İslam Halifesi, Yavuz Sultan Selim’in Sözleri

İslam Halifesi, Yavuz Sultan Selim’in Sözleri

İslam Halifesi, Yavuz Sultan Selim’in Sözleri

Yavuz Sultan Selim, Osmanlı’nın dokuzuncu padişahı ve 88. İslam halifesidir. Babası II. Bayezid, oğlu Kanuni Sultan Süleyman’dır. Anadolu, Suriye, Mısır ve Hicaz’ı fethetmiş, İslam dünyasının lideri olmuştur. Cesur, adaletli, dindar ve şiir sever bir kişiliği vardır. Kendisine “Hâdimü’l–Haremeyni’ş–Şerîfeyn” unvanı verilmiştir. Şiirlerinde “Selîmî” mahlasını kullanmıştır.  Yavuz Sultan Selim’in bazı özlü sözlerini sizlerle paylaşıyoruz.

  • “Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.”
  • “Haine cesaret veren merhamet, zulme yakındır.”
  • “Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzan; Beni bir gözler-i âhûya zebun etti felek.”
  • “Benim için, o mübarek makamların hizmetçisi olmaktan daha büyük şeref olamaz. Bana Hadimül-haremeyn (Mekke ve Medine’nin Hizmetçisi) diyin.” (Mısır’ı fethedip hilafeti üstlenince, kendisine Sultanül-haremeyn diyen hatibine verdiği yanıt.)
  • “Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar.”
  • “Devletleri yıkan tüm hataların altında nice gururun gafleti yatar.”
  • “Biz bunca meşakkate alkış uğruna katlanmadık, halis niyetimiz rızayı ilahidir.”
  • “…Ben Allah’ın emirlerini yerine getirmek, zulüm görenlere yardım etmek için zırh giydim, kılıç kuşandım!”
  • “Vükela ve ümeranın süslü elbiseler giymesi padişahlarına tâzimden ileri gelir. Biz Allah’tan başka kime tâzime mecburuz ki bu külfeti ihtiyâr edelim? Bizim padişahımız Allah, vücudu saran elbiseye değil, içindeki imâna bakar.” (Sade giyinmesinin nedeni sorulduğunda verdiği yanıt.)
  • “Be hey asker kıyafetli korkaklar! Maiyetimde yiğitlik ve kahramanlık göstereceğinize böyle mi hareket edersiniz! Askerde itaat emre karşı gelmek midir?..” (Çaldıran Savaşı için seferdeyken askerlerin isyan etmesi üzerine yaptığı konuşmadan.)
  • “Yaralı gönlümü, sevgilinin gece renkli zülfünün hayaliyle sardım. Geceleyin merhem bulamayan o yaranın vay haline!”
  • “Şah İsmail üzerine seferim vardır!”
  • “Pâdişâh-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş, Bir velîye bende olmak cümleden a’lâ imiş…”
  • “Hava kararsın, herkes evlerine dönsün, sokaklar boşalsın, ben ondan sonra İstanbul’a gireyim. Fânîlerin alkışları, zafer takları ve iltifâtları bizi nefsimize mağrûr edip yere sermesin!”
  • “Şâyet askerlerimin torbalarında, geçmiş olduğumuz yerlerden alınmış bir şey bulunsaydı, Mısır Seferi’nden vazgeçecektim!..” (Mısır Seferi’nde rûhunu saran bir endişe üzerine askerlerinin torbalarını, geçilen yerlerden koparılmış meyve var mı, yok mu diye hassâsiyetle aratmasına mukabil.)
  • “Gönül ister ki, Afrika’nın kuzeyinden Endülüs’e çıkayım ve sonra Balkanlar üzerinden tekrar İstanbul’a döneyim!” (Mısır’ın Fethi’nden sonra, 10 Eylül 1517’de Kâhire’den İstanbul’a dönerken.)
  • “Ben pâdişâh olursam, İslâm birliği yolunda ciddiyetle yürüyeceğim; hattâ Mevlâ ruhsat verirse, Hind ve Tûran’a gideceğim ve doğuda da batıda da i’lâ-yı kelimetullâha çalışacağım. Zâlimlere, evlâdım olsa dahî merhamet etmeyeceğim. Zamanımda rahatlık olmayacak, ahâlîye tasallut edilmeyecektir. İşte benim hâlim!.. Biraderim ise, rahatı sever ve yumuşak bir tabîatı vardır. Eğer seferden korkmaz ve çileye tâlib olursanız, bana bey’at ediniz! Aksi halde sultanlık için kardeşim Şehzâde Ahmed’i tercîh ediniz ki, onun zamanında rahat ve safânızla meşgul olursunuz!..” (Tahta dâvet edilip İstanbul’a geldiğinde yeniçeri ocağının ileri gelenleri ve devlet ricâline pâdişâh olmadan az evvel yaptığı konuşmada hitaben)
  • “Ey kardeşim! Ne sen böyle yapsa idin, ne de ben böyle yapmak mecbûriyetinde kalsaydım!..” (Devletin bekâsı için bertaraf etmeye mecbûr kaldığı kardeşi Korkut’un tabutunun altına girmiş ağlarken)
  • “İsteyenler, karılarının yanına dönüp entarilerini giyebilirler! Ben düşmana karşı tek başıma da gidebilirim!” (Çaldıran Seferi’nde, çadırına ok atacak kadar ileri giden askerlerin isyan etmesi üzerine, irâd ettiği nutuktan bir bölüm)
  • “Ümit eliyle Mustafa (s.a.v.)’nın eteğine yapışan herkes güneş gibi ayağını feleğin üstüne başar.”
  • “Âlimlerin bindiği atın ayağından üstümüze sıçrayan çamur, şerefimizdir.” (Mısır Seferi’nde, devrin meşhur âlimlerinden Kemâl Paşazâde ile yanyana at üstünde sohbet ederken.)
  • “Âkıbet görürsün hele Ferhat!. Sen şimdi İskender’i koruyup duruyorsun, ama bu korumaktan ne fayda çıkacağını inşâallâh birbirinize karşı asıldığınız zaman görürsünüz!..” (Birgün dîvândan içeri hiddetli bir şekilde girip bir zaman odada dolandı ve kendisini kızdıran şeyi mırıldanıp durdu. Ferhat Paşa’nın İskender Çelebi’yi olur olmaz koruyup kayırmasına gazaplanmıştı. Çünkü aralarındaki dostluktan başka şeyler sezinlemişti. Sonunda yüksek sesle şu sözleri sarfetti. Aradan seneler geçtikten sonra Kânûnî devrinde bu iki şahıs dediği gibi karşı karşıya asıldılar.)
  • “Bana getirdiğin şu usûlsüzlük teklîfi dolayısıyla yemîn ederim ki seni de teklîf sahibini de katlettirirdim. Fakat «Sultan Selîm, parasına tama’ ettiği için bezirgânı ve defterdarı öldürttü.» demelerinden çekinirim. Tez bezirgânın parasını iâde edin ve bir daha huzûruma böyle kanuna uygun olmayan şeyler getirmeyin!” (Sefer üzre olunduğundan birtakım masraflara hazîneden henüz para ulaştırılamamış ve zengin bir kimseden borç alınmıştı. Daha sonra hazîneden para geldi ve defterdar da alınan bu borcu sahibine takdim etti. Ancak adam’ın defterdara şöyle bir teklîfte bulunması üzerine “Servetim hayli çoktur. Bir oğlumdan başka kimsem de yoktur. Kabûl ederseniz, verdiğim paramı hazîneye bağışlayayım. Buna mukâbil siz de benim oğluma devlet kapısında bir iş verin.” bu talep Sultan’a arzedilir. Teklifi getiren Defterdara öfkelenerek ve hiddetle verdiği cevap.)
  • “Ey gönül! Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama, düşmandan da korkma! Devlet ve saltanat ancak Allah’ın verdiğidir.”
  • “Ey canım, eğer sana Selimî gibi yüz tane devlet ve saltanat dâhi verilse cihana bağlanıp dosttan uzak olma.”
  • “Güneş Mustafa (s.a.v.)’nın yüzünün aynasının bir aksidir. Her iki âlem, Mustafa (s.a.v.)’nın bir kılına bağlanmıştır.”
  • “Gönlünü ve canını O’nun aşkına veren kimse ne kahramandır! Düşüncesi daima Mustafa (s.a.v.) olan kimse ne huzur ve rahat içindedir.”
  • “Her dertli, mihnete tahammül için biraz gönlünde kuvvet buluyorsa bu kuvvet Mustafa (s.a.v.)’dan gelir. Onun için her dertli O’na minnettardır.”
  • “O Peygamberlerin Padişahıdır. Diğer peygamberler O’nun ordusudur. Yaradılıştan maksat O’dur. Bu kevn-ü mekân O’nun yüzü suyu hürmetine yaratılmış bir tufeyldir.”
  • “Ümit sabahı Mustafa (s.a.v.)’nın güzel yüzüdür. Gayıp sırları O’nun ârif olan gönlünden doğar.”

Kerimusta.com/Kerim Yarınıneli

Kaynak:

Yorum yapın