Gora Türkleri Kimdir?


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Gora Türkleri Kimdir?

Gora ve Goralılar kimdir, nedir, nerededir?
Gora veya Goralı; Slavca ‘’ Yukarı, Dağlı, Uludağlı’’ demek. Coğrafi olarak baktığınızda Gora yöresi ve köyleri, Şar dağları üzerine ve eteklerine yerleşmiştir. ‘’ Şar ’’ ise şehirleri olan dağlar demektir. Goralı olan Melami ehli Abdullah Rahte’ye göre, Gora’nın anlamı eski Türkçe’de dağ anlamına gelen ‘’ Tura’’ dan türemiştir. Dragaş Belediyesi ve 20 köyle birlikte Kosova’nın güneyinde yer alan bu bölge köylerinin 2’si daha Makedonya sınırları içerisinde, 10’u da Kuks Belediyesiyle birlikte Arnavutluk sınırları içerisinde bulunuyor.
Terk edilmeye itilen bu yöre halkı ve Osmanlı’dan sonraki son yüzyıl içerisinde sürekli fakirlik, ekonomik sıkıntılar, asimilasyon- eritme politikaları ve göçle yüzleşti. 1991 yılında eski Yugoslavya’ da düzenlenen nüfus sayımına göre Goralıların toplam sayısı 45 bin civarında gösteriliyor. Yöre sürekli göç yaşadığı için resmi olmayanverilere göre bölgedeki nüfusun yaklaşık 24,000 ila 18,000 arasında değiştiği sanılıyor.
Gora’da günümüzde yaklaşık 7 bin ila 8 bin arasında yaşıyor. Yöre köylerin en büyükleri Restelica, Brod, Mlika, Baçka, Dikance ve Vranişte neredeyse bomboş. Savaştan sonra iki binin üzerinde kişi daha iş bulabilmek için buraları terk etti.

Dragaş belediyesinden 15 kilometre uzaklıkta bulunan Brod, Gora köylerinden biri. Osmanlı döneminin bölgedeki ünlü zanaat ve ticaret merkezi özelliğine sahip. Rakımı 1400 metre olan ve Makedonya – Kosova sınırı yanı başında bulunan bu köyde göçü sürekli yaşayanlardan.
Osmanlı askerinin bölgeden ayrılması üzerine köy ve bölge halkının çoğu Türkiye’ye göç etti. Aynı göç Sırp –Hırvatistan – Sloven Krallığı döneminde, ardından da Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti yönetiminde yaşayan baskılar sırasında da aralıksız sürer. 1999 yılı Kosova savaşı sonrasında bölgede son bir göç dalgası daha yaşandı. İster Gora bölgesinde, ister de şehirlerde yasayan Goralılar, savaşın ardından aşırı milliyetçilik akımı, baskı, asimilasyon, yağmalama ve çok sayıda saldırıların kurbanı oldu. Üsküp’teki hemşeri ve yakınlarının yanında kendilerini bulan 450 kadar Brod’lu aile, ayrıca İştip, Bitola, Prilep, Veles ve Koçani gibi şehirlere yerleşti.
Brod köyünde olduğu gibi Gora bölgesinin genelinde genç nesilleri görmek mümkün değil. Kalanlar içinse gelecek ‘endişe ve belirsizlik’ demek. On yıl öncesine kadar yaklaşık 3000 kişinin yaşadığı bu köyde şimdilerde 850 kişi yaşama mücadelesi veriyor. 1930’a kadar Türkçe eğitim verilen bu yörede 1938 yılından sonra Sırp askerlerin saldırısı ve baskısı neticesinde Sırbistan tarafından gönderilen hocalarca eğitim Sırpça dili üzerine yapılmaya baslar. Goralıların zihninde Türk – İslam kültürü ve onun herhangi bir şekliyle onlar bağlılığı kesilmeye başlar. İslam mektepleri kapatılmış ve hocalara din dersi vermeleri müsaade edilmez. Böylece çok köy hocasız kalır. Bilgi kişiler Türkiye’ye muhacir gönderilir.
Günümüzde Brod köyü ilkokulunun yaklaşık 150 öğrencisi vardır. Bord ve Gora bölgesi köylerinde yaşayan ahali genelde hayvancılıkla, şehirlere yerleşenler ise uğraştıkları aşçılık, pastacılık ve köftecilikle ün salmışlardır.
Goralıların kimler olduğuna ya da ırk veya etnik kökenlerine dair birçok tartışmalar yürütülmekte ve çeşitli tezler ortaya atılmaktadır. Bilimadamları, tarihçiler, sosyologlar ve dilcilerin Goralıların kimler olduğuna dair bugüne kadar yaptıkları araştırmaların kimileri objektiflikten uzak, ya çok yüzeysel ya da siyasi yönlendirmelerin etkisi altında kalır. Ancak hala capcanlı yaşamakta olan sözlü halk verimleri giyim kuşam ve motifleri, mutfak kültürü, yaşam tarzı, ölüm gibi, yöredeki gelenek ve görenekler, isimler ve inançlar Balkanlar’ın değişik yörelerindeki Pomak, Peçenek ve Türk soyundan gelenlerle büyük ölçüde ortak özellikleri taşımaktadır.
Gora yöresinde topladığımız halk edebi verimlerinde göze çarpan ilk özellik, Türkçe ve İslam terimleri ile kelimelerin birçoğunun hiçbir ekleme almadan olduğu gibi günümüze gelmesi, kimilerinin bazı hece ve ses düşmesi ya da eklemeler alarak bu halk verimlerinde yaşamaya devam etmiştir. Özde olduğu gibi verimlerin biçiminde de benzer biçim ve özellikler görmek mümkündür. Bu halk verimleri günlük yaşamda olduğu gibi özel günlerde de halk arasında söylenmektedir.
Bulgar, Yunan, Arnavut, Sırp ve Rus tarihçiler bu halkları çeşitli şekillerde kendi ırkları ya da kendi halkları olarak göstermeye çalışmaktadır. Onların İslamlaştırılmış Bulgar, Makedon, Sırp, Rus ya da Yunan oldukları tez ve iddiaları hala güncelliğini korumaktadır.

Tarihi belgeler ne diyor?
10. ve 12. Yüzyıllarda Kuzey Çin’deki Kuman ve Kıpçak ailelerinden gelen ve Balkanlara kuzeyden inan Pomak, Torbeş ve Goralılarla ilgili arşivdeki belgelere göre; ataları çok güçlü savaşçılar olan Kuman Türkleri, soydaş Hun, Avar ve Bulgar gibi Türk boylarının yolunu izleyerek ilk olarak Karadeniz’in kuzeyine yerleşmişlerdir. Karpat Dağları Orta Avrupa ve Balkanlara ilerleyerek Romanya, Bulgaristan ve Makedonya’ya yerleşirler ve yerleştikleri bölgelerin adlarını adlandırılmalarını olduğu gibi benimser. Özellikle Rodoplar, Batı Trakya, Vardar, Makedonya ve Şar dağları üzerinde hâkimiyet kurarlar.
1078 yılında Kuman Türkleri, Tuna ırmağının güney vadilerine daha önce yerleşen Peçenek Türkleriyle birlikte Bizans’a saldırır ve bir süre Edirne’yi muhasara altına alırlar. Kuman ve Peçenek Türkleri 1078 yılında Tuna ve Sava ırmaklarının güneyinde kurdukları federasyon 1091 yılına kadar sürer. Bu federasyonu bir tehlike olarak gören Bizans, bu kavimleri birbirine düşürerek, Macarların yardımıyla Bulgar Türklerini, Peçenek Türklerinin desteğiyle de Macarları imha eder.
Aynı taktiği kullanarak 1091 Lebunion savaşında para karşılığı kendine bağladığı Kuman Türklerini Peçenek Türklerine karşı kullanır. Böylece kurulan Kuman – Peçenek Federasyonu bozulur. 1154 yılına kadar Kumanların bir kısmı Kosova, Yeni Pazar ve Bosna’ya yerleşirken, bir kısmı da kuzeye dönerek bugünkü Romanya, Avusturya, Macaristan ve Çekoslovakya topraklarına göç ederler ve birçoğu bilhassa dağlık kısımlara yerleşirler. Gora yöresi Osmanlı İmparatorluğu döneminde her açıdan, ister ekonomik, ister sosyal, ister de kültürel açıdan en parlak dönemini yaşar. Yörede hayvancılık, ticaret gelişmekle birlikte, açılan mektepler ile Osmanlı payitahtı İstanbul’da yüksek öğrenimlerini bütünleyenler divan edebiyatına önemli eserler kazandırır.
‘’BALTAM’’ dergisinde Emrullah Recepler ile Daver Krasniç’in ‘’Türkçeden Gora Diline Geçen Kelimeler’’ isimli makalede derlenen Türkçe kelime sayısı 1300’ün üzerindedir. Ancak bu rakam tespit edilenin daha da çok üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.

Onlar kimin vatandaşı?
Onlar Kosova sınırları içerisinde yaşamaları ve Kosova vatandaşları olmalarına rağmen, bu durum her geçen gün değişiyor. Savaştan sonra Gora’da çok sayıda Makedon ve Bulgaristan çifte vatandaşlığı dağıtıldı. Makedon pasaportuna sahip olmak için (‘’ po poteklomakedonec’’ – ‘’Makedon asıllı’’ ve uzun zamandır Kosova’da yaşadığının belgelendiği) Makedonya İçişleri Bakanlığı formunun doldurulması yeterli. Söz konusu formların yöredeki dağıtımını ‘’ Müslüman Makedonlar Birliği’’ üslenirken; bu girişim Dragaş Belediyesi, UNMİK, KFOR temsilcileri ile siyasi liderlerin sert tepkilerine maruz kalmasına rağmen belirli duraksamalara rağmen sürüyor. Ekonomik kriz ve işsizlikle mücadele eden Goralıların bu can alıcı sorunundan yola çıkanlar ‘Makedonya pasaportuyla Yunanistan ve Slovenya’ya vizeyle, Bulgaristan, Hırvatistan ile Türkiye’ye vizesiz girebilir, iş bulabilirsiniz’ söylemleri ile pasaport formlarının dağıtımını sürdürüyor.
O yüzden yöre insanı yurt dışına çıkarak istihdam edilmek için Makedon pasaportunu bir umut, bir kurtuluş olarak görüyor. Kosova’nın yeni hazırlanacak anayasasında Goralıların ‘’ Müslüman Makedonlar’’ kimliği altında azınlık olarak tanınmasını talep eden‘’Müslüman Makedonlar Birliği’’, Makedonya’yı Gora bölgesine bağlayan ulaşım altyapını iyileştirmesini, Gora bölgesinin idari merkezi sayılan Dragaş belediyesinde bir Kültür Merkezi açmalarını talep ediyor. ’’Makedon Müslümanlar Birliği’’ başkanı İsmail Boyda, ‘’ Gora 1953 yılına kadar Makedonya’ya ait, ancak bu tarihte Sırbistan’ın tek yanlı kararı ile Kosova’ya bağlandığını öne sürüyor ve izlediği politika Makedon yetkililerin Goralıların ‘’İslamlaşmış Makedonlar’’ oldukları politikasını destekler nitelikte çalışmalar gerçekleştiriyor.

Peki bunun karşısında Goralıların duruşu ne?
Gora’da ‘Gelecekten daha fazla korku’ duyulduğu için Goralılar ne olduklarını, nereden geldiklerini ve ne hissettiklerini çok iyi bilmelerine rağmen bu değer yüreklerde saklanıyor ve ahali herhangi bir milli mensubiyet kimliğine bürünmemeye çalışarak tarafsız kalmaya tercih ediyor. Bu sebebin altında yine terk edilmişliğe mahkum edilmek ve hiç kimsenin onlara sahip çıkıp destek sunmama korkusu yatıyor. Sadece pasaport dağıtanlar gibi sahip çıkmak isteyenlerin kötü emellerine alet olmamak, onların kimi milli değerinden uzak durmaya çalışmalarının tek nedeni.
Sarıldıkları tek değer İslamiyet olgusu olunca, Goralılar dışa ‘İslamlaştırılmış bir etnik grup’ şeklinde yansıyor. Öte yandan az sayıda cesaretli insan gerçeği söylemiş olsa da ya susturulmuş veya kovulmuş. Ancak Gora’da milli ve dini değerlerin bilincinde olmayan veya olup ta kariyer ya da şahsi çıkarlar peşinde koşturan, göz göre göre halkı asimilasyona itmek isteyen bir grupta mevcut. Maalesef bu mevcudiyet, aşırı milliyetçi Hırvat, Sırp, Makedon, Bulgar ve Arnavut kesimlerinin, onların büyük ulusal projelerinin çıkarına hizmet sunuyor. Böl ve yönet sistemiyle hareket eden bu aşırı milliyetçi kesimler için birilerinin isimsiz ve milli değerlerden uzak kalması, doğal olarak onların ‘ büyük ‘ hedeflerine engel oluşturmuyor.
Maznikar: ‘’Goralıların kimler olduğuna dair gerçekler Osmanlı arşivlerinde yatar’’ Gora üzerine çeşitli araştırmalar yapılıp ve çeşitli tezler ileri sürüldüğünü dile getiren Brod’un‘’DAG‘’ Kültür Araştırma Merkezi Başkanı Yahya Maznikar, yapılan bu araştırmalar hakkında şunları anlatıyor: ‘’1876 Yılında Osmanlının ayrılışı ardından Rus Bilimadamı Yastrebov’un yapmış olduğu araştırmalar sonucunda Gora bölgesinde yaşayan halkın Rus asıllı olduklarını ileri sürmüştür. Yastrebov’un ardından bu bölgede araştırma yapan Bulgaristanlı araştırmacı Şişkov,‘’Bulgari Muhamedani’’ isimli eserinde Goralılara Bulgar asıllı Müslümanlar olduğunu tezini ortaya atar. Daha sonra Makedonya’da Todor Petrova ve Niyazi Limanovsko Gora’ da yaptığı araştırmalarda burada yaşayan halkın Müslüman dinini benimsemiş Makedonlar olduğunu ileri sürer. Goralılarla ilgili ortaya atılan değişik tezlerden kimileri ise bura halkın Aramini (Romanyalı ), Bogumiller ya da değişik soylardan geldiğini ortaya atmıştır. Goralıların kimler olduğuna dair ortada duran soru işareti bura halkı için hassas konulardan biri olmuştur. Bizce Goralıların kimler olduğuna dair gerçekler Osmanlı arşivinde yatmaktadır. Bura Halkı kendini hep Türk bildi, kendini öyle bildirdi.
‘’1389 – 1876 yılları arasındaki dönemde ve Osmanlı belgelerindeki kayıtlara göre bu bölgede yaşayan Goralıların kendilerini Türk olarak bildirmişlerdir. ‘’ diyen Maznikar, Osmanlı yönetiminin ayrılışı ardından 1971 yılına kadar ister Sırp –Hırvat – Slovak Krallığında, ister de Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyetinde ve bu dönemlerin kayıtlarında Goralılar kendilerini Türk olarak bildirdiğini ifade ediyor. Birçok askeri ve doğum kayıt belgesi de bu halkın kendilerini Türk olarak bildiklerini kanıtlamakta. ‘’Osmanlı arşivlerinde Gora bölgesinde yaşayan halkın Türk olduğu ve Osmanlı’dan önce buraya yerleşen Türk kavimlerinden oldukları vurgulanmaktadır. Osmanlının ayrılışı ardından bura halkına yönelik Pan – Slavcılık ve asimilasyon hareketleri başlatılmıştır, direnenler ya öldürülmüş, ya da göçe zorlanmışlardır. Bu asimilasyon haşa günümüzde de açık olmasa bile dolaylı bir şekilde sürmektedir’’ diyen Maznikar, ‘’Sizce Çanakkale savaşında, Plevne muharebesinde, Yemen savaşında şehit düşen onlarca Goralı kendini nasıl hissetmiş olabilir ki, bu savaşlarda yaşamlarını feda edebilsin ?’’ diye sorguluyor.

‘’Türkiye’nin daha fazla sahip çıkmasını istiyoruz’’
Türkiye devletinin bu insanlara bir an önce sahip çıkmasını isteyen Maznikar, bura halkı zor koşullar altında bu tür bir yaşama terk edilirse, Pan Slavizm faaliyetleriyle çok yakında hem dinini hem de kimliğini değiştirmek zorunda kalacağını ifade ediyor. ‘’ Türkiye Cumhuriyetinin üzerindeki yükün hayli ağır olduğunun bilincindeyiz ve bütün Türk Dünyası, Türkiye Cumhuriyetinden gelecek desteğe, en ufak bir yardıma bile ihtiyacı çok büyüktür. Ama ben yine de Türkiye’nin Goralılar’dan desteğini esirgemeyeceği konusunda iyimserim’’ diyen Maznikar, Türk KFOR’unun savaştan sonra bölgede sağladığı güvenlik, yürütmüş olduğu faaliyetler ve sunmuş olduğu yardımları övgüyle karşılayarak yere göğe sığdıramıyor.
‘’Biz Boşnak değiliz ‘’ savaştan sonra Dragaş Belediyesinde Boşnaklaştırma faaliyetlerinin de hız kazandığını belirten Brod’un ‘’DAG‘’ Kültür ve Araştırma Merkezi Başkanı Yahya Maznikar, ‘’Bizler Bosna ve Boşnak kardeşlerimizi severiz, onlara saygımız, sevgimiz sonsuzdur. Ancak Goralılar olarak Boşnaklarla İslam dini dışında etnik, kültürel, giyim, yaşam tarzı, gelenek ve göreneklerimizde farklılıklarımız olmakla birlikte, etnik olarak hiçbir bağlılığımız yoktur. Kimi Gora köylerinde Boşnaklığı kabul edenler ortaya çıkmaya başladı. Fakat kendilerinin ne olduğunu itiraf etmelerinin zamanı da gelecektir’’.
‘’Bence savaştan sonra Gora’da Boşnaklaştırma fikrini yayan ve bunu destekleyenler batı devletleridir. Onlar için Gora’daki halkın kendilerine Türk demesinden ziyade Boşnak demesi daha faydalı. 1971 yılından bu yana da yapılan sayımlarda milli kimlik olarak bizlere ya Yugoslav dendi, ya Müslüman dendi, ya da Goralı dendi. Ama oradaki halkın kendilerini ne hissettiklerini, yüreklerinde neyin yattığını ben çok iyi biliyorum. Ve yüreklerdi o milli duyguların gün gelip rahat bir şekilde dile gelmeye başlayacağından eminim“ diyor.
Maznikar, Makedonya sınırları içerisinde yer alan Uriça ve Yelovlyana köylerindeki Goralılara yönelik yürütülen tüm baskı ve asimilasyon girişimlerin başarısızlıkla sonuçlandığını, ora ahalinin milli kültürlerini korumaya ve kendilerine Türk demeyi başardıklarını belirtti. Ancak Arnavut sınırları içerisinde kalan Gora köylerinin yürütülen eritme politikaların kurbanı olmaktan kurtulamadığını dile getiren Maznikar ’Yusuf ve Cemile’ gibi türküleri aynı melodi fakat Arnavutçalaştırılmış şekliyle söylemek zorunda kaldıklarını ifade etti.
Buradaki köylerin çoğunun boş olduğunu, genç neslin İngiltere gibi batı devletlerine göç ettiklerini kaydeden Maznikar, kalanlardan da kimilerinin kendilerine ‘ Goralıyım‘ demeye korktuklarını vurguluyor.

Dragash bölgesinde 37 köy var. 19 köy Arnavut, 18 köy Gora köyü. Arnavut köyleri genelde OPAYA bölgesinde. Goran köyleri ise Arnavut–Makedonya sınırına yakınlar. Şar Dağları Makedonya ile sınır teşkil etmekte. Kruşeva bölgesinde geçiş yapılabilecek sınır kapısı mevcut. Orçuşa bölgesinde de sınır kapısı bulunuyor. Sınırdan geçiş yaya olarak yapılıyor; araç geçişi yok. Kruşeva bölgesinde, atlı devriyeleri de kapsayan bir sınır polis istasyonu var.
Dragash belediyesi, Prizren’in yaklaşık 22 km. güneydoğusunda, Kosava’nın en güneyinde yer alıyor. Sınırlarını kuzeyde Prizren belediyesi, batıda Arnavutluk ve güney ve doğuda ise; Makedonya Cumhuriyeti oluşturuyor. Batı, güney ve doğudaki sıradağların yükseklikleri deniz seviyesinden 2500m.’ye ulaşıyor. Dragash merkezinin denizden yüksekliği 1050m. Dragash merkezinden Prizren’e (36km.) bir ana yol, Restelica (24km.) ve Brod (12km.) kasabalarına da tali yollar mevcut. Dragash belediyesinin 34 km karelik alanı var. Belediye sınırlarında başlıca 2 bölge bulunuyor.
Belediyenin büyük kısmını kapsayan ve çoğunlukla Goralıların yaşadığı Gora bölgesi ve belediyenin kuzey kesimini oluşturan, çoğunlukla Kosava’lı Arnavutların yaşadığı Opaya bölgesi, Dragash merkezi hem Gora hem de Opaya için idari ve kültür merkezi konumunda. Kosava’nın en yüksek doğum oranı ile belediye nüfusu, km’2 ye 8 kişi düşecek şekilde yaklaşık 35.000 kişi . Nüfusun yaklaşık 2/3 ü Arnavut, kalan 1/3’ü ise Goralı. Genelde Goralılar Makedonca, Türkçe, Boşnakça ve Sırpçanın karışımından oluşan dillerini ‘’Goranca’’olarak adlan

Kosova’dan 8 tabur savaşa katıldı

Gora halkının Çanakkale Savaşı’nda da Anadolu’ya gelerek Türklerle omuz omuza düşmana karşı savaştığını ifade eden Sofoğlu, şunları anlattı: “Çanakkale Savaşı’na Gora Dragaş’tan katılanların yakınlarının anlattıklarına göre biri Gora’dan olmak üzere Kosova’dan 8 taburun katıldığı ifade ediliyor. Debre’den Halife’nin çağrısı üzerine Kosova’daki camilerde verilen vaazlarda Türk topraklarında gözü olan düşmana karşı Türk milletinin başlatmış olduğu mücadelede yanında olmak isteyenleri katılabileceği çağrısı yapılmıştı. Debre’den gelen bu çağrı üzerine Gora’dan 490 kişi savaşa katılmış.

Türkiye için önemli bir nüfus

“Gora halkının kültürel sosyal yaşantısına baktığımızda Kuman-Peçeneklerinden geldiğini görüyoruz. Zaten Goralılar, kendilerini Türk olarak görüyorlar. Çanakkale’de savaşmalarını da buna bağlıyorlar” diye konuşan Sofuoğlu, şöyle devam etti: “Gora bölgesi Kosova’nın Prizren iline bağlı Dragaş ilçesi ve 20 köyden oluşuyor. Kosova’nın güneyinde yer alır. Bu bölgede 15 bin kadar Goralı olduğu belirtiliyor. Kosova’nın diğer bölgelerinde 5 bin, Arnavutluk’ta ise nüfuslarının 18 bin olduğu belirtiliyor. Bu sayının Makedonya’da ise 20 bin olduğu kaydediliyor.”

Yazar Ergunca

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?