Hicret Olayı

Son Güncelleme Zamanı:

HİCRET OLAYI
Müslümanlığa karşı olan Mekkeliler, her türlü baskıyla, HZ. MUHAMMED(S.A.V) ’i davasından vazgeçiremeyince ve Mekke dışında, yani Medine’de müslümanların giderek kuvvetlendiğini görünce; durumun kendileri için tehlike yaratacağı düşüncesiyle, o zaman Kabe’ye yakın bir yerde bulunan Daru’n-Nedve dedikleri meclislerinde toplanarak meseleyi görüşmeye başladılar.

Görüşler, İslam denen hareketin hızla büyüdüğü ve HZ. MUHAMMED(S.A.V) ’in bu çalışmalarını durdurmak gerektiği merkezinde birleşiyordu; putperestlik tehlikeye girmişti ve İslam, Mekke’nin düzenini bozabilecek

güçteydi. Mekke’nin ileri gelenleri bu kararı alınca, nasıl hareket edecekleri ve hangi yöntemleri uygulayacakları konusunda görüşmeye başladılar. İlk önce şu görüş ortaya atıldı: “MUHAMMED (S.A.V.) prangaya vurup hapsedelim!” Bu kabul edilmeyince: “Onu memleketimizden sürgün edelim; ne hali varsa görsün!” denildi. Bu

 

görüş de kabul edimeyince, İslam’ı sevmeyen ve onu çok tehlikeli bulan Ebu Cehil: “Benim görüşüme göre, onu öldürmekten başka çaremiz yoktur. Bunun için de, her kabileden birer genç seçelim. Her birine de birer keskin kılıç verelim. Bunların hepsi birden, kararlaştırdığımız yer ve zamanda HZ. MUHAMMED(S.A.V) ’i pusuya düşürerek öldürsünler; biz de ondan kurtulalım! Böyle olursa, onun kan davası bütün kabilelere düşeceğinden ve ailesi olan Benu Abdi Menaf, herkese savaş açamayacağından, diyete razı olurlar, biz de diyetlerini veririz!” dedi. Bu görüş kabul edildi.

O gece suikastçiler, HZ. MUHAMMED(S.A.V) ’in evini sararak, onu öldürmek için uyumasını beklediler. İslam inancına göre, ALLAH (C.C.), onların oyununu PEYGAMBERE bildirdi ve HZ. ALİ (R.A.) , MUHAMMED'(C.C.)İN yerine geçti. Suikastçiler yorgani açıp yatakta HZ. ALİ (R.A.)´yi görünce cok şaşırdılar ve durumu üslerine anlatmak üzere gittiler. HZ. MUHAMMED(S.A.V), evden çıkarak HZ .EBÛ BEKİR(R.A.)’İN evine gitmiş ve hicret için geldiğini söylemistir, HZ. EBÛ BEKİR (R.A.) sevinçten ağlamaya başladı. HZ. EBÛ BEKİR(R.A.)’İN evinde bir süre oturduktan sonra beraberce, Mekke’nin güneybatısında bulunan Medine´ye hareket ettiler.

Mekkeliler, HZ. MUHAMMED(S.A.V) hicret edecek olursa, bir kısımı İslam’ı kabul etmiş olan Medine’ye gideceğini biliyorlardı. HZ. MUHAMMED(S.A.V), bunu düşünerek, kuzeydeki Medine yoluna değil, Mekke’nin güneybatısına düşen Sevr dağına hareket etti.

HZ. MUHAMMED (S.A.V), HZ.EBÛ BEKİR(R.A.) ile Sevr mağarasında üç gün geçirdi. Mağaraya önce HZ.EBU BEKİR (R.A.)girmiş ve içinde akrep, yılan gibi zehirli hayvanların olup olmadığını yoklamıştı. Bu kontrolden sonra PEYGAMBERİMİZ içeri girdi.

HZ. MUHAMMED(S.A.V)’in hicret ettiğini öğrenen Mekke Hükümeti, her tarafa asker seferber etmiş, onları bulup getirene yüz deve ödül vadetmişti. Hükümet askerleri ve Ebu Cehil her tarafta PEYGAMBER VE SADIK ARKADAŞ HZ.EBU BEKİR(R.A.)’İ arıyordu. Nihayet askerler EBÛ BEKİR’İN evine gelince EBU BEKİR(R.A.) ‘İN kızı Esma, onlara HZ. EBÛ BEKİR (R.A.)VE HZ. MUHAMMED(S.A.V)’İN nerede oldukları konusunda bir şey söylemedi. Bunun üzerine Ebu Cehil, Esma’ya şiddetli bir tokat attı.

Bu sırada Mekkeliler, her tarafta HZ. MUHAMMED(S.A.V)’i arıyordu. Hatta becerikli bir iz sürücüsü, Mekke askerlerini Sevr mağarasına kadar getirmişti. Ancak bu sırada bir mucize olmuş bir örümcek mağaranın ağzına ağ örmüş ve bir güvercinde yuvasini magra girisine kurmustu.Askerler mağaranın yanına gelince, Ebu Bekir endişenmeye başladı. HZ. MUHAMMED (S.A.V), ONU TESELLİ EDİYORDU: “LAHZEN : ÜZÜLME , TASALANMA ALLAH (C.C.) BİZİMLE BERABERDİR.” Bu sırada askerler, mağara girişindeki örümcek ağını ve güvercin yuvasını görünce içeride kimse olamayacağını düşünerek geri döndüler.

HZ. MUHAMMED(S.A.V) VE HZ. EBÛ BEKİR 20 Eylül 622’de, Medine yakınlarındaki Kuba’ya ulaştılar. HZ. MUHAMMED(S.A.V), tekbir ve ilahilerle karşılandı; Kuba’ya varır varmaz Kuba Mescidi’ni inşa ettirdi. Burada Külsüm bin Hedm’e konuk oldu. HZ. MUHAMMED(S.A.V), on gün dinlendikten sonra, yanında bulunan ashabı ile beraber Medine’ye hareket etti. Bu sırada Ali de Kuba’ya vardı.

HZ. MUHAMMED(S.A.V) Medine de Hamza basta olmak üzere tüm Medinelilerce BEKLENİYORDU. PEYGAMBER göründüğünde bir mucize olmus ve Medine halkinin daha önce hiç bilmediği ve duymadığı bir ilahi (Taleal Bedru)ile karşılanmıştır. HZ. MUHAMMED(S.A.V) Medine’de, Beni Salim mahallesinde Cuma Namazı’nı kıldı ve ilk hutbesini verdi. Medine’de Ebu Eyyub el-Ensari’nin konuğu oldu. Medine´ye girdiğinde halk PEYGAMBERLERİN kendi evlerinde kalması konusunda tartışınca iki cihan PEYGAMBER bir öneri sundu “devesinin ilk çökecegi yere evinin yapilmasi” ve halk bunu kabul etti.Devesinin ilk çöktüğü yere bir Mescid ve kendi ailesinin kalması için mescide bitişik odalar yaptılar.Mescidin bir yanına da barınaksız kişilerin kalabilmeleri için “Suffe”adı verilen bir yer yapıldı. Aynı zamanda islam dünyasının ilk yatılı okulu sayılan bu yurtta kalanlara “Ashabu’s-Suffe” denildi.

YARIN MUHARREMIN BİRİ
Muharrem ayımız ve hicri yılbaşımız mübarek olsun
“Şehrullahi’l-Muharrem” olarak meşhur olan,
Yani “ALLAH(C.C.)’IN ayı Muharrem” olarak bilinen Muharrem ayı,
İlahi bereket ve feyzin,
Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır
İnsanlığın her yönüyle cehalet batağına saplandığı bir zamanda,
“ALEMLERE RAHMET OLARAK ” VAZİFELENDİRİLEN İSLAM PEYGAMBERİ; HZ. MUHAMMED (S.A.V.)İnsanlara maddi-manevi refah ve mutluluğu, Sadece ALLAH(C.C.)’A olan kullukla hürriyeti, Kabile-kavim taasubunu ortadan kaldırarak,İnsana “eşref-i mahlukat” olma değerini vererek İslam Medeniyeti’nin temellerini atmıştır.
Hicri Yılbaşı, Miladi takvime göre, 622 senesinde
HZ. MUHAMMED (S.A.V) ve çevresindeki müslamanlara, Putperestlerin Mekke’de hayat hakkı tanımaması üzerine Medine’ye hicret etmelerinin başlangıcıdır.Bu Medeniyet; “oku!” ilahi emriyle başlayan kitap ehli bir medeniyettir.
İnsanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkaran bir medeniyettir. İnsanlık, bugün yakaladığı medeniyet seviyesini, Bütün insanlığı kucaklayan
İslam Dini’ne boçludur.Adalet, hakça paylaşım,
Yanlız ALLAH(C.C.)A kulluk, insan haklarına riayet, ahlak, ilim teşvik ve tavsiye eden
İslam’dan uzaklaşıldığı taktirde neler olabileceğini bugün yeryüzünde Ve bilhassa Ortadoğu’da vuku bulan hadiseler çerçevesinde görmek mümkündür.
Bütün müslümanların Hicri Yılbaşı’larını tebrik ederken, asırlarca insanlığa yüksek medeniyetler kurarak hizmet vermiş bir dinin mensubu ve O’nun Elçi’sinin ümmeti olarak, Hicret’in ışığında, kul ve elçi olan HZ. MUHAMMED (S.A.V) ‘İN yaşayarak bizlere Dünya ve ahiretimiz için miras bıraktığı
İslam’ı yeniden anlamaya ve keşfetmeğe davet ediyorum..

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir