Kıbrıs’ın Fethi Mektubu

Kıbrısın Fethi Mektubu

Günümüz Türkçesiyle Kıbrıs’ın Fethi  Mektubu (1570)

Sonsuza değin yaşayacak uzun ömürlü devletin devamlılığına dualar ve mutlulukla başı dik olanın haşmet ve istikametine senalar etmeye sabah akşam samimi bir şekilde devam ve meşguliyet gösterildikten sonra, güneş gibi aydınlatıcı kalplerine ve Müşteri tedbirli güzel kokulu gönüllerine mutluluk isteyenin dilekçesi budur:

fitne çıkarıcı sapkın düşmana ait sağlam kalelerden olup sağlam temeli yerin dibine lenger ve felek yürüyüşlü kulesi kavs-i kuzah gibi yüksek çarha kemer salan, top ve tüfengle etrafı donatılmış ve melunlarla sapkınların yuvası olmuş olan Lefkoşe kalesi Allah’ın izniyle 978 (1570)

Safe’inin 25. günü kuşatılıp, üzerlerine ateş saçan ve insan yiyen toplar atılıp, bahtiyar askerlerle gece gündüz top ve tüfengle savaş içinde kalıp, kapı ve duvarları elek ve kevgir gibi harap olup, bu yandan da tedarik olunan toprak mahalline varılıp yer yer kuleler yapılmıştı.

Fakat zorla kale içine sokulan halkın açılmamış gönül kuşları ecel şahininin çengelinden kurtarılmak istenildiğinden defalarca fesat ve inat dolu bu zümrenin beylerine, kaptanlarına ve umumen müşrik mülhitlerine mektuplar yazılıp “ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır, yahut korkar” hükmü gereğince itaate çağırıldıklarında o inatçı kavmin tabiatı düzelmeye yatkın olmadığından kendi istekleriyle kaleyi vermeye yanaşmayıp inkarları ve batıl görüşleri gereğince İslâm askerlerinin hücumunu püskürtmek için hisarları içinde tekrar hendekler kazdıklarında çelik zırhlı ve miğferli Müslüman askerler kan dökücü pis mülhit gürûhunun bu hilesine iltifat etmeyip

978 Rebiülahir´inin 8. günü o sağlam kalenin etrafı kuşatılıp gece yarısından namaz ve niyaza başlanılıp sabah olunca fetihler bahşedici Allah’ın inayeti, Hz.Peygambe’in mucizesi ve büyük sahabelerin himmetiyle sağ koldan İskender Paşa, Cezâyir beylerbeyi ve kapudan Ali Paşa, Karaman beylerbeyi Hasan Paşa, Halep beylerbeyi Derviş Paşa ve Kıbrıs beylerbeyi Muzaffer Paşa beyleri ve askerleriyle ve bu bir karınca ve bir toz zerresi kadar küçük ve değersiz olan kul da dahil cûş u hurûşa gelinip hep birlikte Allah Allah sesleriyle kalenin sağ ve solundan hücum edildi;

her taraftan top dumanları bulut ve yıldırım gibi göğe ulaştı; mermiler yağmur gibi yağdı; güneş orta noktaya gelince dilin anlatamayacağı büyük bir savaş vaki oldu. Yüce Peygamber’in mucizeleri İslâm askerlerinin rehberi olduğundan o fesatçı ve hilekarlar daha fazla savaşa dayanamayıp “o gün kişi kardeşinden kaçar” hükmü gereğince hemen o anda, tıpkı apaydın beyaz günün karanlığı sürmesi gibi dönüp savaş meydanından kaçıp şehirleri ve evleri içine sığındıklarında Müslüman askerler din düşmanlarından bey ve kaptanları da dahil sekiz bin kadarını kılıçtan geçirip, kılıçtan arta kalanları da evlerinden epey savaşıp sonunda yüce padişahın hayır duasıyla burçlarındaki uğursuzluk gösteren sancakları indirilip yerine İslam sancağı dikildi;

“İnnâ fetehnâ leke fethen mübînen” ayeti ile fetih kapıları açılıp müslüman askerler üzerine İlâhî nûr saçılıp sağlam kale fethedildikten sonra her yeriyle birlikte tamamen padişahın ülkeleri arasına katıldı, İslam kuralları uygulandı, kafirlerin mabetlerinin kapıları açık tutuldu ve cuma namazı kılındı. Mesut padişah hazretlerinin zamanında daha birçok yüz aklıkları vaki oldu; elhamdülillah muzaffer askerler daima padişahın uzun ömürlü devletine çalışmaktadırlar. Sürekli böyle yeni vilayet ve memleketler eklenmekten boş kalınmayıp, fesat da zaman arsasında daima muzaffer kılıçlarla kazınıp yok ola; âmîn.

(KAYNAK: ELİAÇIK, Muhitten; Lefkoşe Kalesinin Fethini İlk Elden Anlatan Mühim Bir Mektup; Türkiyat Araştırmaları Dergisi).

Yorum yapın