Yayım tarihi:

Devamı var:

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Uzun Hasan Bey, Gürcüler üzerine düzenlediği seferler istisnâ edilirse, genelde Hristiyanlar ile iyi ilişkiler içerisinde olmuştur. Trabzon Rumları ile akrabalık derecesine varan ilişkiler yanında, Venedik başta olmak üzere bazı önemli Avrupa devletleri ile ittifaklar yapmıştır. Trabzon şehri, Akkoyunlular için hayati önem taşıyordu. Bu limandan Avrupa ve dünyaya açılmak istiyorlardı. Venedik ve diğer Avrupa devletleri ile ticari ilişkilerini Trabzon limanından sürdürüyorlardı. Ama artık Trabzon, Osmanlılar’ın eline geçmişti. Çünkü Trabzon limanı ticari ve stratejik bakımdan Osmanlılar için de son derece önemli idi. Hatta son Trabzon-Rum İmparatoru Komnenos David (1458-1461) Osmanlılar’a karşı bir doğu-batı ittifakı kurmak için yoğun çaba göstermekle kalmamış kendilerini Bizans’ın meşru vârisi ve Rumların hamisi gibi görmeye başlamıştı . Bütün bunları bilen ve iyi hesaplayan Fatih Sultan Mehmed, ansızın yaptığı kuşatma ile Trabzon-Rum İmparatorluğu’na son vermişti.

Venedik, Akkoyunlu hükümdarına daha önce yapmış olduğu ittifak teklifini Karamanoğlu İshak Bey ile de yenilemiş, İbrahim Bey’in ölümünden sonra Toroslar’a kadar gelen Uzun Hasan da, Kâtip Mehmed adında bir elçisini Halep-Rodos üzerinden 1464’de Venedik’e göndermişti. Akkoyunlu elçisi, Uzun Hasan’ın “altmış bin” süvariden oluşan bir kuvvetle gelecek baharda Osmanlılar’a karşı harekete geçeceğini ve Gelibolu Boğazı sahillerine varacağını söyleyerek, bu sayede Venedik donanmasının da İstanbul’a kadar ilerleyebileceğine işaret etmekte ve Uzun Hasan’ın Cumhuriyetin iştiraki olmadan Osmanlı ile aslâ münferit barış yapmayacağına söz vererek, Venedik’ten de aynı teminatta bulunmasını istiyordu .

Fatih Sultan Mehmed, Osmanlılar için Karaman bölgesinin de önemini bilmektedir ve bunun için her şeyi yapmayı göze almıştır. Buna karşılık Uzun Hasan, Karamanoğlu İbrahim Bey’in vefâtından sonra giriştiği Karaman teşebbüsü ile Anadolu’ya hakim olmak istediğini göstermiş, ancak Fatih’in kararlı müdahelesi üzerine geri çekilmiştir. Esasen, Uzun Hasan kendisine sığınan Karaman hükümdarı İshak Bey’in 1465’de ölümü üzerine, tıpkı vaktiyle Trabzon meselesinde olduğu gibi, şimdi de Karaman ülkesi için Osmanlılar ile boy ölçüşemeyeceğini anlamış, böylece bir defa daha ricat etmiştir. Gerçekte ise Uzun Hasan, Osmanlılar ile kesin bir şekilde hesaplaşmayı henüz göze alacak kuvveti kendisinde görememiştir.

Fatih Sultan Mehmed ise, Karaman bölgesinde Pir Ahmed Bey ve kardeşi Kasım Bey’in ortaya çıkmaları ve Venedik, Papalık, Avrupa devletleri ve Akkoyunlu padişahı Uzun Hasan ile temas kurarak harekete geçmeleri üzerine, Karaman’ı büsbütün ele geçirmek üzere hareket etmişti. Rum Mehmed Paşa’nın Karaman’da Türkler üzerine yaptığı şiddetli baskından sonra, Karaman bölgesi valiliğine Manisa sancakbeyi olan Şehzâde Mustafa 1466’da tayin edilmişti. Karaman Oğulları hâkimiyetine 1468’de son verilmekle beraber, Toroslar’da direnişleri uzun süre devam etmiştir . Bu durum Çukurova’da Osmanlı-Memlûklu çekişmesine de yol açmıştır .

Karaman halkı iki yüz yıldan fazladır bağlı bulundukları Karaman Hanedanlığı’nın bu şekilde söndürülmesine razı olmadıkları için zaman zaman sürekli isyan etmişlerdir. Fatih Sultan Mehmed, Karaman ailesini tamamen elde edip onları ortadan kaldırmak için onlar üzerine Rum Mehmed Paşa’yı göndermiş, pek zâlim olan bu sadrazam insafsızca hareket ederek pek çok adam öldürmüştü. Cami, türbe ve medreseleri soydu, ağır vergiler ile halkı ezdi, kendisine verilen vazifenin aksini yaparak halkı tamamiyle devlet aleyhine döndürdü. Varsak Türkmenleri tarafından mağlup edilen Rum Mehmed Paşa, döndükten sonra azledilerek idam edilmiş ve yerine İshak Paşa 1470’de tayin edilmiştir . Pir Ahmed Bey mücadeleye tekrar devam etmek istemişse de başarılı olamamış, önce İçel’e oradan da halkı sindirildiği için tutunamayarak yine Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’a sığınmıştır.

Uzun Hasan ise, bu sırada doğudaki kendisi için rakip olan diğer Türk hanedanlarını mağlup etmekle meşgul olmuştur. 1464-1465 kışından 1468-1469 kışına kadar geçen zaman zarfında; 1465’de Harput’u Dulkadıroğlu Arslan Bey’den almış ve onu mağlup ederek payitahtı olan Elbistan’a kadar ilerlemiş ve onu barışa mecbur etmiştir. 1467’de en büyük hasmı olan Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah’ı, 1468’de Cihanşah’ın oğlu Hasan Ali’yi ve Timur oğlu Ebû Said’i ortadan kaldırmış ve hepsinin memleketlerini ele geçirmiştir. Uzun Hasan, Kirman (1469) ve Bağdat’ı (1470) ele geçirdiği gibi, Ahlat ve Cezire yöreleri ile Muş ve Bitlis’i de aldı . 1465-1470 yılları arsında Uzun Hasan ile Fatih Sultan Mehmed arasında doğrudan her hangi bir savaşa veya rekabete rastlanmamıştır .

Otlukbeli Savaşına Doğru:
Uzun Hasan, 1469 yılına kadarki faaliyetleri ile doğu taraflarında işlerini bitirip, Horasan’dan Karaman sınırlarına kadar uzanan geniş ülkelerin hakimi olmuştu. Bundan sonra Uzun Hasan’ın şimdi tek rakibi kalmıştı ki, o da Fatih Sultan Mehmed’dir. Bununla kesin hesaplaşma günü artık yaklaşmakta idi. Maddi güç ve kuvvet bakımından Uzun Hasan, Osmanlı padişahından hiç de geri kalmamaktadır. Osmanlılar’ın önünden kaçmış olan birçok hükümdar ona sığınmışlardı, ondan yardım ve himaye talep ediyorlardı. Bunların hâmisi tavrını takınan Uzun Hasan, şimdi kendisini Timur’dan daha kuvvetli ve her bakımdan daha üstün görmekteydi.

Karaman diyarında ise, Osmanlı otoritesini kabul etmeyip, karşı çıkanlar ve halkın ileri gelenleri öldürülmüştü. Fakat Fatih, bunu yeterli görmeyerek, Karamanoğulları’nın kuvvet ve kudretini azaltmak çarelerini düşündü. Bu arada Karaman Beyliği halkından bir kısmının İstanbul’a tehcirini emretti. Bu esnada birçok âlim, sanatkâr ve tüccar İstanbul’a nakledilmiştir . Hatta, İstanbul’un Aksaray mahallesi Karaman ili Aksaray’ından getirilen ahalî ikamet edilerek oluşturulmuştur.

Karamanoğlu Pir Ahmed Bey, Uzun Hasan’a ilticâ etmeden önce Mısır komutanlarından yardım görmüş, bunun üzerine Fatih, Mısır sultanına bir mektup yazmıştır . Mektubunda ona meâlen; “…İshak Paşa onu emirlerinizden istemiş, fakat elde edememiştir. Karamanoğlu’nun yarattığı fitne ve fesadın devamına artık tahammülümüz kalmadığından onu yakalayarak bize göndermelerini komutanlarınıza emretmelisiniz. İki memleketten birinin dost olduğuna ötekinin de dost olması, birinin düşman olduğuna ötekinin de düşman olması kaidesi bunu icabettirmektedir. Biz bu yoldayız, sizden de bunu bekleriz” diyordu. İhtimal ki, Fatih ile dostluğu bozmak istemeyen Mısır sultanı komutanlarına Karamanoğlu Pir Ahmed’in himaye edilmemesini emretmiştir. Böylece Pir Ahmed, daha sonra Uzun Hasan’a sğınmıştır. Karamanoğlu Kasım Bey ise Bulgar dağına çekilmişti. Osmanlı kuvvetleri ile gelen İshak Paşa ile hayli mücadeleden sonra, o dahi Uzun Hasan’a ilticâ etmek mecbûriyetinde kalmıştır .

Osmanlı padişahı, Karaman bölgesine Gedik Ahmed Paşa’yı göndermişti. Karamanoğulları’nın anası ve Fatih’in halası, çocuklarının affedilmesini Fatih’ten istemek üzere yola çıkarılmış, fakat yolda ölmüştü. Bunun üzerine Uzun Hasan’ın anası tarafından Fatih’e başvurulmuştu. Karamanoğulları’nın bir mültecî olduğu ve Uzun Hasan’ın onları bu bakımdan kabul ettiği, yakın akrabaya şefkat ve merhamet göstermenin Allah’ın emri olduğu gibi hususlar yazılmıştı. Ancak Osmanlı padişahını tuttuğu yoldan döndürmek hiçbir surette mümkün olmadı. Bu girişimlerden netice çıkmayınca, kendisini yeterli derecede kuvvetli hisseden Uzun Hasan, Fatih’e karşı gerçek yüzünü göstermiş, Karamanoğulları’na fiilen yardım ederek Osmanlılar’a karşı düşmanlık kapısını aralamıştır.

Karamanoğulları’ndan Pir Ahmed Bey ve Kasım Bey, İsfendiyaroğlu Kızıl Ahmed Bey, Akkoyunlu Zeynel Bey komutasında otuz bin kişilik bir kuvvetle 1470’de önce Erzincan’dan Tokat’a doğru harekete geçmişlerdi. Uzun Hasan, kendisi Gürcistan üzerine sefere gitmişti. Uzun Hasan 1472’de aynı beylere Bektaşoğlu Ömer Bey komutasında otuz bin kişilik bir takviye kuvvet daha ilave etmiştir. Pir Ahmed ve Kasım beyler ile hareket eden bu kuvvetler Tokat’ı pek korkunç bir surette tahrip ettiler. Bunlardan ayrılan yirmi bin kişilik bir kuvvet Uzun Hasan Bey’in kardeşi oğlu Yusufca Mirzâ komutasında Karaman Oğulları topraklarına girmişti. Gedik Ahmed Paşa, bu kuvvetlere karşı koyamayarak Konya’ya çekilmiş ve orada Şehzâde Mustafa’nın emrine girmişti. Şehzâde Mustafa ise Afyon Karahisar’a çekilerek durumu İstanbul’a bildirmiştir.

Bektaşoğlu Ömer Bey, Osmanlı kaynaklarının ifadelerine göre bir hile ile sınırı geçtikten sonra ansızın Tokat şehrini basmış ve taş üstünde taş bırakmayacak şekilde şehri tahrip etmiştir. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan bir fetihnâmeye göre, Tokat’ın tahribi Ağustos 1472’de meydana gelmiştir. Iorga ile Babinger’in faydalanmış bulundukları yabancı kaynaklarla da doğrulanan bu tarihi, öyle anlaşılıyorki Uzun Hasan bilerek seçmiştir. Çünkü mevsim hayli ilerlemiş olduğu için Fatih’in büyük bir ordu ile İstanbul’dan kalkıp üzerine gelmesi için artık vakit çok geç olmuştur. Böylece gelecek mevsime kadar kazanılmış olacak zaman zarfında, Venedik’ten beklenen silahlar da gelmiş, dolayısıyla zafer ihtimâli artmış olacaktır.
Tokat’ın yağma ve tahribinde yapılan zulümler vaktiyle Timur’un Sivas’ta yaptığı zulümleri hatırlatmaktaydı. İşte bu hareketiyle Uzun Hasan, Osmanlılar’a karşı büyük seferine başlamış bulunuyordu. Yine Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan ve Uzun Hasan tarafından Karamanoğlu Pir Ahmed’e Tokat’ın yağmasından hemen sonra yazılan 5 Eylül 1472 tarihli bir mektup vardır. Bu mektubunda Uzun Hasan, olayların arzusuna uygun bir tarzda geliştiğini ve işin artık kolaylaşmış bulunduğunu, kendisinin de artık konak konak ilerlediğini, kışı Osmanlı topraklarında geçireceğini bildirmektedir .

Tokat’ın tahribi ve Yusufca Mirza’nın Karaman topraklarına girmiş olduğu haberi İstanbul’da duyulunca Fatih, derhal Uzun Hasan üzerine yürümeye karar vermişti. Fakat bu fikrinden vaz geçerek, Anadolu Beylerbeyisi Davut Paşa’yı kuvvetleri ile birlikte Şehzâde Mustafa’nın emrinde Yusufca Mirzâ’ya karşı savaşmak üzere Anadolu’ya göndermişti. Kütahya’ya kadar geri çekilmiş olan Şehzâde Mustafa, Davut Paşa kuvvetleri ile birleşince sayıları “altmış bin”i bulan asker ve yanında “elli bin” kişi ile Anadolu içlerine kadar ilerleyen Yusufca Mirzâ’ya karşı yürümüşlerdi. Beyşehir taraflarında Eflâtun Pınarı yakınlarında yapılan çok kanlı bir çarpışmadan sonra Akkoyunlu askerleri ağır bir yenilgi almıştır. On binlerce asker öldürülmüştür. Yusufca Mirzâ esir edilmiş ve diğer esirler ile birlikte İstanbul’a gönderilmiş, bu arada Pir Ahmed ve Kızıl Ahmed beyler tekrar Uzun Hasan’a sığınmışlar, Kasım Bey ise İçel-Silifke taraflarına çekilmiştir. Gedik Ahmed Paşa da Kasım Beyi tâkibe koyulmuştur .
Böylece Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Karamanoğulları’nı Osmanlılar’a karşı destekleme ve himayeye girişmesi yüzünden, bir kez daha Osmanlı kuvvetlerinden ağır bir darbe yemişti. Uzun Hasan, herşeye rağmen Anadolu üzerinde hakimiyet kurma düşüncesinden aslâ vazgeçmiyordu. Osmanlı padişahı ile karşı karşıya geleceği zamana kendisini hazırlıyordu. Bu iş için batıdaki Hristiyan devletler ile devamlı surette ilişkilerini sürdürüyordu. Akkoyunlular’ın Karamanoğulları’na yardımı Fatih ile Uzun Hasan’ı karşı karşıya getirecektir.
Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın Karamanoğulları’na yardım ve destek sağlamadaki amaçları arasında; Osmanlı hakimiyetini Orta Anadolu ve Güney Anadolu’da kırmak, Malatya-Halep arasındaki ticaret yolunu ele geçirmek ve Akdeniz’e çıkış yolu sağlamak, böylece Avrupalı müttefikleri ile bağlantı kurma arzusunu yerine getirebilmekti . Bu düşünceler ile Osmanlı-Memlûklu rekâbetinden yararlanmak üzere Uzun Hasan’ın bölgeye öteden beri dikkatlerinin yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Nitekim, 1465’de Harput’u alarak, peşinden Malatya ve Elbistan’ı kuşatmıştı .
Uzun Hasan, kölelikten gelme kökleri nedeniyle 1472’de Memlûklu Devleti’ni ortadan kaldırmak için Memlûklu vassalı Dulkadırlu Şah Budak’tan topraklarının teslimini ve Mısır’daki sultana bağlılığına son vermesini istemiştir. Uzun Hasan 1472 yılı başlarında Fırat’ı geçerek Malatya, Kahta, Gerger, Ayıntab’ı ele geçirmiş, Memlûklu karakolu Birecik’i istilâ etmiş, Halep civarına kadar ulaşmıştır. Böylece Dulkadıroğlu topraklarının büyük bir kısmında Akkoyunlu hakimiyeti sağlanması, Uzun Hasan’a Doğu Toroslar geçitleri üzerinde denetim imkânı sağlamıştı. Fakat müttefiki olan Venedik’ten yardım beklerken, Memlûklu komutanı Yaşbek kuvvetleri tarafından yenilgiye uğrayan Akkoyunlu kuvvetleri Ruha’ya kadar tâkip edilmişlerdi .

Lütfen Dikkat: Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz. Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Kerim Usta tarafından

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir