Milli Mücadele’de Gizik Duran ve Faaliyetleri

Yayım tarihi:

1 Kasım 1919’da Adana Cephesi Kuvây-ı Milliye Komutanlığı’na atanan topçu binbaşı Kemal Bey’in idareyi ele almasıyla Fransızlara karşı mücadele oldukça şiddetlenmiştir. Pozantı’daki bir Fransız taburu 28 Mayıs 1920’de esir edilmiştir. Bundan hareketle yapılan mücadele sonucunda başarılı neticeler alınmıştır. Kavaklıhan çarpışmaları, Fransız komutanı Menile’in Toroslar’da Kar Boğazı’nda esir alınması Fransızları zor durumda bırakmıştır. Bu çarpışmalar sonucu Fransızlar yirmi günlük geçici ateşkes antlaşması istemişler ve Fransızlar ile 28 Mayıs 1920’de ateşkes antlaşması imzalanmıştır.

Antlaşmanın bozulmasından sonra Ermeniler Adana’nın çeşitli semt ve köylerinde Türklere saldırmaya başladılar. Fransızlar bu olay üzerine 4 Temmuz 1920’de şehirde sıkı yönetim ilan ettiler.

10 Temmuz 1920’de Adana’da “kaçkaç” olayı yaşandı. Fransızlar Türkleri göçe zorlamak amacı ile Türk mahallelerini hedef alan ateş sonucu, bütün Adanalılar silah sesleri arasında evlerini işlerini bırakarak göçe başladılar. Ermeniler Adana’da Ermeni Devleti kurmak düşüncesi ile Türkleri göçe zorlamak hususunda Fransız komutan Bremond’u teşvik ediyorlardı.

Fransız İşgali, Gelişen Ermeni Olayları ve Kilikya Komutanlığı’nın Kurulması:

Fransızların bölge hakkındaki amacı ve düşüncesi ile ilgili olarak Fransa başbakanı Briand; Adana bölgesi ve Mersin limanı ile İskenderun, doğal ve mükemmel bir körfez teşkil eder. Buna karşılık stratejik savunmayı sağlayacak dağlar, körfezden bir hayli uzaktır. İşte bu nedenledir ki, askerî sınırlarımızı Ermenilerin rıza ve istekleri üzerine daha ötelere götürmek istedik, demektedir.

Fransız başbakanın ifade ettiği gibi, Fransız işgali Ermenilerin isteği üzerine sınırları Torosları kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Fransızlar bu işgalde sınırları Zamantı ırmağı kabul ederek, Zamantı ırmağının doğusunda kalan yerleri ele geçirmişlerdi.

Anadolu’nun güney bölgesinin Fransızlar tarafından işgal edilmesiyle birlikte, Kafkasya’dan ve Dünya’nın her tarafından yüz bin civarında Ermeni büyük Ermenistan kurmak hayali ile Adana bölgesine gelmişlerdi. Toplanan bu Ermeniler çifte tabanca taşıyorlar ve beyaz kalpak giyiyorlardı.

Kendi kendilerine “kamavor” fedai diyorlardı. Bunlardan bir kısmı o zamanlar Osmanlı topraklarının güney sahası olan Suriye ve Lübnan’da ikamet ediyorlardı. Fransızların işgaliyle Ermeniler; Adana, Maraş, Urfa, Antep, Osmaniye, Kozan, Mersin, Saimbeyli, Zeytun, Şar, Haruniye gibi yerlerde, Fransız kuvvetleri ile birlikte silahlı çeteler olarak Türklere karşı savaşıyorlardı.

Fransızların işgal birliklerinin yanı sıra, Ermeni çetelerinin ise güney bölgelerinde;

  • Antep’te 2500,
  • Maraş’ta 2000,
  • Saimbeyli’de (Haçın) 1500,
  • Urfa’da 1000,
  • Zeytun’da (Süleymanlı) 500,
  • Şar’da (Tufanbeyli) 350,
  • Kozan’da 300,
  • Adana ve Mersin’de 1000,
  • Osmaniye, Bahçe ve Haruniye’de ise 1000 kadar olmak üzere toplam 10150 askeri bulunuyordu.

Bu Ermeniler Fransızlar ile tam bir işbirliği ve uyum içerisinde, yüzyıllardır iç içe yaşadıkları Türklere karşı âdeta bir katliama girişmişlerdi.

Fransız yüzbaşı Taillardat (Tayyarda) komutasındaki Fransız ve Ermeni kuvvetleri 1 Mart 1919’da Kozan’ı işgal ettiler. Fransız Taillardat, Ermenilere fırsat sağlamak, yapacakları yağma ve talana göz yummak için işgal hareketinin idaresini Ermeni subay, jandarma ve idare memurlarına bıraktı. Taillardat, Kozan Jandarma Tabur Kumandanlığı’na yüzbaşı Ali Saip’i atadı. Bu dönemde Kozan’a gelerek jandarma olan Ermenilerin sayısı devamlı artmaktaydı.

Kozan ve havalisinde; kalpaklı, kamalı, çifte tabancalı çoğu Kafkasya’daki Rus Çarı’nın ordusundan gelen, Antronik çetesine ve diğer Ermeni terör örgütlerine bağlı Ermeni militanlar dolup taşmaktaydı.

Kozan Sancağı; Kozan, Saimbeyli, Feke ve Kadirli olmak üzere dört kaza’dan oluşmaktaydı. Kozan Sancağı’nın tamamı 8 Mart 1918’de Fransız işgali altına girmişti. Bu süreçte dağlarda ve yollarda yüz kırk Türk’ün cesedi bulunmuştur.

Fransız işgali ile birlikte, bu durumdan rahatsız olan kişiler, işgal sahası olan Feke, Kozan, Haçın’dan kaçarak Develi’ye 250-300 kişi kadar gelip sığınmışlardı. Gelenlerin çoğu Çukurova eşrafından tanınmış ve zengin kimselerdi.

Mustafa Kemal Paşa tarafından özel bir görevle Develi’ye gelen ve Kozan Heyeti ile görüşen Kılıç Ali Kozanlılar’a, Sivas’a giderek Mustafa Kemal Paşa ile görüşmelerini söylemişti. Kozan Heyeti; Kurdoğlu Hulusi, Topaloğlu Halil ve Faik Üstün (Emmi Mustafa) 24 Ekim 1919’da Sivas’a vardılar.

Mustafa Kemal Paşa Amasya’da olduğu için Osman Tufan Paşa ile görüşmüşlerdi. 31 Ekim 1919’da ise Kozan Heyeti Mustafa Kemal Paşa ile görüştüler. Üç kişilik Kozan Heyeti, işgal kuvvetlerine karşı Aydınlı aşiretinin 5000 kişi kadar silahlı kuvvet çıkarabileceğini söylediler. Toplantı sonucunda Kilikya Kuvây-ı Milliye Komutanlığı’nın kurulmasına karar verilmiştir.

Kilikya Kuvây-ı Milliye Komutanlığı’na topçu binbaşı Kemal Bey, yardımcılığına ise piyade yüzbaşı Osman Bey atanmıştır. Kemal Bey’e “Kozanoğlu Doğan Bey”, Osman Bey’e de “Aydınoğlu Tufan Bey” takma adları verilerek mücadelede komutanların adı bir süre gizli tutulmuştur.

Mustafa Kemal Paşa tarafından 1 Kasım 1919’da görevlendirilen komutanlar, gerekli talimatları aldıktan sonra 2 Kasım 1919’da Sivas’tan yanlarında bir mektupla ayrılmışlardı. Mustafa Kemal Paşa tarafından, Develi Belediye Başkanı Kamberli Osman’a gönderilen mektup şöyledir;

“Sivas- sırdır. 1 Kasım 1919- Everek Belediye Riyasetine

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi, Kilikya Kuvây-ı Milliye Kumandanlığı’na binaşı Kemal beyi, muavinliğe yüzbaşı Osman beyi atamıştır. Millî vazifelerinin devamı müddetince Kemal Bey (Kozanoğlu Doğan Bey) Osman Bey’de (Aydınoğlu Tufan Bey) takma adını taşıyacaklardır. Millî vazifelerinde tarafınızdan her suretle mazharı muavenet ve istinat olunmasını ehemmiyetle rica ederiz.

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi nâmına Mustafa Kemal.

Konu daha kolay okuyabilmeniz için sayfalara ayrılmıştır. İsterseniz aşağıdan sayfa seçimi yapabilir veya bir sonraki sayfaya buradan devam edebilirsiniz.  Sayfa 4

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 21 Kasım 2021 Kerim Usta

Bu Konu Kerim Usta tarafından Yayımlandı.

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir