını Oku

Şah Tahmasb Kimdir ?

Şah Tahmasb (1514 – 1576)

Şah Tahmasb, 22 Şubat 1514’te İsfahan’da doğdu. Şah Birinci İsmail’in oğlu olan Şah Tahmasb, Çaldıran Savaşı’ndan sonra Horasan’a gönderildi. Bir süre Sebzvar ve Herat’ta kaldı. Şiilerin ve Safevilerin tanınmış bilgin ve şeyhlerinden özel öğrenim gördü.

1521’de Sultaniye’deki babasının yanına dönen Şah Tahmasb, Şah İsmail’in ölümü üzerine 1524’te tahta çıktı. Osmanlı Devleti’nin 1533 Irakeyn seferini açmasını neden olacak sınır olayları onun zamanında yoğunlaştı. Ulama Paşa’nın Osmanlılara sığınması, Bitlis Bey’i Şeref Han’ın Safevilere yaklaşması bu savaşın başlıca nedeniydi. Şah Tahmasb, 1528’de Özbeklere karşı yaptığı ilk savaşını kazandıktan sonra Bağdat’a yürüdü. Burayı Osmanlılara teslim etmeyi düşünen Musullu Zülfikar Bey’i yenerek, Bağdat’a girdi. Daha Fazlasını Oku

Bilge Kağan Diyor ki !

“Ben, hali vakti yerinde bir millete kağan olmadım… Türk milletinin, Türk devletinin adı, sani yok olmasın diye, gece uyumadım, gündüz oturmadım, ölesiye, bitesiye çalıştım. Az milleti çok, aç milleti tok kıldım…
Yoksul milleti zengin, tutsak milleti efendi kıldım…” Ben, Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan, bu çağda, tahtıma oturdum. ‘Sözlerimi sonuna kadar dinle, iyi işit! Bütün küçük kardeşlerim, yeğenlerim, oğullarım! Bütün soyum, milletim! Sağdaki Şadapıt Beğler, soldaki Tarkanlar, buyruk beğleri! Daha Fazlasını Oku

Necip Fazıl Kısakürek’ten Güzel Sözler

* Kapıları yıkarcasına tekmeleyeceğim,limandaki bütün vapurların ve şehirdeki bütün fabrika bacalarının canavar düdüklerini öttüreceğim, trafiği durduracağım, insanları oldukları yerde mıhlayacağım ve gök tavanını yıkan bir sesle haykıracağım geliyor:- İnsanlar! Allah var! O’nu düşünmekten başka her işe paydos!…Bana “deli” mi diyecekler?Canım kurban, aklın son durağı olan böyle deliliğe!..
* Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.
* Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır
* Her ağızdan, her telde faillik mırıltısı, sonunda tek bir şarkı, tabutun Daha Fazlasını Oku

Çariçe 2. Katerina

Çariçe II. Katerina veya Büyük Katerina ( Rusça: Екатерина II Великая (”Yekaterina II Velikaya”), ( 2 Mayıs 1729 – 17 Kasım 1796) 34 yıl boyunca Rusya’yı yönetmiş ve 18. yüzyıl Rusya’sına damgasını vurmuş bir Çariçedir. Kırım’ı Rus topraklarına katan çariçedir. ( Prut Savaşı sırasında Baltacı Mehmet Paşa’yla antlaşma yapan Çariçe I. Katerina’yla karıştırılmamalıdır.)

Yaşamının ilk yılları
II. Katerina 2 Mayıs 1729 tarihinde Prusya’nın Stettin kentinde (şimdi Polonya’ya ait) doğdu. Doğduğu zamanki adı Sophie Augusta Frederike idi. Babası Prusya’ya bağlı Anhalt-Zerbst bölgesinin prensiydi ve Prusya ordusunda bir generaldi. Bu soylu ailenin diğer üyeleri olan Sophie’nin kuzenleri II. Gustav ve XIII. Karl sonradan İsveç kralı olarak görev yaptılar.

Sophie 1744 yılında Holstein-Gottorp dükü Peter’le evlendi. Sophie’nin kocası Peter, Çar Büyük Petro’nun torunuydu ve Peter’in teyzesi Çariçe I. Yelizaveta Peter’i Rus tahtına veliaht olarak seçmişti. Sophie evlendikten sonra Ortodoks dinine geçti ve Katerina Aleksievna adını aldı. I. Yelizaveta’nın zorlamasıyla gerçekleşen bu evlilik
Daha Fazlasını Oku

Hürrem Sultan’ın Kanuni’den Olma Çocukları

Büyük oğlu Mehmet,
Kimi kaynaklara göre amansız bir hastalıktan öldüğü, kimi kaynaklarda da öldürüldüğü öne sürülen en büyük oğludur.

Mihrimah Sultan,
1522 yılında doğdu. Kanuni’nin kendisini çok sevdiği ve isteklerine hep olumlu karşılık verdiği yazılır. Henüz 17 yaşındayken o zamanın Diyarbakır valisi, sonrasında da sadrazam olan Rüstem Paşa ile evlendirildi. Çok iyi yetişti ve eğitim gördü. Sağlığı süresince bir çok camiler, çeşmeler, hamamlar yaptırttı. 1578 yılında yeğeni III.Murat’ın döneminde hayata gözlerini yumdu. Süleymaniye Camiine defnedildi. Daha Fazlasını Oku

Ziggurat Nedir?

(Babilce ziqqurrat, zaqā “yükselmiş yere kurmak”) eski Mezopotamya vadisinde ve İran’da terası bulunan piramitlere benzeyen tapınakkulesidir.

Zigguratlar eski Mezopotamya’da Sümerlerde, Babillerde ve Asurlarda bir çeşit tapınaktır. En eski ziggurat örnekleri basit yükselti platformları iken Ubaid döneminde, M.Ö. 4000lü yıllara aitti. En sonuncusu da M.Ö. 6’ıncı yüzyıldadır. Piramitlerin aksine zigguratların üstü düzdür. Basamaklı piramit tarzı ilk krallık dönemleri sonunda olmuştur. Dikdörtgen, oval ya da kare platformlar üzerinde kurulan zigguratların pramitsel tasarımı mevcuttu. Güneşte ısıtılmış tuğlalar zigguratların dışındaki görüntüsünü yaratmıştır. Bu tuğlalar genelde astrolojik anlamlarından dolayı değişik renklere sahipti. Kat sayısı 2 ila 7 arasındaydı ve tepesinde ya bir tapınak ya da türbe bulunurdu. Türbeye ulaşmak için bir tarafında rampalar yapılır ve bu rampa en aşağısından en yükseğine kadar uzanırdı. Tanınmış örnekleri arasında Horsabad’da bulunan Büyük Ur Zigguradı bulunur.

Daha Fazlasını Oku

Çanakkale Savaşında Mevzideki İki Askerin Konuşması

Tertip!
— Efendim Toprak!
— El bombası geliyor, dikkat!
— Yakaladım ve geri attım Toprağım
— İyi
— Toprak! Mevzide sadece ikimizin kaldığı anlaşılırsa, karşı mevzideki düşman, hep birlikte saldırıya geçebilir Mevzinin değişik yerlerine geçip, ateş edip, tekrar buraya gelsek olur mu?
— İyi düşündün Tertip Hadi bismillah!
— …
— El bombası da atabildin mi? Daha Fazlasını Oku

Ahmet Yesevi’den Güzel Sözler

-Ey dostlar! Sakın ha cahil olanlarla dostluk kurmayınız.
-Gönlünde Allahü tealanın aşkını taşıyanlar dünya ile tamamen alakalarını kesmişlerdir. Bunlar halk içinde Hak ile olurlar. Bir an Allahü tealayı unutmazlar.
-Kafir bile olsa hiç kimsenin kalbini kırma. Kalb kırmak, Allahü tealayı incitmek demektir.
-Gönlü kırık zavallı ve garip birini görürsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol. Daha Fazlasını Oku

Muhabbet Kuşu Beslemek İsteyenler

Muhabbet kuşumu evde kaç gün süreyle yalnız bırakabilirim ?
Muhabbet kuşlarını 1-2 gün süreyle evde yalnız bırakabilirsiniz. Bazen suluklarda çatlaklar olabilmekte ve suluktaki su bir kaç saat içinde tamamen yok olmaktadır.Bu riskleri gözönüne aldığımızda kuşumuzu 1 günden fazla süreyle yalnız bırakmamak en doğrusudur. Mümkünse 1 günden fazla süreyle bir yere gitmeniz gerekirse kuşunuzu bir arkadaşınıza veya komşunuza bırakınız.

Sıcak havalarda kuşumu nasıl serinletebilirim ? Balkona koysam zararı olur mu?
Özellikle yazın sıcak havalarda muhabbet kuşu sahipleri kuşlarının kafesini balkona koymaktadır. Karga ve kedi gibi canlılar bu durumda kuşlarınız için tehlikeli olabilmektedir.Kafesi dışarıdayken, muhabbet kuşunuz uzun süre güneş ışığı altında beklediği için veya rüzgar yüzünden kolayca hasta olabilir. Kuşlarınızı balkona koymanızı tavsiye etmiyoruz eğer koyacaksanız da çok dikkatli olmalısınız. Daha Fazlasını Oku

Rubai Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Kendine özgü bir ölçüsü olan 4 dizelik (mısralık) nazım birimidir. Rubailerde birinci, ikinci, dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dize serbesttir. İki beyitlik kıtalar biçiminde yazılmış rubailer de vardır. Her dizesi birbiriyle uyaklı rubailere “rubai-i musarra” ya da “terane” adı verilir. Rubainin aruzun hezec bahrinden 24 kalıbı bulunur. Bunlardan mef’ulü birimiyle başlayan 12 kalıba “ahreb”, mef’ulün birimiyle başlayan öbür 12 kalıba da “ahrem” denir. Kalıpların sonu “faül” ya da “fa” birimiyle biter.

Rubainin her dizesi ayrı bir ölçüde olabildiği gibi, dört dizesi de aynı ölçüde olabilir. Türk divan şiirinde daha çok ahreb kalıbına rastlanır. Rubailer genellikle mahlassız şiirlerdir. Ve divan şairlerinin divanlarının sonunda rubaiyyat başlığı altında sıralanırlar. Bu türün tartışmasız en büyük şairi Ömer Hayyam’dır. Daha Fazlasını Oku