Hayvanlarla İlgili Atasözleri ve Deyimler

Bu Konuyu Yazdır
* Aç at yol almaz, aç it av almaz.
İş gördürülen kimselerden verim umuluyorsa onlar aç, yoksul ve zaruret içinde bırakılmamalı, her yönden tatmin edilmelidirler.
* Aç ayı oynamaz
Kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir; insan ya da hayvan olsun, çalışan mutlaka doyurulmalıdır.
* Aç kurt bile komşusunu dalamaz
Komşu hakkı çok yücedir. Komşuya hangi şartlarda olursa olsun, aç ya da zengin iyi davranılmalıdır. Çünkü toplumun dirlik ve düzenliği bir yönüyle buna bağlıdır.
* Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, darı) ambarında sanır (görür).
Yoksulluk çeken, varlık yüzü görmeyen kişi sürekli ihtiyaç duyduğu şeylerin hasretini çeker; kendisini onları elde etme hayaline kaptırır, olmayacak düşler kurar.
* Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur

Büyüklerin küçükler üzerinde büyük bir etkisi vardır. Çocuklar, çokluk büyüklerini örnek alırlar. Onlardan ne görürlerse onu yapmaya çalışırlar. Bu sebeple, anne-babanın çocuklar, büyüklerin de küçükler üzerindeki etkisi, eğitim açısından oldukça önemlidir.
* Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter
Yüce Allah, her canlıyı yaratırken onunla birlikte rızkını da yaratır. Ancak insanlar aç gözlülük edip kimilerinin hakkını gasbederler, rızklarına el koymaya çalışırlar. Dolayısıyla kimileri aç ve yoksul kalır. İnsanlar bu tavırlarından vazgeçmiş olsalar, herkesin rızkının kendisine yeter olduğu apaçık ortaya çıkacaktır.
* Arı bal alacak çiçeği bilir
Bazı kimseler, açıkgöz insanlar ve işinin uzmanı olanlar, çıkar sağlayabilecekleri, kazanç elde edecekleri yerleri gayet iyi bilirler.
* Arı, kızdıranı sokar
Hiçbir insan durup dururken çoklukla birinin canını yakmaz. Kişi ancak kendisini kızdırıp bunaltana, sataşıp ilişene, kötülük yapana karşı ister istemez eyleme geçer; saldırır ve zarar verir.
* At binicisini tanır
Emir altında çalışan kişi, kendisini yönetenin işten anlayıp anlamadığını, ne isteyip istemediğini, hangi olay karşısında nasıl tavır takındığını bilir; işini de ona göre yapar ve yürütür.
* At ölür, itlere bayram olur
Kimi yararlı, kıymetli, şahsiyet sahibi kimselerin ölmesi; bulunduğu görevden ayrılması ya da alınması kimi çıkarcı, kıskanç ve aşağılık kimselerin işine gelir; onların sevinmesine yol açar.
* At sahibine (biniciye) göre eşer (kişner).
Yönetilen veya buyruk altında çalışan kişi, tutumunu ya da çalışmasını yöneticisinin tavrına göre ayarlar. Bu sebeple yönetilen değil yöneten, çalışan değil çalıştırıcı daha önemlidir.
* At yiğidin yoldaşıdır
Çok açık olarak bilinen bir şey ki, göçebe bir millet olan Türkler için at, savaşta ya da barışta candan bir dosttur. Hemen her saati onunla geçer. At, Türkler için soyluluğun, yiğitliğin, vefakârlığın, yararlılığın ve inceliğin bir sembolüdür. Silâhsız er düşünülemediği gibi, atsız er de düşünülmemiştir. Dolayısıyla at, Türk`ün edebiyatına girmiş ve önemli bir motif oluşturmuştur. At hakkında şiir, menkıbe, masal, atasözü söylenmiş; risaleler kaleme alınmış, âdeta ona insan gibi muamele edilmiştir.
* At, adımına göre değil, adamına göre yürür
Bir atın yürümesi ya da koşması, doğrudan sırtındaki binicisinin yönetimine bağlıdır; binici ne isterse onu yapar; koşar, durur ya da yavaş gider. Bir işin akışı da böyledir. İşin sonucu, verimli yahut verimsiz oluşu, o işi yapanın bilgi, beceri çaba ve tutumuna bağlıdır.
* Atın bahtsızı arabaya düşer
Kimi değerli, yetenekli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uymayan kötü ve bayağı işlerde çalıştırılır; görevlere itilir.
* Atın ölümü arpadan osun
Bir şeye tutkun olan, bir şeyin uzun süre yokluğunu çeken kimi kişiler, kendilerine zarar vereceğini bile bile o şeyi kullanmaktan çekinmezler ve şöyle düşünürler: Sevdiğim şeye özlem duyarak yaşamaktansa, onu çokça (aşırı ölçüde) kullanıp (yiyip) hasta olayım; hatta öleyim.
* Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz
Meydanda olan şu ki, insana değer, nitelik ve kişiliğine göre davranılır; iş verilir. Bu bakımdan kişi başkalarını ilgilendiren konularda ortaya atılmamalıdır. Ayrıca, değersiz bir kimse de kıymetli ve nitelikli kişilere gösterilen ilgiyi ne beklemeli, ne de ummalıdır.
* Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir.
Çoklukla düşünüp taşınmadan, olacakları hesaplamadan işe kalkışan insan, bu ihtiyatsızlığı sebebiyle bir felâkete düştükten sonra aklını başına toplar; kendine gelip uyanır. Ama dövünmesi, çırpınması bir fayda vermez; çünkü iş işten geçmiş olur.
* Balık baştan avlanır
Bir yeri yöneten oraya hâkim demektir. Eğer bir yeri ele geçirmek istiyorsan, oranın hâkimi olan yöneticileri ele geçirmen yeter.
* Balık baştan kokar
Gerek bir aile, gerek bir topluluk ve gerekse bir ülkede baştaki yöneticilerin niyetleri ve tutumları bozuksa o yerdeki her şey de bozuk ve düzensiz olur. Ortada değerini koruyan bir şey kalmaz.
* Vakitsiz öten horozun başını keserler
Her işin olduğu gibi, her sözün de uygun bir yeri ve zamanı vardır. Uygun olan bir zamanda söylenmeyen, yerli yersiz ortaya atılan, densizce sarf edilen sözler birilerinin tepkisini çeker; rahatsızlığa neden olur, büyük zarara yol açar. Vakitsiz öten horozdan, ancak onu keserek kurtulan insanlar; yerinde ve zamanında konuşmayan insanı da cezalandırıp susturmakta hiç tereddüt etmezler.
* Yırtıcı Kuşun Ömrü Az Olur
Ona buna saldıran, zarar veren, onun bunun sırtından geçinen kimselerin düşmanı çok olur. Az zamanda, bunlar da düşmanlarının gazabına uğrarlar, hak ettikleri cezayı görürler.
* Yılanın başı küçükken ezilmeli
Daha küçükken tehlikeli olacağı, zarar vereceği anlaşılan bir şeyin, düşmanın veya bir durumun önüne hemen geçilmeli; büyümesine izin verilmeden
* Yılana yumuşak diye el sunma
Hiçbir şeyin dış görünüşüne bakarak bir eylemde bulunmamalı kişi. Kolay görünen iş çok zor, yumuşak huylu bir kimse çok sert, zararsız gibi görünen bir durum çok tehlikeli olabilir ve zarar görebilir insan.
* Yavuz at, yemini (yavuz it ününü) kendi artırır.
Gayretli, girişken, çalışkan, görevini ihmal etmeyen, üzerine aldığı işi tam yapan kimseler bunun mükâfatını görürler.
* Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir
Çok güçlü olup da çalışmayan, soylu olup da bir şeyler üretmeyen, tembel tembel oturup onun bunun sırtından geçinen kimselerden; güçsüz olup da çalışan, boş oturmayan ve geçimini sağlamak için uğraşan kimseler daha iyidir.
* Tilkiye, Tavuk kebabı yermisin diye sormuşlar; Adamı güldürmeyin diye cevap vermiş
Bir kimseye düşkün olduğu, çok sevip özlediği, elde etmek için yanıp tutuştuğu bir şeyi, “İster misin? Arzu eder misin?” diye sormak son derece yersiz, hatta abes ve gülünçtür.
* Tilki tilkiliğini bildirinceye kadar post elden gider
* İşlemediği hâlde suçlu görülen kimse, suçsuz olduğunu kanıtlayıncaya kadar yeterince ceza çeker.
* Kurnaz ve düzenbaz kimse, sahasında ne kadar hünerli olduğunu gösterinceye kadar, kendisinden daha hilekâr birinin tuzağına düşer.
* Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır
Meslek veya alışkanlık gereği olan bir sonuçtan kaçınılmaz. Daha önce kopup ayrılmış olsa da, kişi bağlı olduğu çevreye, işe veya bir alışkanlığa eninde sonunda, şu ya da bu sebepten ötürü döner.
* Havlayan köpek ısırmaz
Bağırıp çağırarak başkalarını korkutmak isteyen kimseden saldırı beklenmez. Kötülük yapacak kişi, bu niyetini gizli tutar; belli etmez ve gürültüye patırtıya yer vermez.
* Ürümesini bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir
* Beceriksiz kimseler iyilik yapayım derken çoklukla hem kendilerini, hem de başkalarını zarara sokarlar.
* Neyi, ne zaman, nasıl söyleyeceğini bilmeyen kimseler hem kendilerinin, hem de başkalarının başına dert açarlar.
* Uyuyan yılanın kuyruğuna basma
Şimdilik zararı dokunmayan kötü bir kimsenin yeni bir kötülük yapmasına fırsat vermek doğru değildir.
* Yularsız ata binilmez
Nasıl ki yularsız bir at zapt edilip yönlendirilemezse; bir kurala, bir disipline bağlı olmayan iş, kuruluş ya da kişi de idare edilip yönetilemez. Dolayısıyla kargaşanın, başıbozukluğun hüküm sürdüğü bir yerde işin başına geçmek doğru değildir.
* Kaçan balık büyük olur
Çok önemsiz, çok küçük de olsa, her nedense elden kaçırılan fırsat ah vah edilerek gözde büyütülür.
* Öküze boynuzu yük değil
İnsan, kendi yakınlarının işleri ile kendi işlerini yük saymaz. Her ne kadar külfetmiş gibi görünüyorlarsa da, aslında yaptığı işler kişinin kendi yararınadır.
* Şahin, sinek avlamaz
Yüce amaçlar peşinde koşan ve kendini ona lâyık gören kimseler küçük, önemsiz, değersiz şeylerin ardına düşüp de vakit geçirmezler.
* Sürüden ayrılanı (ayrılan kuzuyu, koyunu) kurt kapar (yer).
Herkesin tuttuğu yolu bırakıp ayrı bir yol tutturanlar, herkesin yaptığını yapmayanlar, ya da arkadaşlarının yardımıyla yapılan bir işten ayrılanlar büyük zarara uğrarlar.
* Sinek pekmezciyi tanır
Çıkarını kollayan, kendini düşünen, işinin ehli olan kimse, kimden yararlanacağını iyi bilir.
* Sinek küçüktür ama mide bulandırır
Önemsiz, küçük gibi görünse de, kötü ve olumsuz bir şey insan üzerinde iyi bir etki bırakmaz.
* Sıçan geçer yol olur
Küçük ve basit de olsa, olumsuz ya da kötü bir işin yapılmasına izin verilmemelidir. Eğer bir kez izin verilirse, sürekli yapılmaya başlar ve alışkanlık hâline gelir. Bu giderek gelenekleşir ve pek çok kimse o zararlı yolu takip eder.
* Sıçan çıktığı deliği bilir
Yasalara aykırı, yolsuz, gizli bir iş yapan kimse, kalkıştığı bu eylemin doğuracağı sonuçları önceden enine boyuna hesaplar; yakayı ele vermemek, yakalanmamak için gerekli önlemleri alır; nereye, ne zaman ve nasıl kaçacağını bilir.
* Serçeden korkan darı ekmez
Tehlikeleri gözünde büyüterek işe girişmekte çekingen davranan kimse, amacına ulaşamaz. Unutulmamalıdır ki, her işin kendine göre zor bir yanı vardır. Amacına kavuşmak isteyen de bunları göze almalıdır.
* Kurt dumanlı havayı sever
Kötü niyetli kimseler ortalıktaki karışıklıklardan yararlanma yoluna giderler. Çünkü o anda dikkatler dağılmıştır, kimin ne yaptığı belli değildir. Dolayısıyla kendilerine engel olacak kimselerin bulunmadığı bu ortamı sever ve bu ortamın oluşmasını istekle beklerler.
* Kurda, Neden boynun kalın demişler; İşimi kendim görürüm de ondan demiş
Kendi işini kendisi gören, başkasına bırakıp yaptırmayan kişinin içi rahattır; çünkü işin bütün yükü ve sorumluluğu ona aittir. Dolayısıyla hiç kaygılanıp üzülmez de, keyfine bakar.
* Köpeksiz sürüye (köye) kurt dalar (iner).
* Koruyucusuz kalan yere veya ülkeye düşman girer, saldırır, ne var ne yok hepsini talan eder. Eğer elinizdeki yeri ya da ülkeyi iyi koruyup gözetirseniz, düşman sizden uzak durur ve kötü sonlarla karşılaşmazsınız.
* Köpek sahibini ısırmaz
* Köpek bile kendisini besleyen, kendisini koruyan sahibine saygılı davranır. Peki, kişi ne kadar kötü olursa olsun iyilik gördüğü, geçimini sağladığı yere nasıl kötülük edecektir? O da nankörce davranıp zarar veremez.
* Köpek ekmek veren kapıyı tanır
* Şurası unutulmamalıdır ki, köpek bile kendisini besleyen yeri bilir; o yerin insanına karşı bunu iyi davranışlarıyla belli eder. O hâlde insan bunu görmeli ve bunun çok ötesinde olmalıdır. Kendisine iyilik eden, yardımcı olan kimselere karşı gerekli saygıyı göstermeli, nankörlük etmemeli ve kendisine uzanan şefkatli elleri unutmamalıdır.
* Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler
* İstenilen nitelikteki şey bulunamayınca onun daha düşük nitelikte olanına da razı olunur. Çünkü bir ihtiyaca, kalitesi düşük de olsa cevap verecektir.
* Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
* Başka bir kimsenin malı, kişiye olduğundan daha değerli görünür. Çünkü insan nefsi doymak bilmez, başkasının elindekine imrenir. Hele insanlar birbirlerini çekemiyorlarsa birinin elindeki mal, diğerini sürekli rahatsız eder.
* Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
* Kişi, kiminle arkadaşlık ederse, ondan etkilenir; onun alışkanlıklarına, düşüncelerine eğilim duyar; huyunu, gidişini kapar.
* Kılavuzu karga olanın burnu b*ktan kurtulmaz
* Kişi öncelikle kime danışacağını, kimin peşinden gideceğini iyi bilmelidir. Çünkü seçtiği kişi kötü, işe yaramaz biri olabilir ve onun başını belâya sokabilir.
* Kedi uzanamadığı (yetişemediği) ciğere pis (murdar) der.
* Kimileri, çok istedikleri hâlde elde edemedikleri şeyi hor göstermeye kalkışırlar; beğenmiyor görünürler. Böyle davranmakla asıl yapmak istedikleri şey, kendi çaresizliklerinin ortaya koyduğu açığı kapatmaya çalışmaktır.
* Kedinin boynuna ciğer asılmaz
* Kendisine güvenilmeyecek birine bir şey bırakmak, emanet etmek doğru değildir. Yoksa o şey ya zarar görür, ya da yok olur.
* Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur
* Açgözlü, gözü doymaz, hırslı insanlar küçük bir çıkar için bütün varlığını tehlikeye atar.
* Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar
* Küçükler daima büyüklerini taklit ederler, örnek alırlar. Anne_baba ne yaparsa çocuk da onu yapar; hangi yola giderse çocuk da o yola gider.
* Koyun can derdinde, kasap et derdinde
* Kötü bir duruma düşmüş, büyük zarara uğramış kimi kimseler acı içinde kıvranırken, kimileri de küçük yararlarını düşünürler ve hiç umursamadan bu durumdan istifade etmeye çalışırlar.
* Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez
* Büyük çıkarlar beklenen yer için küçük fedakârlıklar yapılmalı, kimi sıkıntılara girilmeli ve bundan kaçınılmamalıdır.
* Katıra baban kim demişler, dayım attır demiş
* Kişi kusurlu yanının açığa çıkmasını istemez, bunu gizlemeye çalışır. Sadece iyi yanıyla görünmeye ve övünmeye gayret eder.
* Kartala bir ok değmiş, o da kendi yeleğinden
* Kişi, hayatta karşılaşacağı en büyük kötülüğü çoklukla en yakınlarından görür.
* Karga yavrusuna bakmış, benim ak-pak evlâdım demiş
* Yaptığı iş ne kadar kusurlu, çocuğu ne kadar çirkin olursa olsun, kişiye bunlar iyi ve güzel görünür. Başkalarının bu konuda ne diyeceği o kadar önemli değildir.
* Karga, kekliği taklit edeyim demiş; kendi yürüyüşünü şaşırmış
* İnsanlar yetiştikleri çevrenin eğitimini alırlar. Bu bakımdan görgüleri, beceri ve bilgileri, davranışları, yol ve yöntemleri birbirinden farklıdır. Buna rağmen kimi kişiler özenti hastalığına yakalanırlar ve onu bunu taklit etmeye başlarlar. Ancak bunu beceremezler, bunu beceremedikleri gibi tabiî davranışlarını da yitirir, gülünç duruma düşerler.
* Kurt tüyünü değiştirir, huyunu değiştirmez
* Kötü, zalim kimseler kılık-kıyafetlerini, oturdukları ev ve yerlerini değiştirseler de huylarını değiştirmezler; onların bu kötü yapıları devam edip gider.
* Kurt kocayınca köpeklere maskara olur
* Güçlü, kuvvetli bir kurt ile köpekler kolay kolay başa çıkamazlar, ondan çekinip korkarlar. Bunun gibi her bakımdan güçlü, kuvvetli iken herkesi korkutan, tedirgin eden, yıldıran kişi, bu gücünü-kuvvetini kaybettikten sonra onun bunun, aşağılık kimselerin eğlencesi ve oyuncağı hâline gelir.Deyimler
* Aç it fırın (duvarı) deler (yarar)
* Akılsız iti yol kocatır
* Al it, kara it, hepsi bir it
* Bakmakla usta olunsa, köpekler kasap olurdu
* Çoban köpeği ne yer, ne yedirir
* Düğün kemiğiyle köpek tavlanmaz
* Eceli gelen it cami duvarına işer
* Gönülsüz köpeği davara koyarsa (sürüye giden it) uluya uluya kurt getirir
* Havlamayı beceremeyen köpek (Ürmesini bilmeyen it ) sürüye kurt getirir
* Isıracak it (köpek dişini göstermez)
* İt güt para kazan
* İt ite buyurur, it kuyruğuna
* İt iti ısırmaz
* İt kağnı gölgesinde yürür, kendi gölgesi sanırmış
* İt ol, ana olma
* İt utansa don giyer
* İt ürür kervan yürür
* İtin (Köpeğin) duası kabul olsa(ydı) gökten kemik yağar(dı)
* İtin de atın da soylu olanı aranır
* İtten kuzu doğmaz
* Köpeğe dalaşmaktansa çalıyı dolaşmak yeğdir
* Köpeğe gem vurma kendini at sanır
* Köpek yattığı yeri eşerek yatar
* Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur
* Malını it bağrını bit yer
* Pire itte bit yiğitte olur
* Sirke büyür bit olur, enik büyür it olur
* Yal yiyecek enik gözünden belli olur
* At alacaksan yazın al, kız alacaksan güzün al
* At binenin kılıç kuşananın(dır)
* At kadın silah yiğidin şanıdır
* At (at) oluncaya kadar sahibi mat olur
* At ölür meydan kalır, yiğit ölür şanı kalır
* At sahibine göre kişner
* At yedi günde, it yediği günde belli olur
* Ata binmek bir ayıp, inmek iki ayıp
* Atımın alnı sakar, lakabını ele takar
* Atın iyisini Pazar, insanın iyisini mezar bilir
* Atın ölümü arpadan olsun
* Atına bakan ardına bakmaz
* Atınki arpa yiğidinki pilav
* Acemi nalbant ahmak eşeğinde usta olur
* Adam hacı mı olur ulaşmakla Mekke’ye, eşek derviş mi olur taş çekmeyle tekkeye
* Alçak eşek binmeye, öksüz oğlan dövmeye kolay
* Altın eğer vursan eşek at olmaz
* Canı yanan (Kamçıyı yiyen) eşek attan (yürük olur) hızlı gider
* Dam otu(ynan) ile eşek beslenmez
* Dirgeni yiyen sıpa bir daha gelir mi sapa
* El elin eşeğini çağırarak (söyleyerek) arar
* El terazi göz mizan, eşek bir kg sıpa 100 gram
* Eşeğe altın semer (vursan) giydirsen eşek yine eşektir
* Eşeği ahıra bekçi edenler, ahırdaki gürültüden şikayet edemezler
* Eşeği ne kadar döversen döv katır yapamazsın
* Eşeği sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin
* Eşeğin semeri eşeğe ağır gelmez
* Eşeğini sağlam bağla, komşunu hırsız tutma
* Eşek hoşaftan ne anlar
* Hacı hacı olmaz gitmeyle Mekke’ye, eşek at olmaz taş taşımakla tekkeye
* Herif ile eşek çeker cefayı, avrad ile köpek sürer sefayı
* Kardan gelen eşeğin sudan olur ölümü
* Ölmüş eşek kurttan korkmaz
* Önceden gerek idi bu tımar, öldü eşek kaldı semer
* Yorgun eşeğinçüş” canına minnet
* Ak koyunu gören, içi dolu yağ sanır
* Bir (koyundan) ayıdan iki post çıkmaz
* Buldun bir koyun, ye de doyun
* Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu
* Koç olacak kuzuya bıçak atılmaz
* Her koyun kendi bacağından asılı
* Kasap et (derdinde), koyun can derdindeKoyun can derdinde kasap et derdinde
* Koyunu köpeğe teslim eden kebabı ele yedirir
* Sayılı koyunu kurt kapmaz
* Sürüden ayrılanı (koyunu) kurt kapar
* Aç tavuk kendini buğday ambarında görür
* Aç tavuk rüyasında darı görür
* Her horoz kendi çöplüğünde (küllüğünde) öter ötsün)
* Horozu çok olan köyün sabahı geç olur
* Kırk gün tavuk gibi yaşamaktansa bir gün horoz yaşamak daha hayırlıdır
* Mart martlanır, tavuğu yumurtlanır
* Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
* Tavuk giderse pisliği de gider
* Vakitsiz öten horozun başını keserler
* Zenginin horozu bile yumurtlar

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir