Padişah Yavuz Sultan Selim

Bu makale Tarihinde

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 19 Nisan 2021 Kerim Usta

MISIR’I FETHEDEN ORDU

Ordu-yı Hümâyûn Mısır seferine gidiyordu. İlk mola Gebze yakınlarında verildi. Ordunun geçtiği yollar bağlık bahçelik idi. Asmalar salkım salkım olgun üzümlerle, ağaçlar kırmızı elmalarla doluydu. Yavuz Sultan Selîm Han; “Acaba askerim, sahibinden izinsiz üzüm ve elma koparıp yer mi!..” diye kendi kendine düşüncelere daldı. Bir müddet bu düşüncelerle tereddüt içinde kaldıktan sonra, yeniçeri ağasını huzuruna çağırdı ve; “Ağa! Fermânımızdır. Bütün yeniçeri, sipahi ve azap askerlerinin heybeleri yoklansın. Heybesinden bir elma ve üzüm salkımı çıkan asker, derhâl huzurumuza getirilsin” diye emretti. Yeniçeri ağası derhâl harekete geçerek, saatlerce heybeleri araştırdı. Daha sonra Sultan Selîm Hân’ın huzuruna gelerek; “Hünkârım! Askerin heybelerini araştırdık üzüm veya elma bulamadık. Asmaları ve elma ağaçlarını inceledik koparılma izlerine rastlayamadık” dedi. Bu habere Sultan çok sevindi. Üzerindeki ağırlık ve zihnindeki düşünce kalkmıştı. Sonra ellerini açarak; “Allah’ım! Sana sonsuz hamd ü senalar ederim. Bana haranı yemeyen bir ordu ihsân eyledin. Eğer askerlerim içinde bir tek kimse, sahibinden izinsiz bir meyva koparıp yese idi, Mısır seferinden vazgeçerdim” dedi. Sonra yeniçeri ağasına; “Çünkü ağa! Haram yiyen bir ordu ile beldelerin fethi mümkün olmaz” dedi.

SEN BİZİ KİMİNLE BİLİRDİN?

Yavuz Sultan Selîm Han, hasta yatağında iken, yanında Hasan Can bulunuyordu. Son anlarını yaşadığı bir sırada Hasan Can’a: “Hasan Can, bu ne hâldir?” diye sorunca, o da; “Sultandım, Allahü teâlâ ile olacak zamandır” dedi. Bu cevap üzerine Yavuz Sultan Selîm! “Ey Hasan Can! Bizi bunca zamandan beri kimin ile bilirdin? Cenâb-ı Hakk’a teveccühümüzden kusur mu gördün?” diye sordu. Hasan Can da; “Hâşâ ki, bir zaman Allahü teâlânın adını anmayı unuttuğunuzu görmüş olam. Lâkin bu zaman başka zamanlara benzemediği için, ihtiyâten söylemeye cesaret eyledim” dedi.

Yavuz Sultan Selim Han Devri Kronolojisi

26 Mays 1512        : Sultan İkinci Bâyezîd’in vefât etmesi.

20 Mart 1514         : Sultan’ın İran seferine çıkması.

13 Temmuz 1514   : Osmanlı ordusunun Safevî topraklarına girmesi.

14 Ağustos 1514    : Yeniçerinin isyânı.

23 Ağustos 1514    : Osmanlı ordusunun Çaldıran zaferini kazanması.

6 Eylül 1514         : Yavuz Sultan Selîm’in Tebriz’e girmesi.

15 Eylül 1514         : Sultan’ın Karabağ’a dönmek için hareket etmesi.

19 Nisan 1515       : Sultan’ın Amasya’dan Kemah seferine çıkması.

19 Mayıs 1515       : Kemah kalesinin fethi.

12 Haziran 1515    : Turnadağı zaferi ve Dulkadir beyliğinin Osmanlı topraklarına katılması.

19 Eylül 1515         : Diyarbakır kalesinin fethi.

26 Nisan 1516    : Sadrâzam Hersekzâde Ahmed Paşa’nın azli ile sadârete Hadım Sinân Paşa’nın getirilmesi.

5 Haziran 1516     : Sultan’ın Mısır seferine çıkması.

18 Ağustos 1516    : Ayıntab kalesinin teslim olması.

19 Ağustos 1516    : Besni kalesinin teslim olması.

24 Ağustos 1516    : Mercidâbık zaferi.

28 Ağustos 1516    : Sultan’ın Halep’e girmesi.

19 Eylül 1516         : Hama’nın teslim olması.

21 Eylül 1516         : Humus’un teslim olması.

27 Eylül 1516         : Sultan’ın Şam’a girmesi.

15 Aralık 1516       : Sinân Paşa’nın Han-Yunus zaferini kazanması.

30 Aralık 1516       : Sultan’ın Kudüs’e girmesi.

2 Ocak 1517         : Yavuz’un Gazze’ye girmesi.

22 Ocak 1517        : Ridâniye zaferi.

24 Ocak 1517        : Kâhire’nin fethi.

4 Şubat 1517       : Yavuz Sultan Selîm’in büyük bir törenle Kâhire’ye girmesi

30 Mart 1517         : Mısır sultânı Tomanbay’ın yakalanması.

6 Temmuz 1517    : Mukaddes emânetlerin Hicaz’dan Sultan’a gönderilmesi.

15 Temmuz 1517   : Osmanlı donanmasının İstanbul’a dönmesi.

10 Eylül 1517         : Sultan’ın Mısır’dan Suriye’ye hareket etmesi.

25 Ocak 1518        : Pîrî Mehmed Paşa’nın sadârete tâyini.

24 Nisan 1518       : Lübnan’da çıkan bir isyânın bastırılması.

6 Nisan 1518        : Sultan’ın Halep’ten İstanbul’a hareket etmesi.

25 Temmuz 1518   : Yavuz Sultan Selîm Han’ın İstanbul’a gelmesi.

18 Temmuz 1520   : Yavuz Sultan Selîm’in son seferine çıkması.

21/22 Eylül 1520    : Selîm Han’ın vefâtı.

Kaynak; Bizim Sahife

1) Tâc-üt-Tevârih, cild-2 sh. 397

2) Şakâyık-ı Nu’mâniyye zeyli (Atâi); sh. 217

3) Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkuresi Târihi; cild-II, sh. 390 v.d.

4) Müneccimbaşı Târihi; vr. 93 a

5) Tevârih-i Âl-i Osman (Millet Kütüphânesi No. 29) Defter, 9. vr. 25

6) Devlet-i Osmâniyye Târihi Tercümesi (Hammer); cild-4, sh. 101

7) Selimnâme (İshâk bin İbrâhim) Süleymâniye Kütüphânesi, Âşir Efendi Kısmı, No. 655

8) Tabakât-ül-Memâlik, Süleymâniye Kütüphânesi, Ayasofya kısmı. No. 3396

9) Târih-i Sultan Selîm Han (Celâl-zade Sâlih Çelebi), Süleymâniye Kütüphânesi, Hüsrev Paşa Kısmı. No. 354

10) Osmanlı Târihi (İ. H. Uzunçarşılı) cild-2, sh. 233

11) Rehber Ansiklopedisi; cild-15, sh. 141

12) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye

13) Osmanlı-İran Siyâsi Münâsebetleri (B. Kütükoğlu).

14) Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selîm’in İran Seferi (Ş. Tekindağ, Tarih Dergisi cild-XVII, sayı 22); sh. 49, 76

Ergunca Tarafından Yayımlandı.

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir