Türkistan’da Gulca Katliamı

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 31 Temmuz 2021 Kerim Usta

Gulca Katliamı

GULCA KATLİAMI
Soğuk bir kış gecesiydi. Azatlık adına ne varsa Ata yurdun bünyesinde doğada yankılanmaktaydı. Belli ki gece tüm kutluluğu ile her yana Hakkı fısıldıyor ve haklılığı haykırıyordu. Karla karışık yağan yağmur gecenin soğukluğunun zıddına yüreği manevi ateş ile kaplı insanların sıcaklığını bırakın soğutmayı, azaltmaya bile yetmiyordu. Kazakistan sınırındaki Doğu Türkistan’da İliderya vadisinde kurulu Gülca’daki Müslüman Türkler tarafından o an için her şey yolunda gidiyordu. Müslümanların yaşadığı her Türk beldesinde olduğu gibi, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine açılan önemli ticaret merkezi konumundaki Gülca şehrinde de Müslüman Türkler için İslamiyet’in en önemli günlerinden biri eda edilmekteydi. Bir kandil gecesiydi ki, bu kandil apayrı bir önemi olan kandildi. Nitekim, bu gece Kuran-ı Kerim’in, indirilmeye başlandığı ‘Kadir Gecesi’ idi. Gülca’daki Müslüman Türkler, gecenin özelliğine yakışır bir şekilde hazırlıklar yapmaktaydılar. Bu hazırlık çabasında olan isimlerden biri de “Nur Ahmet Tigin” di. Nur Ahmet Tigin, abdestini almış yatsı namazını eda etmiş ve biraz dinlendikten sonra nafile namazlar kılmaya başlamış bu arada da yer yer Kuran-ı Kerim okumaya başlamıştı. Ama o gecenin daha sıra dışı geçmesi için çeşitli hazırlıklar yapıyor; komşularına oğluyla haber yolluyor, onlarla bir araya gelip, sohbet etmek için can atıyordu.

Böylesine muhteşem geceyi soydaşlarıyla ve dindaşlarıyla geçirmek istiyordu. O ara ağabeyi Hasan, eşi ve çocuklarıyla içeri girdi. Nur Ahmet’in eşinin bayanların ibadet yapmak üzere toplandığı bir eve gittiğini öğrenince o da kızıyla oraya gitmek istedi. Nur Ahmet onları bayanların toplandığı eve götürmesi için oğlu Kasım’ı çağırdı. Kasım yengelerini alıp, annesinin bulunduğu eve doğru dışarıya çıktı. Hava oldukça soğuk ve yağışlıydı. Toplanılan eve yaklaşan Kasım evin olduğu caddede ilerlerken 4-5 el silah sesi duydu. Daha sonra yoluna devam eden Kasım, bayanların toplandığı evin önünde Çin polisinin ve polis araçlarının olduğunu görünce yengesini ve amcasının kızını orada güvenli bir yerde bekletip, neler olduğunu öğrenmek üzere binanın önüne doğru ilerlemeye başladı. Araçların yanına gelmişti ki toplanılan evden zorla çıkarılan kadınların olduğunu gördü. Bunun üzerine hemen yengelerinin yanına dönüp, olanları babasına ve amcalarına anlatmaları için onları yolladı. Yeniden olay yerine dönen Kasım hiç biri suçu olmayan bayanların kiminin çığlıklar atıp polisle gitmemek için direndiğini kiminin de çaresiz hıçkırıklar içinde polis aracına bindirildiğini gördü. O ara çığlık atanlardan birinin polis aracına zorla bindirilmek istenen annesini olduğunu görünce bağıra çağıra hemen oraya doğru yönelen Kasım’ı bir polis engellemeye çalıştı ama Kasım o polisi aşıp annesinin bindirilmek üzere olduğu araca tam yakınlaşmıştı ki bir polis onu ayak darbeleriyle yere düşürdü. Kendisi gibi orada olan birkaç Uygur gencinin yardımına yetişmesi Kasım’ın çamurlar içinde tekmeler yemesine engel olamadı. Ağzı burnu kan içinde kalan Kasımla birlikte diğer gençlerde Çin polislerinden nasibini almıştı. O arada bütün bayanlar araçlara bindirilmiş ve polis merkezine götürülmeye başlanmıştı. Polisler kan içinde kalan Kasım ı ve çaresizlik içindeki diğer gençleri orada bırakıp ayrıldılar.

Yazar: Ergunca

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir