Nasuh Paşa ve Serav Antlaşmaları


Son Güncelleme Zamanı:

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

ÖZET
XVII. Yüzyıl başlarına gelinceye kadar Osmanlılar ile Safevîler arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan toprakları üzerinde uzun süre devam eden bir hakimiyet mücadelesi vardı. Bu mücadelenin çok çeşitli sebepleri zikredilebilir. Özellikle XVII. yüzyıl başlarına baktığımızda; Safevî Şahı I. Abbas’ın her geçen gün durumunu kuvvetlendirdiğini ve bu yüzden 1590’da Osmanlı Devleti ile yapılmış olan İstanbul Antlaşması’nı ihlal ederek Azerbaycan’a hakim olmak istediğini görmekteyiz. Öte yandan Anadolu’da Osmanlı yöneticilerine karşı, Celâli adı verilen eşkıya grupları tarafından çıkarılmış olan isyanlar ve Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü zaafın Safevîler tarafından fırsat bilinmesidir.

Osmanlılar ile Safevîler arasında XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde meydana gelen kanlı savaşlar sonucu, iki önemli siyasi antlaşma yapılmıştır. Bunlardan ilki olan ve dönemin vezir-ia’zamının adı ile anılan “Nasuh Paşa Antlaşması (1612)” uzun sürmemiştir. Doğu’da Osmanlı kuvvetleri ile Safevî kuvvetleri arasında yeniden bazı çarpışmalar olmuştur. Osmanlı kuvvetlerinin kararlılığı ve siyasi otoritelerin girişimleri ile “Serav Antlaşması (1618)” yapılmıştır. Böylece Safevîlere karşı, Doğu Anadolu ve Azerbaycan topraklarının güvenliği sağlanmaya çalışılmıştır.

ABSTRACTS

There was a struggle between the Ottoman and Safevids for sovereignty on Eastern Anatolia and Azerbaijan till the beginning of the 17th century. One reason, among several others, was that Abbas I, the Safevids Shah, had strengthened his conditions day by day and wanted to rule Azerbaijan breaking the agreement, called İstanbul Pact, arranged with Ottoman State in 1590. In addition, there were bandits rebelling to the Ottoman administrators and, as a result, weakening the Ottoman State, which was thought to be an opportunity for the Safevids.

Ottomans and Safevids made two significant political agreements after the bloody battles they had in the first quarter of 17th century. The first one, named Nasuh Pasha Pact (1612), did not last long, and they had a war again in the east. With the decisiveness of the Ottoman forces and the initiatives of the political authorities, another agreement, called Serav Pact (1618), was made. In this way, Ottoman State tried to promote the safety of Eastern Anatolia and Azerbaijan against Safevids.

GİRİŞ:

XVII. Yüzyıl başlarına baktığımızda Osmanlı Devleti padişahlık tahtında on dört-on beş yaşlarında bir çocuk oturmaktaydı. Ancak, Osmanlı Padişahı I. Ahmed’in (1603-1617) etrafında elbette tecrübeli devlet adamları, vezirler ve paşalar bulunuyordu. Osmanlı orduları Batı’da Avusturya cephesinde Doğu’da İran-Azerbaycan <!–more–>cephesinde uzun yıllardan beri savaşmaktan perişan olmuştu. Anadolu’da ise, yer yer “Celâli isyanları” olarak bilinen, eşkıyalık ve zorbalık yapan kitleler, idarecileri hayli meşgul etmekteydi.

İran topraklarında ise, Safevî hanedanlığı her geçen gün güçlenerek hakimiyetini artırıyordu. Safevîler, Osmanlı Devleti ile Azerbaycan ve Irak toprakları üzerinde hakimiyet mücadelesi yapıyordu. Safevî Şahı I. Abbas (1587-1629) tecrübesine ve liderlik şahsiyetine güvenerek, Osmanlı tahtına da bir çocuğun geçmiş olmasını fırsat bilerek, Doğu’da Osmanlı Devleti’ne karşı devamlı gaileler çıkarmaktaydı.

İran cephesi Serdârı Cağal-zâde Sinan Paşa’nın, Safevî Şahı I. Abbas’a mağlubiyeti ve 1605’de ölümü hadisesi, Osmanlı Devleti’nin Doğu cephesini hayli perişan etmiştir. Osmanlı askerinin çoğunlukla cephelerde savaşmakta olduğundan fırsat bularak, Anadolu’da dört yeni eşkıyâ reisi türemişti. Bunlardan en önemlisi Uzun Halil, Orta Anadolu’da, Kalenderoğlu Mehmed Ağa, Kara Saîd ve Saçlı adlarındaki diğerleri de Aydın-Saruhan taraflarında eşkıyalık yapıyorlardı.

Taşradaki idarecilerin halk üzerindeki baskıları artmış, Anadolu’da geniş çaplı eşkıyalık hareketleri başlamıştı. Celâli adı verilen gruplar özellikle İran harpleri sırasında Anadolu’da büyük karışıklığa sebep oluyorlardı. 1595-1610 yılları, tam bir iç kargaşanın yaşandığı devreyi teşkil etmiştir. Anadolu bu dönemlerde adeta yangın yerine döndü. Köyler boşaldı, “büyük kaçgunluk” yaşandı. Bu gruplar bilhassa 1607-1610 döneminde şiddetle tenkil edildiler[1].

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir