Karaman Tarihi

Son Güncelleme Zamanı:

BEYLİKLER DÖNEMİNDE KARAMAN

Oğuzların Afşar boyuna mensup olan Karamanlıların Anadolu’ya ne zaman ve hangi yoldan geldikleri çok kesin olarak bilinemiyor. Oğuz boylarının muhtelif tarihlerde Anadolu’ya geldikleri ve yerleştirildikleri malumdur. Tarihçi Reşidüddin, Karaman ve Menteşeogullarının 20.000 çadır kadar kalabalık bir kütle halinde Tuğrul Bey ile birlikte Anadolu’ya geldiklerini, Tuğrul Beyin geri dönmesinden sonra burada kaldıklarını söyler. Karaman boylarının tarihini yazan Yercani, Anadolu’ya göçmeden önce Amu-Derya civarında yaşayan Karamanlıların, Şirvan yoluyla Anadolu’ya geldiğini anlatır. Anlaşılan odur ki Karaman boyu, diğer Oguz boyları gibi 13.yüzyılın başlarından itibaren etkisini gösteren Mogol istilası sırasında yaşadıkları bölgeleri terk ederek, Azerbaycan taraflarına gelmişler, bir kısmı buralarda kalmış, büyük bir ekseriyeti ise Anadolu’ya geçmiş ve bunlar Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alaeddin Keykubad tarafından 1228’ lerde Kamereddin İli adı verilen Ermenek taraflarına
yerleştirilmişlerdir. Burası daha önceleri Ermenilerin elinde iken Alaeddin Keykubad tarafından fethedilmiştir. Nûre Sûfî: Ermenek civarına yerleşen Karaman boyunun başında Nűre Sűfî vardır. Nűre Sűfî, bu tarihlerde Anadolu’da meydana gelen Türkmen eylemleri içerisinde aktif olarak bulunmuş ve Türkmenler arasında büyük bir şöhret kazanmıştır. Çevresinde topladığı güçlerle(özellikle Babaîler) Kilikya Kralı Heytum’un idaresinde olan Hıristiyan bölgelere akınlar düzenlemiş ve aralarında Silifke ve Ereğli’nin de bulundugu bir kısım yerleri ele geçirmiştir.

Nûre Sûfî, bir taraftan arazisini genişletirken, diğer taraftan da bölgedeki karışık durumda bulunan boyları ve kabileleri kendi nüfuzu altında toplayarak, Karamanoğulları Devleti’nin temellerini atmıştır. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmez (muhtemelen 1255). Mezarı Mut İlçesine bağlı Sinanlu Nahiyesinin Değirmenlik yaylasındadır.

Kerimüddin Karaman Bey (1255-1263): Nûre Sûfî’nin oğludur. Babasının ölümünden sonra boyları etrafında toplamış ve topraklarını genişletmiştir. Çok cesur ve asker yaratılışta olan Karaman Bey, hakim olduğu bölgenin dağlık, Selçukluların da Moğol nüfuzu altında olmasından dolayı serbest hareket ediyor ve hızla güçleniyordu. Kilikya Ermenilerinin elinde bulunan Ermenek, Mut, Gülnar, Mara ve Silifke taraflarına sürekli akınlar düzenlemiş ve buraları zaptederek, “Ermenek Beyi” ünvanını almıştır.

Selçuklu Sultanı IV. Kılınç Arslan, Karaman Beyin bu başarılarından çekinerek, kendisine karşı bir faaliyette bulunmaması için, fethettiği yerleri kendisine ikta olarak vermiştir. Kardeşi Bonsuz’u da Konya’ya getirterek ona da candarlık ünvanı vermiş ve sarayında istihdam etmiştir.

Selçuklu sultanı ile tesis edilen bu iyi münasebetler, çok uzun sürmemiştir. Karaman Bey, Selçuklu taht mücadelesinde Sultan IV.Kılınç Arslan’a karşı kardeşi II.İzzeddin Keykavus’u desteklemiş ve yapılan savaşta, Moğol güçlerini yanına alan Kılınç Arslan, kardeşini mağlup ederek, O’nun Rum İmparatorluğuna sığınmasına sebep olmuştur(1260). Bu savaştan sonra sultan, Lârende’nin yönetimini kendine bağlı beğlerden Hacı Beğler’e vermiştir. Fakat Karaman Bey, ani bir baskınla Lârende’yi ele geçirmiş ve Hacı Beğler’i de öldürmüştür. Bir diğer hadise de Sultan Kılınç Arslan’ın hem isyan ettikleri hem de kardeşi Izzeddin Keykavus’u destekledikleri için Antalya, Alaiye ve Denizli bölgesindeki Türkmenlerin üzerine Muinüddin Pervane komutasında Selçuklu ve Moğol askerlerini göndererek, Türkmen beylerinden Mehmed ve İlyas Beyleri öldürtmesidir.

Bu hareketten çok müteessir olan Karaman Bey, hem Moğolları Anadolu’dan çıkarmak hem de Kılınç Arslan’ı tahttan indirerek, İzzeddin Keykavus’u yeniden tahta geçirmek maksadıyla yanında kardeşleri Zeynelhac ve Bonsuz da olduğu halde 20.000 kişilik bir orduyla 1261 yılı başlarında Konya üzerine yürümüştür.(II.İzzeddin Keykavus’u destekleyen Konya halkı ve ileri gelenleri de bu yürüyüşü desteklemişlerdir). Muiniddin Pervane komutasındaki Moğol destekli Selçuklu ordusuyla, Gevele Kalesi civarında yapılan savaşta Karaman kuvvetleri mağlup olmuş, Karaman Bey sağ kurtulurken, kardeşleri Zeynelhac ve Bonsuz esir edilerek, Konya Kalesine asılmak suretiyle idam edilmişlerdir.

Kerimüddin Karaman Bey, 1261 veya az sonrasında vefat etmiştir. Mezarı Ermenek İlçesine bağlı Balkusan (Balkasun) köyünde olup, türbesi oğlu Mahmud Bey tarafından yaptırılmıştır.

Şemsüddin Mehmed Bey (1263-1279/1280): Sultan Kılınç Arslan, Kerimüddin Karaman Bey ölünce, Ermenek ve Karaman iline Kadı Hotenî’nin oğlu Bedrüddin İbrahim’i tayin etti. Bedrüddin İbrahim, Karaman Beyin oğullarından Mehmed, Mahmud, Kasım ve Halil Beyleri bir baskınla yakalayarak, Gevele Kalesine hapsetti. Fakat çok geçmeden Sultan Kılınç Arslan ölüp, yerine çocuk yaştaki oğlu III.Gıyasüddin Keyhüsrev geçince, Vezir Muiniddin Pervane, Karamanlıların herhangi bir yürüyüşünden korkarak, bu beyleri serbest bıraktı.

Serbest kaldıktan sonra Karaman Türkmenlerinin başına geçen Mehmed Bey, Hotenî-oğlu İbrahim’in adamlarını öldürerek, Mut ve çevresine hakim oldu. Toko ve Tudavun komutasındaki bir miktar Moğol askerini de yanına alarak, Selçuklu ordusu ile üzerine yürüyen Hotenî-oğlu’nu da Göksu Vadisinde mağlup etti. Hotenî-oğlu bütün ağırlıklarını bırakarak kaçmış ve Ermenek kalelerinden birine sığınmıştır. Bu arada Karamanlılar, Muiniddin Pervâne’nin dayısı ve Sahiller Emîri olan Hoca Yunus’u da bozguna uğratmışlardır. Bu başarılar, Karaman-oğullarının şöhretinin ve manevî kuvvetinin artmasını sağlamıştır(1276).

Çok geçmeden Selçuklulara cephe alan Mehmed Bey, her sene Selçuk hazinesine göndermekte olduğu vergisini kesti. Moğolları Anadolu’dan çıkarmak maksadıyla,Memlûk Sultanı Baybars’a güvenerek, Moğollara isyan eden Niğde Emîri Hatir-oğlu Şerefeddin ile birleşti ve Türkmenlerini Niğde’ye gönderdi.

Mehmed Bey, bu başarılarını Misir ve Suriye’ye hakim olan Türk Memlűk Sultani Baybars’a bildirdi. Sultan Baybars’in Anadolu’ya gelmek üzere olduğunu haber alması Mehmed Beyi ziyadesiyle memnun etmiştir. Çünkü Mogollara karşi ittifak yaptığı Nigde Emîri Şerefeddin’in yakalanıp öldürülmesi durumu biraz güçleştirmişti. Sultan Baybars’in, Elbistan ovasında Mogol kuvvetlerini bozguna uğratması Mehmed Beyi cesaretlendirmiştir. Mehmed Bey, askerleriyle Aksaray üzerine yürümüşse de şehri almaya muvaffak olamamıştır. Mehmed Bey daha sonra Menteşe ve Eşref-oglu Türkmenlerini de yanına alarak, beraberinde Sultan II.İzzeddin Keykavus’un şehzâdesi Gıyasüddin Siyavuş (tarihte Cimri lakabıyla meşhur) olduğu halde Konya önlerine geldi. Bu sırada Konya Valisi olan Eminüddin Mikâil, direnmek istediyse de muvaffak olamadı ve Karaman-oğlu Mehmed Bey, Konya’yı ele geçirdi (14 Mayıs 1277). Mehmed Bey, şehre girdikten sonra II.İzzeddin Keykavus’un oğlu Gıyasüddin Siyavuş’u sultan ilan ederek, onun namına hutbe okutup sikke kestirdi, kendisi de sultanın veziri oldu. Aynı gün Konya’da toplanan divanda Mehmed Bey, Türk dilini başka dillerin tasallutundan kurtararak, yeniden devlet dili olmasını sağlayan meşhur fermanını yayınladı:

“ŞIMDEN GIRÜ HIÇ KIMESNE KAPŰDA VE DIVÂNDA VE MECÂLIS VE SEYRÂNDA TÜRKÎ DİLİNDEN GAYRI DİL SÖYLEMEYE“.

Mehmed Bey, Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata’nın oğulları olan Tacüddin Hüseyin ile Nasırüddin Hasan’ın Germiyan Türkmenleri ile üzerine geldiğini duyunca onların üzerine gitti ve Akşehir ovasında yapılan savaşta Sahip Ata’nın iki oğlu da öldürüldü. Tekrar Konya’ya dönen Mehmed Bey, Konya kale kapılarının kapatılması ve Batı Moğol hükümdarı Abaka Han’ın emriyle Selçuklu Sultanı III. Gıyasüddin Keyhüsrev ve vezir Sahip Ata Fahrüddin Ali’nin büyük bir Moğol ordusu ile üzerine geldiğini haber alınca Ermenek taraflarına çekildi (Haziran 1277). Konya önüne gelen Moğol ordusu, Mehmed Beyi takip ederek, Mut taraflarına gitti. Mehmed Bey, Selçuklu sultanı ilan ettiği Siyavuş’u savaşa sokmayarak, onu iç taraflarda güvenli bir yere gönderdikten sonra iki kardeşi Tanu ve Zekeriya, amcaoğulları ve bir miktar kuvvetle Mogol ordusuna karşı saldırıya geçti. Kaçmaya yüz tutan Moğol ordusu aniden geri dönerek, tedbirsiz yakaladıkları Mehmed Bey ile kardeşlerini ve amca oğullarını oklayarak öldürdüler ve başlarını keserek, Türkmenler arasında teşhir ettiler.

Selçuklu Sultanı III.Gıyasüddin Keyhüsrev ile vezir Sahip Ata Fahrüddin Ali, Develi Karahisar önünde Gıyasüddin Siyavuş’u da bertaraf ettikten sonra Karamanlılar ile birlikte hareket eden Türkmenler üzerinde baskılarını artırmışlardır. Türkmenler üzerindeki te’dip hareketleri, Moğollar tarafından katledilen III. Gıyasüddin Keyhüsrev’in yerine Selçuklu tahtına geçen II.Gıyasüddin Mesud zamanında daha şiddetle devam etmiştir.

Güneri Bey (1280-1300): Mehmed Beyin öldürülmesinden sonra Karaman-oğullarının başına kardeşi Güneri Bey geçmiştir. III.Gıyasüddin’in annesi ile anlaşan Güneri Bey, emîrlik menşűru aldi (1283); Güneri Bey Beylerbeyi, Eşref-ogullarindan Süleyman Bey de nâib tayin edildi. Bir müddet sonra, Sahip Ata Fahrüddin’e cephe açan Karamanoğulları, Eşref-ogullari ile işbirligi yaparak birkaç defa Konya önlerine gelmişlerdir.

Güneri Bey, 1286 yılında Ermenilerin elinde bulunan Tarsus üzerine yürüdü ve Ermenek tekfuru III.Leon’un müdahalelerine rağmen buraları tahrip etti. Kilikya Ermeni kralı III.Leon, Karaman-oğullarını İlhanlı hükümdarı Argun’a şikayet etti. İlhanlılar, Karaman iline bir ordu sevkettiler. Güneri Bey sarp bölgelere çekildi ise de Moğollar, ona ait olan bölgeleri özellikle Lârende ve çevresini harab ettiler. Moğolların çekilmesinden sonra Güneri Bey, intikam almak için harekete geçmişse de muvaffak olamamıştır. Güneri Beyi ele geçirmek isteyen Ilhanli kumandanı Geyhatu daha sonra İlhanlı hükümdarı) idaresindeki ordular, Güneri Beyi ele geçirememişler ama Karaman iline girerek bölgeyi tahrip etmişler ve Lârende’yi ateşe vermişlerdir.

1293’de Ermeniler, Kıbrıs şövalyeleriyle birleşerek, Alaiye kalesini ele geçirmişlerse de 1294 yilinda Güneri Bey, kaleyi geri almıştır. İlhanlı taht mücadelelerinde de taraf olan Güneri Bey, İlhanlı hükümdarı Gazan Han’a isyan eden Moğol emîri Baltu’ya, daha sonra da yine Gazan Han’a isyan eden Emîr Sülemiş’e destek verdi.

Güneri Bey 1300 yılında vefat etmiştir.

Mecdüddin Mahmud Bey (1300-1311): Güneri Bey ölünce, Karaman-oğullarının başına Mahmud Bey geçmiştir. Mahmud Bey, Karaman Beyin oğlu ve Mehmed ve Güneri Beylerin kardeşidir. Güneri Bey henüz hayatta iken kardeşi Mahmud Bey Ermenek taraflarında mühim faaliyette bulunuyordu. 1293’de Frenklerin eline geçmiş olan Alaiye’yi geri alarak orada Memlûk sultanı Eşref adına hutbe okutmuştur.

Mahmud Beyin beylik müddeti tam olarak bilinememekle birlikte H.702/1302 tarihli Ermenek Ulu cami ve H. Rebiyül-evvel 711/1312 tarihli Karaman’da İbrala köyünün kuzeyinde Mendik ve Kınık harabelerindeki cami kitabelerinden bu tarihlerde Karaman hükümdarı olduğu anlaşılıyor.

Mahmud Beyin hükümdar olduğu dönem, Anadolu Selçuklu Devletinin Moğollar elinde tamamen takatsiz kaldıkları, Moğolların da Gazan Han’ın ölümünden sonra(1304) Anadolu işlerini genel valilere terk ettikleri, bu valilerin de merkezi dinlemeyerek sık sık ayaklandıkları bir dönemdir. Şüphesiz Mahmud Beyin saltanati da Mogollarla mücadele ile geçmiştir.

Selçuklu sultanı Gıyasüddin Mesud 1308’de Kayseri’de vefat edip, Selçuklu saltanatı sona erince Mahmud Bey hızla hareket edip, Konya’yı ele geçirmiş ve Karaman-oğullarının bağımsızlığını ilan etmiştir. İstiklalinin meşruiyetini sağlamak için geleneğe uyarak Mısır’daki halifeden menşűr almiştir. Mahmud Bey üç yil kadar Konya’da kalip şehrin harap yerlerini mamur ettikten sonra Ermenek taraflarına gelmiş, Klikya Emenileri ile savaşırken yaralanmış, savaşı Karaman ordusu kazanmasına karşılık Mahmut Bey vefat etmiştir. Mezarı Ermenek ilçesine bağlı Balkusan köyündedir.

Yahşi Bey (1311-1312): Mahmut Bey’in ölümünden sonra Karaman-oğulları Devletinin başına Karaman Bey’in oğlu Yahşi Bey geçmiştir. Yahşi Bey önce Konya’yi tahkim etmiş, bölgedeki Mogol tahakkümünü kırarak, diger beyliklere de tesir etmiş ve her tarafta bir istiklal havasının esmesine sebep olmuştur. Bu durum karşısında Ilhanlilar Emir Çoban’i Anadolu’ya göndermek mecburiyetinde kaldılar(1314). Bütün uç beyleri Emir Çoban’ı karşılamaya gittikleri halde, Yahşi Bey gitmedi. Bunun üzerine İlhanlılar Konya’yı muhasara ettiler, Yahşi Bey uzun süre direnmişse de 1314 senesi ilkbaharında şehir açlik sebebiyle teslim olmak zorunda kalmıştır. Emir Çoban, Karamanlıları takip ederek Lârende üzerine yürümüş ve Yahşi Bey de muhtemelen bu sırada vefat etmiştir.

Bedrüddin İbrahim Bey (1318-1333): Yahşi Bey’in ölümünden sonra devletin başina oglu Bedrüddin Ibrahim Bey geçmiştir. Bedrüddin Ibrahim Bey muhtemelen 1315 tarihinde Konya’yı yeniden zaptetmiş fakat Konya’da degil Karaman’da oturmuştur. 1332’de Ibn Batuta Lârende’ye geldigi zaman Ibrahim Bey’i hükümdar olarak bulmuş ve kendisiyle görüşmüştür.

1318 (ya da1319)’de İbrahim Bey büyük bir süvari kuvvetinin başında olduğu halde Doğu Klikya’ya girerek Tarsus üzerine bir akın düzenlemiş ve Pompeipolis Köprüsüne kadar ilerlemiştir. Burada yapılan çetin savaş sonunda Ermeni tarihçisi Sempad’ın rivayetine göre Gorigos Kont’u Baron Oşin Karamanlıları mağlup etmiştir. Bu arada takriben 1320 tarihinde Emir Çobanın yerine Anadolu Valiliği’ne tayin edilen oğlu Timurtaş, Karamanlılarla iyi ilişkiler kurmuş ve 1321 yılında Timurtaşla birlikte İbrahim Bey Ermeni bölgesine büyük bir sefer düzenlemişlerdir.

1324’de İlhanlı devletine isyan eden Timurtaş’ın mağlup olması ve Memlûkler’e iltica etmesi Anadolu Beylikleri tarihi için bir dönüm noktası oluşturur. İlhanlı baskısından kurtulan Beylikler, bulundukları bölgelerde birer birer istiklallerini ilan etmişler, Karamanlilar da Konya ve havalisine kesin olarak yerleşmişlerdir.

Bedrüddin İbrahim Bey 1343 yılında kardeşi Halil Bey lehine saltanattan feragat etmiştir.

Mirza Halil Bey (1333-1340): Kendisi Karaman’da oturan Mirza Halil Bey Ermenek’in idaresini kardeşi Burhanüddin Musa’ya vermiştir. Halil Bey hakkında çok fazla bilgi yoktur. Muhtemelen 1340 yılında vefat etmiş olmalıdır ki, Bedrüddin Ibrahim, idareyi tekrar eline almış ve durumu bildirmek üzere Kahire’ye bir elçi göndermiş ve buna karşılık kendisine Halife tarafından sancak gönderilmiştir. İbrahim Bey’in ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1340’dan sonra öldüğü tahmin edilebilir.

Fahrüddin Ahmet Bey (1340-1350): Bedrüddin İbrahim Bey’in oğludur. Babasının ölümünden sonra Karaman Devletinin başına geçmiştir. Saltanatı uzun sürmemiş, H. Zilkade 750/Ocak 1350 tarihinde vefat etmiş oldugu türbesindeki kitabeden anlaşilmaktadir. Fahrüddin Ahmet Bey, kardeşi Şemsüddin ile birlikte Karamandaki Emir Musa Paşa (amcalari) Medresesinde medfûndur (günümüzde bu medreseden eser kalmamıştır).

Şemsüddin Bey (1350-1352): Bedrüddin İbrahim Bey’in oğludur. Kardeşi Ahmet Bey’in öldürülmesinden sonra 1350 yilinda devletin başina geçmiştir. Fakat kendisini çekemeyen ve hükümdar olmak isteyen kardeşi Karaman Bey tarafından zehirlenmek suretiyle 1352’de öldürülmüştür. Halkin galeyanı üzerine Ermenek Beyi olan amcası Burhanüddin Musa devletin başına geçirilmiştir.

Burhanüddin Musa -Emir Musa- (1352-1356): Şemsüddin Bey’in kardeşi tarafindan öldürülmesi üzerine Karaman Beyligi’nin başına amcası Burhanüddin Musa geçmiştir. Daha önce de Lârende ve bir müddet de Ermenek Beyligi yapan Emir Musa Şikârî’ye göre müftü, şeyh ve va’iz dir. Emir Musa, sükuneti sağladıktan sonra Beyliği Seyfüddin Süleyman Bey ile Karaman Bey’e devrederek kendisi Mut’a çekilmiştir. 1356 yılında vefat eden Emir Musa, Ermenek’te yaptırdığı Tol Medrese bitişiğindeki türbesinde medfûndur.

Emir Musa’nın çekilmesinden sonra Karaman-oğulları Devletinin başına Seyfüddin Süleyman geçmiş ve ordu komutanlığını da kardeşi Alâüddin Ali Bey’e vermiştir. Bu dönemde bütün kudret ve nüfuz Alaüddin Ali Bey’in elindedir. Seyfüddin Süleyman bir suikast sonucunda öldürülünce yerine kardeşi Alâüddin Ali Bey geçmiştir.

OSMANLI DÖNEMİNDE KARAMAN
Alâüddin Ali Bey (1357-1398): Halil Beyin oğludur. Tarihi olaylara nazaran cesur, azimli, mücadeleci bir hükümdardır. Karaman-oğullarının , Osmanlılarla olan münasebetleri ilk defa 1361’de başlamıştır. Alâüddin Ali Bey 1370 yılından önce Osmanlı hükümdarı Murad Hüdavendigâr’ın kızı Melek Hatun (Nefise Sultan) ile evlenmiştir. Bu evlilik Osmanlılarla Karamanlılar arasında bir barış dönemi yaşanmasına vesile olmuş ise de bu durum fazla devam etmemiş, Osmanlıların Anadolu’ya yayılarak Karaman hudutlarına dayanmaları Alâüddin Ali Bey’in endişe ile karışık düşmanlığına sebep olmuştur. Çünkü Osmanlilar, Germiyan-oglu topraklarinin bir kısmını çeyiz olarak, Hamid-ogullarinin bir kısım toprağını ise satın almak suretiyle topraklarina katmışlardır. Bu şekilde bir anda Osmanlilar ile hem-hudut olan Alâüddin Ali Bey, Beyşehri’ ne saldırmış ve bunun neticesi olarak ilk defa Osmanlılar ile savaşa sebebiyet vermiştir. Rumeli’den Anadolu’ya geçen I. Murad, güçlü bir orduyla Karaman üzerine yürümüş, Karaman-oğlunu mağlub ederek, Konya’da muhasara altına almışsa da, kızı Melek Hatun’ un ricası ile sulh yapılmıştır (1386). Karaman-oğlu Alâüddin Ali Bey, I.Murad’ın ölümünü(1389) fırsat bilerek, Osmanlıların Hamid-oğullarından satın almış oldukları yerleri işgâle kalktı ve aynı zamanda Anadolu’da Aydın, Saruhan, Menteşe ve Germiyan Beylerini de teşvik ederek, yeni bir ittifaka ön ayak oldu. Bunun üzerine Yıldırım Bâyezid süratle Anadolu’ya hareket ederek önce ittifakı dağıtmış, sonra Konya üzerine yürüyerek Alâüddin Ali Bey’ i Taş-eli’ ne sığınmak mecburiyetinde bırakmıştır. Bâyezid hemen hemen bütün Karaman şehirlerini zaptetmiş fakat aralarında kız kardeşi Melek Hatun’ un da bulunduğu elçilik heyetinin girişimleri ve Rumeli’deki durumun nezaketi icabi Karaman-ogluyla anlaşarak (1391), şehirlerini iade etmiş, iki devlet arasında Çarşamba Suyu hudut tayin edilmiştir. 1396 yılında Alâüddin Ali Bey, maiyetindeki oymakları Ankara ve Bursa taraflarına göndermiş, Anadolu Beylerbeyi Sarı Timurtaş Paşa’yı esir ederek Konya’ya getirmiştir. Bâyezid bu hadiseden sonra Karaman-oğulları Beyliğine son vermek için kuvvetli bir orduyla Karaman üzerine yürümüştür. Karaman-oğlunun Timurtaş Paşa’yı hapisten çıkararak bir elçilik heyeti ile Bâyezid’e göndermesi hiçbir fayda sağlamamış, Akçay’ da yapılan muharebeyi kaybeden Alâüddin Ali Bey, Konya’ya sığınmış fakat şehir halkı tarafından Bâyezid’e teslim edilmiştir. Bu Alaüddin Ali Bey’in sonu olmuş, Osmanlılar tarafından idam edilmek suretiyle öldürülmüştür. Bâyezid’in Konya’yı almasını müteakip iki oğlu Mehmed Bey ve Ali Bey ile anneleri Melek Hatun Lâren’de ye sığınmışlar, kısa süren direnmeden sonra Lârende de Bâyezid’e teslim edilmiştir. Bâyezid’in, şehzâdeleri Bursa’ya götürerek hapsettigi veya Karaman (Lârende) teslim olunca Mehmed Bey’ i, babasinin yerine tayin ettigi hususunda ihtilaf vardir. Fakat her ne şekilde olursa olsun bu yenilgi ile Karaman-oğulları Beyliği, büyük zaafa uğramış ve bütün şehirleri Bâyezid tarafından işgal edilerek, siyasi varlığına büyük ölçüde son verilmiş, Alâüddin Ali Bey de Yıldırım Bâyezid tarafından öldürtülmüştür. Bâyezid, Alâüddin Ali Beyi öldüreni de öldürtmüştür.

Nasirüddin Mehmed Bey (1398-1423): Bu durum da fazla devam etmemiş ve yaklaşik dört sene sonra,1402’de Ankara’da yapılan savaşta Bâyezid’in Timur’a mağlup olması üzerine, Karaman-oğulları yeniden siyaset sahnesinde görünmüşlerdir.

Bursa, Timurlular tarafından işgal edilince, Alâüddin Ali Bey’in oğulları Mehmed ve Ali Beyler hapisten çıkarılmış ve Karaman illeri onlara verildikten sonra Osmanlı arazisinden de Beypazarı, Sivrihisar, Kırşehir, Kayseri tarafları da verilmiştir. Karaman ülkesine Mehmed Bey hakim olurken, Ali Bey de kardeşine tabi olarak Nigde hakimi olmuştur. Mehmed Bey, Osmanlı şehzâdeleri mücadelesine de karışarak, bundan istifadeye çalışmıştır. Çelebi Mehmed’in müttefiki olan Germiyan hükümdarı Yakup Bey’ in arazisine tecavüz ederek, Kütahya ve havalisini işgal eyledikten sonra, Bursa’ ya kadar gelmiş ve şehre girip , tahrip etmiştir(1413). Fakat Hacı İvaz Paşa ‘nın müdâfaası karşısında şehri alamamıştır. Karaman-oğlu, Çelebi Mehmed’in, Musa Çelebi’ nin cenazesi ile gelmekte olduğunu duyunca, şehri ateşe vererek geri dönmüş, bunun üzerine Çelebi Mehmed, Karaman-oğullarının üzerine yürüyerek önce Kütahya’yı kurtarmış, Karaman-oğulları mağlup olarak dağıtılmıştır. Çelebi Mehmed, Timur tarafından Karaman-oğullarına verilmiş olan Akşehir, Beyşehir, Otluk Hisarı, Seydişehri’ni aldıktan sonra Konya’yı muhasara etmiş ise de alamamış ve Karaman-oğlu Mehmed Bey ile sulh yapmışlardır. Çelebi Mehmed, Canik tarafında iken Karaman-oğlunun tekrar Beyşehri ve Seydişehri’ne taarruz haberini alarak, harekete geçmişse de yolda hastalanmış ama Anadolu Beylerbeyi Bâyezid Paşa baskin düzenleyerek Karaman-oglu Mehmed Bey’i ve oglu Mustafa’yi esir etmiştir. Neticede Konya, Karamanlılar’a iade edilerek sulh yapılmıştır. Bundan sonra Çelebi Mehmed’ in ömrü hayatında Karaman-oğlunun taarruzu vaki olmamış ve Karaman-oğlu Mehmed Bey, Memlûk Sultanı’ nın himayesine girmiştir. Fakat Tarsus’un işgali hadisesine karışmasi, Memlűkler ile arasının açılmasına sebep olmuş ve Memlûk Sultanı Melik Müeyyed Şeyh, oğlu İbrahim komutasında, Karaman üzerine kuvvet sevk ederek Niğde, Konya Ereğlisi ve Lârende’yi zapt etmişlerdir. Karaman ülkesinin idaresi biraderi Ali Bey’ e tevdi edilmiş, Memlûk Sultanı Melik Müeyyed’in vefatı ile yerine geçen Seyfüddin Tatar, Karaman-oğlu Mehmed Bey’i serbest bırakarak, bir kısım Karaman memleketinin kendisine verilmesini emretmiştir. Mehmed Bey’ in oğlu İbrahim Bey de Osmanlıların yardımı ile Konya ve Lârende’yi ele geçirmiştir. Bunun neticesi olarak Ali Bey, Niğde’ye çekilmiş ve Mehmed Bey ikinci defa Karaman hükümdarı olmuştur. Mehmed Bey, başa geçer geçmez Osmanlılara cephe almış ve Hamid-oğlu Osman Bey ile ittifak ederek, Antalya’yı muhasara ettiği sırada bir top güllesinin kendisine isabet etmesiyle orada ölmüştür.

Tacüddin (Sarimüddin) İbrahim Bey(1423-1464):Mehmed Bey’ in ölümü üzerine Karaman tahtına oğlu İbrahim Bey geçmiştir. Osmanlıların yardımı ile amcasi Ali Bey’ i Nigde’ye çekilmeye mecbur eden Ibrahim Bey,daha sonra Osmanlılarla dostluğunu bozmuş ve Sırp Despotu aracılığı ile Macarlar’ la Osmanlılar aleyhine ittifak tesis ederek, 1433’de Beyşehir’i zapt etmiştir. Macarların mağlup edilmesiyle Osmanlılar, Karaman üzerine yürüyerek Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Said-ili ile Konya ve Karaman’ın İç-el’den gayri yerlerini zapt etmişlerdir. Ibrahim Bey durumun tehlikesini anlayinca, memleketin en büyük alimlerinden Mevlânâ Hamza’yı elçi olarak gönderip, sulh istemiş; aldigi yerleri iade etmek ve ahdi bozmamak şartiyla sulh yapilmiştır. Buna rağmen Osmanlı hükümdarı II. Murad, bir tedbir olmak üzere, daha sonra Kayseri’yi zapteden İbrahim Bey’ e karşı Dulkadir-oğlu Nasirüddin Mehmed Bey ile anlaşmış ve İbrahim Bey’ in mukavemeti üzerine Osmanlı-Dulkadir kuvvetleri Kayseri’yi alarak, kardeşi Isa Bey’i Ibrahim Bey’in üzerine göndermişlerdir. Isa Bey , Karaman memleketine yaptigi akinlardan birisinde ölmüştür. Osmanlilar bu işte muvaffak olamamalarına rağmen, İbrahim Bey Memlûklerin de müdahale edeceklerini anlayarak, 1437’de Osmanlılar ile anlaşmiştir.

İbrahim Bey, bu anlaşma ile bir müddet Osmanlılar’a karşı hiçbir harekette bulunmamış, 1442 yılında Mezid Bey’in Erdel’de, Hermanştad’da şehit düşmesi ile Osmanlılar aleyhine yapılan haçlı ittifakına Karaman-oğlu İbrahim Bey de girmiştir. Bizans imparatoru vasıtasıyla Macar Kralına müracaat ederek, haçlıları harbe teşvikle Osmanlıların Dulkadirliler ile anlaşarak ele geçirdikleri eski Karaman topraklarını istirdat edebileceğini tahmin ediyordu.

Gönderdiği kuvvetler Ankara ve Kütahya taraflarını tahrip ettiler. II. Murad süratle hareket ederek, bunların geri çekilmesini sağlamış fakat Osmanlıların tekrar haçlılara karşı koymak için Avrupa’ya dönmesi üzerine bir defa daha Karaman askeri, Osmanlı topraklarına hücum etmiş ve İbrahim Bey ‘in bu son hareketi, aleyhinde bir cereyanın uyanmasına sebep olmuştur. II. Murad, İslam alimlerine müracaat ederek, Karaman-oğlu İbrahim Bey hakkında fetva istedi. Hem Rumelideki haçlı ittifakı ve hem de Anadolu’daki Karaman-oğlu ile aynı anda uğraşmaktan bunalan Sultan Murad 1444 Temmuzunda haçlılar ile Segedin muahedesini imzalamaya mecbur kalmıştır. Sultan Murad, muahedeyi müteakip bütün hıncı ile Karaman’a bir intikam seferi tertip etmiş ve Ibrahim Bey’ in yaptığının kat kat acısını çıkarmıştır. Müşkül duruma düşen Ibrahim Bey, zevcesini ve veziri Server Ağa’ yı sulh akdi için göndermiş ve Ibrahim Bey, ‘Sevgend-nâme’ (ahid-nâme) vermeye mecbur kalarak, Sultan Murad’ın ağır şartlarını kabul etmiştir. Bu sevgend-nâmeden anlaşıldığına göre, bu sıralarda II. Murad tahtı, oğlu Mehmed’e bırakmıştır.

İbrahim Bey yeminine sadık kalarak, Varna savaşinda ve II. Kosova savaşinda Osmanlı ordusuna yardımcı kuvvetler göndermiş, yine 1448 yılında Kıbrıslıların elinde bulunan Gorigos’u zapt etmiştir.

1451’de II. Murad ölüp, yerine oğlu II. Mehmed’in hükümdar olması İbrahim Bey’i ümitlendirmiş, Aydın ve Menteşe hükümdar ailelerini tahrik edip, kendisi de Antalya’yı zaptetmek üzere, o tarafa gitmiştir. Fakat Sultan II. Mehmed’in Karaman üzerine yürümesi onu tekrar barış istemeye mecbur etmiştir. İbrahim Bey bu muahedeyi yapmasına rağmen, Osmanlıdan intikam almak hırsını yenememiş ve Venediklilerle Osmanlılar aleyhine bir ittifak tesisi için uğraşmıştır.1453 yılında Venedikliler ile bir ticaret anlaşması imzalanmıştır ve burada zikredilen ortak düşman Osmanlı’dır. İbrahim Beyin 1456 yılında Tarsus, Adana ve Gülek taraflarını ele geçirme teşebbüsü üzerine Memlûkler, bir ordu göndererek, Karaman ülkesini tahrip etmiştir.

İbrahim Bey, muahede mucibince II. Mehmed’in Kastamonu ve Trabzon seferlerine (1461), oğlu kumandasında asker yollamış ve İsfendiyaroğlu Kızıl Ahmed’in ilticasını kabul etmemiştir.

İbrahim Bey, büyük oğlu İshak’ı anneleri Osmanlı sultanı olan diğer oğullarına tercih etmiş ve daha saglıgında oğullarının taht mücadelesine girişmelerine şahit olmuştur. Nitekim Fatih’in halasının oğlu Pir Ahmed, ağabeyi İshak Bey’in Silifke ve İçel bölgesine hakim olması üzerine kardeşleri ile iş birligi yaparak ve Konya eşrafiyla da anlaşarak Konya’da hükümdarlığını ilan etmiştir. Bunun üzerine İbrahim Bey, oğlu İshak Beyle Gevele Kalesine sığınmışlar ise de çok geçmeden (1464) burada vefat etmiştir. (Cenazesi Lârende’ye taşınarak burada yaptırdığı imaret-haneye defnedilmiştir).

Fetret Devri (1464-1502): İbrahim Bey’in vefatından sonra, kardeşlerine mukavemet edemeyeceğini anlayan İshak Bey, Silifke’ye çekilerek burada Memlûk Sultanı ile münasebete girmesine ve onun da yardım vaadinde bulunmasına rağmen, Ak-koyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey’in yanına iltica etmiştir, oradan aldığı kuvvetlerle gelerek Karaman Beyliğini tekrar ele geçirince, Pir Ahmed Bey, Osmanlı Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed’e iltica etti. Uzun Hasan’ın askerleri Karaman ülkelerinde her girdikleri yeri tahrip etmiş, soymuş ve yağma etmişlerdi, bu da halkın İshak Beyden nefret etmesine sebebiyet vermiştir. Uzun Hasan, buradan ayrılırken bir kısım kuvveti Kızıl Ahmed Bey’le beraber Karaman ülkesinde bırakmıştır. Karaman Beyliğini elde etmiş olmasına rağmen İshak Bey, Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmed’in, kardeşi Pir Ahmed’e yardım edeceğini anlayınca, Osmanlı hükümdarına Yakup-oğlu Ahmed Çelebi’yi göndererek, Karaman memleketi hakkında pazarlığa girişmiştir. Fatih’in “Çarşamba suyu sınır olsun. Ötesi senin ve berisi bizim olsun. Biz dahi senin kardeşini koyuvermeyelim” cevabını vermesi üzerine, İshak Bey, Uzun Hasan’a da güvenerek muvafık cevap vermediğinden Fatih, Pir Ahmed’e yardım ederek, Karaman’a bir ordu göndermiştir. İshak Bey, mağlup olarak Silifke’ye çekilmiş ve ailesini orada bırakarak, yardım temin etmek için Uzun Hasan’ın yanına gitmiş, fakat çok geçmeden 1466 yılında, orada vefat etmiştir.

Silifke kalesinden gayri yerler, Pir Ahmed’in eline geçmiş ve bu suretle birkaç sene, Osmanli Devleti’nin himayesinde hükümdarlik etmiş, anlaşma icabi Akşehir, Beyşehir, Ilgın’ı Osmanlılar’a terk etmiştir. Pir Ahmed, bu defa kardeşi Kasim Bey ile ugraşmak mecburiyetinde kalarak, Osmanlilarin yardımı ile, Ermenek muharebesinde Kasım Bey’i mağlup etmiş, bu suretle durumun düzelmesine ve Osmanlılarla olan anlaşmasina ragmen Ak-koyunlu ve Venedikliler ile ittifak etmekten çekinmeyerek, Osmanlılar’ı kızdırmıştır. Fatih Sultan Mehmed kumandasındaki ordu, Karaman ülkesine girmiş ve Konya’yı almış, Pir Ahmed, Lârende önünde Sadrazam Mahmud Paşa’ya yenilerek, Tarsus taraflarına kaçmış ve Karaman Vilâyeti Fatih’in oğlu Şehzâde Mustafa’ya verilmiştir. Neşrî, Pir Ahmed’in kaçmasına ve ele geçirilememesine Mahmud Paşa’nın sebeb oldugunu, ancak peşlerinden giden Mahmud Paşa’nın Turgutogullarını (Karaman-oğullarının en büyük yardımcılarındandır) kovalayarak, bunları dağıttığını söyler. Bundan sonra Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed, Karaman ve Konya halkının İstanbul’a sürülmesini, Mahmud Paşa’ya emretmiştir. Mahmud Paşa, Karamanlılardan bir kısmını yerlerinde bırakıp, sanat erbabını İstanbul’a sevk etmiştir. Fakat Rum Mehmed Paşa, Mahmud Paşa’yi padişaha şikayet ederek, sürgün esnasında haksızlık yaptığını, zenginleri koyup, fakirleri sürdügünü söylemiş, bunun üzerine Mahmud Paşa azledilerek, yerine Rum Mehmed Paşa getirilmiş ve bu Paşa, Karaman ve Konya halkına büyük zulümler yaparak, pek çok aileyi sürmüştür.

Fakat Osmanlı kuvvetleri çekilir-çekilmez, Pir Ahmed ile kardeşi Kasım Bey, Konya üzerine yürümüşler, ancak Konya’nın (Ahmedek) mukavemeti üzerine Ereğli, Aksaray, Develü ve Niğde gibi eski Karaman memleketlerini zapt etmişlerdir. Tamir faaliyetlerinde bulunmak üzere Ereğli ve Lârende’ye giden Rum Mehmed Paşa, halkın da desteklediği Pir Ahmed’in hücumuna uğramış ve Varsaklara karşı giriştiği bir harekâtta da, Varsak Beği Ulaş-oğlu Hasan Beğ’e mağlup olmuştur. Bununla beraber 1471 yılında Osmanlılar, Karaman memleketlerini yeniden ele geçirmeye başlamışlar, nitekim Pir Ahmed, Mut civarinda Ishak ve Gedik Ahmed Paşa emrindeki Osmanlı ordusuna maglup olmuş, kendisi ile beraber hareket eden kardeşi Karaman, Fatih’e teslim olmuştur. Bu son hadiseyi müteakip, Aksaray ahalisi de İstanbul’a sürülmüştür(1471). Ertesi sene Gedik Ahmed Paşa, Alaiye’yi zaptederek, Ishak Bey’in zevcesi ile oglunu esir etmiş, Silifke kalesini, Mokan (=Mervan) hisarini ve Gorigos’u almıştır. Bura halkları da İstanbul’a veya Rumeli’ne sürgün gönderilmiştir . Karaman Beyliğinin yok olmağa yüz tutması üzerine Uzun Hasan’ın ve Venediklilerin teşebbüsleri, Osmanlilar tarafından bertaraf edilmiştir.

1473 Otluk-beli zaferinden sonra, Karaman illerini yeniden zaptetmekle görevlendirilen Gedik Ahmed Paşa, Pir Ahmed’i, Lârende civarinda maglub ederek, Ermenek’i zaptetmiş, Pir Ahmed ailesi ve hazinesi ile Menan kalesine sığındı ise de, yakalanarak surlardan aşağı atılmıştır. Silifke’nin Gedik Ahmed Paşa’ya, Develi Karahisar’in da Konya valisi Şehzâde Mustafa’ya teslim olmasıyla(1474), Karaman-oğullarının bütün şehir ve kaleleri, Osmanlıların eline geçmiştir. Bu sırada vefat eden Şehzâde Mustafa’nin yerine, Konya valiligine Şehzâde Cem tayin edilmiştir.

Şehzâde Cem, Karaman Beyleri ile dostluk kurmuş ve 1481’de Fatih’in ölüp, yerine II. Bâyezid’in hükümdar olması esnasında cereyan eden, Bâyezid-Cem taht mücadelesinde, Karaman-oğlu Kasım Bey Cem’in yanında yer almış, Cem’in Mısır’a gitmesinden sonra Kasım Bey, Konya’yı almak maksadı ile Karaman Beylerbeyi Hadım Ali Paşa’nın kuvvetlerini Pervane sahrasında mağlup etmiş fakat, Gedik Ahmed Paşa’nın yetişmesiyle Silifke’ye çekilmiştir. Bunun üzerine tekrar Cem Sultan ile irtibata geçen Kasım Bey, onu Anadolu’ya davet etmiş, 1482’de Cem ile Kasım Bey, Konya’yı muhasara etmelerine rağmen, bir netice elde edememişlerdir. Cem Sultan’ın Rodos’a ilticasından sonra Kasım Bey, Bâyezid ile uyuşmuş ve yaptığı bir anlaşma gereğince Osmanlıların himayesinde, vefatına kadar İçel taraflarında hüküm sürmüştür.

  1. Yüzyılın başlarında henüz Konya’yı başkent yapabilecek kadar güçlü olmadıkları dönemlerde Karaman-oğulları Beyliği’nin merkezi olan Lârende; bu hanedân mensupları ve bilhassa Karaman-oğlu II. İbrahim Bey tarafından gerçekleştirilen büyük bir imâr faaliyetine sahne olmuş ve bu faaliyetler neticesinde meydana getirilen âbideler, şehrin fizikî yönden gelişmesini saglamiştir. Karamanlılar döneminde, Horasan’dan gelip bu bölgeye yerleşen âlim, şeyh, derviş ve sanatkarların şehrin kültürel ve fizikî kalkınmasında üstlenmiş olduklari rolü de belirtmek gerekir.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE KARAMAN Karamanoğulları Beyliği yıkıldıktan sonra, Osmanlılar’ın devlet politikaları sonucu, Karamanlılar, başta Rumeli olmak üzere imparatorluğun değişik bölgelerine yerleştirilmişlerdir.

Ulu önder Atatürk’ün annesinin ailesi de, Kültür Bakanlığı yayınlarından Burhan Göksel tarafından yazılan “Atatürk’ün Soykütüğü Üzerine Bir Çalışma” isimli eserin 6.7. ve 10. sayfalarında verilen bilgilere göre, Rumeli’ye göçmüş Karamanlılardandır.

Karamanoğulları Beyliği yıkıldıktan sonra Konya, Osmanlı toprakları içinde önemli bir vilayet olmuş ve Lârende, Konya vilayetine bağlı bir sancak merkezi haline getirilmiştir. İdarenin başında da, her zaman bir beylerbeyi bulunmuştur.

Larende (Karaman), Konya Vilayetine bağlı bir sancak merkezi iken, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, ilçe merkezi olmuştur.

Karaman, Osmanoğulları döneminde, hiçbir zaman Karamanoğulları dönemindeki, parlak günlerine kavuşamamış, mütevazı bir Anadolu kenti olarak, Cumhuriyet dönemine kadar gelmiştir. Şehrin Larende olan isminin 18. y.y. öncesinde Karaman olduğu da bir gerçektir.

Köklü tarihi geçmişi olan, ilim ve kültür merkezliği yapmış Karaman, nihayet 15 Haziran 1989 tarihinde çıkarılan 3578 sayılı Kanun ile Türkiye’nin 70. ili olmuştur.

Vilayet olduktan sonra Karaman’ın gelişmesi ve kalkınması daha da hızlanmıştır.

Kaynak:Karaman İl Kültür ve Turizm Müd

 

ürlüğü

2 Yorum Var

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir