Devamı var:

* Su yüzüne (üstüne) çıkmak[Deyim]
Görünür olmak.

* Sudan çıkmış balığa dönmek[Deyim]
Herhangi bir sebeple ne yapacağını bilememek, çok şaşırmak.

* Sudan geçirmek[Deyim]
1) herhangi bir şeyi üstünkörü yıkamak; 2) sabunlu çamaşırı durulamak.

* Sular kararmak[Deyim]
Akşam olmaya başlamak.

* Sular seller gibi[Deyim]
Bir metni yanlışsız söyleyecek kadar.

* Suya göstermek[Deyim]
Hafifçe yıkamak.

* Suya götürüp susuz getirmek[Deyim]
Herhangi bir işte akıl, zekâ, deneyim ve kurnazlıkla bir diğerini alt etmek.

* Suya sabuna dokunmamak[Deyim]
1) sakıncalı konularla ilgilenmemek. 2) Davranışlarını kimseyi incitmeyecek biçimde ayarlamak.

* Suya salmak[Deyim]
Boşuna harcamak.

* Suyu baştan (başından) kesmek[Deyim]
İşin aslı üzerinde kesin bir şey söyleyip ayrıntılarını konuşmaya gerek duymamak.

* Suyu çıkmak[Deyim]
Çok söz edildiği veya üzerinde yerli yersiz durulduğu için değerini yitirmek, önemsizleşmek.

* Suyu getiren de bir, testiyi kıran da[Atasözü]
Görevini iyi yapanla kötüye kullanan arasında bir fark gözetilmemektedir.

* Suyu görmeden paçaları sıvamak[Deyim]
Henüz hiçbir belirti yokken veya gereğinden çok önceden hazırlanmaya kalkışmak.

* Suyu görünce teyemmüm bozulur[Atasözü]
Bir zorunluluk dolayısıyla yapılmakta olan bir işin, bu zorunluluk ortadan kalktığında gereği gibi yapılmak için yeni baştan ele alınması gerekir.

* Suyu ısınmak (kaynamak)[Deyim]
İşbaşından uzaklaştırılması yaklaşmak veya gelmek.

* Suyu kesilmiş değirmene dönmek[Deyim]
işlemez, yararsız duruma gelmek.

* Suyu seli kalmamak[Deyim]
Sulu yemek kaynaya kaynaya suyu azalmak.

* Suyun akıntısına gitmek[Deyim]
Olayların veya durumun gelişmesine göre davranmak, uymak: )Bunlarda sezilen intibakçı hatta biraz suyun akıntısına giden ruh, Ayşe)nin mizacına pek uymuştu.) -H. E. Adıvar.

* Suyun başı[Deyim]
1) suyun çıktığı yer, kaynak. 2) Bir işin asıl yetkililerinin bulunduğu yer; 3) mec. En çok yarar sağlanacak yer.

* Suyun duru akanından, insanın yere bakanından korkmalı[Atasözü]
Duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir.

* Suyun sessizinden, insanın sözsüzünden korkmalı[Atasözü]
Duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir.

* Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork (sakın)[Atasözü]
Duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir.

* Suyuna gitmek[Deyim]
Suyunca gitmek.

* Suyuna tirit[Deyim]
Baştan savma, değersiz, özensiz.

* Suyunca gitmek[Deyim]
Bir kimseyi sinirlendirmeyecek biçimde davranmak.

* Suyunu almak[Deyim]
Kaynatılan yiyeceğin suyunu ayırmak.

* Suyunu çekmek[Deyim]
1) yemek kaynayıp suyu kalmamak; 2) Tükenmek.

* Suyunun suyu[Deyim]
Tavşanın suyunun suyu.

* Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın[Atasözü]
Çiftçinin toprağı suya ne kadar yakınsa değeri o kadar çok olur; bakımı, ürünün güvenliği ve eve kolay taşınabilmesi bakımından toprağın eve yakın olması daha da önemlidir.

* Taşı sıksa suyunu çıkarır[Deyim]
Birinin vücutça çok güçlü olduğunu belirtmek üzere söylenen söz: )Aslan gibidir maşallah, taşı sıksa suyunu çıkarır, diyor.) -A. İlhan.

* Taşıma su ile değirmen dönmez[Atasözü]
İşi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadıkça başkalarının küçük katkılarıyla sürekli ve büyük bir iş yürütülemez.

Tatsız aşa su neylesin, akılsız başa söz neylesin[Atasözü]
İşe yaramayan nesneyi küçük çabalarla bir şeye benzetmek boş olduğu gibi aptal kişiyi de sözle akıllandırmak imkânsızdır.

* Tavşanın suyunun suyu[Deyim]
iki şey arasındaki ilginin çok uzak olduğunu anlatan bir söz.

* Taze bardağın suyu soğuk olur[Atasözü]
Hayatına giren yeni şeyler, yeni dostlar kişiye hoş görünür.

* Tepesinden kaynar sular dökülmek[Deyim]
Başından aşağı kaynar sular dökülmek.

* Testiyi kıran da bir, suyu getiren de[Atasözü]
Görevini iyi yapanla kötüye kullanan arasında bir fark gözetilmemektedir.

* Ya huyundan ya suyundan[Deyim]
Bazı özellikleri olduğu gibi bir yerden, bir kimseden almış kimseler için kullanılan bir söz.

* Yedi adım yolun, bir yudum suyun hakkı vardır[Atasözü]
İki insanın tanışıp kaynaşması ve aralarında bir dostluk bağı oluşması için özel bir kurala, yola, yönteme gerek yoktur, kısa bir yolculuk, küçük bir ikram bile bu yakınlığı sağlayabilir.

* Yel üfürdü, sel (su) götürdü[Atasözü]
Mal birdenbire ve sebepsiz ortadan yok oluverdi.

* Yelkenleri suya indirmek[Deyim]
Direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini benimsemek, kabul etmek: )Ben böyle çıkışınca ister istemez yelkenleri suya indiriyorlardı.) -R. N. Güntekin.

* Yem istemez, su istemez[Atasözü]
Elde tutulması hiçbir külfet getirmez.

* Yemeyenin malını yerler (demine hu çekerler) (üstüne bir bardak su içerler)[Atasözü]
Pintinin yemeye kıyamayarak biriktirdiği malı, sağlığında gücünün yetmediği kişiler, öldükten sonra da mirasçıları bol bol yerler.

* Yerinde su çıkmak[Deyim]
Haklı bir sebep olmadan yerini bırakanlara veya bırakmak isteyenlere kınama ve engelleme amacıyla söylenen bir söz.

* Yüreğine su serpmek[Deyim]
Bir kimseyi kaygı sebebinin ortadan kalkmasıyla veya yeniden umut verecek bir haberle ferahlatmak: )Bizim nesil sözü, Selma Hanım)ın yüreğine biraz su serpti.) -Y. K. Karaosmanoğlu.

* Yüzsuyu dökmek[Deyim]
Onurunu sarsacak kadar çok yalvarmak.

* Zemzem suyu ile yıkanmak[Deyim]
Hiçbir suçu veya günahı olmamak.

Kaynak:
Türk Dil Kurumu Sözlüğü

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir