İman Nedir? İman Hakkında Bilgiler

Bu makale Tarihinde

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 8 Haziran 2021 Kerim Usta

Kıdem. Ezeliyyet, evveli olmamaktır. Evveli olmayana Kadim denir. Sonradan meydana gelene de Hadis denir. Allah Tealâ Kıdem sıfatı ile vasıflanmıştır. Çünkü Allah ezelîdir, kadîmdir, varlığının başlangıcı yoktur. O´ndan önce yokluk geçmemiştir. O´nun varlığı yanında milyonlarca seneler bir saniye bile sayılmaz. Yine gördüğümüz âlemler, milyarlarca seneden beri mevcut bulunsa, yine Yüce Allah´ın ezeliliği yanında bir saniyelik bir hayata sahip sayılmaz.

Allah Kadîmdir, sonradan var olan şey Allah olamaz. Yüce Allah’tan başka ne varsa, bunların hepsi hâdistir (sonradan olmuşlardır). Bunlar Allah´ın kudreti ile yaratılmışlardır. Artık şüphe yoktur ki, yaratılanlar yaratana mahsus Kadim sıfatını taşıyamazlar. Onun ezelî varlığı ile beraber hiçbir şey yoktu, âlemler sonradan yaratılmıştır.

Beka: Ebediyet, sonu bulunmamak sıfatıdır. Sonu olana “Fâni“, sonu olmayana da “Bâki” denir.

Yüce Allah Beka sıfatı ile vasıflanmıştır; çünkü ebedîdir, bâkidir, varlığının sonu yoktur. O´nun yok olacağı bir zaman düşünülemez. Sonradan meydana gelen bütün varlıklar, Allah´ın kudreti ile meydana gelmişlerdir. Yine Allah´ın kudreti ile yok olurlar, yine var olurlar ve binlerce değişikliklere uğrayabilirler. Fakat Yüce Allah Bâki´dir, değişiklikten ve yok olmaktan beridir. Çünkü O, başkasının kudret eseri değildir ki, onun kudreti ile yokluğa gitsin veya değişikliğe uğrasın. Aksine bütün varlıklar O´nun kudretinin birer eseridir. Onun için Yüce Allah´ın şanında yokluk ve değişiklik nasıl düşünülebilir. Her şey yok olmaya mahkûmdur; ancak azamet ve ikram sahibi Allah´ın varlığı kalıcı ve süreklidir.

Havadise Muhalefet. Sonradan var olmuş şeylerden ayrı olmak sıfatıdır. Yüce Allah havadise (sonradan var olan şeylere) aykırı ve muhalif bulunmak sıfatı ile vasıflanmıştır. Çünkü Allah Tealâ yaratılmış şeylerden hiçbirine hiçbir yönden benzemez, hepsine muhaliftir. Hatırlara gelen her şeyden Allah Tealâ mutlak surette başkadır.

Mükevvenat ve mümkünat (yaratılan ve yaratılabilen) dediğimiz şeyler değişirler, başkalaşırlar, birbirine benzeyebilirler ve sonunda yok olurlar. Bütün bu ölümlü varlıklar, her hal ve şekilleri ile asla Allah´a benzemezler. Hiç birinde İlâh ve Mabud olma sıfatlarından en küçük biri bile bulunmaz. Hiç yaratılan, yokluğa mahkûm olan aciz şeyler, yok olmaktan beri bulunan yaratıcı Yüce Allah´a benzeyebilir mi Hiç sonradan meydana gelmiş bir nesne Kadim olan hikmet sahibi Allah´a ortak olabilir mi Böyle sapık bir düşünceye kapılanlar, kendi ölümlü varlıklarını İlâh olmaya yükselterek Allah´ın yüce varlığını da, kendi değersiz varlıkları derecesine düşürmeye varacak kadar küstahlıkta bulunuyorlar.

İnsanların ve diğer yaratıkların birçok ihtiyaçları vardır. Bunlar mekâna, zamana, yemeye, içmeye, gezip dolaşmaya, doğmaya, doğurmaya ve benzeri hallere muhtaçtırlar. Allah ise, bütün bunlardan beridir. O´nun Arş ve Kürsî´si, yedi kat sema denilen daha nice âlemleri vardır. Fakat o, bunlardan hiç birine muhtaç değildir. Bunlar yok iken O, yine vardı.

Başkasına muhtaç olan ve yaratıkların ölümlü vasıfları ile vasıflanan bir insan İlâh olamaz. Yüce dinimiz bu gibi yanlış düşüncelerden ve inançlardan kesin surette bizleri yasaklamıştır. (Allah´ın benzeri hiç bir şey yoktur; O, her söyleneni işitendir, her yapılanı görendir.)

Kıyam Bizatihi. Varlığı ve durması kendi zatıyla olmak manasında bir sıfattır. Bu sıfat da Yüce Allah´a mahsustur. Öyle ki, Hak Teâlâ’nın ezelî ve ebedî olan varlığı kendi zatıyla kaimdir. Kendi varlığı mukaddes zatının gereğidir, asla başkasından değildir. Bunun için Allah Teâlâ’ya Vacibü´l Vücut (varlığı kendinden dolayı gerekli) denilir. O´nun varlığı, başka bir var edene muhtaç olmaktan beridir. Allah´ı var eden bir varlık olsaydı, o zaman var eden o varlık Allah olurdu. Onun için “Allah´ı kim yarattı ” diye sorulmaz; çünkü O, kendiliğinden vardır, kadîmdir. Başkasının var etmesine muhtaç değildir. Eğer böyle olmasaydı, ne kainat bulunurdu, ne de başka bir şey… Bu gerçek kabul edilmeyince, içinde yaşadığımız âlemin varlığını izah etmeye imkân kalmaz. Allah’tan başka var olan (mümkünat dediğimiz) şeyler ise, hem var olmaya, hem de yok olmaya bağlı oldukları için, bir var ediciye muhtaçtırlar.

Sonuç olarak denilir ki, Yüce Allah´ı var eden bir varlık düşünülemez ve O´ndan başka bir yaratıcı varlık da olamaz. “Allah’tan başka bir yaratıcı olur mu

Vahdaniyet. Birlik, yalnız başına olmak, benzeri olmamak; çoğalmaktan, parçalara ayrılmaktan ve eksilmekten beri bulunmak gibi manaları ifade eden bir sıfattır. Bu sıfatları taşıyana “Vahit” denir ki, gerçekte var olan, parçalara bölünmekten ve cüzlerin bir araya gelerek toplanmasından beri bulunan zat demektir. Bu sıfat da Yüce Allah´a mahsustur. Onun için denir ki, Yüce Allah zatında, ulûhiyetinde, mabudiyetinde ve diğer bütün sıfatlarında birdir. Ortaktan, eşi ve benzeri bulunmaktan beridir. Kendisinde artmak, eksilmek, cüzlere ayrılmak, başka şeylerle birleşmek gibi haller asla bulunmaz.

Allah Tealâ her yönü ile birdir. Nasıl düşünülürse düşünülsün, sağduyulu bir insan, anlayış ve hikmet sahibi bir kimse Allah´tan başka bir İlâh bulunduğuna inanamaz. Başkasının İlâh ve Mabud olma imkânına yer veremez. İki ve daha çok İlâh´ın bulunamayacağı kesin delillerle sabit bulunmaktadır. Şu gördüğümüz kâinatın varlığı, onun devamı ve intizamı hep Allah Teâlâ’nın birliğine şahittir.

Yüce Allah ulûhiyetinde, zatında ve mabudiyetinde bir olduğu gibi, yaratıcı olmasında da birdir. Yaratılmaya ve yok edilmeye mahkûm olan ve böylece mümkün adını alan her şeyi yaratan ve yok eden ancak Allah’tır. O´ndan başka yaratıcı yoktur. İşte mümkünatı yaratıp yaşatmaya ve yok etmeye gücü yetmeyen bir zat ise Allah olamaz. Bunun için ikinci bir İlâh´ın varlığına asla imkân yoktur. Çünkü iki İlâh düşünüldüğü takdirde, bunlardan biri kendi başına mümkünatı yaratmaya kadir ise, diğeri fazladan olmuş olmaz mı Fazladan olan yahut aciz bulunan bir zat ise nasıl Allah olabilir Bu bakımdan akıl sahibi hiç kimse, Allah Teâlâ’nın zat ve sıfatlarında eşit ve benzeri bulunmadığından, bir olduğundan şüphe etmez. Birden çok yaratıcıların ve mabutların varlığına inanan milletler ise, akla ve hikmete aykırı bir inancın esiri olmuştur. Böylece gerçeği anlama bakımından büyük bir cehalet içinde kalmışlardır.

Hayat. Dirilik demektir. Allah kendi şanına mahsus bir hayat sıfatı ile vasıflanmıştır. Allah´ın ilim, irade ve kudret sıfatları ile vasıflanmasının bir gereği olarak hayat sıfatı da vardır. Hayatı olmayan bir şey, bilmekten, dilemekten ve yapabilmek gücünden yoksun olur. Bu ise, yaratıcı için büyük bir noksandır.

Bu sıfatlardan mahrum olan bir varlık, kendi kendine hiç bir şey yaratamaz. Hele bilgi, düşünce, dileme ve güç sahibi olan varlıkları yaratmaya asla kabiliyetli bulunamaz. Çünkü hiçbir eser, yaratıcısında bulunmayan bu gibi vasıfları taşıyamaz. Onun için doğa adı verilip gerçekte ilim, irade ve kudretle nitelenmeyen ve varlığı nesnelere bağlı olarak düşünülüp, onun dışında varlığı bulunmayan şuursuz bir varlık asla bir yaratıcı sıfatını taşıyamaz. Özellikle böyle bir varlık, akıl, irade ve kudret sahibi milyarlarca yaratığın mucidi hiçbir şekilde olamaz.

Ergunca Tarafından Yayımlandı.

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir