En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 27 Mayıs 2020 Kerim Usta

Devamı var:

İREM: Bahçeleriyle ünlü masal kenti
İREN: Özgür, serbest
İSMİHAN: Hükümdar ismi
İYEM: Güzellik,iyilik.
İZEL: El izi anlamında
İZEM: Büyüklük, ululuk
İZGİ: Güzel, adaletli, zeki
İZİM: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında
A-B-C-Ç-D****E-F-G-I-İ-J****K-L-M-N-O-Ö-P-R****S-Ş-T-U-Ü-V-Y-Z

J

JALE: Çiğ, kırağı. Sabahları otların üzerinde olan su damlaları
JALENUR: Parlayan,ışıldayan çiğ,Kırağı, şebnem.
JANSET : Güneşin Doğuşu (Çerkez ismi)
JANSELİ : Güneşin Doğduğu Yer (Çerkez İsmi)
JÜLİDE: Dağınık,karmakarışık. Saçı dağınık

K

KADER : Hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanan.
KADER: Alınyazısı,yazgı. Talih.
KAMELYA: Pembe,kırmızı,beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi.
KAMER: 1. ay; Mecazi parlak ve güzel anlamında
KAMURAN: İstediğine ulaşmış,mutlu.
KAMİLE: Tam,eksiksiz. Kemale ermiş. Bilgin,bilgili.
KARACA: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya`nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan
KARANFİL: Kokulu bir çiçek.
KARDELEN: Kar kalkmadan çiçek açan süs bitkisi
KARMEN: Parlak kırmızı.
KAYRA: Yüksek tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik; İhsan, lütuf
KAİNAT: Var edilen şeylerin hepsi, yaratılanlar
KERİMAN : Kerimin çoğulu, keremi bol, cömert.
KERİME: Cömert. Ulu,büyük. Kız çocuk.
KEVSER : Maddeten ve mânen çok, nesli kalabalık. Cennetteki meşhur havuz.
KEVSER: Cennette bulunduğuna inanılan su.
KEZBAN : Ev kadını.
KISMET : Talih, nasip, kader.
KIVANÇ: Sevinç
KIVILCIM: Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası
KIZILTAN: Kızıl renk almış tan
KUDRET : Kuvvet, takat, güç, varlık, ehliyet, kabiliyet.
KUMRU: Sevgilisine düşkünlüğüyle bilinen güvercin benzeri bir kuş
KUMSAL: Kumla örtülü deniz kıyısı
KUTAN : Kutlu, kutsal, mutlu.
KUTAY: Kutlu,uğurlu ay
KUTSAL: Güçlü bir dinsel saygı uyandıran kimse
KUZEY: Bir yön
KUĞU: Beyaz tüylü bir su kuşu
KÖSEM: Sürünün önünden giden,yol gösteren koç. Cildi temiz,pürüzsüz.
KÜBRA : En büyük en azametli.
KÜNDEM : İtaatli, saygılı.

L

LAL: Parlak, koyu kırmızı renkte olan
LALE: Çan biçiminde bir çiçek
LALEHAN: Lalelerin sultanı.
LALEZAR: Lale yetiştirilen yer,lale bahçesi.
LAMIHA : Parlayan, parıldayan, parlak.
LAMİA: Parlayan, parlak.
LATİFE: Yumuşak,hoş,güzel,nazik. Güldüren güzel söz,şaka.
LEMA: Parıltı,parlayış.
LEMAN: Parlama,parıltı,titrek.
LEMİS: Dokunma,elleme.
LERZAN . Titreyen, titrek.
LETAFET : Latiflik, hoşluk, yumuşaklık.
LEYAN: Parlayan,parlayıcı. Konfor. Lüks hayat.
LEYLA: Saçları siyah olan kadın, Karanlık gecede görülen ışık, Uzun ve karanlık gece.
LEYLİFER: Gece ışığı
LİLA: Açık eflatun

M

MAHPERİ: Güzeller güzeli.
MAHPEYKER : Ay yüzlü parlak ve nur yüzlü.
MAHRU : Ay gibi parlak yüzlü.
MAHİNEV : Yeni doğmuş ay.
MAHİRE: Hünerli,becerikli.
MAHİYE : Aylık.
MAKBULE : Kabul olunmuş, beğenilmiş.
MANOLYA: Bir süs bitkisi
MARAL : Dişi geyik.
MARAL: Dişi geyik
MAVİSU: Deniz
MAYDA : Narin ince yapılı.
MAYIS: Bir bahar ayı
MAİDE : Kurulmuş hazır sofra.
MAİDE: Üzerinde yemekler bulunan sofra; Yemek, ziyafet
MEBRUKE: Kutlu kadın (“mübarek kelimesinin dişisi”)
MEBŞURE : Yüzü güzel, endamlı.
MEDİHA: Övülen,beğenilen,sevilen kadın.
MEFHARET : İftihar eden.
MEFKURE : Ulaşılmak istenen en yüce amaç.
MEHLIKA : Ay yüzlü.
MEHPARE : Ay parçası.
MEHPARE: Ay parçası gibi güzel.
MEHTAP : Ay ışığı.
MEHTAP: Ay ışığı,dolunay.
MEHVEŞ : Ay gibi güzel.
MEHVEŞ: Ay gibi güzel kadın
MEHİR: Ay parçası
MELAHAT : Güzel yüzlü.
MELDA : İnce ve taze.
MELDA: İnce ve taze bedenli
MELEK : Masum, halim selim.
MELEK: Allah katında bulunan ruhani varlıkların her biri; Pek güzel, yumuşak huylu ve masum (mecazi)
MELIS : Bal arısı.
MELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yel
MELİHA: Güzel,şirin,sevimli.
MELİKE: Kadın hükümdar,padişah eşi.
MELİS: Bal, bal arısı
MELİSA: Oğul otu
MENEKŞE: Mor beyaz renkli, kokulu, yuvarlak yapraklı bir çiçek
MENFUSE : Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel.
MERAL: Dişi geyik,ceylan.
MERCAN: deniz dibine ağaç gibi kök salarak büyüyen, hayvan gibi duyguya sahip, kırmızı renkli, kalker iskeletli bir canlı türü
MERIÇ : Ege denizine dökülen nehir.
MERVE : Kâbe yakınındaki küçük bir tepe.
MERVE: Mekke`de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adı
MERYEM: İsa peygamberin annesinin adı, dinine bağlı.
MERZE: Mercan.
MERİÇ: Bulgaristan`dan çıkıp Edirne
MESADET : Mutlu.
MESTİNAZ : Süzgün bakışlı.
MEVHIBE : Bahşiş, ihsan, bağış.
MEYSERE : Zenginlik, rahatlık.
MEYYAL: Meyleden,aşırı istekli. Fazlaca eğilen. Eğik.
MISRA: Manzumenin satırlarından her biri,dizeler.
MİHMAN : Misafir.
MİHRİBAN: Dost,sevgili,Seven. İyi yürekli,güler yüzlü.
MİHRİCAN: Dost,sevgili. Sonbahar.
MİHRİGÜL: Güler yüzlü,dost,sevecen,güzel.
MİHRİMAH : Güneş ile ay.
MİHRİNAZ: Çok nazlı.
MİHRİNUR: Güldüğünde ışıklar saçan.
MİMOZA : Yaprağına dokununca toplanan bir çiçek.
MİNA: Mine. Liman. Şişe,cam,billur. Şarap şişesi.
MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası; Şişe, cam, billur sırça
MİRAY: Yılın ilk aylarında doğan
MİRCAN: Güneş gibi aydınlık.
MUALLA : Yüce, yüksek.
MUATTAR : Güzel kokulu.
MUAZZEZ : İzzet ve şeref sahibi, değerli.
MUHABBET : Sevgi.
MUHADDERE : Namuslu, iffetli, örtülü müslüman
MUKADDER : Alın yazısına inanan.
MUKADDES : Mübarek, temiz.
MÜBECCEL : Yüceltilmiş, büyütülmüş, tebcil edilmiş.
MÜBERRA : Temize çıkarılmış, açıkca belirtilmiş.
MÜBEYYEN : Açıklanmış ortaya çıkarılmış.
MÜBEŞŞER : Müjdelenen, iyi haber verilip sevindirilen.
MÜGE: İnci çiçeği
MÜJDE : İyi haber sevinçli haber.
MÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağış
MÜJGAN : Kirpikler.
MÜJGAN: Kirpikler.
MÜJGEN : Kirpik
MÜNEVVER : Aydınlatılmış, kültürlü ve bilgili, aydın.
MÜNTEHA : Netice, son yer.
MÜRÜVVET : İnsanlık, mertlik, sevinçli günlerini görme.
MÜŞERREF : Şerefli kılınmış.
MÜVEDDET : Sevgi, dostluk, muhabbet.
MÜYESSER : Kolayca yapılan nasip olan.
MÜZEHHER : Çiçekli, çiçek açmış, çiçeklenmiş.
MÜZEYYEN : Süslü, süslenmiş, bezenmiş, donanmış.

N

NADİDE: Az bulunur,görülmemiş. Çok değerli,eşsiz.
NADİRE: Az bulunan.
NAHİDE: Venüs gezegeni. Ergenlik çağında genç kız.
NAKŞIDİL : Gönül nakışı.
NALAN : İnleyen, ağlayan, sızlayan, figan eden.
NARİN : İnce yapılı, nazik ve kibar.
NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış
NAZAN: Cilve yapan,nazlanan,nazenin.
NAZENDE : Naz edici, nazlı.
NAZENİN : Çok nazlı, narin, ince yapılı.
NAZER: Nazar
NAZGÜL: Gül kadar güzel olan,nazlı.
NAZIKENDAM : Narin yapılı.
NAZLI(M): Naz yapan; İşveli(m), edalı(m)
NAZLIHAN: Naz yapan han anlamında
NAZİK : İnce, narin, zarif.
NAZİLE : Aşağı inen.
NAĞME: Güzel uyumlu ses, ezgi; Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz
NAŞİDE: Şair,şiir okuyan ve yazan.
NEBAHAT : Şan ve şeref sahibi.
NECLA : Kız evlat.
NECLA: Evlat,çocuk. Soylu.
NEDRET : Az bulunan, ender.
NEFİSE: Çok güzel,değerli.
NEHAR : Gündüz.
NEHAR: Gündüz anlamındadır
NEHİR: Akarsu, ırmak
NEHİRE: Gereğinden fazla.
NEMIKA : Mektup.
NERGİS: Bir süs bitkisi
NERMİN : Yumuşak, nazik, kibar.
NERMİN: Yumuşak,narin,ince.
NERİMAN : Pehlivan, kahraman, yiğit.
NESLİ: Soylu.
NESLİHAN : P
NESLİHAN: Han soyundan. Sevgi ile hükmeden. Padişah soyundan gelen.
NESLİŞAH: Şah soyundan
NESRİN : Yaban gülü, mısır gülü, van gülü.
NEVA: Ses, ahenk; Güç, zenginlik, servet; Nasip; Türk müziğinde bir makam
NEVADE: Torun anlamında
NEVAL : Talih, kısmet, baht açıklığı. İhsan, bağış.
NEVBAHAR: İlkbahar, ilkyaz
NEVBAHT :Talihi yeni.
NEVBER : Yeni yetişmiş turfanda sebze, meyve.
NEVCİVAN : Taze, genç, delikanlı.
NEVEDA : Herkesten ayrı bir edası olan.
NEVESER: Türk Müziğinde Dede Efendi`nin bulduğu bileşik bir makam
NEVGECE: Yeni yeni oluşan gece
NEVGÜL: Yeni açmış gül
NEVIN : Yeni, yepyeni, yeni şey.
NEVRA: Beyaz çiçek. Işıklı olma,parlaklık.
NEVRES : Yeni biten,Yeni yetişen, genç taze.
NEVSAL : Yeni yıl.
NEVVARE : Nurlu, ışıklı, parlak, ağaç çiçeği.
NEVİNBAl : Taze yeni yetişmiş fidan.
NEVİNUR : Çeşitli görünümde ışıklar.
NEYİR: Işıklı, aydınlık, parlak
NEZAFET : Temizlik, paklık.
NEZAHET : Temizlik, paklık, iç temizliği, incelik, rikkat.
NEZAKET : Naziklik, zariflik, incelik, terbiye, edep.
NEŞE : Sevinç içinde olan.
NEŞVE: Keyif,neşe.
NEŞİDE : Ünlü mısra, beyit, manzume.
NİDA : Seslenen.
NİGAHBAN : Gözcü, bekçi.
NİGAR : Resim, nakış, resim gibi güzel.
NİHAL : Fidan, taze sürgün, genç. Fidan gibi ince yapılı.
NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili. Fidan,taze sürgün.
NİHAN : Gizli, sır, örtünmesi gerekli yerleri örten.
NİL: Çivit. Mısır`da bir nehir
NİLAY: Işıklı mavi,ışıklı lacivert.
NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit renginde
NİLÜFER : Bir su bitkisi
NİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi
NİRAN : Ateş, parlaklık.
NİSA: Kadın,kadınlar.
NİSAN: Gelin çiçeği; İlkbaharın ilk ayı
NUR : Işık, parıltı, aydınlık, nur.
NUR: Aydınlık, parıltı, parlaklık
NURAN : Işıklı, nurlu, aydın.
NURAN: Nurlu,ışıklı.
NURAY : Ay ışığı gibi.
NURBANU : Işıklı hanım, nurlu hanım.
NURCAN: Aydınlık insan.
NURCIHAN : Cihanın nuru, kâinatın ışıklı, parlak, nurlu.
NURFER: Işık veren,aydınlatan,ferahlatan.
NURGÜL: Nur+Gül
NURGÜN: Nur+Gün
NURHAN : Aydın hükümdar.
NURHAYAT : Parlak hayat.
NURPERİ : Yüzü nur gibi parlayan peri gibi güzel.
NURPERİ: Bir peri kadar göz kamaştırıcı güzelliğe sahip olan.
NURSAL: Işıksal ışıkla ilgili
NURSAY: Işık gibi say, ışık gibi bil anlamında
NURSELİ: Işık seli (yağmuru) anlamında
NURSEZA: Nura layık, ışığa, aydınlığa layık anlamında
NURTEN: Işık gibi duru tenli anlamında
NURÇİN : Işıklı.
NURŞEN : Işık gibi şen ve güler yüzlü.
NURŞİN : Çok lezzetli.
NUTİYE:Gökyüzündeki en parlak yıldız
NÜKET: Nükte, zarif, güzel sözler
NÜKHET : Güzel ve hoş koku.
NÜKTE: İnce anlamlı, düşündürücü şaka söz

0

OKSAL: Ok at; Oka ilişkin
OKŞAN: Sevil,şefkat gör.
OLCA: Ganimet,bolluk.
OLCAY: Mutlu, ongun; Rastlantıları düzenlediği ve böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih
OLGAÇ: Bilgi ve görgüde olgunlaşan
OMAY: Gözde,sevilen,beğenilen.
ONGÜL: Ön ayak olmak; İlk gül
ORKİDE: Salepgillerden güzel çiçekli birtakım bitki türlerinin ortak adı
OYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantel
OYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı

Ö

ÖDÜL: Armağan
ÖĞÜN: Kendini yücelt. Zaman. Kez,defa.
ÖĞÜT: Tavsiye.
ÖMÜR: Yaşama süresi,hayat.
ÖNAY: Yeni çıkmış ay
ÖNGÜL: Direnen,inatçı. Kılavuz. Öncü,teşvik eden.
ÖRGÜN: Türlü ve düzenli parçalardan oluşan
ÖVGÜ: Övme, övmek için söylenen söz
ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kişi
ÖVÜNÇ: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övünç,
ÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olay
ÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; Gerçek ben anlamında
ÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan
ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili
ÖZEN: Büyük hassasiyet göstermek
ÖZGE: Yabancı. İyi,güzel. Cana yakın,şakacı. Yürekli,gözü pek
ÖZGEN: Başına buyruk. Rahat. Özü geniş. Kuzu kulağı otunun filizi
ÖZGÜL: Gerçek gül, benim gülüm anlamında
ÖZGÜR: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, koşula bağlı olmayan, başına buyruk, hür
ÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği; Hasret
ÖZLEN: Görme isteği uyandır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler
ÖZNUR: Özü ışıklı,aydınlık.
ÖZNİL: Nil gibi verimli.
ÖZSU: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su
ÖZTEN: Güzel tenli.
ÖZÜN: Şiir. Hak edilmiş ün.

P

PAKİZE : Çok temiz, hoş ve güzel saf, iyi, lekesiz.
PAMİRA: Orta Asya`da bir yayla
PAPATYA: Baharda çiçek açan bir kır bitkisi
PARLA: Parlamak eyleminden parla, ışık saç; Başarılı ol, ünün sanın artsın; Güzel ol, güzel görünüşlü ol
PELİN: Acı ve güzel kokulu bir bitki
PELİNSU: Pelin+Su, hem pelin hem su anlamında
PENDIYE : Öğüt veren.
PEREN : Ülker yıldızı.
PERRAN: Uçan, uçucu
PERVİN: Ülker yıldızı
PERÇEM: Kahkül
PERİ : Çok güzel, çekici.
PERİDE : Uçarak yükselmiş, rengini atmış.
PERİHAN : Peri padişahı.
PETEK: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıkları
PEYDA: Belli, açık, ortaya çıkmak, oluşmak
PINAR: Büyük su kaynağı
PIRILTI: Pırıldayan şeyin çıkardığı ışık

R

RABİA: Dördüncü.
RAHIME : Müminlere çok acıyan kadın.
RAHŞAN : Parlak, parlayan.
RAHŞAN: Parlayan, parlak, aydınlık,ışıltı.
RANA : Güzel, hoş görünen.
RANA: İyi, güzel, yumuşak, hoş
RAVZA : Bahçe, yeşilliği bol, çiçekli bahçe.
RAVZA: Sulu, su yatağı yer; Bahçe
RAYIHA : Koku, güzel koku.
REBİA: Bahar.
REFHAN : Varlık içinde yaşayan, bolluk içinde bulunan.
REMIDE : Ürkmüş, korkmuş, ürkek, korkak.
RENAN: Çok ses çıkaran, çınlayan
RENGIN : Renkli, boyalı, güzel.
RENGİN: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzel
RESIDE : Erimiş, yetişmiş, olgunlaşmış.
REVAN: Yürüyen, giden; akan, akıp giden. Ruh,can.
REYHAN : Rızk, merhamet, güzel koku. Fesleğen.
REYHAN: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen
REZZAN: Ağırbaşlı, onurlu
RIKKAT : İncelik, naziklik.
RİMA: Dişi ceylan yavrusu
ROSA: Gül rengi,pembe kırmızı arası bir renk.
RUGEŞ : Canlı yüzlü, taze yüzlü.
RUHAN: Güzel kokulu
RUHSAR: Yanak, yüz, güzel yüz
RUHUGÜL: Gül kadar temiz bir ruha sahip olan.
RUHŞEN: Neşeli,canlı.
RUKEN : Güler yüzlü, müjde veren.
RUKIYE : Büyüleyici güzellikte. Rumeysa : Büyük yıldız
RUKİYE: Büyü,sihir.
RUZENIN : Çiçek gibi güzel yüzlü.
RUŞEN : Aydın, parlak, belli, aşikar, apaçık, ortada.
RÜVEYDA : Hoş, ince, nazik.
RÜVEYHA : İncelik, zariflik.

Lütfen Dikkat: Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz. Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.
Konuyu Paylaş

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...