Kategori: e-)Hikaye, Masal, Destan ve Efsaneler

Griffon veya Griffin Hakkında Bilgi

Griffon veya Griffin Hakkında Bilgi

Griffon ve ya diğer adıyla Griffin aslan vücudu ile kartalın birleşmesinden oluşan mitolojik bir yaratıktır. Kara ve havada ki gücün temsilcisi iki hayvanın tek bir vücutta birleşmesiyle ortaya çıkan bu yaratık güç ve zenginlik sembolü olarak kullanılmıştır.

Genel olarak özellikleri:

* Hayvanın vücudu,kuyruğu ve arka ayakları aslandır.

* Baş ve ön ayakları kartala aittir.

* Vücut altın renginde ve tüyleri mavi ile beyazdır.

* Bazı efsanelerde kuyruk yerine zehirli bir yılan vardır. Daha Fazlasını Oku

Yıldırım Beyazıt’ın Macar Elçisine Cevabı

Yıldırım Beyazıt'ın Macar Elçisine Cevabı

YILDIRIM BEYAZİT HÂN: İŞTE HAK! İŞTE SELAHİYET!

Yıldırım Beyazit, serkeşlik eden Bulgaristan’ı fethetmişti. Buna içerleyen Macar Kralı Sigismund, başkent Bursa’ya özel elçisini fethi proteto etmek ister. Elçiler Bursa’ya girerler. Geliş çoktan tüm şehirde duyulmuş, gavur görmemiş meraklı halk sokaklara dökülmüştü..

Halk süslü koşumlu atlara binmiş elçiyi ve korumalarını izlemekte, bir yandanda gülümseyerek dalga geçiyorlardı: ” Vay canına Durak Çavuşum! Görmekte misin ki; koşumlar atlardan, atlar binicilerinden daha değerli… Şu gavurcuklar çok alem vesselam!” “Bunlar niye kadın gibi süslenmişler böyle?” Elçi söylenelerin birkısmını anlar ama bozulduğunu göstememeye çalışır..

Daha Fazlasını Oku

On İki Hayvanlı Türk Takvimi

On İki Hayvanlı Türk TakvimiTürk kağanlarından biri, kendi yönetiminden önce, eski dönemlerdeki bir savaş hakkında bilgi edinmek ister. Çevresindekiler bu savaşın tarihi konusunda çelişkiye düşünce kağan kurultay toplar ve halkına danışır.

“Biz bu tarihte yanılıyorsak, bizden sonrakiler de yanılacaklar. Yanılmamaları için göğün on iki burcuna ve on iki ay sayısına göre bir düzenleme yapalım; her yıla bir ad verelim. Böylece bu yılları sayarak zamanı belirleyelim. Bu düzenleme, hepimiz için bir belge olsun,” der.

Kağanlarının bu düşüncesini halk da onaylar. Yıllara verilecek adları da şöyle belirlerler.

Kağan ava çıkar ve yaban hayvanlarını Ila vadisindeki büyük bir ırmağa doğru sürmelerini buyurur. Halk yaban hayvanlarını ürküterek, avlayarak ırmağa doğru sürer. Yalnızca on iki hayvan ırmağı geçmeyi başarır. İlk geçen hayvan sıçgan ‘sıçan’dan başlayarak her geçen hayvanın adı birbirini izleyen yıllara verilir. Böylece takvim, sıçan yılı ile başlar. Sıçandan Daha Fazlasını Oku

Pegasus Nedir? Pegasus Hakkında Bilgi

Pegasus Nedir? Pegasus Hakkında Bilgi

Pegasus, Yunanca Πήγασος, Pegasos kelimelerinden oluşan ve Yunan mitolojisinde ki kanatlı ata verilen addır. Efsaneye göre pegasus iki büyük kanadı olup rengi ise beyazdır. Uçarken havada koşan at gibi görünür. Pegasus’un asıl görevi ise gök gürültüsünü ve şimşeği taşıma işidir.

Pegasus’un, Perseus tarafından kafası kesilerek öldürülen Medusa’nın kafasından veya toprağa sıçrayan kanlarından doğduğuna inanılmaktadır. Pegasus doğar doğmaz yeryüzünden ayrılmış ve tanrıların diyarına uçmuştur. Helicon Dağında bulunan Hippocrene pınarının Pegasus’un ayağıyla yere vurması sonucu ortaya çıktığına inanılır. Daha sonraları Bellerophontes tarafından Athena’nın ona verdiği altın dizgin yardımıyla yakalandığı, Kimera ve Daha Fazlasını Oku

Tesadüf mü? Kader mi?

Tesadüf mü? Kadermi?

Tanzimat’ın önderlerinden Koca Reşit Paşa’nın, ilk anda garip gelen dikkatleri vardı. Ölümünden sekiz ay evvel, Ramazan dolayısıyla, sahil hanesinde okunan mevlitte duayı yapan hoca efendi, Reşit Paşa’nın ismini unutmuştu. Yalnız kaldıkları zaman oğlu Ali Galip Paşa’ya dedi ki:

“Bizim, şu fâni dünyada son senemizdir zannederim. Bugün mevlitte, hoca efendi duada benim ismimi söylemedi. Herhâlde içine doğdu… Zaten ahiret hazırlıklarının zamanı da geliyor.”

Ali Galip Paşa, memleket meseleleri sebebiyle yorgun ve sinirleri bozuk babasını teselli etti. Fakat gariptir ki, sekiz ay Daha Fazlasını Oku

Şamanizm’den Kalan Adetler

Şamanizm'den Kalan Adetler

Türkler’in Şamanizm’den İslamiyet’e geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da, günümüzde Şamanizm’den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor.

İşte onlardan birkaçı:
Ay:Anadolu’da yeni ayın görünmesi sırasında yere diz çökerek niyaz edilmekte, gökyüzüne, aya ve toprağa bakarak dilekte bulunulmaktadır. Yeni ayın yeni umutlara ve yeni başlangıçlara vesile olacağı düşünülür. Bu olgu da Türklerin eski Gök tanrı inancından kaynaklanmaktadır.
Su dökerek uğurlama:

Gidenin arkasından su dökmek eski Türklerdeki su kültünün doğurduğu bir adettir.
Mum yakma, çaput bağlama:Cami avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması da Şamanizm döneminden günümüze aktarılan geleneklerdir. Daha Fazlasını Oku

Salur Kazanın Evinin Yağmalanması Hikayesi

Salur Kazanın Evinin Yağmalanması Hikayesi

Bir gün Ulaş oğlu Kazan Bey otağının gölgeliğinde hem şarap içerek eğleniyor hemde etrafı seyrediyordu.İçtiği şaraplar artık onu sarhoş ettiği için her önüne gelene elbiseler, kaftanlar, develer bağışlıyordu.Sol yanında dayısı Aruz,sağ yanında ise kardeşi Kara Göne vardı.Oğlu Uraz ise karşısında yay’a dayanmış duruyordu.
Kazan sağına dönüp Kardeşi Kara Göne’ye bakıp kahkalarla güldü.Sol tarafında bulunan dayısı Aruz’a bakınca ise içini kaplayan sevinç yüzüne vurdu. Sonra karşısında Oğlu Uruz’a bakınca elini yüzüne kapayıp ağlamaya başladı.Oğlu Uraz dayanmayıp yanına gelip diz çöktü. Babasına;
-“Sağına baktın güldün,soluna baktın sevindin ama beni görünce neden ağladın baba?” diyerek sebebini sordu.
Kazan Bey kızardı, oğlanın yüzüne bakarak; Daha Fazlasını Oku

Hazreti Mevlana’dan Dudu kuşu Hikayesi

Hz.Mevlana Dudu Kuşu  hakkında iki tane ibretlik hikaye anlatmıştır.Her ikisini de yazıyorum.

* Bir bakkal vardı, onun bir de dudusu vardı. Yeşil, güzel sesli ve söyler duduydu. Dükkanda dükkan bekçiliği yapar; bütün alış veriş edenlere hoş nükteler söyler, latifeler ederdi. İnsanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, dudu gibi ötmede de mahareti vardı. Daha Fazlasını Oku

Mehmet Akif Ersoy’un Etkilendiği Abdulhamid Han Hikayesi

Mehmet Akif Ersoy'un Etkilendiği Abdulhamid Han Hikayesi

“Senin istifa ettirdigini bizde istifa ettirdik”
Mehmet Akif Ersoy, Sultan AHMET Camii’ne her gittiğinde orada iki gözü iki çeşme ağlayan yaşlı bir zâta rastlamaktadır. Bu yaşlı zât, başından geçen bir olayı kendisine anlatınca, Mehmet Akif Ersoy bundan çok etkilenmiş, bu yaşlı zatla aralarında geçen konuşmayı ise bizlere şöyle nakletmiştir:
Sabah namazlarını kılmak için Sultan AHMET Camii’ne gidiyordum. Her sabah ne kadar erken gidersem gideyim, mihrabın bir kenarına oturmuş, saçı sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adam, ümitsizce, bedbin bir şekilde durmadan ağlıyor. O kadar ağlıyor ki, ağlamadığı tek bir dakikayı yakalayamadım. Nihayet bir gün yanına sokuldum ve “Muhterem” dedim,”A efendim!” dedim.
“Niye bu kadar ağlıyorsun? ALLAH’ın rahmetinden bir insan bu kadar ümitsiz olur mu?” Daha Fazlasını Oku