Milli Mücadele’de Gizik Duran ve Faaliyetleri

Yayım tarihi:

Komutanlar Develi’ye geldikleri vakit, Develi halkı kaza’da bulunan 2000 kadar Ermeni’nin taşkınlığı yüzünden çok tedirgin durumdaydı. Fransız işgali Develi’ye 20 km. kadar yaklaşmış, halk her an Develi’nin de işgal edileceği endişesi içindeydi.

Öte taraftan Sivas’ta Mustafa Kemal Paşa’ya Kozan temsilcilerinin söylediği “bölgede Aydınlı aşiretinin 5000 silahlı kuvvetinin bulunduğu” ifadeleri tamamen asılsız çıkmıştı. Hatta, Fransızlar Çukurova’dan göçü yasakladığı için bölgede Aydınlı aşireti hiç yoktu. Ellerinde hiçbir kuvvet bulunmayan komutanlar her bir şeyi kendileri baştan teşkil edeceklerdir.

Gizik Duran’ın Millî Mücadele Tarafına Katılması ve Faaliyetleri:

Feke Kazası’nda her şeye hakim olan ve daha önce bölgede Fransızlar lehine casusluk yaptığı bilinen Cezmi adında birisi, vatanperverlik duygusuyla Millî kuvvetler tarafına geçmişti. Fekeli Cezmi sayesinde artık işgal bölgesinden haber alınabiliyordu.

Fekeli Cezmi Kozan’daki Fransızlar ile işbirliği yapan jandarma komutanı Ali Saip’i de Millî Mücadele tarafına geçirmeye çalışıyordu. Millî kuvvetlerin teşkili biraz güçte olsa bir zaruretti. Bölgede eşkıyalık yapmakta olan Kozan jandarma komutanı Ali Saip’inde kendisinden çekindiği Gizik Duran ile temasa geçilmeye karar verildi.

Gizik Duran ile görüşen Aydınoğlu Tufan Bey olayı şöyle nakletmektedir: “Bir Ermeni subayı pusuya düşürüp öldürenlerin aile ve köylerini, hatta yakınlarını Ali Saip, çok sert şekilde cezalandırdığından bu çetenin Ali Saip’ten intikam almak hevesinde olduğunu tahmin etmiştik. Elimizde henüz bir kuvvet bulunmadığından, Ali Saip’i korkutmak için bu çeteyi elde etmeyi düşündük.

Çete reisi dört kişi olup, Develi mıntıkasında bir köyde saklanıyorlardı. İstanbul hükümeti bunların tutuklanmasını ve idam edilmek üzere Fransızlara teslimini Develi Kazası kaymakamına emretmişti.

Her iki tarafta da yaşamak hakkı olmayan bu çetenin elde edilmesi ve iyi idare edilirse faydalı işler gördürülmesi düşüncesiyle bizzat bunlarla görüştüm. Başlangıçta hükümet adamı olduğumu zannederek çekinmişlerdi. Zamanla ısındılar ve düşman istilâ mıntıkasında Millî kuvvetler ile çalışmaya, namuslu ve uslu olmaya, eşkıyalık etmemeye söz vermişlerdi. Esasen eşkıyalık etmiyorlardı.

Ara bölgedeki köylüler bunları, kendilerinin Haçın Ermenileri tarafından her an bekledikleri baskınlara karşı muhafız olarak kabul etmekte ve kendilerine saygı duymaktaydılar. Bu çetenin on beş kadar silahlısı vardı. Hepsi 20-25 yaşlarında gençlerdi ve reisleri “Gizik Duran’dı”.

Gizik Duran ve arkadaşlarının Millî Mücadele tarafına geçmesi ve Kilikya Kuvây-ı Milliye Komutanlığı’nın emri altına girmesiyle işgal bölgesinde bu ekip çok faydalı faaliyetlerde bulunmuştur. Bu kişiler işgal bölgesinde Fransız ve Ermeni görevlileri çok zor durumda bırakmıştır.

Gizik Duran 1897’de Saimbeyli’ye bağlı Cumhurlu köyünde doğmuştu ve okur-yazarlığı yoktu. I. Dünya savaşı sırasında askerlik görevinden kaçarak dağa çıkmıştı. Dağlar’da eşkıyalık yapmaktaydı. Mondros Mütarekesi sonucu dağdan inmiş, ancak eşkıyalık süresince mağdur ettiği kişilerce yapılan şikayetler üzerine tutuklanıp Adana Cezaevi’ne hapsedilmişti.

Fransızlar Adana’ya geldikten bir müddet sonra, hapishanede işlerine uygun kullanabileceklerini düşündükleri kişileri seçmeye başlamışlardı.

Özellikle Ermenilerin istekleri üzere Torosları karış karış bilen Gizik Duran’dan yararlanmak istediler. Asker kaçağı da olduğu için vatanına karşı ilgisiz olduğuna inanmışlardı. Ermeni bir tercüman aracılığı ile Gizik Duran’a Fransızlar şu teklifi yaparlar:

“Seni hapisten çıkarıp silah vereceğiz. Birde sana aylık bağlayacağız. Haçin’e gidip bizim jandarmaların emrinde çalışacaksın. Kabul ediyor musun ve Fransız hükümetine sadakatten ayrılmayacağına yemin eder misin?” Bu teklif karşısında biraz düşünen Gizik Duran hapishane hayatına da alışamamış olduğu için kabul eder. Serbest bırakılan Gizik Duran bir miktar para ve silah alarak köyüne dönmüştür.

Bir zaman sonra Saimbeyli’nin Cumhurlu köyüne Artin çavuş başta olmak üzere Ermeni jandarmaları gelip, muhtarın odasına oturup köylüleri toplatmıştır. Bu arada Gizik Duran’da gelmiş ayakta beklemektedir.

Çevrede yaptığı işkence ve şiddetle nam salan Artin çavuş, Gizik Duran’a köyde silah olup olmadığını vs. sorar. O’da, “ne gezer efendim av tüfeklerini bile topladık”, demiştir. Artin çavuş bir anda; “Sıra ve fırsat bize geçti, tehcir sırasında yaptığınızın acısını çıkartacağım” diyerek, Gizik Duran’a dönüp köylülerin şaşkın bakışları arasında; “Duran senden bu gece köyün en güzel kadınını isterim. Süleyman Kahya’nın dul gelini için iyi diyorlar, hadi bakalım sadakatini göster” dedi.

Bu sırada Gizik Duran yere bakıyor ve zangır zangır titriyordu. Köylüler hayret ve nefret bakışlarını Gizik Duran’a çevirmişlerdi. Gizik Duran, birden bire fırladı ve belinden çektiği bıçağı Artin çavuşun kalbine saplamıştı. Daha sonra diğer Ermeni jandarmalar da öldürüldü ve bu hadiseler üzerine Gizik Duran arkadaşı Halil ile birlikte Kozan dağlarına kaçmıştı.

Gizik Duran Zamantı ırmağı üzerinde bulunan Pungu (Kılıçkaya) köyüne gelmiş, kendilerine bir zaman sonra Feke Kazası’nın Keklikçi köyünden Arap Ali, Hacı Ahmet, Yavuz Ali ve Cılaz İsmail’de katılmıştı.

Gizik Duran’ın yanında kısa sürede otuz-kırk kişilik bir gurup oluşmuştu. Bu kişilerin çoğu aileleri işgal sırasında Ermeniler tarafından mağdur edilen insanlardı. Ermeniler ’den intikam amacı ile bir araya gelmişlerdi. Çevredeki köyler tarafından beslenen bu adamlar, köylüler tarafından işgalci Fransız ve Ermenilere karşı bir güvence gibi görülüyorlardı.

Develi’de Kilikya Komutanlığı karargahı kurulunca, ortaya çıkan silahlı kuvvet ihtiyacı Pungu köyündeki Gizik Duran ve arkadaşları ile temasa geçilerek kısmen sağlanmıştı. Gizik Duran ve arkadaşları, dağları, yolları, geçitleri, saklanabilecek yerleri karış karış biliyorlardı.

Kuvây-ı Milliye’nin bölgede vurucu, öncü gücü olmuşlardı. Ermeni çeteleri tarafından korkunç bir tehlike sayılıyorlardı. Komutan Doğan Bey’in emri ile 9-10 Mart 1920 gecesi öncü kuvvet olarak Gizik Duran ve arkadaşları, Doğanbeyli (Urumlu) köyünü basarak Ermeni çetelere kayıplar verdirerek, onları Saimbeyli’ye kadar kovaladı.

Konu daha kolay okuyabilmeniz için sayfalara ayrılmıştır. İsterseniz aşağıdan sayfa seçimi yapabilir veya bir sonraki sayfaya buradan devam edebilirsiniz.  Sayfa 5

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 21 Kasım 2021 Kerim Usta

Bu Konu Kerim Usta tarafından Yayımlandı.

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir