Namaz Tesbihatı’nın 33 Olma Sırrı

Bu Konuyu Yazdır
Namaz Tesbihatı'nın 33 Olma Sırrı

Mü’minler namazlarının ardından tesbihat yaparken “Subhanallah”, “Elhamdulillah” ve “Allahu Ekber” gibi mübarek kelimelerle Allah-ü Teâlâ’yı tesbih eder, getirmiş oldukları salavatlarla da Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve sellem) selâmlarını gönderirler. Böylece hem Allah’ın yardımını istemiş, hem de Peygamberimizin şefaatini dilemiş olurlar. Daha sonra yapmış oldukları duâ ile bir kul olarak âcizliğini, zayıflığını ve ihtiyaçlarını dile getirir ve bütün bunları Kâinat Sahibinden isterler.

Tesbihat bir anlamda namazın hâtimesi ve en güzel şekilde bitirilmesidir. Bu tesbihleri bizzat Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) devamlı yaptığı gibi, bizlere de faziletini bildirerek tavsiye etmiştir. Bir gün, başta Ebû Zer (radıyallahu anh) olmak üzere Muhacirlerin fakir olanları Peygamberimize gelerek şöyle dediler:

“Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”

Sahabîlerini dinleyen Peygamberimiz, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı:

Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla, sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra otuz üç kere ‘Sübhanallah’, otuz üç kere ‘Elhamdülillah’, otuz üç kere ‘Allahü Ekber’ derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehüm hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.

Hadis-i Şerif; Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2
Peygamberimiz (aleyhissâlâtu vesselâm) bir diğer hadislerinde de namazdan sonraki tesbihatın faziletini bildirmiş, devamında ise,

Herhangi biriniz namazda iken şeytan gelir ve namazdan dönünceye kadar ‘falan işi hatırla, falan işi hatırla’ der. Bu yüzden tesbih çekmeyi belki yapamaz.

Hadis-i Şerif; Tirmizî, Davaat: 25
ifadeleriyle bu noktada dikkatli olmamız konusunda bizi uyarmıştır.

Peygamber Efendimiz daha birçok hadis-i şerifte de namazlardan sonra okunacak tesbihleri ve duâları bildirmiş ve bunları bizim de yapmamızı tavsiye etmiştir.

Bediüzzaman Hazretleri Sözler isimli eserinde “Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahü Ekber” kelimelerinin hem namazın içinde, hem de namazdan sonra yapılan tesbihatta büyük bir yerinin olduğunu ifade ederek şunları söyler:

Namazın mânâsı, Cenab-ı Hakkı tesbih ve tâzim ve şükürdür. Yâni celâline karşı kavlen ve fiilen ‘Sübhanallah’ deyip takdis etmek, hem kemâline karşı lâfzan ve amelen ‘Allahü Ekber’ deyip tâzim etmek, hem cemâline karşı kalben ve lisânen ve bedenen ‘Elhamdülillah’ deyip şükretmektir. Demek, tesbih ve tekbir ve hamd namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârında bu üç şey her tarafında bulunuyorlar. Hem ondandır ki, namazdan sonra namazın mânâsını te’kit ve takviye için şu kelimât-ı mübareke (mübarek kelimeler) otuz üç defa tekrar edilir. Namazın mânâsı şu mücmel hülâsalarla te’kit edilir.

Nasıl ki her kapının, kilidin bir anahtarı varsa manevî boyutu olan şeylerin de bir kilit noktası ve onu açan bir anahtarı vardır. Doğru kilit için doğru anahtarı kullanmazsanız onu açamazsınız. Örneğin; e-mail adresinizin bir şifresi vardır ve bu şifreyi yanlış girdiğiniz sürece mail kutunuza giremezsiniz. İşte aynen öyle de bazı ilahî kapıların açılabilmesi için tesbihin veya salavatın belirli bir sayıda çekilmesi gerekir. Eğer bu sayı bilerek kastî olarak çekilmiyorsa o sırra ulaşılması mümkün olmaz. Ancak unutarak yanlış sayıda çekilmiş ise Allah’ın rahmeti sonsuzdur, sizden onu kabul edecektir.

Camilerde müezzin tesbihatta hangi tesbihin söyleneceğini bildirmek için söylüyor. Bu bildiri amaçlı olduğundan söylenen tesbih 33 defa çekilen tesbihlerin sayısına dâhil değildir. Zaten herkesin ayrı ayrı 33 defa tesbihleri çekmesi gerekir.

Bu tesbihleri 33 defa çekmenin hikmetine gelince:

Bu üç tesbihin (Subhanallah, Elhamdülillah, Allahuekber) ortak noktası “Allah” lafza-i celaldir. Bu ismin ebced değeri 66 olup 2×33’tür. Bu açıdan 33 sayısı, bir ism-i azam olan lafza-i celalin riyazî makamına uygun olmakla o mertebelerdeki bazı feyizlere mazhar olmak mümkündür.
“Subhanallah, Elhamdülillah, Allahuekber” kelimelerinin toplam ebced değeri 627 olup 19×33’tür. Bu tevafuk da “tesbih, tahmid, tekbir”den ibaret olan namaz tesbihlerinin 33’er defa olmasının uygun olduğuna işaret eden bir şifre olarak görülmektedir.
* Namaz tesbihatı, namazlardaki birer çekirdek hükmündedir. Beş vakit farz namazların rekat sayısı 17’dir. Namazların sonunda yapılacak tesbihlerin de bu sayı ile ilişkisi vardır. Çünkü, 1’den 33’e kadarki sayıların toplamı 561’dir ki, 33×17’dir. Demek 33 sayısı, aynı zamanda günlük beş vakit farz namazların 17 rekatını da içine aldığı için önem arz etmektedir.
* Tesbih, tahmid ve tekbirden her birisinin -küllî manada- 33’er mertebesi vardır. Şuurumuz ermezse bile, tesbihatı 33’er defa tekrarlamakla icmalî de olsa onların 33 mertebelerindeki feyizlere mazhar olunabilir. Bu şekilde tesbihat yapanlardan bazıları bilfiil, bazıları bi’n-niye, bazıları bil-kuvve bu sırlara mazhar olmaya namzettir.