Emir Timur Han ve Başarısının Sırrı

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 25 Şubat 2021 Kerim Usta

Harezm seferleri
Kuzey ve Batı Harezm Cuci ulusuna, Kat ve Hive Çağatay ulusuna ait idi. Timur da kukla han tayîn ederek idâreyi ele alan bir emîr olarak Cengiz Han soyundan Suyurgatmış Han’ı tahta çıkardıktan sonra Çağatay hanedanı adına hareket etme imkanı bulmuştu. Timur, Kongurat Oymağından Tengüdey’in oğullarının elinde olan Harezm bölgesinin önemli şehirleri Kat ve Hive ile ilgilenmekteydi. Buraları kontrol eden Hüseyin Sofi’ye elçi göndererek bu iki memleketin Çağatay Han’a ait olduğunu, bu yüzden burayı bırakmasını istedi. Hüseyin Sofi vilayeti kılıçla aldığını ve elinden yine kılıçla alınabileceğini bildirdi. Bunun üzerine Timur bölgeye asker sevk etti. Kat’ı ele geçirdi ve etrafı yağmaladı. Harezm’i de kuşattı. Bu arada Hüseyin Sofi’nin kuşatma altında öldüğü ve yerine kardeşi Yusuf Sofi’nin geçtiği haberi gelince barış sağlandı.
Özbek Han soyundan olan ve Hanzade diye meşhur olan Süyün Bek Hanım ile Timur’un büyük oğlu Mirza Cihangîr’in evlendirilmeleri kararlaştırıldı. Timur 1373 yılında tekrar Harezm üzerine yürüdü. Seferin sebebi Yusuf Sofi’nin sözünde durmaması ve Kat vilayetine asker sevk edip buraları harap ve halkını perişan etmesiydi. Timur’un Harezm’e yürüdüğünü öğrenince telaşlanan Yusuf Sofi barış yolları aramış ve netîcede Hanzade’nin bir an önce gönderilmesini kabul ederek düğün hazırlıklarına başlamıştı. Bu evlilik ile Timur kendisinden sonra oğlunu da Cengiz soyundan bir hanımla evlendirerek hanedana damat etmiş oldu. Hanzade, Timur’un ileride veliaht olarak göstereceği Muhammed Sultan’ı doğurmuştur.[4]
1379 yılında Harezm meselesi tekrar patlak verdi. Harezm hakimi Yusuf Sofi Timur’un doğu ile meşgul olmasından yararlanmak istemiş ve Buhara tarafına asker sevk etmişti. Timur bir elçi gönderdiyse de Yûsuf Sofi bu elçiyi de yakalatmıştı. Timur, Yusuf Sofi’yi 3 ay kuşatma altında tuttu. Yusuf Sofi’nin rahatsızlanarak ölmesi ve yerine geçen Süleyman Sofi ile anlaşma sağlanması üzerine sefer sona erdi. Böylece Harezm bölgesi Timur’a bağlanmış oldu, ancak bir süre sonra Toktamış’ın etkisi ile ile bu bölgede hakim olan Sufî ailesi tekrar Timur’a muhalefet etti. Sufi ailesinin de mensup olduğu Kongrat kabîlesi Harezm’de hakim olan boydu. Bu boy Altın Orda’ya daha yakın bir boydu. Toktamış’ın annesi bu boya mensuptu. Bu boya mensup emirler Altın Orda’da etkili emîrlerdi. Hatta Ali Bey Kongrat, Toktamış Han’ın baş beyi idi. Timur 1371–1379 arasında düzenlediği dört seferle Harezm bölgesini fiilen hakimiyeti altına almıştı. Ancak Sofi ailesini ve Kongratları tam anlamıyla kendine bağladığı söylenemez. Kongratlar, Toktamış’ın Altın Orda devletinin toparlamasından sonra ona meyletmişler ve Timur 1388 yılında Harezm’e tekrar yürümek zorunda kalmıştı.
Timur, Harezm meselesi hallolduktan sonra İran’ın parçalanmış durumunu düzeltmek için buraya yöneldi. O dönemde Ceyhun’dan batıya doğru şu devletler mevcuttu. Herat merkez olmak üzere Horasan’da Kertler (1245–1383); merkezi Sebzvar olmak üzere Horasan’ın batı tarafında Serbedârlılar; merkezi Cürcan olmak üzere Astarabad, Bistam, Damgan ve Simnan yöresinde Toga Timurlular; merkezi Şiraz olmak üzere Fars ve Kirman taraflarında Muzafferîler (1294–1393); merkezi Bağdad olmak üzere Irak-ı Arab, Irak-ı Acem ve Azerbaycan bölgelerinde ise Celayirliler (1336–1432) hüküm sürüyordu. Bunlar arasında sürekli çekişmeler yaşanıyordu. Timur Kert hanedanından başlayarak bütün bunları hakimiyeti altına aldı.

Horasan seferleri
Timur 1380 yılında Kert’lerin elinde bulunan Herat’ı ele geçirdi. Daha sonra Horasan’ın batısına hakim olan Serbedarlılar’ın başşehri Sebzvar’ı ele geçirdi. 1381’de ise Emir Veli yönetimindeki Toga Timurlular’ın üzerien yürüdü ve İsferayin’i ele geçirerek Astarabad’a kadar ilerledi. Emir Veli, Timur’un ordusu ayrıldıktan sonra ükesine yeniden hakim oldu ancak 1384’te Timur’un ordusu tekrar gelince Azerbaycan taraflarına kaçtı ve ülkesi tamamen Timur’un topraklarına katıldı.
Üç yıllık sefer
Timur, Horasan seferleri sırasında İran’ın durumunu daha yakından görüp 1386’da bu ülkeyi tamamen ele geçirmeye karar vererek Semerkant’tan harekete geçti. Hac kervanlarına hücum ettiği bahanesiyle Luristan hakimi Melik İzzeddin’i ele geçirip oğullarıyla birlikte Semerkant’a gönderdi. Buradan Azerbaycan’a yöneldi. Bağdat hakimi Celayirli Sultan Ahmet’in Tebriz’e ilerlemekte olduğu haberini almştı ancak Sultan Ahmet Celayir, Timur’un üzerien geldiğini duyunca Bağdat’a geri döndüğünden Tebriz Timur tarafından kolayca ele geçirildi. Yazı Tebriz’de geçiren Timur baharda Gürcüler üzerine gaza amacıyla sefer düzenledi. Sürmeli ve Kars kalelerini alarak tahrip edip daha sonra da, Nahcivan ve Kars yöresinde fetihlerde bulunarak Tiflis’e girdi. Timur Gürcistan’a düzenlediği seferlerinde Müslüman olan Gürcüleri serbest bırakmış ve onları bu davranışlarından dolayı çeşitli şekillerde ödüllendirmiştir. Bu durumda onun Gürcistan’a karşı yapmış olduğu seferlerde gaza amacının samimi olduğu görülmektedir. Timur, Tiflis’i ele geçirip Şirvan taraflarını da kendine tabi kıldıktan sonra kışlamak için Karabağ’a geldi. 1387’de İsfahan’a girdi. İsfahan’da önce yörenin önde gelenleri, seyyidler, alimler, Timur’u karşılamaya çıktılar ve şehir halkının emân karşılığında mal vermeleri kararlaştırıldı. Şehrin ileri gelenleri orduda alıkondu, Timur Melik ile Mehmed b. Sultan Şah bu malı toplamak için şehre gittiler. Şehirden bir grup şehre giren askerlere saldırarak hepsini öldürdüler. Timur, Isfahanlılar isyan edince şehre tekrar döndü ve yedi yaşından küçük çocukları ailelerinden ayırtarak bir araya topladı. Daha sonra bu yedi bin çocuğu ailelerinin gözleri önünde saatlerce atlılara ezdirmek suretiyle katletti ve kafalarını vücutlarından ayırdı. Kentin yarısını dolaşmış olan tarihçi Hafız Ebu her biri 1500 kelleden 28 kule saydığını yazmaktadır.
Timur İsfahan’ı ele geçirdikten sonra Şiraz’a yöneldi. Onun Şiraz’da olduğu sırada Toktamış’ın muhalefet ederek asker gönderdiği, ve Semerkand tarafında karışıklık olduğu haberi ulaştı. Bunun üzerine Timur Semerkand’a döndü. Şirazın tam olarak alınması 1393 yılında Muhammed Muzaffer ve çocuklarının tamamen ortadan kaldırılmalarından sonra Şiraz’ın Emîrzade Ömer Şeyh’e suyurgal olarak verilmesiyle mümkün olacaktı.
Deşt-i Kıpçak üzerine seferler
Timur, Harezm üzerine seferlerde bulunurken, zaman zaman Kaşgar ve Isık Göl taraflarında Moğollar ile Dest-i Kıpçak üzerine de asker sevk ediyordu. Timur, Harezm’de iken onun yokluğunu fırsat bile Moğollar, Maveraünnehir’e gelerek yağma hareketlerine başlamışlardı. Timur 1375 yılı sonunda Duğlat emiri Kameredin üzerine yürüdü ancak kışım şiddetinden dolayı Semerkant’a dönüp kışı geçirdikten sonra 1376’da bu harekatı tekrarladı ve Moğol emiri yenilerek kaçmak zorunda kaldı.
Cengiz Han’ın oğlu Cuci’nin soyundan gelen Toktamış, Ak Orda hükümdarı Urus Han, babasını öldürtünce Semerkand’a giderek 1375’te Timur’a sığınmıştı. Timur’dan sağladığı destekle 1375’ten başlayarak Doğu Deşt-i Kıpçak’a egemen olup 1378’de Altın Orda Devleti’nin egemenliğini ele geçirdi. Bu konuma yükselince, Timur’un kendisine yapmış olduğu tüm yardımları unuttuğu gibi, onu bir bakıma küçümsemeye başladı.
Bu başarılardan sonra Altın Orda Devleti’ni eski sınırlarına kavuşturmak amacıyla Timur’a bağlı bulunan Harezm’i geri istedi. Bu isteği Timur’la aralarının açılmasına neden oldu. 1387’de Yağma amacıyla Timurun egemenlik sınırları içindeki Azerbaycan’a girmekten çekinmedi ardından aynı yıl Timur’un çıktığı batı seferinden yararlanarak onun oğlu Ömer Şeyh’i yenip tüm Maveraünnehir’i acımasızca yağmaladı.
Timur, Toktamış üzerine yürümeden önce Harezm’e yürümüştü. 1388’de beşinci kez Harezm’e girmiş olan Timur buraya girişiyle Toktamış’ın en önemli destekçileri olan bu Kongratlar’a bir darbe vurduğu gibi önemli bir muhalifini de ortadan kaldırmış oldu. Ürgenç’i ele geçirerek halkını Semerkand tarafına göçürdü, şehri yıktırdı, yerine arpa ekilmesini buyurdu. Şehir 1391 senesinde Timur’un Kıpçak’a yürüyüşüne kadar 3 yıl harap kalmış ve bu Kıpçak seferi esnasında Harezm’in imarını emretmiştir.
Timur, 1390 yılında Semerkant’tan Deşt-i Kıpçak’a gitmek üzere harekete geçti. Otrar yakınlarında Karaasman mevziine ulaştıklarında Toktamış Han’ın elçileri geldi. Görüşmede elçiler Toktamış’ın af dileyen mesajını ilettiler. Timur elçilere, Toktamış’tan iyi bir davranış görmediğini, ona güvenmediğini belirtti. Timur güvenlik gereği elçiyi tutuklattıktan sonra 22 Şubat 1391’de harekete geçti. Timur çok büyük bir mesafeyi kat etmiş, bu arada ordusunda çıkan ciddi boyutlu açlık ve susuzluk problemlerini aşmış, nihayet Toktamış’ın ordusu ile 20 Haziran 1391’de Kunduzca mevkinde karşılaşmayı başarmıştı. Timur ordusunu alışılmış üçlü sistemden (merkez, sağ, sol) farklı olarak 7 kol düzenine göre tanzim etmişti. Çok çetin geçen savaşın sonunda Toktamış’ın ordusu bozulmuş, yenilen Toktamış kaçmayı başarmıştı. Toktamış Han’ın, Timur’u Deşt-i Kıpçak derinliklerinde ordusuyla birlikte yok etme taktiği tutmamıştı.

Beş yıllık sefer
Toktamış’a karşı sefer esnasında İran’daki bazı yerli hakimlerin yokluğundan istifade ederek Timur’a yüz çevirmeleri üzerine Timur adamlarını bölgeye göndererek asker toplamalarını ve savaş ilan etmelerini istedi kendisi de 1392 yılının Haziran ayında hareket ederek Buhara’ya geldi. Buradan Ceyhun ırmağına geçerek Mazenderan ‘a gelen Timur, buranın kendisine itaatten ayrılan hakimlerini baş eğmek zorunda bıraktı. Buradan Güney İran’a Fars bölgesine gelen Timur, Muzafferiler üzerine yürüdü. Şah Mansur’un Timur’un hakimiyetini tanımayarak Şiraz’a kapanması üzerine 1393 yılının Mart ayında onun üzerine yüründü. Şah Mansur büyük bir yenilgiye uğrayıp kaçarken yakalanıp tüm hanedan üyeleriyle birlikte öldürüldü ve ülkesi Şeyh Ömer’e verildi.
Mazenderan ve Fars’ı zapt ettikten sonra Timur, 1393 Ağustos’unda Bağdat üzerine yürüdü. Bağdat’da Celayirlilerin son temsilcisi olan Sultan Ahmed’e değerli hediyeler göndererek hakimiyetini tanımasını istedi. Timur’dan korkan Sultan Ahmed bunu kabul etmiş ancak Timur’a karşı koyacak gücü kendisinde de göremediğinden Şam’a yönelmiş oradan da Memluk Sultanlığına sığınmıştır. Bunun üzerine Timur da öncelikle Bağdat’a yürümüştür. Timur Bağdat’ı ele geçirdikten sonra Erzincan Emiri, Ak koyunlu ve Kara Koyunlu beyleri ile Sivas-Kayseri hakimi Kadı Burhaneddin’e haber göndererek itaat etmelerini istemiş Memluk sultanı’na da kalabalık bir elçi heyeti göndermiştir. Ancak cavapları beklemeden harekatına devam edip Musul, Mardin ve Diyarbakır’ı zaptedip Van gölünün kuzeyindeki Aladağ’a gelmiştir. Burda iken Erzincan Emiri Taharten yanına gelerek bağlılığını bildirmiştir. Memluk Sultanı Timur’un elçilerini öldürerek karşılık vermişti. Bunun üzerine Timur Suriye’ye yürüme kararı aldı. Ancak Kadı Burhaneddin’in çabalarıyla Yıldırım Bayezid, Berkuk, Toktamış ve Kadı Burhaneddin arasında bir ittifak kurulmuştu. Bu sırada Erzurum’a kadar gelmiş olan Timur Anadolu’da Güneyden Memlukler, Kuzeyden ise Altın Orda kuvvetleri arasında kalacağını hesap edip birden bire geri dönme kararı alıp Toktamış’ın üzerine yürüdü.
Bu geri dönüş sırasında ilk olarak Gürcistan’da fetihlere girişti. Bunun sebebi Kral Bagrat’ın Timur’a boyun eğip ona bağlı bir kral olduktan sonra isyan etmesi idi. Kendisine söz verildikten sonra sözünde durmayarak ihanette bulunanları hiçbir şekilde affetmeyen Timur, Bagrat’ın bu ihanetine karşılık olarak Tiflis’i yağmalattı ve bütün Kakheti ve Kartli arasındaki yerler yıkıma uğradı. Hıristiyan din adamlarına ve abidelerine saldırıldı. Sweti-Tzkhoveli’nin kilisesi ve Mtzkheta katedrali yağmalanarak tahrip edildi. Dehşetli bir kıyım Gürcistan’ın bütün unsurları üzerinde sürdürüldü. Ruisi’de Ghtaeba’nın tarihsel yapıları yerle bir edildi. Bu arada Timurlular orada kamp yaparken, yağma ve öldürmeler üst Kartli’nin bütün vadileri boyunca sürdürüldü

Ergunca Yayımladı.

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir