Son Güncelleme Zamanı:

Devamı var:

RÜYA: Düş; Gerçekleşmesi imkansız durum, hayal; Gerçekleşmesi beklenen şey, umut
RÜÇHAN: Üstünlük

A-B-C-Ç-D****E-F-G-I-İ-J****K-L-M-N-O-Ö-P-R****S-Ş-T-U-Ü-V-Y-Z

S

SAADET : Kavuşan, mutlu.
SABA: Gündoğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. Türk müziğinde bir makam
SABAH: Günün ağarmasıyla başlayan ilk saatler
SABAHAT : Latif, yüzü güzel, cemal sahibi.
SABİA : Yedinci.
SAHRA: Kır,ova,çöl
SALİHA: Yararlı,iyi,elverişli.
SANAL: Sanlı ol, ünlen
SANİYE : İkinci.
SARA : Halis, katkısız, saf.
SARA: Halis, saf, katkısız
SARE : Sıçrayan, atlayan.
SARE: Olmak, oldu; Cemaat, topluluk; İhtiyaç, susuzluk
SARGIN: Albenili, çekici, büyüleyici,yıldızı şirin, hoşa giden, sevimli, güzel
SATIA : Meydana çıkan, yükselen, nur saçan, parlak.
SAYE: Gölge; Koruma, yardım, sahip çıkma
SAYGIN: Sayılan, sevilen
SAYIL: Her zaman saygı gör
SEBLA: Uzun kirpikli göz
SEDA : Ses.
SEDA: Ses; Doğa veya bir engele çarpıp geri dönen ses, yankı
SEDEF: Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz, sert bir madde; Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş
SEDEN: Uyanık, tetikte; Gözü açık olmak
SEGAH: Doğu müziğinin makamlarından
SEHA : Eli açık, cömert.
SEHAVET : Cömertliği seven
SEHER : Gecenin son altıda biri olan vakit ki, bu zaman yapılan dualar makbuldür.
SEHER: Tan ağartısı
SEKİNE : Gönlü rahat.
SEL: Taşkın su
SELAMET : Sağlık, esenlik, kurtuluş, sâkin olma.
SELDA: Bir söğüt cinsi
SELEN: Haber, müjde
SELMA : Barışçı, itaatli, iyi yolda.
SELMA: Barış içinde,huzur,erinç.
SELMİN: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olan
SELVA: Amerika`da Amazon, Afrika`da Nijer ırmakları gibi ekvator bölgesinde büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad.
SELVİ: İnce uzun ağaç
SELVİCAN : Selvi seven, selvi canlı.
SELİN: Gür akan su
SELİNTİ: Ufak sel
SEMA: Gökyüzü; Göç
SEMANUR: Nurlu gökyüzü
SEMEN: Yasemin çiçeği. Semizlik.
SEMRA : Esmer, kumral renkte, esmer güzeli.
SEMRA: Esmer kadın.
SEMİN: Değerli, pahalı; Semizlik
SEMİRAMİS: Babil`in Asma Bahçeleri`ni kurduran Asur kraliçesi
SENA : Övme, methetme.
SENA: Övmek, methetmek; Şimşek parıltısı; Yücelik, yükseklik; Aydınlık; Bir ot adi
SENAHAN: Metheden, alkışlayan, öven
SENAR: Yar, aşık, seven insan
SENAY: Ay gibi güzelsin.
SENEM: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı; Arapça`da put; Arapça`da kendine tapılacak kadar güzel olan kadın, sevgili, güzel
SENIYYE : Yüksek, yüce.
SERA: Varlıklı olmak, zengin olmak; Şarkı söyleyen; Yer, toprak; Ok yapımında kullanılan bir ağaç
SERAP : Işığın yansımasından doğan yanılma.
SERAP: Çorak yerlerde, çölde, sıcak ve ışığın etkisiyle, ileride, yakında ya da ufukta su veya yeşillik var gibi görünmesi olayı
SERAY: Ay gibi güzel
SEREN: Gemi direği
SERMA: Kış soğuğu
SERPİL: Gelişmek,büyümek.
SERPİN: Yağmur
SERRA: Rahatlık,kolaylık
SERTAP (SERTAB): İnatçı anlamında
SEVAL: Severek al anlamında
SEVDA: Vurgunluk, tutkunluk, aşk; Heves, arzu, kuvvetli istek
SEVDE : Esmer güzeli.
SEVDEM: Sevginin en son demi
SEVEN: Bir başkasına sevgi duyan
SEVGÜL: Gül gibi sevilen.
SEVGİ: İnsanı bir şeye ya da bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu
SEVTAP: Tapılacak kadar çok sevilen.
SEVİL: Her zaman sevilen biri ol
SEVİM: Sevmek eylemi; Bir kişi ya da bir şeyde bulunan o kişi ya da şeyi başkalarına sevdiren özellik
SEVİNÇ: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku
SEYLAN: Sel, akma, akış
SEYYAL: Akıcı, akışkan
SEZEN: Hisseden, sezgili
SEZER: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsar
SEZGİ: Sezmek eyleminden sezgi;
SEZİN: Sezinleme işi, sezme. Duygulu,anlayışlı.
SEÇKİN: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elit
SEÇİL: Beğeni, sevgi, üstünlük gösterilen
SIBEL : Buğday başağı.
SILA: Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşmak; Doğup büyüdüğü ve özlediği yer; Bahşiş, hediye; Bağ
SİBEL: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası (Fransızca “si belle”: öylesine güzel anlamında)
SİM: Gümüş gibi parlak ve beyaz
SİMA: Yüz, çehre
SİMGE: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretler
SİNEM: Yüreğim, çok sevdiğim
SONEDA: Nazlı olmaması temenni edilen
SONGÜZ: Kasım ayının halk arasındaki adı
SONYAZ: Sonbahar
SU: Canlıların yaşaması için en gerekli olan kokusu, rengi olmayan sıvı
SUMRU: Bir şeyin yüksek yeri, tepesi
SUNA: Boylu, poslu, yakışıklı. Yaban ördeği.
SUNA: Erkek ördek. Endamlı.
SURPERİ: Peri güzeli.
SUZAN : Yakan, yanan.
SUZAN: Yakan,yakıcı.
Semahat : Cömert, iyiliksever.
Sezme yeteneği
SÜEDA : Saadetli, kutlu, uğurlu. Saidin çoğulu.
SÜHEYLA: Yumuşak ve iyi huylu,mütevazı kadın.
SÜKEYNE : Sessiz, sakin, başlı, vakarlı.
SÜLÜN : İnce narin.
SÜMEYYE : Ammar b.Yaser`in annesi. İlk İslam şehidi.
SÜNDÜS : Altın ve gümüş telle işlemeli ipek kumaş.
SÜNDÜS: Ham ipek,ipekli.
SÜSEN: Nisan-Haziran dönemlerinde açan güzel kokulu bir çiçek
SÜVEYDA : Kalbin ortasındaki kara benek.

Ş

ŞAHDANE : Mutlu, bahtiyar, dindar, temiz yürekli.
ŞAHMELEK : Güzeller güzeli.
ŞAHİKA : Dağ tepesi, dağ doruğu.
ŞAZIMENT : Özellikleri kimseye benzemeyen.
ŞEBNEM : Gece nemi, çiğ, nem, rutubet.
ŞEHNAZ : Çok nazlı.
ŞEHRİBAN : Şehrin en büyük âmiri, vali.
ŞEMSINİSA : Kadınların güneşi.
ŞERMENDE : Utangaç.
ŞERMİN : Utanan, sıkılan.
ŞERMİZE : Küçük insan topluluğu.
ŞETARET : Şenlik, neşeli olma, sevinç.
ŞEYBE : Beyaz saçlı, yaşlı, saçı ağarmış.
ŞEYDA : Âşık, tutkun. Sevgiden aklını kaybetmiş.
ŞEYMA : Bedeninde ben, alamet olan.
ŞULE : Alev, parıltı.
ŞÜKRAN : Teşekkür eden, minnettar kalan.
ŞÜKUFE : Çiçek gibi güzel, tomurcuk.
ŞİFA: Hastalıktan kurtulma, şifa bulma
ŞİRİN : Tatlı, cana yakın sevimli.

T

TAHİRE : Gündoğusundan esen rüzgar
TALHA : Güzellik
TALİA : Güzel, şirin
TALİHA : Rastlantıları düzenlediğine ve insanlara iyi veya kötü durumlar hazırladığına inanılan doğa üstü güç, şans, felek
TAMAY : Dolunay, ayın on dördüncü
TANAY : Secde eden
TANSELİ : Şafak vakti gelen sel
TANSU : Göğüsle ilgili
TANYEL : Katıksız, arı – Seçilmiş
TANYELİ : Tan vakti esen rüzgar
TARA : Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad
TAYYİBE : 1.İyi davranış. 2.Yatıştırıcı, hoşa giden söz
TAÇNUR : Mutluluk
TAİBE : Tövbe eden, pişmanlık duyan
TENAY : Uygun, yakışan – Yetkili olan – Dine uygun hareket eden
TENDÜ : Öz, asıl
TENNUR : Yüksek, ulu
TIFLIGÜL : Gonca gül.
TİJEN : Taç, taçlar
TİRAJE : Gök kuşağı.
TUBA : 1.Cennette bulunduğun inanılan büyük ağaç. 2.Güzellik, iyilik. 3.Rahat
TUBA : Cennet ağacı.
TULÜ : Doğuş, doğma (güneş için) anlamında
TUĞÇE : Küçük tuğ
TÜLAY : Ayın ince ışığı
TÜLIN : Ayna.
TÜLİN : Ayın çevresinde görülen ışık halkası
TÜNAY : Gece ve ay
TÜRKAN : 1.Kraliçe. 2.Güzel kız
TÜRKAN : 1.Kraliçe. 2.Güzel kız
TÜRKAN : Padişaha saltanatta ortaklık eden eşi.
TÜRKÜ : Yankı, ses

U

UBEYDE : Yaradanın kölesi
UHDE : Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev.
ULYA : En yüce, en ulu, yüksek
ULYA : Pek yüce.
UMAY : Devlet kuşu
UMUR : Görgü, deneyim
UZEL : Usta, becerikli
UĞURGÜL : Uğurlu gül

Ü

ÜLFET : Dost olan, yakınlık duyan.
ÜLKÜ : Amaç, ideal
ÜMEYME : Küçük anne.
ÜMMÜHAN : Hükümdarın annesi.
ÜMRAN : 1.Bayındırlık. 2.Uygarlık, medeniyet. 3.İlerleme, mutluluk, refah
ÜNZİLE : Gönderilmiş
ÜZGÜ : Yersiz ve gereksiz olarak çektirilen üzüntü, eziyet.

V

VAHİBE : Hibe eden, bağışlayan.
VAHİDE : Tek yalnızca bir tane.
VARİDE : Gelen, erişen – Söylenti
VECAHET : Güzel yüzlü, itibarlı, şerefli.
VEDİA : Emanet.
VEDIDE : Dost, sevgili. Çok seven.
VEDİA : Korunması için bırakılan emanet
VERA: Günah ve haramdan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak duran.
VERDA : Gül.
VESAMET : Güzel olan.
VESILE : Vasıta olan.
VİLDAN : Yeni doğmuş çocuk.
VİRA : Durmadan, aralıksız, sürekli.
VUSLAT : Dostuna, sevdiğine kavuşan.

Y

YAPRAK : Bitkilerin solunumunu sağlayan, yeşil ve türlü biçimlerdeki ince bölüm
YAREN : Dost, arkadaş
YASEMİN : Çeşitli renklerde kokulu çiçekleri olan bir bitki
YAĞMUR : Bulutlardan yeryüzüne düşen su damlacıkları.
YAŞAM : Hayat
YELDA : 1.Uzun. 2.Yılın en uzun gecesi
YELDA : Uzun ve siyah.
YELDEM : Çabuk, çevik, çalak.
YELİZ : Ferah yer, aydınlık, havadar
YEŞİM : Açık yeşil ve pembe renkli kolay işlenen değerli bir taş
YEŞİM : Sert ve kıymetli yeşil taş.
YILDIZ : Gökyüzündeki ışıklı cisimlerin her biri.
YONCA : Çiçekleri kırmızı veya mor renkli çayır bitkilerinin genel adı
YÂDİGAR : Dost hatırası.
YÜKSEL : Başarı kazan, yücel
Yârıdil : Gönül dostu, içten arkadaş.

Z

ZEHRA : Yüzü beyaz ve parlak, nurani yüzlü.
ZEHRA : Çok beyaz, parlak yüzlü
ZEHRE : Çiçek.
ZEKAVET : Çabuk anlayan, tez kavrayan.
ZELİHA : Züleyha, su perisi
ZENNAN : Kadınlar
ZENNUR : Zinnur, nurlu, ışıklı
ZERAFET : Kibarlı, incelik, zariflik.
ZEREN : Anlayışlı, kavrayışlı.
ZERENGÜL : Altın gibi gül.
ZERRİN : Altına benzeyen, altın gibi parlak ve kıymetli.
ZERRİN : Altından yapılmış.
ZERİN : Altından ya da altına benzer olan.
ZERİŞTE : Altın tel, sırma.
ZEYNEB : Görünüşü ve kokusu güzel, olgun ve dolgun.
ZEYNEP : Süs, bezek.
ZİBA : Süslü, bezekli. yakışıklı güzel.
ZİNNUR : Nurlu, ışıklı
ZİŞAN : Şanlı, şerefli – Bir tür lale
ZUHAL : Satürn gezegeninin adı.
ZULAL : Hafif, güzel, soğuk su.
ZÜBEYDE : Öz, asıl
ZÜHRE : Çoban yıldızı, venüs.
ZÜLAL : Saf, temiz, hafif tatlı su.
ZÜLEYHA : Su perisi – Hazreti Yusuf`un karısı
ZÜMRA : Akıllı, çabuk kavrayan kadın.
ZÜMRÜT : Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı.

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir