Mürşid İrşad ve Niğmet


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 26 Mayıs 2020 Kerim Usta

Mürşid İrşad ve Niğmet

Mürşide tâbiiyet, Kur’ân’daki İslâm’ın ikinci safhasını ve 14.basamağı ifade etmektedir Allahû Tealâ, hacet namazı ile Kendisinden sorup öğreneceğimiz mürşidimize tâbî olmamızı hepimizin üzerine farz kılmıştır.
5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Nebe Suresinin 38. ve 39.âyet-i kerimeleri mürşidin önünde yapılan tevbeden söz etmektedir.
78/NEBE-38: Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben).
O gün, ruh (devrin imamının ruhu) ve (arşı tutan) melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahmân’ın kendisine izin verdiği kişiden başka kimse konuşamaz. Ve (izin verilen) sadece sevap söylemiştir.
78/NEBE-39: Zâlikel yevmul hakku, fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).
İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder. (Allah’a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.

İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder. (Allah’a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.

Bundan 14 asır evvel bütün sahâbe kâinatın en sevgili mürşidine Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî olmuşlardır.
48/FETİH-10: İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecran azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah’a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).
60/MUMTEHİNE-12: Yâ eyyuhân nebiyyu izâ câekel mu’minâtu yubâyi’neke alâ en lâ yuşrikne billâhi şey’en ve lâ yesrikne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne evlâdehunne ve lâ ye’tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydîhinne ve erculihinne ve lâ ya’sîneke fî ma’rûfin fe bâyı’hunne vestagfir lehunnallâhe, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ey nebî (peygamber)! Mü’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlâtlarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir iş konusunda sana asi olmamak üzere, sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur’dur (mağfiret edendir, günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (Rahîm esması ile tecelli edendir).

MÜRŞİDE TÂBÎ OLANLARA VERİLEN YEDİ Nİ’MET

Kişi Allah’ın gösterdiği mürşide tâbî olduğu takdirde, mürşid kişiyi Allah adına teslim alır. 12 ihsanla mürşidine tâbi olmuş olan kişi Allah’tan 7 tane de nimet alacaktır.

* Birinci ni’met; devrin imamının ruhunun, o kişinin başının üstüne gelip yerleşmesidir.
40/MU’MİN-15: Rafîud deracâti zûl arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzira yevmet telâk(telâkı).
Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah’a ulaşmayı dilediği için Allah’ın da Kendisine ulaştırmak istediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.

Devrin imamının ruhu kişinin ruhuna: “Vücudu terk et. Senin Allah’a ulaşma günün geldi. Senin yerine nöbeti ben devraldım.” der. Ve bunun üzerine kişinin ruhu vücudu terk ederek Sıratı Mustakîm üzerinden seyr-i sülûk adı verilen bir yolculukla Allah’a doğru yola çıkar.
* İkinci ni’met; kişinin kalbine îmânın yazılmasıdır.Kalbe îmân yazılmazsa Allah’ın katından gelen fazılların kalbe girmesi ve orada tutunması mümkün değildir. Îmân kelimesinin manyetik çekim gücü ile fazılların manyetik gücü birbirine zıttır ve dolayısıyla fazılların kalpte tutunabilmesi için mutlaka îmân kelimesinin yazılması lâzımdır. Allahû Tealâ bu konuyu Mucâdele Suresinin 22. âyet-i kerimesinde ifade etmektedir.
58/MUCÂDELE-22: Lâ tecidu kavmen yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîratehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anhu, ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizballâhi humul muflihûn(muflihûne).
Allah’a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah’a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah’a ve O’nun Resûl’üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razı oldular. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah’ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?
* Üçüncü ni’met; kişinin o güne kadar işlemiş olduğu bütün günahların sevaba çevrilmesi ve derecat sisteminin değiştirilmesidir.Buna paralel olarak kişinin derecat sistemi değişir. O güne kadar kişi her yaptığı amel karşılığında 1’e 10 pozitif derecat kazanırken, Allahû Tealâ ona bu noktadan itibaren tezkiye kademelerine paralel olarak 1’e 100, 200, 300, 400, 500, 600 ve 700’e kadar varan dereceler verecektir.
25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).
2/BAKARA-261: Meselullezîne yunfikûne emvâlehum fî sebîlillâhi ke meseli habbetin enbetet seb’a senâbile fî kulli sunbuletin mietu habbetin, vallâhu yudâifu li men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her sünbülünde (başağında) yüz adet tane (tohum) olmak üzere, yedi sünbül (başak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, dilediği kimse için (onun rızkını) kat kat artırıp verir. Ve Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.
* Dördüncü ni’met; emanet olan ruhun vücudumuzdan ayrılmasıdır.Nasıl ki devrin imamının ruhu başımızın üzerine gelip nöbeti devralıyorsa bizim ruhumuz da fizik vücudumuzu terk eder.
78/NEBE-39: Zâlikel yevmul hakku, fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).
İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder. (Allah’a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.

Ruhun Hakka ulaşmak üzere yola çıktığı gün, hak günüdür. Dileyen kişi kendisini Allah’a ulaştıracak olan Sıratı Mustakîm’i yol ittihaz etmiştir. Ve yolun sonunda Allah’ın Zat’ı o kişinin ruhuna meab olur, sığınak olur.
* Beşinci ni’met; Kişinin ıslah edici amellerle(zikirle) nefs tezkiyesine başlamasıdır.
40/MU’MİN-40: Men amile seyyieten fe lâ yuczâ illâ mislehâ, ve men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu’minun fe ulâike yedhulûnel cennete yurzekûne fîhâ bi gayri hisâb(hisâbin).
Kim seyyiat (şer, derecat düşürücü ameller) işlerse mislinden daha fazla cezalandırılmaz. Kadınlardan veya erkeklerden kim amilüssalihat (nefsi ıslâh edici ameller, nefs tezkiyesi) yaparsa işte onlar, (îmânı artan) mü’minlerdir. Onlar, cennete konulacak ve hesapsız rızıklandırılacaktır.

Allah’ın rahmeti ve fazlı olmadıkça hiç kimse nefsini tezkiye edemez. Nefsini tezkiye etmeyen kişininse felaha ermesi mümkün değildir.
24/NÛR-21: Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).
91/ŞEMS-9: Kad efleha men zekkâhâ.
Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir.
* Altıncı ni’met; kişinin fizik vücudunun güçlenmesidir. Fizik vücudun güçlenmesi, Allah’ın vasıta emirleri kişiye sevdirmesiyle gerçekleşir. Zikri severek yapar, orucu severek tutar, namazı severek kılar.
36/YÂSÎN-60: E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun).
Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
36/YÂSÎN-61: Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustakîm(mustakîmun).
Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
* Yedinci ni’met; iradenin güçlenmesidir.İrade, nefsimizin afetlerine karşı koyan güçtür. Nefsteki karanlıklar azalmaya başlayınca karşıt güç azaldığı için irade pozitif olarak güçlenmeye başlar.
9/TEVBE-100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine’deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.

Mürşide tâbiiyetle Allah’tan bu 7 tane nimeti alan kişinin, tâbî olduğu anda ruhu vücudundan ayrılarak Allah’a doğru yola çıkmış, kişi nefs tezkiyesine başlamıştır. Kişinin yapacağı zikre paralel olarak nefsin kalbindeki her %7 nur birikimden ruh bir gök katı aşarken nefs de tezkiye kademelerini birer bire aşacaktır. Ruhun 7 gök katını aşması, nefsin 7 kademede %7 fazl, %2 de başlangıçtaki rahmet nuru ile tezkiye olmasına bağlıdır.

Her %7 nur birikiminde nefs, Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Radiye, Mardiyye ve Tezkiye kademelerini aşarken ruh da gök katlarındaki yolculuğunu tamamlayarak Allah’ın Zat’ına ulaşacak ve Allah’ın Zat’ında ifna olacaktır.

Kişinin kalbindeki nur oranı aynı zamanda kişinin mutluluk oranını ifade eder. Böylece nefs tezkiyesini tamamlayarak, ruhunu Allah’a ulaştıran kişi dünya hayatında %51‘lik bir mutluluğu yakalamış olur.

Bu minval üzere 14.basamak kişi için çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu noktada ruhun da fizik vücudun da nefsin de iradenin de hidayeti başlamıştır.

Kaynak;
KuranMeali.org

Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Ergunca

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir