En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Devamı var:

Osmanlılar ise 1516-1517’de Suriye, Mısır ve Hicaz’ı baştan başa fethettiler. Yavuz Sultan Selim Han, 1516’da Suriye üzerine yürümüş, Halep yakınında Suriye’nin kuzeyinde “Dâbik” ovasında Mısır askerleri ile çarpışmış ve zaferi kazanmıştır. Bütün Suriye şehirleri alındı, Yavuz Sultan Selim Şam’a girmiş ve burası ordugâh olmuştu. Mercidâbık zaferi ile Suriye’yi, Gazze zaferi ile Filistin bölgesini tamamen Osmanlı memleketlerine katmıştı.

Mercidâbık zaferinden sonra, Bilâdü’ş-Şam’ı ve Mısır’ı Osmanlı idaresi altına alan Yavuz Sultan Selim, eski idareye ait pekçok şeyi olduğu gibi bıraktı… bu arada Anadolu’dan bazı Türkmen oymaklarını da -güvenlik için-getirterek Lazkiye civarına yerleştirdi. 1521’de bölgenin idarî teşkilâtı; Bilâdü’ş-Şam, Halep, Trablus olmak üzere üç eyalete ayrılmıştı. Yavuz Sultan Selim buraların tahririni yaptırıp, güvenliğini sağladıktan sonra Mısır Memluklarının ülkesi üzerine yürümüştü.

Görüldüğü üzere 634 yılından itibaren Bizans İmparatorluğundan mülüman arapların eline geçmiş olan Suriye; Emevîler, Abbasîler, Tolunîler, Fatımîler, Eyyubîler, Selçuklular, Atabegler, daha sonraları Mısır melikleri ve Osmanlı padişahları tarafından uzun süreler idâre edilmiştir. Osmanlılar devrinde eyalet merkezi olan Şam şehrine bağlı yerlere Suriye vilayeti denilmiştir. XIX. Yüzyıla geldiğimizde Suriye ve Filistin topraklarında; Suriye, Halep ve Beyrît adında üç vilayet ile Cebel-i Lübnan ve Kuds-ü Şerif müstakil mutasarrıflıkları mevcuttu.

Osmanlı padişahı Sultan Abdulhamit, oldukça önemli bir bölgede bulunan Suriye’yi, İstanbul-Hicaz arası demiryolu bağlantısında ihmal etmemişti. İstanbul’dan başlayan demiryolu ağını Şam’dan Medine ve Mekke’ye oradanda Bağdat’a ulaştırmayı planlamıştı. Çünkü idari ve ticarî bakımdan Suriye bölgesinin önemi çok büyüktü.

Suriye Bölgesinin en önemli merkezi olan Şam şehri hakkında bazı bilgiler vermek yerinde olur. Şam ortadoğunun meşhur ve büyük şehirlerinden biridir. Şam’a imarının ve görünüşünün güzelliğinden dolayı “Cennetü’l-Arz”(Yeryüzünün cenneti) denmiştir. Nuh’un oğlu Sâm’ın torunlarından birinin adı Dımaşk olduğu için “Dımaşk” da denmektedir. Dımaşk şehrinin 7000 yıl önce kadar kurulmuş olduğu ve İbrahim peygamberin burada doğmuş olduğu rivayet edilmiştir. Bir başka rivayete göre ise; Ham b. Kenan kavminden ayrılıp kuzeye doğru çıkmıştır. Kuzeye gittiği için “teşâü’ş-şimâl”(kuzeye doğru yürüdü-gitti)den dolayı Şam denmiştir.

Suriye’nin genel olarak adına Şam’da denir. Şam Suriye bölgesinin en büyük şehri olup 36 derece-18 dk doğu meridyeni ile 33 derece-30 dk kuzey paraleli arasındadır. Rakımı 700 metre olup, Suriye-Arap çölünün kenarında, Lübnan ve Anti-Lübnan kütlelerinin hemen arka tarafında bulunmaktadır. Ortadoğu bölgesinin önemli medeniyet ve kültür merkezleri arsında yer alır. Suriye içinden kuzeyden güneye geçen bir yol üzerinde olan Şam, çevresinin aşırı zenginliği sayesinde, Kuzey Suriye, El-Cezîre, Arabistan, Bâbilonya ile Akdeniz ve Mısır arasındaki ticarî önemi haiz bir kenttir.

Şam şehrinin tarihçesi ise şöyledir. X.yüzyıldan itibaren Ahd-i Atik ile Asurca metinlerden öğrenildiğine göre bir Şam Arâmî krallığı mevcut olup, bu krallık M.Ö. 732 tarihinde Asurlular tarafından yıkılmıştır. M.Ö. VIII. yüzyılda Asurlular VII. yüzyılda Bâbilliler, VI. yüzyılda Grekler, M.Ö. I. yüzyılda ise Romalılar Şam’da hâkimiyet kurmuşlardı. Bir müddet İranlılar idare edip, sonra tekrar Bizanslar ele almış ve 635 yılında şehir Bizanslardan, müslüman komutan Halid b. Velid tarafından teslim alınmıştır.

Halid b. Velid rivayete göre, Dımaşk’a doğudaki kapıdan girmiştir. Yine rivayet edilirki, Adem(a.s.) Şam’daki, Beytü’l-Ebyat’a inmiş, Havva ise Beytü’l-Lihye’ye gelmiştir. Adem’in oğullarından Kâbil, Hâbil’i Şam’daki Kâsiyûn dağında öldürmüştür. Şam şehrinin suyu çoktur. Eskiden etrâfı sûr ve hendeklerle çevrili idi. Çok büyük ve güzel bir mekandır.

Şam, Osmanlılar devrinde bütün ihtişamını ve önemini korumuştur. Suriye vilayeti ve bölgesinin büyük bir şehridir. Şam’ın eski ismi Dımaşk olup, yabancılar ise, “Damas” derler. Şam’da iki yüz kadar camii, vardır, Ümeyye camii en büyüğü ve tarihi olanıdır. Yine rivayet edilirki, pekçok peygamber, evliyâ, meşhur âlim gibi şahsiyetlerin türbe ve medreseleri Şam’da bulunmaktadır. Şam’da meşhur murassa Şam kılıçları ve çeşitli silahlar yapılırdı. Şam oldukça işlek bir karayolu ile Beyrut’a da bağlı bulunuyordu.

Şam şehri, Berrü’ş-Şam denilen, Şam çölüne kadar uzanan, ve “Gûtâ” denen güzel ve münbit bir ovanın kenarında, kuzeyinde Kâsiyûn dağı, güney ve güney batısında Cebel-i şeyh denen dağ ile çevrilidir. Ayrıca Şam’ın kim tarafından ve ne zaman tesis olunduğu bilinmemektedir.Ancak Hz. İbrahim zamanında mevcut imiş, Nebatlılar burada hüküm sürmüşlerdi. Hz. Davût ve Hz. Süleyman zamanlarında Yahudiler buralara hükmetmişlerdir.

Daha sonra Şam’ı Bizans İmparatorluğundan 635 yıllarında sahabeden, Ubeyde b. Cerrah, Yezid b. Süfyan ve Halid b. Velid komutasındaki müslüman araplar fethetmişlerdi. Şam 661 tarihinden itibaren, Emevî hanedânlığının başkenti olmuştur. Bütün islam memleketleri buradan 750 yılına kadar yaklaşık 90 yıl idare edilmiştir. Abbasî hanedânlığı ise Bağdat’ı başkent yapmışlardı. Ama Şam yinede önemini korumuş, Hamdanîler ve Selçuklular Şam’da hükümetler kurmuşlardır. Şam 1258 yılından sonra Moğol hükümdârı Hülâgu tarafından zaptedilmiştir. Timur tarafından işgal edildiği sırada ise, tamamen tahrip edilmiş, ahalisinin çoğu katledimişti. 1516’ dan sonra Osmanlı Devleti’ne Mısır Memluklularından alınrak katılan Şam, hacc yolu üzerinde de olduğundan imar ve ticareti geliştirilerek daha güzel hale getirilmişti. Şam eyalet merkezi edilmşken, sonradan vilayet usulü getirilince, Suriye vilayetinin merkezi olmuştur. Filistin tarafı Kudüs müstakil mutasarrıflığı adıyla ayrılırken, sahil kısmıda Beyrût vilayeti olarak ayrılmıştır.

Lütfen Dikkat: Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz. Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...