Gelincik Bitkisi ve Şifaları


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 17 Ekim 2019 Kerim Usta

Gelincik Bitkisi ve Şifaları
Bitki Adı: Gelincik
Latincesi: Papaver rhoeas
Diğer İsimleri : Aşotu, Angülü, Gelingülü, Gelinotu, Papaver rhoeas, Papaveraceae Gelincikgiller familyasinin örnek bitkisidir. Ülkemizde kirlarda, ekin tarlalarinda, yol ve bahçe kenarlarinda oldukça yaygin olarak yetisir. 60 cm’ye kadar boylanabilen, bir ya da kimi zaman ikiyillik otsu bitkidir. Tüylerle kapli ince uzun tekli gövdesi, bazen dallara ayrilan yapida olur. Yapraklan derin, girintili ve asimetrik biçimlidir, ilkbahardan baslayip yaz boyunca açan ve parlak kirmizi renkli taçyapraklari olan çiçeklerinde, bu taçyapraklarinin altinda kara leke bulunur. Delikli tohum kapsülü fiçi biçiminde ve düz tepeli olup çok sayidaki tohumunu tasir. Bitki, tohumunu dökerek çogalir. Ancak, ekine zararli bitki sayildigindan, asiri çogaldiginda, tarlalarda yok edilmesi için ugrasilir. Gelincik bitki olarak tanen, yapiskan bitki sivisi ve düsük oranda sakinlestirici alkaloit maddeleri içerir. Bazi yerlerde toplanan yapraklan pazarlarda satilir. Sebze gibi kavrulup üzerine yumurta kirilarak pisirilir ya da salatalara katilarak yenilir.
Bilinen Bileşimi : Potasyum nitrat, mecociannin, müsilaj, rhoeadin, narkotolin, protopin, kodein, berberin, haşhaş ve readin asidi, reagenin, az miktarda morfin, zamk, şeker.
Tibbi Etkileri ve Kullanimi
Ayni familyadaki yakin akrabasi hashas kadar güçlü niteliklere sahip olmamakla birlikte, gelincik sagliga yararli etkileri nedeniyle de kullanilir. Bu etkiler ve yararlanma yöntemleri asagida özetlenmistir:
* Öksürük ve öksürükten dogan giciklara karsi etkilidir.
* Nezle, bronsit ve soguk alginliklarinda gögsü yumusatici etki yapar.
* Balgam söktürücüdür.
Bütün bu etkileri saglamak üzere, kuru bir günün serin sabahinda toplanan gelincik yapraklari, kagit üzerine serilerek gölgede kurutulur. Kurumus taçyapraklarindan da 1-2 tatli kasigi alinip dört bardak kaynar su içinde 10-15 dakika demlendirilerek infüzyon hazirlanir. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilebilir.
* Ayrica gelincik, sakinlestirici etkiler tasir.
* Uykusuzluga karsi etkili olur.
Bu etkilerinden yararlanmak için de çiçeginin taçyapraklari balla karistirilarak macun haline getirilir ve yenir.

Gelinciğin tarihsel izlerini aramak için binlerce yıl geriye gitmek gerekiyor. En eski çizimleri en az 3000 yıl önceye tarihlenen eski Mısır lahitlerinde bulunmuştur. Ayrıca günümüzden yaklaşık 1000 yıl öncesine ait Codex Vindobonensis’te Bizans prensesi Anicia Juliana gelinciklerle birlikte resmedilmiştir. Gelincik Homer’in İlyada’sında da kendine yer bulur: Homer ölen savaşçıları gelinciklere benzetir.

Eski Yunan / Roma mitolojisinde de gelincik bir çok tanrı ile ilişkilendirilir. Örneğin Morpheus (uyku tanrısı Hypnos’un üçbin çocuğundan biridir ve insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler.) gelincikten yaptığı taçları uyutmak istediklerine verir. Adına yapılan tapınaklar da genellikle gelinciklerle süslenirdi. Romalılar karasevdaya düşenlere gelincikten yaptıkları içecekleri verir ve bunların aşk acılarını dindireceğine inanırlardı.

Romalılar kara sevdaya düşenlere gelincikten yaptıkları içeceklerden verirlermiş ve bu içeceklerin aşk acısını azaltacağını düşünürlermiş.

İngilizcede gelinciğe verilen adlardan biri de “Corn Poppy” dir. Gelincik uyku tanrısı Hypnos (Roma’da Somnus) tarafından insanları/tanrıları uyutsun diye yaratıldı. Bereket tanrıçası Demeter ( Roma’da Ceres ) bir zamanlar uykusuzluktan çok çekermiş. (insomnia ! Romalı uyku tanrısının adına dikkat!). Uykusuz ve yorgun olduğundan bitkilerin büyümesi ve verimli olması için çabalamaya gücü yetmezmiş. Kıtlık başlamış. Bunu gören Somnus, Ceres için gelinciklerden bir karışım yapıp içmesini sağlamış. Ceres bunu içer içmez derin bir uykuya dalmış. Uyandığında kendisini uykusunu almış ve çok da zinde olduğunu görmüş. Ve tabi tüm enerjisini tarlada büyümeye çalışan mahsule yoğunlaştırmış. Kıtlık bitmiş, rekolte rekor kırmış. O zaman bu zaman çiftçiler mısır/hububat tarlalarında ne zaman gelincik görseler bunu o senenin yeni rekorlara gebe olduğuna yorarlar ve gelincikleri asla koparmazlarmış. Bu çiçeğe de “Corn Poppy veya Corn Rose” adını koymuşlar.,

Gelincikle ilgili olarak birçok kültürde birçok efsane anlatılır. Bunlardan biri de Cengiz Han ile ilgili: Cengiz Han bir savaşta düşmanı perişan edip muharebe meydanını kan gölüne çevirdikten kısa bir süre sonra burayı gelinciklerin doldurdukları gözlemlenmiş. Aynı hikaye yüzyıllar sonra Napolyon ile ilişkilendirilerek de anlatılır. Araştırıldığında, çok muhtemeldir ki askerlik tarihi benzer savaş öyküleri ile doludur. Zira bahar ayları savaş aylarıdır; Mart adı nereden gelir? Gelincikler de bahar çiçekleridir. Benzer bir hikâye de Çanakkale savaşları sırasında yaşanmıştır.1. .Dünya Savaşı sırasında Gelibolu yarımadasındaki başarısızlığa mahkûm muharebelerinde de, binlerce ölünün hemen ardından Gelibolu gelincik tarlasına dönmüştür.

Kan Çiçekleri der Gelibolulu’lar gelincik çiçeklerine. Bahar gelmeye görsün, her yanı kırmızılar basar buralarda. Gelibolulu’lar çok sever gelincikleri. Çünkü derler ki, “Açan her bir gelincik, kan çiçeğidir. Şehit askerlerimizin her biri gelincik olmuş, sert rüzgârlara direnir de gitmez toprağından.” İşte o kahraman askerleri gördüğü için bu konak, adı gelinler gibi, o Kan Çiçekleri’ne de ithaftır.
Ruhları gani gani şad olsun !

Gelincik ile ilgili son ve hala devam eden efsane ise 1.Dünya Savaşı sırasında John Mc Crae ‘nin yazdığı şiirle başlar.
Bu etkileyici şiire o günlerce birçok cevabi şiir yazıldı. Edebi değeri pek fazla olmasa da Moina Michael tarafından yazılan şiir sonuçları bakımından en etkili olanıydı. Bir amerikalı hanım olan M.Michael gelinciğin cephelerde ölenler için bir hatırlama sembolü haline gelmesi için öncülük yaptı. Ateşkesten iki gün önce, 9 Kasım 1918 ‘te bu kabul edildi.
Felemenk ülkesine çok benzer şekilde, yine McCrae’nin şiiri ile eşzamanlı olarak Anzac askerlerinin 1.Dünya Savaşı sırasında Gelibolu yarımadasındaki başarısızlığa mahkûm muharebelerinde de, binlerce ölünün hemen ardından Gelibolu gelincik tarlasına dönmüştür.

Anzac’ların torunları her yıl Gelibolu ziyaretlerini kıpkırmızı açan gelincikler arasında yaparlar.

Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Ergunca

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir