Kurban Hakkında Bilgiler (5 Sayfa)

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 17 Temmuz 2021 Kerim Usta

Kurban Hakkında Bilgiler

Kesilecek kurbanın taşıması gereken bazı özellikler vardır. Bunlar cinsi (türü), yaşı, miktarı (kaç kişiye yeterli olacağı), vasıfları itibariyledir. “İslam âlimleri, yalnızca “davarlar”ın kurban olarak sahih olacağı üzerinde ittifak etmişlerdir. Davarlardan kasıt, camız (manda), deve, sığır, inek, öküz çeşitleri ile keçi, koyun, koç ve teke gibi hayvanlardır. Bu hayvanların erkeği veya dişisi, burulmuş olanları ile burulmamış olanları arasında fark yoktur.

Kur’an-ı Kerim’de kurbanlık olarak kesilebilecek hayvanlar şu âyette bildirilmiştir: “Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk ki, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği en’âm (deve, sığır, koyun) cinsinden hayvanları keserken Allah’ın adını ansınlar.
En’âm; “deve, sığır, koyun ve keçi” demektir. Kurban bayramında kesilen udhiyye kurbanları, şu üç çeşittir:

  • İbil (deve cinsi),
  • Bakar (sığır ve manda cinsleri),
  • Ğanem (koyun ve keçi cinsleri).

Peygamberimiz’in ve ashabının da bunlardan başka bir hayvanı kurban ettiği nakledilmemiştir.

Kurban bir ibadettir. Hiç bir deniz hayvanı kurban edilemez. Kuşgillerden tavuk, horoz, ördek ve kaz gibi evcil olanlar gibi, deve kuşu gibi yabani olanlar da kurban olamaz. Bunları kurban niyeti ile kesmek tahrimen mekruhtur. Çünkü bunda Mecûsîlere benzeyiş vardır. Esasen etleri yenilen yabani geyik, ceylan, karaca, dağ keçisi ve yaban öküzü gibi vahşî hayvanlar da kurban edilmez.

Ayrıca, etlerini yemek (tenzîhen veya tahrîmen) mekruh olan atlar da kurban olmaz. Her ne kadar ehlî merkeblerin ve anaları merkeb olan katırların etleri haram veya tahrimen mekruh olsa da, yabanî merkeblerin ve anaları sığır olan katırların etleri ise haram değildir; çünkü hayvanlar yenme bakımından anaya bağlıdırlar. Bununla beraber yabânî merkepler ve anaları sığır olan katırlar da kurban olarak kesilemezler.

Ehlîleştirilmiş geyik, ceylan, ceren, karaca, yaban öküzü, yaban koyunu, dağ keçisi, vahşi sığır, vahşî manda, vahşî deve ve zürafa gibi eti helal olan otçul hayvanlar kurban olarak kesilebilir mi?
Hac suresinin . ayetinde ise, bütün semavi dinlerde kurban ibadetinin mevcut olduğu açık bir şekilde ifade edilirken, bu ayette aynı zamanda, kurbanın hangi hayvanlardan kesilebileceğine de açıklık getirilmiştir. “Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk ki, (Allah’ın) kendilerine rızık olarak verdiği “en’am” (diye isimlendirilen) hayvanlardan bazıları üzerine Allah’ın adını ansınlar (ve kurban kessinler). Zira ilahınız bir tek ilahtır; siz de (İbrahim ve İsmail’in teslim olduğu gibi) O’na teslim olun. (Ey Muhammed!) Saygı ile itaat edenleri müjdele.

Buna göre, kurban olarak kesilebilecek hayvanın, Arapça’da “behimetul  en’am” diye ifade edilen hayvanlardan olması gerekir. Bu hayvanlar da, tek tırnaklı olmayan, otla beslenen ve geviş getiren ehlî hayvanlar olup, deve, sığır, manda, koyun ve keçidir. Kur’an-ı Kerim’de, eti yenen hayvanlarla ilgili çerçeve çizilirken, başka ayetlerle yasaklandığı açıklananların dışında “behimetul en’am” diye isimlendirilen hayvanların helal olduğu bildirilmiştir. Esasen, Arapça’da behime kelimesi, dört ayaklı hayvanların genel adıdır; en’am ise, pençeli hayvanlar ile tek tırnaklı hayvanların dışındaki otla beslenip geviş getiren hayvanlardır. Dolayısıyla, eti yenen hayvanlar kapsamında olduğu halde, dört ayaklı olmayan kara hayvanları ile, deniz hayvanları da, ayette geçen “behimetul enam” kapsamına girmemektedir.

En’am suresinin ve . ayetleri ile, Nahl suresinin -. ayetleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, behimetu’l-en’am kavramının, otla beslenip geviş getiren, dört ayaklı ehli hayvanları kapsadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, deve, sığır, manda, koyun ve keçinin bu kapsamda olduğu nettir. Bu kavramın, karaca, geyik gibi yabani hayvanları kapsayıp kapsamadığı ise tartışmalıdır. Her ne kadar, behimetu’l* en’am kavramının kapsamına girseler bile, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) in kurbanla ilgili uygulama ve açıklamaları dikkate alındığında, karaca, geyik gibi eti yenen yabani av hayvanlarının kurbanlık hayvanlar kapsamına girmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, kurban edilebilecek hayvanlarla ilgili Hac suresi ve . ayetlerde yer alan “min” edatı, “behimetu’l-en’am” kapsamındaki hayvanların da sadece bir kısmının kurban olarak kesilebileceğini göstermektedir. Nitekim, En’am suresi, ve . ayetlerinde geçen hayvan isimleri ve Peygamberimizin (s.a.s.) kurbanla ilgili uygulama ve açıklamaları dikkate alındığında, “behimetu’l-en’am” kavramının kapsamındaki hayvanlardan sadece bir kısmının kurban edilebileceği; bunların da, deve, sığır, manda, koyun ve keçiden ibaret olduğu anlaşılmaktadır.” Dolayısıyla kurbanlık hayvanlarla ilgili değerlendirmelerde, ayetlerdeki bu kayıtların dikkate alınması bilimsel bir zorunluluktur.”

Geyik, ceylan, yaban öküzü ve dağ keçileri gibi –etleri helal olan* yabani hayvanları kurban diye kesmek ya haramdır, ya da tahrîmen mekruhtur. Klasik fıkıh kitaplarında bu böyle olsa da, bugün neredeyse bütün yeryüzü orman ve çöllerinin insanoğlunun hâkimiyeti altına girmiş olmasının bir neticesi olarak, tarihteki pekçok vahşî hayvanın ehlîleştirildiği bilinmektedir. Örneğin Norveç’te, sırf etleri için beslenen geyik ve ceylan sürüleri vardır ve kasap dükkanlarında normal sığır eti gibi geyik eti de mevcut bulunmaktadır. Ehlîleştirilmiş dağ keçisi ve yaban koyunu sürüleri, eğer normal keçiler ve koyunlar gibi bir hüküm alıyorlar ise, hadd-i zatında behîmetü’l-en’âm’a dahil olan geyik ve ceylanlar da acaba ehlîleştirildikten sonra normal sığır cinsleri gibi mütalaa edilebilirler mi? Geyik veya ceylan gibi eti yenen dört tırnaklı otçul hayvanların kurban olarak kesilmelerini yasaklayıcı mahiyette şer’î bir delilin olmaması ve genel bir fıkhî kaide olarak “yasağın bulunmadığı durumlarda umumî ibâha (mübahlık) prensibi”nin câri olması sebebiyle acaba bir cevaz kapısı sözkonusu olamaz mı? Vakıa eşyada câri olan mübahlık kaidesi, ibadetlerde geçerli değildir; bilakis ibadetlerde nakl-i sahih esastır. Dinin doğrudan emri ve hatta eda suretini dahi belirlemesi esastır. Dört mezhebin dördüne göre de etleri yenilmesi helal olan bazı yabanî otçul hayvanlar, “yabânî” kaldıkları müddetçe kurban olarak kesilemezler. Beri taraftan yabani ile evcil çiftleşmelerinden doğan yavruların hükmü mevzuunda dört mezhebin görüşleri şöyledir:
“Hanbelîler, biri evcil diğeri yabânî anne babadan doğan yavrunun asla kurban edilemeyeceği görüşündedirler.

“Şâfiîler ise şöyle demektedirler: İki davar türünün (sığır, koyun ve keçi türlerinin ehlîleri ile yabânîlerinin) çiftleşmesinden dünyaya gelmiş olan yavru kurban edilebilir. Bu durumda anne babasından daha büyük olana itibar edilir.” Demek ki Şâfii mezhebine göre, biri yabânî diğer evcil olan iki davar türü çiftleştiği zaman dünyaya gelen yavru kurban kesilebilir; bir şartla ki, evcil olan, diğerinden yaşlı olmalı. Hangisinin anne veya baba olduğu hükmü değiştirmez.

Hanefî mezhebimize ve Mâlikîlere göre ise: “Davarlardan veya davar olmayanlardan yavru; mesela birisi evcil, diğeri yabanî (vahşi) olan anne-babadan doğan yavru, anneye tâbi olur. Çünkü anne tâbi olmada asıldır.” Buna göre mezhebimizce: Yaban koyunun erkeği ile evcil bir koyunun çiftleşmesi neticesi elde edilen koyun kurban edilebilir, aynı şekilde yaban keçisi ile evcil bir keçinin ve yaban öküzü ile evcil bir ineğin çiftleşmesinden doğan yavrular da kurban olabilir. Babası vahşi/yabânî de olsa, annesi evcil ise, o yavru büyüdüğünde kurban olarak kesilebilir. Hayvanlarda soy, anneye nisbet edilir çünkü.

Yazar: Ergunca

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir