Padişah Yavuz Sultan Selim

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 19 Nisan 2021 Kerim Usta

Yavuz Sultan Selim

YAVUZ SULTAN SELÎM HAN

Babası: İkinci Bâyezîd Han
Annesi: Âişe Hâtûn
Doğumu: 10 Ekim 1470
Vefâtı: 21/22 Eylül 1520
Tahta Geçişi: 24 Nisan 1512
Saltanat Müddeti: 8 sene 4 ay 28 gün
Halîfelik Sırası: 74

Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu ve İslâm halîfelerinin yetmiş dördüncüsü. Sultan İkinci Bâyezîd Han’ın oğlu. 10 Ekim 1470’de Âişe Hâtun’dan Amasya’da doğdu. Küçük yaşta İstanbul’a gönderilen Selîm, dedesi Fâtih Sultan Mehmed Han’ın terbiyesinde yetişti. Şehzâde Selîm; Kur’ân-ı kerim, tefsir, hadîs ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Diğer taraftan ata binmek, güreş tutmak, ok atmak ve kılıç kullanmak da öğretildi. Çokçevik ve zekî idi.

Kısa zamanda Arabî ve Fârisi’yi en iyi şekilde öğrendi. Zamanın velîleriyle görüşür, sohbetlerini kaçırmazdı. Babası ikinci Bâyezîd pâdişâh olduktan sonra, askerî sevk ve idare ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için, şehzâde Selîm’i Trabzon’a vâli tâyin etti.

Trabzon’da devlet işlerinin yanında ilimle uğraşır ve büyük âlim Mevlânâ Abdülhalîm hazretlerinin derslerini tâkib ederdi. Bu arada edebiyat ve târih üzerinde de çalıştı. Trabzon’u çok güzel idare eden Selîm’in bu sırada komşu devletler ile de münâsebetleri oldu.

Nitekim o, vâliliği sırasında Trabzonluları rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. Bunların en meşhuru 1508 Kütayis seferidir. Bu seferlerde bugün Türkiye toprakları içinde bulunan Kars, Erzurum, Artvin illeri ile on beş mahalli fethederek Osmanlı topraklarına kattı. Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi müslüman oldu. Diğer taraftan İran’da Safevî Devleti’nin başına geçen Şâh İsmail, ülkesinde sünnîliği yok etmek için her türlü zulmü ve işkenceyi yapıyor, onları kendi bozuk fırkaları olan râfiziliğe girmeye zorluyordu. Bununla beraber Şâh propagandacıları vasıtasıyla Anadolu’ya nüfuz ediyor, bu memleketi de hâkimiyeti altına alarak, Osmanlı Devleti’ni yıkmak ve burada da sünnîleri imha etmek istiyordu. Ayrıca onun izinsiz Osmanlı topraklarından geçerek Dulkadiroğulları ülkesinde tahribatta bulunması üzerine şehzâde Selîm de emrindeki cüz’î kuvvetlerle hareketle Akkoyunlu topraklarından Bayburt, Erzincan, Kemah, İspir, Gümüşhane ve Çemişkezek çevresini ele geçirdi. Fakat bütün Akkoyunlu mirasına sâhib olduğunu iddia eden Şâh İsmail, bu toprakları geri almak için kardeşi İbrâhim Mirzâ’yı bölgeye gönderdi. Şehzâde Selîm ise, hızla hareket ederek Erzincan yakınlarında Safevî ordusunu perişan etti ve İbrâhim Mirzâ’yı esir aldı. Şâh’a karşı bu başarıları şehzâde Selîm’e büyük prestij kazandırdı.

Şehzâdenin bu faaliyetlerinden telâşa kapılan Şâh İsmail, Bâyezîd Han’a bir nâme göndererek yaptıklarından özür dilemiş ve şehzâde Selîm’den de şikâyet etmiştir. Nitekim sultan İkinci Bâyezîd’in emri üzerine şehzâde Selîm, Şâh’ın kardeşini serbest bıraktığı gibi; Erzincan, Kemah, Bayburt ve İspir’i Safevîlere geri verdi.

Bu duruma rağmen Şâh İsmail, sultan Bâyezîd’in Anadolu alevîlerine Erdebil’i ziyaret etmelerine izin vermesinden faydalanarak onları kendilerine bağlıyor ve Osmanlı Devleti’ni içerden çökertmeye çalışıyordu. Öte yandan Mısır Memlûklülerini de rakibi Osmanlılar aleyhine daimî olarak kışkırtıyordu. Şahın bu faaliyetleri sonucunda Anadolu’da ortaya çıkan Şahkulu, Baba Tekeli ve Nur Halîfe isyânları binlerce masum kişinin ölmesine sebeb oldu. Şehzâde Ahmed ve vezîriâzam Hadım Ali Paşa kumandasındaki kuvvetler âsîler karşısında bozguna uğradı ve Osmanlı ülkesinde bir otorite boşluğunun doğmasına sebeb oldu. Neticede sultan Bâyezîd’in üç şehzâdesi arasında saltanat mücâdelesi baş gösterdi. Şehzâde Ahmed’in Şâhkulu karşısındaki muvaffakiyetsizliği, şehzâde Korkut’un ise yumuşak tabiatlı olması dolayısıyla yeniçeriler Selîm tarafdârı idi.

Ancak sultan Bâyezîd Han’ın vezirleri şehzâde Ahmed’in pâdişâh olmasını istiyorlardı. Şehzâde Ahmed, pâdişâh olursa yine vezir olabileceklerini, azledilmeyeceklerini biliyorlardı. Pâdişâh’ın meyli de, yaşının büyüklüğü sebebiyle şehzâde Ahmed’e idi. Bu sırada Selîm’in ziyaret maksadı ile Kırım’a gitmesi, aleyhindeki devlet adamlarını harekete geçirdi. Bunlar Selîm’in saltanat için hazırlandığını ileri sürerek, üzerine Rumeli beylerbeyi Hasan Paşa’nın gönderilmesini sağladılar. Hasan Paşa muhârebeye girmeyerek geri çekildi. Bunun üzerine Pâdişâh’ın bizzat Selîm’e karşı harekete geçmesi sağlandı.

Ergunca Yayımladı.

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir