En İyi Amellerdendir Ağlamak

Bu makale Tarihinde

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 17 Nisan 2021 Kerim Usta

Evliyânın büyüklerinden Bündâr bin Hüseyin Şirâzî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyuruyor ki: “Ağlamanın çeşitleri vardır. Bâzı ağlamalar, önceden olmayan bir şeyin elde edilmesi sebebi ile sevinçtendir. Birisi de, eldeki bir şeyi kaybetme sebebi ile üzüntüdendir. Allahü teâlâ bir â- yet-i kerîmede sevinçten ağlamak hakkında meâlen buyuruyor ki: “Pey­gambere indirileni (Kur´ân´ı) dinledikleri zaman, hakkı anladıklarından ötürü gözlerinin yaşla dolup boşandığını görürsün. Onlar şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Îmân ettik, şimdi bizi şehâdet getirenlerle berâber yaz.” (Mâide sûresi: 83) Allahü teâlâ bir âyet-i kerîmede üzüntü sebebiyle ağ­lamak hakkında meâlen buyuruyor ki: “Bir de o kimselere günah yoktur ki, kendilerini bindirip savaşa gönderesin diye sana geldiklerinde, onlara: “Sizi bindirecek bir hayvan bulamıyorum.” demiştin. Bu uğurda sarf ede­cekleri şeyi bulamadıklarından dolayı kederlerinden gözleri yaş döke döke döndüler.” (Tevbe sûresi: 92)

Bağdât velîlerinden Câfer bin Ahmed Es-Serrâc (rahmetullahi teâlâ aleyh) bir sohbetinde Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hallerini ve sözle­rini anlatırken şöyle buyurdular: Zünnûn-i Mısrî; “Bir gün erken bir va­kitte Abdullah bin Mâlik´in kabrine gitti. Kabristanda yüzü örtülü bir kişi gördü. Biraz sonra o şahsın Sa´dûn olduğunu fark etti. Ona; “Ey Sa´dûn, gel bir­likte şu bedenlerimiz için ağlayalım.” dedi. Sa´dûn, Zünnûn-i Mısrî´ye; “Allahü teâlânın huzûruna nasıl ve ne yüzle gideceğimize ağ­lamak, be­denlerimiz için ağlamaktan daha lâyıktır. Keşke bu bedenler kabirde kendi hâline çürümeye bırakılsaydı da, hesap vermek için diril­tilmeseydi. Eğer sen Cehennem´e girersen, başkasının Cennet´e girmesi sana fayda vermeyecektir. Eğer Cennet´e girersen, başkasının Cehen­neme girmesi de sana bir zarar temin etmeyecektir. Ey Zünnûn! Kıyâmet günü amel defterleri açıldığı zaman, O´na nasıl cevap vereceğiz! O bunu söylerken; “Yardım et yâ Rabbî;” diye bağırdı. Bu sözleri işiten Zünnûn-i Mısrî bayı­lıp yere düştü. Ayıldığı zaman Sa´dûn´un elbisesinin kolu ile kendi yü­zünü sildiğini fark etti.

Velîlerden ve meşhûr tefsîr âlimi Dehhâk bin Müzâhim (rahmetul- lahi teâlâ aleyh) akşam olunca ağlardı. Niçin ağladığı soruldu­ğunda; “Bu- günkü amellerim iyi mi, yoksa kötü mü yazıldı bilmiyorum da onun için ağlı­yorum.” cevâbını verirdi.

Büyük velî, hadîs ve kırâat âlimi Ebû Bekr bin İyâş (rahmetullahi teâlâ aleyh) bir gün ağlayarak, şu beyti söyledi: “Yaşım sekseni aştı, ar- tık neyi arzu edeyim, neyi bekleyeyim. Seneler, peşipeşine gelip geçti. Beni yıprattı ve eskitti. Kemiklerimi inceltip, gözlerimi küçülttü. Zayıflıktan eski bir elbise gibi oldum.”

Evliyânın meşhurlarından Ebû Bekr Verrâk (rahmetullahi teâlâ a- leyh) buyurdular ki: “Harem bin Hayyam el-Abdî, Eshâb-ı kirâmdan Ha- mâme´nin yanında gecelemişti. Hamâme radıyallahü anh bütün gece sabaha kadar ağladı. Sabahleyin; “Niçin ağladın ” diye sorunca; “Kabir­lerin içerisinde bulunanları ortaya çıkardığı, gökteki yıldızların dağıldığı, gecenin sabahını, kıyâmetin kopacağı günü hatırladım da ağladım.” diye cevap verdi.”

Şam´da yetişen büyük velîlerden Ebû Süleymân Dârânî (rahmetul- lahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: Kalan ömründe Allahü teâlâya karşı yaptığı isyânlara, kaçırdığı ibâdet ve tâatlara ağlamak, akıllı kimseye dü­şer. Fakat ömrünün geri kalan kısmını günahlar içinde geçiren akılsız kimseye, ağlamak yaraşır.”

Ahmed bin Ebü´l-Havârî şöyle nakletti: Ben hocam Ebû Süleymân Dârânî´nin huzûruna girdim. Onu ağlar hâlde buldum. Ona; “Seni ağlatan nedir ” diye sorunca; “Ey Ahmed! Ben nasıl ağlamayayım. Bana bildirildi ki, gece olduğu, gözler uykuya vardığı, herkes kendini sevenlerin ya­nında bulunduğu zaman; âriflerin kalpleri, Rablerinin zikriyle coşar ve lezzet duyar. Onların niyet ve gayretleri Allahü teâlâya kavuşmak olur. Onlar Rablerinin huzûrunda diz çökerler, mahzûn bir hâlde Allahü teâ- lâya münâcaat ve niyâzda bulunup yalvarırlar. Allahü teâlâdan kork­mak ve O´nun rızâsına kavuşmak için gözyaşlarının aktığı, secde ettikleri yerler ıslanır. Allahü teâlâ bu kullarına rahmet nazarıyla bakar ve; “Ey beni iyi tanıyan dostlarım! Benim zikrimle meşgûl oldunuz ve benim rı­zâma kavuşmak için gayret ettiniz. Kalplerinizden benim zikrimden baş­kasını uzaklaştırdınız. Size müjdeler olsun ki, bana kavuştuğunuz zaman yakınlık ve sevinç sizin içindir.” buyurur. Allahü teâlâ Cebrâil aleyhisse-lâma buyurur ki: “Ey Cebrâil! Benim kelâmımı okuyarak kalbi rahatlayan ve benim ismimi zikr ederek lezzet duyan ârif kullarımın hâlini biliyorum. Onların ağlamalarını ve inlemelerini işitiyorum. Onların benim rızâma kavuşmak için çırpındıklarını ve çalıştıklarını görüyorum. Sen onlara gi- dip; siz niçin ağlıyorsunuz Sizin bu tazarrû, yalvarma ve hüzün hâliniz nedendir Size Allahü teâlânın kendini seven kimseleri Cehennem´de azâb edeceği haberi mi geldi. Yoksa Allahü teâlânın, be­nim zikrimle lez- zet duyanları huzûrumdan kovarım, buyurduğunu mu işittiniz Allahü teâlâ; izzetime yemin olsun ki, sizi Cennet´ime koyaca­ğım. Sizinle aram- daki perdeleri kaldıracağım. Göz yaşlarınızın karşılığı olarak sevinç ve müjdeler ihsân edeceğim.” buyurdu.

Ergunca Tarafından Yayımlandı.

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir