Hz. Muhammed Efendimizin Soyağacı

Hz Muhammed'in Soy Ağacı

Hz Muhammed Efendimizin Soyağacı

  • Babası Abdullah ,
  • Annesi Amine Hatundur.

Zevceleri;

  • Hatice,
  • Aişe ,
  • Hafsa,
  • Zeynep binti Caşh ,
  • Ümmü Seleme ,
  • Safiyye ,
  • Ümmü Habibe,
  • Meymune ,
  • Sevde
  • Cüveyriye (r a)

Cariyeleri;

  • Mariye ,
  • Oğlu İbrahim in annesi ,
  • Reyhane ,
  • Zeyneb Binti Caşhın bağışladığı bir cariye ,
  • Bir savaştan Ona düşen güzel bir cariye.

Çocukları;

  • Kasım,
  • Zeynep,
  • Rukiye,
  • Ümmü Gülsüm,
  • Fatıma,
  • Abdullah
  • İbrahim, (İbrahim hariç hepsi Hz. Hatice ra’nındır.

Amcaları;

  • Hz Hamza,
  • Abbas,
  • Ebu Talib, (adı Abdü menaftır)
  • Ebu Leheb, (adı Abdüluzza dır)
  • Zubeyr,
  • Abdulkabe,
  • Muvakım,
  • Dırar,
  • Kusem,
  • Muğıre, (lakabı : Haceldir )
  • Gaydak (adı Musabdır.Nevfel olduğuda söylenmiştir)
  • Avvam .

Amcalarından sadece Hamza ve Hz Abbas( r a ) Müslüman olmuştur. Amcalarının en yaşlısı Haris, en küçüğü Hz Abbas (r a).dır

Halaları;
Safiyye, (Zübeyr Bin Avvam’ın annesidir) Atike , Berra , Erva , Ümeyme , Ümmü Hakim el Beyza {bunlardan Safiyye ve Erva Müslüman olmuştur.}

Teyzeleri;

  • Erva,
  • Berre ,
  • Ümeyye ,
  • Ümmü Hakim.

Anneannesi;

  • Abdul Uzza kızı Berre , Berrenin annesi Esed kızı Ümmü Habib onun annesi de Avf kızı Berre dir.

Babaannesi;

  • Amr kızı Fatma’dır. Amr babası Aid , Aidin babası İmran , onun ki de Mahzundur.

Hz Muhammed'in Soy Ağacı

Bütün kaynakların ittifakla belirttikleri, Kâinatın Efendisinin yirminci dedesine kadar uzanan neseb silsilesi de şöyledir:

  • Muhammed (a.s.m.),
  • Abdullah,
  • Abdülmuttalib (asıl ismi Şeybe),
  • Hâşim,
  • Abd-i Menâf (Muğîre),
  • Kusay,
  • Kilab,
  • Mürre,
  • Kâb,
  • Lüeyy,
  • Galib,
  • Fihr (Kureyş),
  • Mâlik,
  • Nadr,
  • Kinâne,
  • Huzeyme,
  • Müdrike (Amir),
  • İlyas,
  • Mudar,
  • Nizar,
  • Maad,
  • Adnan.

Hz Muhammed'in Soy Ağacı

Annesinin nesebi de şöyledir:

  • Vehb,
  • Abdümenâf,
  • Zühre,
  • Kilâb,
  • Mürre.

Görüldüğü üzere her iki tarafın nesebi Kilâb’da birleşmektedir.

İşte, Fahr-i Kâinat Efendimizin büyük dedeleri bu zatlardı. Her birinin zürriyeti çoğalmış ve her biri pek çok cemaatlerin reisi ve birçok kabile ve aşiretlerin dedesi ve babası olmuşlardır.

Ancak, ne vakit birinin iki oğlu olsa veya bir kabile iki kola ayrılsa, sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)in soyu en şerefli ve en hayırlı olan tarafta bulunur ve her asırda onun büyük dedesi kim ise, yüzünde parlayan müstesnâ nûrdan bilinirdi.

Yirminci Dededen Sonraki Neseb Çizgisi
Neseb âlimlerince, Peygamber Efendimizin yirminci dedesi olan Adnan’ın Hz. İbrâhim’in neslinden olduğu ittifakla kabul edilmektedir. Adnan ile İbrâhim (a.s.) arasında uzun bir zaman mesafesi vardır.

Bir kısım neseb âlimleri arada kırk batın (göbek) bulunduğunu belirtirler. Buna göre aradaki zaman biriminin ne kadar uzun olduğunu az çok tasavvur etmek mümkündür.

Bu sebeple, Resûl-i Ekrem Efendimizin yirminci dedesi Adnan’dan Hz. İbrâhim’e kadar olan ikinci kademe neseb silsilesi, basamak basamak tesbit edilememiştir. Bazı neseb âlimleri Peygamber Efendimizin nesebini yedi, bazısı da dokuz göbekte Hz. İsmâil’e bağlarlar. Bu, haliyle arada birçok basamakların atlandığını ortaya koyar.

Adnan’dan Hz. İbrâhim’e Kadar Olan Nesep Çizgisi

Bazı âlimler, Peygamber Efendimizin, Adnan’dan Hz. İbrâhim’e kadar olan ikinci kademe neseb silsilesini şöyle sıralarlar:

  • Adnan,
  • Udd (veya Udad),
  • Mukavvim,
  • Nahur (veya Sârih),
  • Teyrah,
  • Ya’rub,
  • Yeşcub,
  • Nabit,
  • İsmâil (a.s.),
  • İbrâhim (a.s.)

Ayrıca, İbn-i İshâk, bundan sonra da, Resûl-i Ekrem Efendimizin neseb silsilesini ta Âdem’e (a.s.) kadar götürür. Ancak belirtelim ki, diğer kaynaklar bu silsile üzerinde ittifak etmiş değillerdir.

Hz Muhammed'in Soy Ağacı

Peygamberimiz’in (s.a.v.) meşhur olan dedeleri hangileridir?
Şüphesiz, Kâinatın Efendisinin nurunu alnında bir İlahi emanet olarak taşıyan atalarının tamamı hakkında fazla bir bilgimiz yoktur. Atalarından en çok bilgi sahibi olduklarımız ise, zaman bakımından en yakın olanlarıdır. Burada onların hayat ve şahsiyetlerine kısa bir göz atmak yerinde olacaktır.

  • Kusay

Peygamber Efendimizin, asıl ismi Zeyd olan dördüncü kuşaktaki dedesi Kusay, mühim bir şahsiyetti. Kendisinin sadece Zühre adında bir erkek kardeşi vardı.

Hz. Âdem’den beri devam edip gelen nur-u Ahmedî’yi alnında taşıma şerefi, bu iki kardeşten Kusay’a ihsan edilmişti. Büyük oğul olduğu için, ailenin reisliği vazifesi de kendisine verilmişti.

Küçüklüğünden beri kabiliyetiyle dikkatleri üzerinde toplayan Kusay, büyüyünce Mekke’nin ileri gelen şahsiyetlerinden biri oldu. Teşkilatçılığı, idareciliği, adaletli kararları ile kısa zamanda Mekke halkı arasında büyük bir itimat kazandı.

Bu sebeple Mekke’nin idaresi ona verildi. Mekke’yi ilk defa mahallelere o böldü; her kabileyi, kendilerine ayırdığı mahallelere o yerleştirdi. Mekke’nin en mühim işleri onun evinde görüşülüp karara bağlanırdı.

Kâbe’nin perdedarlığı, hacıların su ihtiyacının karşılanması, onların ağırlanması, savaşa giderken bayrak dikme ve Mekke meclisini idare etme gibi mühim işler, ona emanet edilmişti. Kâbe’nin karşısında ve kapısı Kâbe’ye bakan ilk ev onun için inşa edilmişti.

Bu ev, Mekke’nin bir nevi hükümet binası veya içinde Mekke Şehir Devletinin her türlü iş ve meselelerinin görüşüldüğü bir parlamento idi. Kusay’ın bu konağı tarihte “Dârü’n-Nedve” ismiyle şöhret bulmuş ve Hicretten yarım asır sonrasına kadar da muhafaza edilmiştir.

Kusay, Mekke’de istisnasız herkes tarafından sevilir, sayılırdı. Alnında taşıdığı Fahr-i Kâinat Efendimize ait nuru, onu bütün Mekke halkının sevgilisi ve can dostu haline getirmişti.

Yaşlanınca, âdetleri üzere aile reisliği vazifesini “Sevgili oğlum! Seni bu kavme reis tâyin ediyorum” diyerek en büyük oğlu Abdüddâr’a teslim etti.

Ne var ki, Abdüddâr, bu büyük vazifeyi yürütecek kabiliyete sahip değildi. Hayatı boyunca da babasının yerini dolduramadı. Çünkü, Fahr-i Kâinat Efendimizin kudsî nuru onun değil, küçük kardeşi Abd-i Menâf’ın alnında parlıyordu.

Onun da dört oğlu vardı:

  • Hâşim,
  • Abdüşşems,
  • Muttalip
  • Nevfel.

Hz Muhammed'in Soy Ağacı

Hâşim
Hâşim, Resûl-i Ekrem Efendimizin ikinci kuşaktan dedesidir. Mekke’nin ileri gelen eşrafından olan Hâşim, ticaretle uğraşırdı. Peygamberimiz (s.a.v.)in doğum vakti yaklaştığı için nur-u Muhammedî onun alnında daha haşmetli bir surette parlıyordu. Ayrıca birçok üstün faziletleri de üzerinde taşırdı.

Son derece cömertti. Bir kıtlık yılında Mekke’de ekmek bulunmaz olmuştu. O, Şam’dan getirdiği has buğday unundan bembeyaz ekmekler yaptırmış, bir çok develer ve koyunlar kestirmiş, ekmek, et ve et suyu (tirit) ile bütün Mekke halkına büyük bir ziyafet çekmişti.

Hâşim, üstün seciyeli, kabiliyetli, dirayetli, cömert, faziletli ve herkes tarafından sevilen, sayılan yüksek bir şahsiyetin sahibi olduğu için ismi, ailesine ve soyuna ad olmuştur.

Bu sebeple Fahr-i Kâinat Efendimizin de arasında bulundukları bu yüce soya, kendilerinden sonra “Haşimîler” denilmiştir.

Hâşim’in dört erkek çocuğu olmuştu:

  • Şeybe (Abdülmuttalib),
  • Esed,
  • Ebû Sayfî
  • Nadle.

Hâşim’in nesli erkek çocuklarından Şeybe ile Esed’den devam etmiştir. Şeybe, Resûl-i Ekrem Efendimizin birinci kuşaktaki dedesidir.

Esed ise Hz. Ali’nin annesi Fâtıma’nın dayısıdır. Ne var ki, Esed sulbünden dünyaya gelen Huneyn de zürriyet bırakmayınca, bütün Haşimîler sadece Abdülmuttaliboğulları kolundan gelerek çoğalmış ve yeryüzüne dağılmışlardır.

  • Şeybe (Abdülmuttalib)

Peygamber Efendimizin birinci kuşaktaki dedesidir. Doğuştan ak saçlı olduğundan kendisine “Şeybe” ismini vermişlerdi. Abdülmuttalib onun lâkabıdır. O daha çok bu lakapla şöhret bulmuş ve anılmıştır.

Hz Muhammed'in Soy Ağacı

Bu lâkabı alışının hikâyesi şöyle anlatılır:

Şeybe küçüklüğünde Medine’de dayılarının yanında kalıyordu. Bir gün mahalle arkadaşları diğer çocuklarla Medine’de bir meydanda ok atışı yapıyorlardı. Bütün çocuklar arasında, alnında parlayan Kâinatın Efendisine ait nur sebebiyle rahatlıkla fark ediliyordu.

Çocukların bu yarışmasını seyretmek için büyüklerden bir kalabalık da orada toplanmış bulunuyordu.

Ok atma sırası Şeybe’ye gelmişti. Okunu yayına yerleştirdi. Kendinden emin bir tavırla yayını gerdi. Bir an nefesini kesip yayını salıverdi. Yaydan fırlayan ok, hedefe tam isabet etmişti.

Herkes hayranlık dolu bakışlarla kendisine bakarken, o ise bu başarıdan duyduğu sevinç ve heyecanı şu sözlerle dile getiriyordu:

Ben, Hâşim’in oğluyum. Ben, (Bethâ) Beyinin oğluyum. Okum elbette hedefini bulur.
Seyre gelen büyükler Şeybe’nin bu övücü sözlerini duydular. Haris bin Abd-i Menâfoğullarından biri yanına yaklaştı ve sorup sual ederek onun Hâşim’in oğlu olduğunu öğrendi.

Mekke’ye dönüşünde bu adam, durumu amcası Muttalib’e anlattı ve böylesine kabiliyetli ve zeki bir çocuğun yabancı ilde bırakılmasının doğru olmayacağını belirtti.

Muttalib bu haber üzerine derhal Medine’ye vardı. Şeybe’yi alarak Mekke’ye getirdi. Muttalib terkisinde yeğeni Şeybe ile Mekke sokaklarına girerken sordular:

Bu çocuk kim?” Göz değmesinden korkan Muttalib’in ağzından, “Kölemdir” sözü çıktı.
Evine gelince karısı Hâtice de kendisine aynı soruyu yöneltti. Yine cevabı “Kölemdir” oldu.

Ertesi günü amcasının kendisine aldığı güzel elbiselerle Mekke sokaklarında dolaşmaya başlayınca, herkes onun kim olduğunu merak etmeye ve sormaya başladı. Bilenler, “Abdülmuttalib” (Muttalib’in kölesi)” diye cevap veriyorlardı. Her ne kadar kim olduğu sonradan ortaya çıktıysa da, ismi, o günden sonra “Abdü’l-Muttalib” (Muttalib’in kölesi) olarak kaldı.

 

 

 

 

 

 

 

“Hz. Muhammed Efendimizin Soyağacı” üzerine 85 yorum

1 3 4
  1. Hz Hatice (ra) nin doğum tarihinde bir yanlışlık olmuş. Fil vakası Peygamber Efendimiz doğmadan 52 gün önce meydana gelmiştir. Bu durumda Hz Hatice(ra) fil vakasından 15 yıl sonra doğmuş olamaz. Hz Hatice(ra) 556 yılında doğmuştur.

    Cevapla
    • Fil Vak’ası’nm vuku bulduğu zamana dair kaynaklarda verilen bilgilerde büyük farklılıklar vardır. 347, 552 veya 563 yılları yanında Hz. Peygamber’in bu olaydan sonra gelen on üç ile kırk yıl arasındaki bir tarihte doğduğu rivayetleri de bulunmaktadır. Yaygın olan inanış Hz. Peygamber’in doğumundan elli, elli beş gün veya üç ay önce. muharrem ayında olmuştur.yorumufarklı bir yede yapmışsınız.uyarınız için teşekür ederim.muhtemelen yazım hatası yapılmış.özür dileriz.düzeltmeyi yaptım inşallahtakip ederseniz sevinirim.şunuda tekrar hatırlatma gereği duyuyorum
      Hz.Hatice 556-620 yılları arası yaşamı kuvveti ihtimal.peygamberimizle arasında 15 yıl olduğu doğrudur.selamun aleyküm.

      Cevapla
  2. günümüze kadar gelen kureşan sülalesiyle ilgili bilgi alabilir miyiz çünkü bu sülale anadolu da tüm bölgelere dağılmış vaziyette yavuzh05@hotmail.com adresine mail atarsanız sevinirim.

    Cevapla
  3. harika ödevimi yapabiliyorum ve hz. muhammedin soy ağacını öğrendimyani iki şeye seviniyorum iyi ki de öğrendim çünkü çok güzel

    Cevapla

Yorum yapın