Osmanlı ve Avrupada Tuvalet Kültürü


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 7 Mayıs 2020 Kerim Usta

Osmanlı imparatorluğu sahip olduğu kültür ve yaşam tarzı ile Avrupa için örnek bir devletti. Bugün yaygınlığını yitirmiş olsa da Osmanlı’da Türk Hamamları temizlik adına çok önemli mekanlardı. Hamam kavramı Avrupa için temiz olmak ve banyo kültürü oluşmasında yine öncülük yapmıştır.

Hatta: daha da ilginç olanı Avrupa’da tuvalet kavramı bile yoktu. 1600’lerde tuvalet kavramından bihaberdiler. 1667 tarihinde Osmanlı’da “Tuvalet Vakfı” kurulurken Avrupa’da tuvalet bilinen bir şey değildi. İnsanlar ihtiyaçlarını boş buldukları alanlarda, ya da evin içinde giderip dışarıya fırlatıyordu. Şehirler pis kokuyordu. Bu yüzden yüksek topuklu ayakkabılar, şemsiyeler revaçtaydı. Osmanlı’da ise bu tarihlerde zaten hemen hemen her köşe başında var olan tuvaletlerin sayıları ise artırılıyordu.

Avrupa tuvaletle tam anlamıyla olmasa da 18. yüzyılın başlarında tanıştı. Artık sarayların bir köşesinde tuvalet vardı, krallar ve aristokratlar için ihtiyaç giderme sandıkları bulunuyordu.

Doç. Dr. Said Öztürk Osmanlı’daki tuvalet anlayışının Batı ile kıyaslanmayacak derecede illeri de olduğunu söylüyor. Doç. Dr. Öztürk devamla şöyle konuşuyor: “Batı ile kıyaslandığında bu tarihte Osmanlı’da tuvalet vakfının bulunması fevkalade bir üstünlüktür. Zira bu tarihlerde Batı dünyasında tuvalet kültüründen bahsetmek mümkün değil. Daha sonraki dönemlerde de aynı durum geçerli. Batı tuvaletle çok geç tarihlerde tanışıyor. Osmanlı imparatorluğunda temizlik, sağlık, güzellik, güzel koku çok önemli ve üzerinde durulan konulardı. Sağlıklı yaşam ve huzurlu bir hayatın gereği olarak görülen temizlik ve güzel koku üzerine günümüze kadar gelen arşiv belgelerinden de anlaşıldığı üzerine Avrupa için öncü olduğumuz değerlere Avrupalılar bizlerden daha çok değer göstermişler.

Avrupa’da Banyo ve temizlik alanının geçmişi, Hıristiyanlığın Orta çağ boyunca Avrupa’ya neler yaptığını çok iyi ortaya koyuyor: Osmanlılardan başka, sadece Roma’da hamam kültürü gelişmişti. Hamamlar aynı zamanda kültürel buluşma mekanlarıydı. Toplantı alanları, eğlence alanları, kütüphaneler gibi unsurlar suyun etrafında bir kültürel buluşma noktası oluşturuyordu. Tabii buna dinen pek hoş karşılanmayan eğlenceler de eşlik ediyordu.

Hıristiyanlık Avrupa’da yaygınlaşır ve Roma çöküşe geçerken hamam kültürü de yok olmaya başladı. Kilise, bedenin tamamen yıkanıp temizlenmesini şehveti tetikleyeceği gerekçesiyle hoş karşılamıyordu. Avrupa’nın yüzlerce yıl sürecek kir pasak içinde yaşama dönemi başladı. Tuvalet kültürü, banyo kültürü, temizlik kültürü yok olmuştu. Takip eden yüzyıllarda Avrupa’da yaşanan çeşitli salgın hastalıkların çok yüksek ölüm oranlarına ulaşmasında temizliğe ilkesel olarak karşı olan bu yaklaşımın derin bir etkisi bulunuyor.

Avrupa’da soyluların saray bahçesinde şemsiye ile dolaşmalarının en önemli sebeplerinden birisi pencereden hizmetçilerin boşalttığı pisliklerin üzerlerine gelmemesi içindi. Ya da pencerelerden uzak dolaşmak gerekiyordu. Malum ola ki bir pislendiniz! Sabun yok ki yıkayasın. Fransızların parfümleri icat emeside buna bağlıdır derler. Dikkat ederseniz her parfümde “EAU DE TOILETTE” yazısı var. Anlamı tuvalet suyu demektir. Avrupalı tuvaletten çıktıktan sonra parfüm kullanırmış yani “yıkanmıyoruz ama biraz güzel kokalım” diyorlarmış.

Ancak; aynı Fransızların Luvre Müzesi’nde Osmanlı koku arşivi mevcuttur. Osmanlıların sahip olduğu değerleri bir bir kendi bünyelerine katan dünün geri kalmış Avrupa devletleri bugün bizim onlara kattıklarımızı unutmuş görünüyorlar

Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Ergunca

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir