Kategori: a-)Deyimler ve Atasözleri Anlamları

Osmanlıca Bazı Kelimeler ve Anlamları

Osmanlıca Bazı Kelimeler ve Anlamları

Osmanlıca günümüzde bilerek veya bilmeyerek kullanılan bazı ilginç kelimeler ve anlamlarını bilgi olarak veriyorum.Bilgi dağarcığımıza anlamlarını katarak daha uygun şekilde kullanmamız gerekir.Bu kelimeler her ne kadar Osmanlıca desek te Arapça ve farsça kökenli olanlar çoğunluktadır.Bu konuya ara ara ilaveler yapıp güncelleyeceğim. Okumaya Devam Ediniz…

İğne Islatma

Eski zamanlarda  yaşayan  atalarımız bir ocağa veya yatıra gitmeden önce bir test yaparlardı. Hastalığı, ağrısı,sancısı veya burada anlatamayacağım çeşitli sorunları olan kişi,bu sorunları gidereceğine inandığı her yatır veya ocak için bir iğne seçerdi.Bu iğnelerin her biri işaretlenir ve toplu olarak bir su kabına atılırdı.Su dolu kapta 2-3 gün bekletilen iğneler takip edilir ve ilk küflenen iğne hangi yatır veya ocağa ait ise oraya gidilirdi.İşte bu suya iğne atılarak gideceği yatır veya ocağı seçme işine iğne ıslatma denilirdi…

Hurafe olarak adlandırılan bu uygulama size  ilk bakışta saçma sapan gelebilir.Fakat  tıbbın çaresiz kaldığı zaman Okumaya Devam Ediniz…

Altı Kaval üstü Şeşhane Deyiminin Anlamı

osmanli
                     Parçaları birbirine uymayan aparatlara veya giyim kuşamı uyumsuz kıyafetler giyenlere “Altı kaval,Üstü Şeşhane” deyimi kullanılır.Bütün deyimler tarihte bir olay sonrasında Atalarımız tarafından çok güzel bir şekilde ifade edilerek çıkarlar.Bu deyim rasgele çıkmamıştır.
İstanbul’un ilçelerinden Şişhane’ye eskiden Şeşhane denilirdi.Kelime anlamına bakacak olursak ‘şeş’ altı demektir.”hane” ise imalat yapılan işlerin sonuna her zaman getirilirdi.Kahvehane,dabakhane,yemekhane gibi…Şimdi burada bahsedilen Altı sayısı tüfek ve toplardaki yiv sayısına denilmektedir.Malumunuz yivsiz top ve tüfeklere kaval tipi denilirdi.Çünkü içi düz ve yivsizdir.Kaval tipi toplar gülle kullanırlardı.Daha sonra ise yiv icat edilerek topların içine mermiler yerleştirildi.Bunun sonucu olarak ivme sayesinde mermiler toplardan daha uzun mesafeleri eriştiler.Sonuç olarak bu yivli top ve tüfeklerin Altı adet yivi bulunduğundan imal edilen yere Şeşhane denilmiştir.
                           Bir mucit kaval tipi top ile yivli topu birleştirerek bir deneme yapmak ister.Bu icat ise her iki silahın birleştirilmesinin imkansızlığını ortaya koyar.Çünkü top ve mermi ayrı ayrı hareket sistemidir.Bu mucitin imal ettiği silahın başarısızlığını gören insanlar “Bu nebiçim tüfek böyle…Altı kaval,üstü şeşhane-diyerek alay etmeye başlarlar. Okumaya Devam Ediniz…

” Toprağı Bol Olmak ” Deyimi’nin Anlamı

hoyuk_kerimusta.jpg

İlk çağ inançlarına göre  insanlar öldükten sonra şahsi veya sevdiği eşyalarıyla birlikte gömülürlerdi. Bundaki maksat aslında Tanrılarına değerli eşyalarını sunmak ve öteki dünyada lazım olan eşyaları kullanmaktır.Bu nedenle bu eşyalar genellikle kıymetli maden ve taşlardan yapılmış kap kacak ile kıymetli takılardan oluşur… Okumaya Devam Ediniz…

Tabakhaneye Yetiştirmek Deyiminin Anlamı

 

Acele  eden birini gördüklerinde söylenen bu deyimi halkımız ,kızdığında veya dalga geçmek istediklerinde sıkça kullanmaktadır.Gelelim bu deyimin çıkış noktasına…Bir çok hikayeler anlatlır ama bu deyimin gerçeklerden ortaya çıktığı gayet ortadır.

Eskiden yeni yüzülmüş deri,tuzlu suya batırılarak kokuşması önlenirdi.Daha sonra  kılların kolayca kazınabilmesi için deri,idrar dolu çukurlarda kokuşturulur; sonrasında deri üzerine hayvan gübresi sürülerek istenmeyen proteinler deriden uzaklaştırılırdı.Tabakhanelerde bu iş için köpek ve kuşların   gübreleri kullanılırdı.

Hatta bu yüzden halk arasında “Tabak mısın; it bo..una muhtaçsın” derlerdi.Tabakhaneler bu kokuları yüzünden şehir dışına yapılırdı.Tabakhane etrafında pisliği için bir çok köpek beslendiği bilinmektedir.İhtiyaçları olan gübreleri ise çoluk-çocuk veya bu işi yapanlar tek tek hayvan pisliği arayarak bulur ve tabakhanelere satarlardı.Tabi taze köpek pisliğini bulanlar “tabak”lara (“debağ”lara) bir an önce satabilmek için hızlı hızlı tabakhaneye doğru yol alırlardı.Deyimde bu koşuşturma arasında kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

Günümüzde tüy dökmek için  kireç ve sodyum sülfür kıl dökücü olarak kullanılmaktadır.

” İlk Göz Ağrısı ” Deyiminin Anlamı

Eskiden savaşlar o kadar çok olurmuş ki Anadolu’nun hemen her köyünden, cephede savaşan bir asker olurmuş… Elbette  bu askerlerin geride bıraktığı anaları, kardeşleri, hanımları, nişanlıları, sevgilileri olurdu.Geride kalanlar vatanını,dinini korumak için savaşan yiğitleriyle gurur duyarlar ama içten içten gözyaşı dökerlerdi.Bu gözyaşları, göz Okumaya Devam Ediniz…

Sakla samanı,Gelir Zamanı… Deyiminin Anlamı

atlas_hani
Karaman’ın Ayrancı ilçesinde Selçuklular devrinde yapılmış Atlas Hanı vardır. Ayrancı ilçesinin Büyükburun Köyünün 4 km batısında düz bir ova üzerinde Selçuklu dönemine ait bir handır. Kesme taşlardan ve devşirme malzemelerden kireç harcı ile inşaa edilmiştir. Efsaneye göre bir yaşlı kadının yaptırdığı söylenir. Kaçak kazıların yapılmasıyla tahrip olan han şimdilerde ağıl olarak kullanılıyor. Yaşlı bir kadın her şeylerin bol olduğu sıralarda,saman yaptırmakta ve yaptırdığı samanları da nodalayarak saklamaktadır. Daha sonra büyük bir kuraklık olmuş ve kıtlık baş Okumaya Devam Ediniz…

Abacı, Kebeci, Ara Yerde Sen Neci ? Deyiminin Anlamı

“Abacı, kebeci, ara yerde sen neci?”deyiminin anlamı aslında kendi içerisinde dikkatli okunursa kolayca anlaşılabilinir.”sana da ne oluyor?“Tamam, abacı(Abadan  elbise diken terzi),kebeci(kepenek yapan,satan kişi) karışabilir de  sen neci oluyorsun” anlamında kullanılabilir.O zamanlarda bu  esnaflar çok para kazandıkları için halk arasında saygın kişiliklere sahiptiler… Okumaya Devam Ediniz…

Balık Baştan Kokar

Bu deyim,fıkralar dolayısıyla genel dile yerleşen deyimlerden biridir.

” Baştaki yöneticilerin niyetleri ve tutumları bozuksa o yerdeki her şey de bozuk ve düzensiz olur.”Anlamında kullanılır.

Gelelim Bektaşi’nin “Balık Baştan Kokar”  fıkrasına…

İhtiyar bir adam, balık almaya balık pazarına gider ve balıkçı tezgahlarını usul usul gezmeye başlar.Tablalardaki türlü türlü balıklara bakarken gözü palamutlara takılır. Bayat palamutları hemencecik tanır.Oysa bu mevsimde, palamutun taze olması gerekirdi diye düşünerek palamutlardan bir tanesini kuyruğundan koklamaya başlar…

İhtiyarı, göz ucuyla takip eden balıkçı, bağırmaya başlar:

“Babalık, ne yapıyorsun sen!” Okumaya Devam Ediniz…

” İpe Un Sermek ” Deyiminin Anlamı

Bu deyim Nasrettin Hoca fıkralarına konu olmuş ya da fıkralardan kaynaklandığı düşünülen deyimlerdendir.

Bir takım geçersiz bahaneler ileri sürerek istenilen işi yapmaktan kaçınmak” anlamında kullanılır.

Gelelim fıkrasına…

Nasreddin Hocanın komşusuna ip lazım olmuş. Hocaya gitmiş kapıyı çalmış. Hoca kapıyı açmış. Komşu selamun aleyküm hocam demiş. Hoca da ve aleyküm selam diye karşılık vermiş. Adam hemen konuya girmiş:
-“Hocam bana ip lazım oldu sendekini bana ödünç verir misin?” demiş.
Hoca:
-“Verirdim komşu ama bizim hatun ipe un serdi” demiş.
Komşu:
-“Aman hocam ipe un serilir mi?” demiş.
Hoca kızmış:
-“Ah bre köftehor vermek istemediğimde serilir” demiş.

 

Fincancı Katırlarını Ürkütmek – Deyiminin Anlamı

Bu deyim Nasrettin Hoca fıkralarına konu olmuş ya da fıkralardan kaynaklandığı düşünülen deyimlerdendir.

“topluluğun nüfuzlu kişilerini tenkit etmekten kaçınmak” anlamına gelmektedir.

Gelelim fıkrasına…

Hoca, bir gece mezarlık kenarında yürüyerek evine doğru giderken, ayağı kayar ve boş bir mezara düşer. O zaman kendi kendine “Acaba burada biraz yatsam sual melekleri bana da gelir mi?” diye düşünür ve gömleğini çıkararak yarı çıplak mezara uzanır. Bu sırada hayvanları çanak çömlek ve cam eşya ile yüklü katırcılar da mezarlığa doğru Okumaya Devam Ediniz…

Halil İbrahim Bereketinin Anlamı

Vaktiyle birbirini çok seven Büyüğü Halil, küçüğü ise İbrahim adında iki kardeş varmış.
Halil, evli çocuklu.
İbrahim ise bekârmış…
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin…
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.
Bununla geçinip giderlermiş…
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.
İkiye ayırmışlar.
İş kalmış taşımaya.
Halil, bir teklif yapmış :
İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
Peki, abi demiş İbrahim…
Ve Halil gitmiş çuval getirmeye… .
O gidince, düşünmüş İbrahim:
Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine
Böyle demiş ve
Kendi payından bir miktar atmış onunkine… Okumaya Devam Ediniz…