Haşhaşiler Hakkında Bilgi


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 22 Ekim 2019 Kerim Usta

Haşhaşiler (Arapça: حشیشیة Hashīshīya ya da حشاشون Hashīshūn), Haşişin ya da Haşhaşiyyin de denir.

8. yüzyılda İsmaililiğin Nizarî kolundan çıkan bu topluluğun 14. yüzyıla dek faaliyetlerini sürdürdükleri sanılmaktadır. Kapalı bir topluluk olan haşhaşiler radikal bir din akımının takipçileri olarak ortaya çıktılar. Suikasti, Eyyubilere, Selçuklulara ve Abbasilere karşı siyasi yaptırım aracı olarak kullandılar. Avrupa dillerine Haçlı Frankları tarafından taşınan assassin sözcüğünün kökeni haşhaşindir.

Kendilerine el-da’va-t-ul-cedide (yeni dava, yeni öğreti) ya da fedaayiin (Arapça fedailer –bir amaç uğruna kendini feda etmeye hazır olan) derlerdi.

Tanım:
İran kökenli bu örgüt, bölgeyi hakimiyetlerinde bulunduran ve İsmailileri baskı altına almaya çalışan Selçuklulara karşı mücadele etmek amacıyla cinayeti sistemli bir saldırı aracı olarak kullanmaya başladılar. Hedef aldıkları kişiyi öldürme konusunda çok titiz ve başarılıydılar. Eylemlerinin başka kayıplara yol açmama, masum olarak gördükleri diğer bireylere zarar vermemesi konusunda çok dikkatli davranırken etrafa saldıkları korkuyla elde ettikleri etkin nüfuzu koruyabilmek için cinayetleri genelde halka açık mekanlarda, bilhassa camilerde işlemeyi tercih ediyorlardı. Hedeflerine kılık değiştirerek yaklaşan haşhaşiler, kurbanlarına kurtulma olasılığı tanımamak için zehir, ok ve yay gibi araçlardan kaçınıp, hançer kullanmayı tercih ediyorlardı.Kurbanlarını gece vakti boğazını keserek öldürüyorlardı. Hiçbir koşul altında intihara girişmeyip hep yakalandıkları kişiler tarafından öldürülmeyi yeğlediler.

Assassin sözcüğünün kökeni:
İngilizcedeki assassin sözcüğünün Arapça haşhaşin (afyonkeş) sözcüğünden türediği varsayılır. Bununla birlikte bazılarına göre sözcüğün kökeni Marko Polo’nun 1273’teki Alamut ziyaretini anlattığı anılarında bahsettiği, haşhaştan çok alkollü içecekleri andıran bir uyuşturucudur.

Bazı yazarlara göre de sözcük “Hasan’ın takipçileri” (Hasan Sabbah, Alamut Şeyhi ya da Şeyh-ul-Cebel –Arapça Dağın Şeyhi). Bazılarına göre de, o çağlarda uyuşturucu kullanımı toplumda kabul görmeyen bir alışkanlık olduğundan haşhaşin toplum dışı, serseri sözcükleriyle eş anlamlıydı. Bir başka deyişle, Hasan Sabbah’ın İsmaili örgütünün bu sözcükle anılması uyuşturucu kullandıklarının ispatı olmayabilir. Bir başka rivayete göre, göreve çıkmadan önce sakinleşmek için haşhaş kullandıklarıydı. Bazıları kullandıkları maddenin bir uyarıcı olduğunu ve savaşta onları çılgına çevirdiğini iddia ederler. Bu maddenin erginleme törenlerinde yeni üyeye ölümden sonra kendisini bekleyen ödülleri göstermek için kullanıldığı da söylenir.

ALAMUT KALESİ:

Alamut Devleti, (Farsça: قلعه الموت Kale-ye Alamūt veya الموت Alamūt; 1090 – 1256). Kurucusu Şiilik meşrebinin İsmailîlik mezhebinin Nizarilik koluna bağlı Hasan Sabbah’tır. Tarihe “haşhaşiler” ve “kiralık katil” olarak geçen İsmaililer’in bu şekilde tanımlanmalarının nedenlerinden biri Marco Polo’nun anılarında aktardığı bilgilerdir.

Heft Bab-ı Seyyidne Kelam-i Pir olarak anılan kurucusu Hasan Sabbah, Yemen’den gelip Küfe yakınlarında Himyari’de yerleşmiş, oradan İran’a geçerek bir süre Kum’da kalan, daha sonra Rey’de yaşamaya başlamış Sabbah ailesinin üyesidir. Kısacası Hasan Sabbah İran’da doğup yetişmiş, Yemen kökenli Küfeli bir Arap’tır.Devlet, İsmaililik öğretileri, inanç ve yaşam biçimi temelleri üzerine kurulmuştur.

Alamut Kalesi
Moğolların Alamut kuşatması:

Alamut Devleti’nin merkezi olarak sarp dağların tepesine yaptırılan bir kaledir.İddialara göre burası Hasan Sabbah’ın fedailerine sahte bir cennet vaad ederek kendi Haşhaşilik öğretisini yaydığı mekandır. Ögretisini yaymak için fedailerine cennetin anahtarlarını elinde bulundurduğuna inandırmış ve bu sayede suikastçılar yetiştirmiştir. Dünya üzerinde suikast kavramının ilk ortaya atıldığı yerdir. Zamanın Haçlı kaynaklı tarihçileri Hasan Sabbah fedailerinin kendilerini feda edecek kadar davya bağlı olmalarını anlamlandıramamış ve siyasi suikastleri yerine getirmesi için haşhaşın uyuşturucu etkisini kullanıldığını öne sürmüşlerdir.

Alamut’un Komutanları (1090-1256):

* Hasan Sabbah (1090–1124)
* Buzurg-Ummid (1124–1138)
* I.Muhammad (1138–1162)
* II. Hassan (1162–1166)
* II. Muhammad (1166–1210)
* III. Hassan (1210–1221)
* III. Muhammed (1221–1255)
* Ruknud-Dīn Khurshāh (1255–1256)

Yıkılışı:
Hasan Sabbah’ın ölümünden sonra yerine Rudbarlı bir Türk ve sağ kolu olan Kiya Muhammed Buzurg Umid (1124 – 1138), Alamut Piri olur. Alamut Devleti’nin 1256 yılında Moğollar tarafından yıkılıncaya dek de aynı soydan Türkler yönetime gelirler. Nizari İsmaililer Hazar Denizi’nin güneyine Deylem ve Gilan’a da egemen olmuşlardır.

Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Ergunca

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir