Devamı var:

* Kulağına kar suyu kaçırmak[Deyim]
Dolaylı olarak duyurmak.

* Kulağına kar suyu kaçmak[Deyim]
Bir duyum almak.

* Lafı sulandırmak[Deyim]
Bir konu üzerinde ciddiyetle durup konuşurken araya ilgisiz, anlamsız veya tutarsız boş laf katmak.

* Malın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın[Atasözü]
Çiftçinin toprağı suya ne kadar yakınsa değeri o kadar çok olur; bakımı, ürünün güvenliği ve eve kolay taşınabilmesi bakımından toprağın eve yakın olması daha da önemlidir.

* Mürüvvetsiz adam, suyu çekilmiş değirmene benzer[Atasözü]
Cömert olmayan, iyilik yapmaktan hoşlanmayan biri, içinde yaşadığı toplum için bir değer taşımaz.

* Od ile su, dilsiz yağıdır[Atasözü]
Yangın ve sel felaketi tıpkı düşman gibidir, sessizce, haber vermeden gelir.

* Ölümüne susamak[Deyim]
Ölümle sonuçlanabilecek davranışlarda bulunmak: )Ölümüne susamış kimse meydana çıksın.) -O. V. Kanık.

* Pişmiş aşa (soğuk) su katmak[Deyim]
Yoluna girmiş olan bir işi bozmak: )Biz olanca gücümüzle Batılılaşmaya çalışırken senin bu düşüncelerin pişmiş aşa soğuk su katıyor.) -H. E. Adıvar.

* Sayım suyum yok[Deyim]
1) çocuk oyunlarında )kısa bir süre için oyun dışıyım) anlamında kullanılan bir söz; 2) çocuklar arasında bir işte şakaya yer verilmeyeceğini anlatan bir söz

* Selden gelen suya gider[Atasözü]
Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar.

* Sıkıp suyunu çıkarmak[Deyim]
Sömürmek.

* Su akarken testiyi doldurmalı (doldur)[Atasözü]
Kişi, fırsattan yararlanmalı; geliri bol olduğu zaman ilerisi için para biriktirmeye, mal mülk edinmeye bakmalıdır.

* Su aktığı yere (yine) akar[Atasözü]
Daha önce bize yararı dokunmuş olan güzel bir durum, bugün bulunmasa bile yarın yine ortaya çıkar.

* Su almak[Deyim]
1) suyu içine çekmek: Ayakkabılarım su alıyor. 2) Den. * Su yapmak; 3) den. Gemiye içme suyu doldurmak; 4) tıp herhangi bir organdan tedavi maksadıyla su boşaltmak; 5) mec. Bozukluk, yozlaşma başlamak.

* Su basmak[Deyim]
Bir şey veya yer sular altında kalmak, her yanı suyla dolmak.

* Su başından (bendinden) kesilir (bağlanır)[Atasözü]
Bir işi, kimsenin karışamayacağı ve bozamayacağı biçimde bitirmek için yetkili kişilerin en büyüğü ile görüşüp anlaşmak gerektir.

* Su bulanmayınca durulmaz[Atasözü]
Bir konu, türlü çekişmelerden sonra aydınlığa kavuşur, yoluna girer.

* Su çarpmak[Deyim]
Yüzünü su ile yıkamak.

* Su çekmek[Deyim]
1) içine su almak; 2) alçak bir yerden tulumba vb. ile su çıkarmak.

* Su dökmek[Deyim]
hlk. Küçük abdest bozmak.

* Su dökünmek[Deyim]
Yıkanmak.

* Su etmek[Deyim]
Bir geminin içine herhangi bir yerinden su girmek veya su sızmak.

* Su gelmek[Deyim]
Doğumdan önce amniyon sıvısı döl yolundan akmak.

* Su gibi[Deyim]
Çok ıslak.

* Su gibi akmak[Deyim]
1) zaman hızla geçmek; 2) para, yiyecek vb. Bol bol gelmek.

* Su gibi aziz ol![Deyim]
* Su getirenlere iyi dilek olarak söylenen bir söz.

* Su gibi bilmek (okumak)[Deyim]
Yanlışsız bilmek veya okumak.

* Su gibi ezberlemek[Deyim]
Yanlışsız okuyabilecek kadar ezberlemek.

* Su gibi olmak[Deyim]
Çok ıslanmak.

* Su gibi terlemek[Deyim]
Çok terlemek.

* Su görmemiş[Deyim]
Çok kirli (yüz, el).

* Su götürür yeri olmamak[Deyim]
Başka türlü yorumlanacak bir yönü bulunmamak.

* Su içene yılan bile dokunmaz[Atasözü]
Düşman olsa bile su içen kimseye dokunulmamalıdır.

* Su içinde[Deyim]
En kötü şartlarda bile.

* Su içinde kalmak[Deyim]
Çok terlemek, su gibi ıslanmak.

* Su iktiza etmek[Deyim]
Gusül gerekmek.

* Su kaçırmak[Deyim]
1) su sızdırmak; 2) argo baş ağrıtmak, can sıkmak.

* Su kapmak[Deyim]
Yaralar azmak.

* Su katılmamış[Deyim]
Kendine özgü olan durumu koruyan, başka bir etkiyle değişmemiş, bozulmamış olan.

* Su kesmek[Deyim]
* Sulanmak.

* Su koyuvermek[Deyim]
1) sebze ve et pişerken suyunu salıvermek; 2) argo sözünde durmamak, cıvıtmak. 3) Vazgeçmek; 4) beklenen görevi yapmamak.

* Su küçüğün, söz (sofra, yemek) büyüğün[Atasözü]
1) temel bir ihtiyaç olan su önce küçüğe verilir, konuşmaya ise ilk önce büyükler başlar; 2) her şeyin bir sırası vardır; kişiler bu sıralamada yaşlarına, kültürlerine vb. Özelliklerine göre yer alırlar.

* Su testisi su yolunda kırılır[Atasözü]
Bir kişi amaç edindiği işte kazaya uğrar.

* Su uyur, düşman uyumaz[Atasözü]
Düşmana karşı her zaman uyanık davranmak gerekir.

* Su vermek[Deyim]
1) bitkileri sulamak; 2) hayvanlara su içirmek; 3) insanlara içmek için su getirmek.

* Su yapmak[Deyim]
Gemi veya sandalın içine dibinden su girmek.

* Su yatağını bulur[Atasözü]
Bir şeyi yapma isteği ve gücü bulunan kimse, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur.

* Su yürümek[Deyim]
İlkbahara doğru ağaçlar tomurcuklanmaya başlamak.

* Su yüzü görmemiş
[Deyim]
su görmemiş.
* Su yüzüne çıkmak[Deyim]
Bir süre örtülü kalmış bir iş veya sorun aydınlanmak, belli olmak.

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir