İman Nedir? İman Hakkında Bilgiler

Bu makale Tarihinde

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 8 Haziran 2021 Kerim Usta

Yüce Allah´ın “Rahman, Rahim, Halık, Rezzak, Hakîm, Rabb, Mübdî, Azız, Gaffar, Tevvab, Hak” gibi daha birçok mübarek isimleri ve büyük sıfatları vardır. Özellikle Vücut (Varlık) sıfatı vardır. Bundan başka mübarek sıfatları iki kısma ayrılır.

  • Selbi Sıfatlar: Kıdem, Beka, Havadise Muhalefet (hiç bir yaratığa benzer olmamak), Kıyam Bizatihi (varlığı kendiliğinden oluş), Vahdaniyet (ortağı olmamak) sıfatlarından ibaret olmak üzere beştir.
  • Sübut Sıfatları: bunlar Hayat, İlim, İrade, Kudret, Semi, Basar, Kelâm, Tekvin sıfatları olmak üzere sekizdir.

Bu sıfatların hepsine birden “Kemal Sıfatları” denir.

İşte biz, böyle kemal sıfatları ile vasıflı bulunan şanı yüce bir Allah´a ve O´nun bu büyük sıfatlarına iman ederiz. Bu büyük sıfatlarla ilgili biraz bilgi vereceğiz.

Vücut. Allah Teâlâ’nın varlığı demektir. Allah Teâlâ’nın varlığı haktır ve en büyük varlık O´na mahsustur. O´nun varlığı, yarattığı şeyler bakımından yaratıkların hepsinden daha açık ve zahirdir. Çünkü Yüce Allah olmasaydı, hiç bir şey olmazdı. Gerek bizim varlığımız ve gerekse herhangi bir şeyin varlığı Yüce Allah´ın varlığına birer şahitdir.

Biliyoruz ki, bu âlemde hiçbir şey kendiliğinden var olacak bir durumda değildir. Bunlardan hiç biri ne kendi kendine var olabilir, ne de kendi kendine yok olabilir. Başka bir deyişle, hiç bir şey kendi kendine yokluktan varlığa gelemez. Varlıktan da yokluğa gidemez. Hiç bir yaratık da ne bir zerreyi var edebilir, ne de onu yok edebilir. İçinde yaşadığımız bu dünya ile beraber sonsuz âlemler meydana gelmiş, birbiri ardınca vücuda gelip devam etmektedir. Nice şeyler de varken yok olmuştur.

İşte bütün bunları yokluktan var eden ve sonra yok eden, kuvvet ve hikmet sahibi Yüce bir yaratıcının varlığından asla şüphe edilemez.

Yüce Allah´ın varlığını ispat için Kelâm (Akait) ilminde ve felsefe kitaplarında pek çok delil yazılıdır. Şimdi burada:

Şüphe yok ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişmesinde akıl sahipleri için (Allah´ın varlığını, kudret ve azametini gösteren) büyük işaretler vardır.” (Al-i İmran: 190) ayetini okuyup yüksek anlamını düşünmek yeterlidir.

Bu ayet-i kerime güzelce düşünülürse, Yüce Allah´ın varlığına, kuvvet ve kudretinin büyüklüğüne dair sayısız deliller önümüze çıkar. Bizim bu eserimiz onları açıklamaya yeterli değildir. Ancak astronomi, kozmografya, biyoloji, kimya, ruhiyat (psikoloji) ve anatomi gibi ilimlerin verdiği bilgileri göz önüne getirenler, bu ayet-i kerimenin işaret ettiği delillere pek güzel akıl erdirebilirler. Her sağduyu sahibi insan düşündükçe, Yüce Allah´ın varlığını kabule mecbur olur.

İşte yukarıda Türkçe anlamını verdiğimiz ayet-i kerime, bu gerçekleri haber veriyor ve bizi uyarıyor. Bundan sonra gelen:

Akıl ve anlayış sahipleri o kimselerdir ki, ayakta iken, otururken, yanları üzere yatarken (her hallerinde) Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler (ve derler): Ey Rabbimiz; Sen bunları boşuna yaratmadın.(Boşuna bir şey yaratmaktan) sen münezzehsin. Bizi ateş azabından koru,” anlamındaki ayet-i kerime, gerçek anlayış ve akıl sahibi kimler olduğunu bize bildiriyor.

Bütün bu ayetler, İslâm dininde aklın ve düşüncenin ne kadar büyük önem taşıdığını da bize göstermiş oluyor. Bir hadis-i şerifte de:

Düşünce gibi bir ibadet yoktur,” buyurulmuştur.

Gerçekten İslâm dininde aklın ve düşüncenin büyük yeri vardır. İslâm dini tamamen akla ve hikmete uygundur. Muhakeme ve eleştirme, onun hak ölçülerini değiştiremez. İslâmiyet düşünen insanların dinidir.

İşte akıllı insanlar o kimselerdir ki, gökleri, arzı, gece ve gündüzleri, göklerde parıldayan ve her biri güneşten binlerce defa daha büyük yıldızların ihtişamını düşünürler, yeryüzündeki sayısız canlı ve cansız yaratıkları göz önüne alırlar. Hoş gündüzlerin, sakin gecelerin ne kadar sağlam bir düzen ve ölçü içinde yaratılış kanununa uyarak birbirini kovalayıp durduklarını düşünürler. İbret bakışları ile yapılan böyle düşünceler sonunda, bu âleme bu düzen ve ölçüyü vermiş olan Yüce Allah´ın kudret ve azametini insanlar isteyerek ve teslimiyetle kabule mecbur olurlar.

Hatta böyle büyük varlıkları değil, bir zerreden küçük olduğu halde büyük bir duygu ile hayat ve görevini sürdürmeye çalışan bir mikrobu, yine bir zerreden küçük olduğu halde başlı başına bir kuvvet hazinesi olan bir atomcuğu düşünmek bile, gerçek akıl sahibi bir insan için Allah´ın yüce kudret ve hikmetini tasdik etmeye yeterlidir.

Büyük bir nizam ve intizam içinde yaratılan bütün bu güzel ve acayip varlıklar rasgele mi olmuştur Bunlar bilgi ve hikmetten yoksun olan yahut hayal edilen bir tabiatın eseri midir Asla böyle yanlış bir hükme hiçbir akıl sahibi varamaz.

Yine tekrar ederek diyoruz ki, Yüce Allah´ın varlığını ve büyüklüğünü anlamak ve kabul etmek için, bundan önceki maddede anlamını yazdığımız ayet-i kerimeyi güzelce düşünmek yeterlidir. Bunun içindir ki, Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuştur: “Yazıklar olsun o kimseye ki, bu ayeti okumuş da üzerinde düşünmemiştir.”

Ergunca Tarafından Yayımlandı.

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir