Osmanlının Açe’ye Yardımı

Sponsorlu Bağlantılar

Osmanlının Açe'ye Yardımı

Endozya’nın Açe adasının Sultanı Alaaddin’in elçileri 1547’de İstanbul’a, Osmanlı sarayının o zamana kadar hiç bilmediği yiyecekler, ilginç hayvanlar, süs eşyaları ve tütsülerden oluşan hediyelerle geldiği yazılı kayıtlarda mevcut. Topkapı Sarayı’nda Hüseyin adındaki Açe elçisinin başkanlığındaki heyet dinlendikten sonra Hint adalarına sefer açılmasına karar verildiği, 1554’te önce Hadım Süleyman Paşa’nın ardından da Seydi Ali Reis’in komutasında Osmanlı donanmasının bölgeye gönderildiği biliniyor.

‘Keşif gezisi’ veya ‘Bayrak göstermek’ olarak nitelenebilecek bu ilk ziyaretlerin ardından Seydi Ali Reis’in sunduğu layiha üzerine elçilik göreviyle Lütfi Bey’in doğrudan Açe’ye gönderildiği de kayıtlı. Ancak o günlerde Kanuni’nin Zigetvar seferinde olması ve bu sırada vefatı dolayısıyla Açe heyetinin ne yapacağını bilmez halde İstanbul’da beklediğini düşünmek mümkün.

2. Selim’in tahta çıkışı, cülus töreni, devlet bürokrasisinin yeni hükümdara göre tanzimi sırasında Açelilerin müteaaddit defalar saraya başvurdukları halde cevap alamadıklarını tahmin etmek zor değil.

Ama 2. Selim duruma hâkim olduktan sonra bakılabildi Açe meselesine… Ve bu defa donanmanın Açe’ye dökümü yapılmış toplar, döküm ustaları, gemi yapım ustaları götürmesine karar verildi.

Ama yardım ulaşıp ustalar çalışmaya başlayana kadar geçen zamanda Portekizliler iyice yerleşmişlerdi Sumatra’ya. 1566’da Sultan Alaaddin bir kere daha elçilik heyeti gönderdi İstanbul’a. Bu kez bir tür ‘imdat’ çağrısıydı sultanın mektubu:
“Yardım etmezseniz mahfoluruz ve hacıların yolu da Portekizliler tarafından kesildiği için Müslümanlar büyük zarar görür. Lütfen kale dövecek toplar gönderin. Açe sizin köylerinizden biri, ben de hizmetkârlarınızdan biriyim. Biz Lütfi Bey ve arkadaşlarından çok memnun kaldık. Onları lütfen tekrar bu tarafa gönderin. Bağışladığınız toplar ve topçular geldiler. Onların gözümüzde ayrıcalıklı ve yüksek bir yeri var.

Eğitilmiş birkaç at, hisar ve kale yapacak ustalar yanında bize yeniden kadırga yapacak bilgili kişiler gönderin…”

Padişah bu mektubu cevaplandırmakta gecikmedi. Gönderdiği ‘name’de yardımı kendisi için hem dini açıdan hem de geleneksel olarak Türklerden yardım isteyenlere el uzatmayı ilke edinmiş bir devletin hükümdarı sıfatıyla görev saydığını yazdı. Hatta gönderilen malzemeye karşılık para ödemekte zorlanırsa İstanbul’un ihtiyaç duyduğu baharatla yapılacak ödemeyi kabul edebileceğini söyledi. Sultan Alaaddin’in istediği tüm malzeme ve elemanlar temin edilerek 15 kadırgadan oluşan donanma Süveyş kaptanlarından Kurtoğlu Hızır Reis komutasında yola çıkarıldı. Bununla da kalmadı 2. Selim; Mısır, Yemen, Aden ve Cidde beylerbeylerine birer ferman göndererek Açe sultanına her türlü yardımı yapmalarını emretti. Ama Yemen’de isyan çıkınca Kurtoğlu’nun sefere çıkması gecikti. Donanma önce isyanın bastırılmasıyla görevlendirildi.

Yemen isyanının temel sebebi Osmanlı’nın tayin ettiği komutanların kendi aralarında çekişmeleri neticesi halka baskı olarak yansıyan idari bozukluktu…

Tablodaki komuta karmaşasını anlamanız için şu örnek kâfi gelir sanırım:

İsyanı bastırmakla görevli Osman Paşa, şiddetli bir direnişle karşılaşıp yenilmek sınırındayken yardımına Kahire komutanı Sinan Paşa’nın koştuğu ve isyancıların onun kuvvetiyle dağıtıldığı sabitken, iki Osmanlı komutanının biribirlerinden ayrı otağlar kurdukları ve doğrudan İstanbul’la yazışarak aralarındaki haberleşmeyi sürdürmeye çalıştıkları biliniyor.

Başkumandan yetkileriyle Yemen’e gönderilen Osman Paşa’nın birkaç defa amiri olduğu Sinan Paşa’yı karargâhına davet ettiğini ama Sinan Paşa’nın gitmediğini ekleyeyim. Başlangıçta 15 kadırgadan oluşturulması düşünüldüğü halde gecikmeden dolayı Açe’ye savaşçı asker de gönderilmesine karar verilip 22 gemilik bir filo teşkil edildi.

Ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun Güneydoğu Asya siyaseti oluşturulamadığı için ‘perakende’ bu yardımlar düzenli Potekiz ve Hollanda baskısı karşısında eridi. 1851’de Açe Sultanı İbrahim İstanbul’a bir heyet göndererek Osmanlı İmparatorluğu’na ‘eyalet’ statüsünde resmen bağlanma teklifini iletti. On sene sürüncemede kaldıktan sonra Sultan Aziz tarafından kabul edildi bu dilek ama o sırada Kırım Savaşı başlamıştı.

Dolayısıyla Osmanlı bürokrasisi uzak Asya’da sömürge çıkarları olan Batı dünyasının zihnini bulandırmamak için küllenmeye bıraktı bu işi. 1873’te Hollanda, Açe Sultanlığı’na bayrağındaki ay-yıldızı kaldırması ve İstanbul’la ilişkiyi kesmesi için ültimatom verdi. Açe’nin bu isteği reddetmesi üzerine de savaş açtı. Tam yirmi beş yıl çarpıştı Açeliler ve 1904’te yenik düştü.

Hollanda Açe’yi Sumarta bütününe, adalar topluluğunu Endonezya’ya bağlayıp yönetimi için bir genel vali tayin etti.