Milli Mücadele’de Gizik Duran ve Faaliyetleri

Yayım tarihi:

Büyük Atatürk’ün ortaya koyduğu bu önemli tespitleri, Anadolu’da Türk halkının Millî Mücadele’de benimsediği ilkeler olmuştur. Kuvây-ı Milliye düşüncesi memleketin her yerinde ortaya çıkmaya başlamıştır.

Kuvây-ı Milliye;

  • Düzenli ordular teşkil edilinceye kadar düşmanları karşılayan değişik millî kuvvetleri,
  • Millî Mücadele’yi gerçekleştiren maddî ve manevî güçleri ifade etmektedir.

Kuvây-ı Milliye; İstiklâlini, namusunu ve şerefini, kaybetmemek için bir ölüm-kalım mücadelesine atılan Türk Milleti’nin azim, gayret, ümit ve inancının bir tezahürüdür, diyebiliriz.

Millî kuvvetlerin oluşturulması şu plan ve program çerçevesinde yapılmaktaydı:

1. Hükümetle resmen ilgisi olmayacak, fakat millî bir sıfat ve salahiyet taşıyacak bir gayr-i resmî kuvvetin meydana çıkarılması ve bu kuvvetlerin el altından ordunun silah ve cephânesiyle donatılması sağlanacaktır.

2. husus ise; Ordunun nizamiye kuvvetlerinin de bu millî kuvvetlerle beraber o kuvvetin çatısı altında direnişe iştirak ettirilmesidir. Kuvây-ı Milliye’yi teşkil edenler genelde; terhis edilmiş olan Osmanlı birliklerinin subayları, İzmir’in işgalinden sonra içerilere çekilip direnişe karar veren subaylar, İttihat ve Terakki yönetimi döneminde tayin edilen ve milliyetçilik anlayışını benimsemiş olan kaymakamlar, mutasarrıflar, efeler ve milislerdir.

Millî kuvvetleri teşkil edecek her fert Kur’an-ı Kerim’e el basarak mal ve can üzerine yemin ederdi. Ancak Kuvây-ı Milliye nizami bir ordu değildi. Tümen, alay, tabur, bölük teşkilatları yoktu. İnsan kaynağı ise; bazen dağda gezen eşkıya ve zeybekler, asker kaçakları, hapishaneden çıkarılan mahkum ve zanlılar, bir nevi askere alma şeklinde köylerden toplanan kimseler, gerçekten millî ve vatanî duygularla, başka gaye gözetmeksizin mücadeleye katılan gönüllüler ve adamlarıyla birlikte müfreze oluşturularak mücadeleye katılan mülk sahipleri idi.

Millî mücadele için yapılan ilk davete uyanlar, millet adına silahlananlar ve düşmana ilk karşı koyanlar, hep Kuvây-ı Milliye kuvvetleri olmuştur. Muhalefet edenleri susturmak, fesatçıları vazgeçirmek, halkın can ve mal güvenliğini sağlamakta bunlar tarafından yerine getirilmiştir.

Millî Mücadele’de Adana Cephesi:

Adana ve çevresinin Fransızlara verileceğine ilişkin haberler üzerine İstanbul’da bulunan Adana ileri gelenlerince 21 Aralık 1918’de Kilikyalılar Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet Adana ve havalisinde yapılacak olan Fransız işgaline karşı durmak ve Toroslar sahasında kurulmak istenen Ermeni idaresine engel olmak gayesini taşıyordu.

Yine 1918 yılı Aralık ayı sonlarında, Adana’da Fransız işgaline karşı bir de Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştu. Bu faaliyetlerin yanı sıra bölgede Fransız ve Ermeni birliklerine karşı fiilî direnişe de geçilmiştir.

19 Aralık 1918’de Dörtyol civarındaki Karakese köyünde Fransız kuvvetlerine karşı silahlı çatışmaya giren köylüler onları geri püskürttüler. Daha sonra Kara Hasan adında bir kişi etrafına topladığı adamlar ile birlikte 1919 başlarında bu bölgede dağa çıkıp Fransız işgaline karşı ilk direnişi başlatmıştır. Bu durum Türk halkının işgalcilerin esareti altında yaşamak istemediğinin açık bir işaretidir.

İstanbul’da Adana’lılar tarafından kurulmuş olan Kilikyalılar Cemiyeti, İç İşleri Bakanlığı’na bir dilekçe vererek, “Kilikyalılar Cemiyeti Nizamnâmesi Esâsisi”ni bildirmişlerdi. Cemiyetin kurucuları ve yönetim kurulu üyeleri, cemiyetin altı maddelik nizamnâmesini yayınlamışlardı. Nizamnâme’de Kilikyalılar Cemiyeti’nin çalışma alanına, Adana ve çevresi ile İçel ve Maraş sancakları, buralara mücavir olan Antep, İskenderun, Belen ve Reyhanlı’da girmekteydi.

Bu bölgede yaşayan nüfusun yüzde doksanını Türklerin oluşturduğu, eskiden olduğu gibi Osmanlı Devleti’ne bağlılıklarının devam edeceği, bunu için iç ve dış girişimlerde bulunulacağı ve yukarıda adı geçen yerleşim yerlerinde merkezi İstanbul’da olan cemiyetin şubelerinin açılacağı nizamnâmesinde yer almıştı.

Faaliyetlerini işgal ve tehdit altındaki İstanbul’da sürdürmesine ve dönemin olumsuz şartlarına rağmen Kilikyalılar Cemiyeti, İstanbul hükümetlerine ve İtilâf Devletleri makamlarına çekinmeden başvurarak, olumsuzlukların düzeltilmesini istemiş, Mustafa Kemal ile ilişkilerini sürdürmüş ve bilhassa, Adanalı aydınlar ile birlikte yürüttüğü çalışmalarına etkinlik kazandırmaya çalışmıştır. Öte yandan ise, Fransızlar fiilî olarak işgallere çoktan başlamışlardı.

Fransız kuvvetleri, 11 Aralık 1918’de takviyeli bir piyade alayı ile Dörtyol’u işgal etmişlerdi. 17 Aralık 1918’de Mersin ve Antep, 19 Aralık’ta Tarsus işgale uğramıştı. 20 Aralık 1918’e kadar Adana ve Osmaniye sancaklarını işgal etmişlerdi.

9 Ocak 1919’da Fransız albayı Romien, Genel Vali olarak Adana Hükümet Konağı’na yerleşmiştir. O’nun resmi mühründe ise “Ermenistan İdarî Servisi” yazısı vardır. Fransız birliklerinde Ermeni müfrezeleri bulunduğu gibi, Suriye’ye göç etmiş olan Ermeniler de getirilerek yerleştirilmekte ve silahlandırılmaktadır.

Ermeniler de Türklere karşı baskılarını gittikçe artırıyorlardı. Bu gelişmeleri 22 Şubat 1919’da Maraş’ın işgali, 8 Mart 1919’da Kozan’ın işgali, 24 Mart 1919’da İngilizler tarafından Urfa’nın işgali takip etmiştir. Güney bölgesinin kuzeyindeki dağlık bölgeye yerleştirilen Ermeniler, kasabaları tahkim etmeye, Fransızlar ’da kuzeye doğru sızma harekâtına başlamışlardı. Bütün bu bölgelere ise Kilikya adı veriliyordu.

Fransız işgali Adana cephesinde, kuzeye doğru genişlemiş; Pozantı, Ceyhan, Kozan, Osmaniye bölgelerini de tamamen içerisine almıştı. Fransız-Ermeni işgalinin başlamasıyla birlikte Adana ve havalisindeki halkın bir kısmı, bölgenin kuzeyine doğru, İç Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır. İşgali takiben Fransız yetkilileri isteklerini yerine getirmeyen mahallî ve mülkî idare âmirlerini görevden almış, yerlerine Fransız ve Ermeni idareciler atamışlardır.

Fransızların Adana ve civarını sömürgeleştirmek için başlattıkları işgal üzerine bölge halkı olayı protesto etmiştir. Fransız idareci ve askerî yetkililerin Ermeni komitecilerine alet olması Ermenilere cesaret vermiş ve olayların tırmanmasına sebep olmuştur.

Fransız işgalinden sonra bölgeye Ermeni göçü başlamış ve Ermeni idaresi kurulması yönünde faaliyetlere başlamışlardır. Fransız ve Ermenilerin yağmalama ve saldırı hareketlerine karşı bölgede teşkilatlanma başlamıştır. Çukurova’da ilk olarak Karaisalı’da teşkilat kurulmuş ve çete savaşı ile Fransızlara karşı mücadele başlatılmıştır. Bu mücadeleyi yönlendirmek ve yönetmek üzere bölgeye askerî yetkililer gönderilmiştir.

Konu daha kolay okuyabilmeniz için sayfalara ayrılmıştır. İsterseniz aşağıdan sayfa seçimi yapabilir veya bir sonraki sayfaya buradan devam edebilirsiniz.  Sayfa 3

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 21 Kasım 2021 Kerim Usta

Bu Konu Kerim Usta tarafından Yayımlandı.

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir