Kategori: a-)Deyimler ve Anlamları

“Ayak” ile İlgili Deyim ve Atasözleri

İçinde “Ayak ” kelimesi geçen deyim ve atasözlerini bir araya getirerek kendi çapımda kısa açıklamaları ekledim. Aklıma geldikçe konuyu güncelleyeceğim. Başka kaynaklara da bakarak doğruluğunu kontrol etmenizde fayda var.Bu arada sizde eklenmesini-düzeltilmesini istediğiniz bir deyim veya atasözü varsa yorumla bildiriniz.Umarım ihtiyacı olanlara faydası olur.

  • Ayağına bağ olmak (Deyim):
    Birinin  yapacağı işi devam ettirmesine engel olması.
  • Ayağına bağ vurmak (Deyim)
    Birinin önüne bir çok engel çıkarmak.
  • Ayağa değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz (Atasözü)
    insan, yaşadıkça önüne  çeşitli engel ve zorluklar çıkar.
  • Atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz. (Atasözü)
    Küçükler büyüklerin yanında hadlerini bilmelidir.
  • Eli ayağına  dolaşmak (Deyim)
    Yürürken veya bir iş görürken çok fazla telaşlanan kişilere kullanılır.
  • Ayağı yerden kesilmek (Deyim)
    Bir taşıta binerek yaya gitmekten kurtulmak veya  çok mutlu olmak.
  • Ayağı yürüten baştır (Deyim)
    Halkın birlik ve beraberlik içinde olmasını,onları yönetenler  sağlar.
  • Ay ayakta çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta (Atasözü)
    Çobanların meslek icabı akşam erken yatması, sabah erken kalkması gerektiği anlamına gelse de genel olarak işyerlerinde her şey düzenli olursa yönetici rahat eder,tersi durumda çok uyanık olması gerektiği anlamında çokça kullanılır. Okumaya Devam Ediniz…

“Yüzünü bulan (yüzsüz) astarını da ister ” Anlamı

“Yüzünü bulan (yüzsüz) astarını da ister.” deyiminin anlamı.

Toplumda açgözlü insanlara hepimiz rastlamışızdır.Bu kişiler önce küçük bir menfaat için isteklerinin peşinden koşarlar.Kişisel çıkarları için her türlü sahtekarlığı ve yüzsüzlüğü yaparak insanların sırtından geçinirler. İstediklerini elde edince bunu artık kendilerine verilmiş bir  bir hak olarak benimseyip, daha  da fazlasını istemeye başlarlar.Bu bitmek tükenmek bilmeyen isteklerine  toplum tahammül edemez ve ellerinden geldiğince bu kişilerden uzak durmaya çalışırlar.

İşte bu yüzssüz kişilere toplum; “Yüzünü bulan (yüzsüz) astarını da ister” deyimini kullanılır.

 

Okumaya Devam Ediniz…

Gökten Zembille İnmek Deyiminin Anlamı

Zembil;Hasırdan örülmüş saplı torbalara verilen addır.Sepet şeklinde olanlarıda vardır.Kelimenin aslı Zenbil ‘dir.Fakat halk arasında “n-m”uyumsuzluğu ile zembil olarak söylenmektedir.

 

Gökten zembille İnmek deyimi Zenbilli Ali Efendi  zamanından kalma bir deyimdir.Zenbilli Ali Efendi müftülük yapan bir islam alimidir.Fetva almak üzere kendisine başvuranların işlerini kısa sürede sonuçlandırabilmek için evinin penceresinden sarkıttığı zenbille soruları alıp cevapları yine zenbile koyup vermesinden dolayı halk arasında “Zenbilli müftü, Zenbilli Ali Efendi” olarak tanınmıştır. Bu nereden çıktı?Gökten zembille mi indi? gibi söyleme şekilleri vardır.

Zenbilli Ali Efendi, II.Beyazit, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde 24 yıl boyunca müftülük görevini yapmıştır.Zenbilli Ali Efendi; fıkıh, usul, edebiyat, lugat, nahiv, tefsir ve hadis sahasında bilgileri ile o döneme ışık tutmuş bir İslam Alimidir.

 

 

 

Resim için kaynak:

http://bilgiara.com/turkce-sozluk/zembil/

Erkek İsimleri ve Anlamları

imagesAbay isminin anlamı: Sezgi, anlayış, dikkat
Abbas isminin anlamı:Sert, çatık kaşlı
Abdullah isminin anlamı:Allah’ın adamı- Allah’ın yolundan giden kişi
Abidin isminin anlamı:Dua eden / Duacı
Acun isminin anlamı:Dünya,varlık
Adem isminin anlamı:Allah’ın yarattığı ilk insan / Adam
Adil isminin anlamı:Adaletli
Adnan isminin anlamı:Eski Türk isimlerinden / İki gökyüzü, iki cennet anlamında
Affan isminin anlamı: Kendini kötülüklerden uzak tutan
Agah isminin anlamı:Bilgili
Ahmet isminin anlamı:Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden /
Akad isminin anlamı:Soyluluk, Onurlu bir kişiliğe sahip olmak Okumaya Devam Ediniz…

AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI

fft2mm6581544   Bir  zorluğu  çözümlerken,  bir  engeli  ortadan  kaldırmaya  çalışırken  bezen  hiç  beklenmedik  sürpriz  olaylar  çıkar  ve  daha  büyük  engeller  karşınıza  dikilir.  Böyle  durumlarda  bu  deyim  kullanılır.  Deyimin  öyküsü  Osmanlı  tarihine  dayanır.  Yavuz  Sultan  Selim’in  Yemen’i  Osmanlı  topraklarına  katmasından  bir  süre  sonra  Yemen’de  isyan  çıkmış,  uzun  uğraşmalar  sonunda  Yemen  Fatihi  Sinan  Paşa  duruma  hakim  olmuş;  Yemen  bundan  sonra  400  yıl  Osmanlı egemenliğine  katılmıştı.

                          Söylentilere  göre  Sinan  Paşa’nın  askerleri  bir  gün  çölde  konaklamış.  Yemek   pişirmek  üzere  hasır  torbalar  içindeki  mısır  pirinçlerini  yere  serdikleri  büyük  bir  çadırın  üstüne  dökmüş  ve  taşlarını  ayıklamaya  başlamışlar.  Bu  sırada  bir  fırtına  çıkmış  ve  rüzgarın  savurduğu   bir  kum  bulutu  pirinçlerin  üstüne  inerek,  ufak  bir  tümsek  halinde  yığılmış.  Kumların  altında  kalan   pirinçlere  bakakalan  yeniçeriler  arasında  şakacı  bir  asker:

                          – Biz  Allah’ın  nimetini  taşlı diye  beğenmiyorduk,  bizim  gibi  günahkar  kullara   üç  beş  taş  az  bile  gelir.  Asıl  şimdi  ayıklayın  bakalım  pirincin  taşını.Allah,  Kabe’ye  hücum   eden  fil  sahiplerinin  başına  ebabil  kuşları  ile taş  yağdırmıştı.   Bizim  başımıza  da  daha  büyük  taş  yağdırmadan  hemen  tövbe  edelim,  diyerek  arkadaşlarını  güldürmüş.

Osmanlıca Bazı Kelimeler ve Anlamları

Osmanlıca Bazı Kelimeler ve Anlamları

Osmanlıca günümüzde bilerek veya bilmeyerek kullanılan bazı ilginç kelimeler ve anlamlarını bilgi olarak veriyorum.Bilgi dağarcığımıza anlamlarını katarak daha uygun şekilde kullanmamız gerekir.Bu kelimler her ne kadar Osmanlıca desek te Arapça ve farsça kökenli olanlar çoğunluktadır.Bu konuya ara ara ilaveler yapıp güncelleyeceğim. Okumaya Devam Ediniz…

Altı Kaval üstü Şeşhane Deyiminin Anlamı

osmanli
                     Parçaları birbirine uymayan aparatlara veya giyim kuşamı uyumsuz kıyafetler giyenlere “Altı kaval,Üstü Şeşhane” deyimi kullanılır.Bütün deyimler tarihte bir olay sonrasında Atalarımız tarafından çok güzel bir şekilde ifade edilerek çıkarlar.Bu deyim rasgele çıkmamıştır.
İstanbul’un ilçelerinden Şişhane’ye eskiden Şeşhane denilirdi.Kelime anlamına bakacak olursak ‘şeş’ altı demektir.”hane” ise imalat yapılan işlerin sonuna her zaman getirilirdi.Kahvehane,dabakhane,yemekhane gibi…Şimdi burada bahsedilen Altı sayısı tüfek ve toplardaki yiv sayısına denilmektedir.Malumunuz yivsiz top ve tüfeklere kaval tipi denilirdi.Çünkü içi düz ve yivsizdir.Kaval tipi toplar gülle kullanırlardı.Daha sonra ise yiv icat edilerek topların içine mermiler yerleştirildi.Bunun sonucu olarak ivme sayesinde mermiler toplardan daha uzun mesafeleri eriştiler.Sonuç olarak bu yivli top ve tüfeklerin Altı adet yivi bulunduğundan imal edilen yere Şeşhane denilmiştir.
                           Bir mucit kaval tipi top ile yivli topu birleştirerek bir deneme yapmak ister.Bu icat ise her iki silahın birleştirilmesinin imkansızlığını ortaya koyar.Çünkü top ve mermi ayrı ayrı hareket sistemidir.Bu mucitin imal ettiği silahın başarısızlığını gören insanlar “Bu nebiçim tüfek böyle…Altı kaval,üstü şeşhane-diyerek alay etmeye başlarlar. Okumaya Devam Ediniz…

” Toprağı Bol Olmak ” Deyimi’nin Anlamı

hoyuk_kerimusta.jpg

İlk çağ inançlarına göre  insanlar öldükten sonra şahsi veya sevdiği eşyalarıyla birlikte gömülürlerdi. Bundaki maksat aslında Tanrılarına değerli eşyalarını sunmak ve öteki dünyada lazım olan eşyaları kullanmaktır.Bu nedenle bu eşyalar genellikle kıymetli maden ve taşlardan yapılmış kap kacak ile kıymetli takılardan oluşur… Okumaya Devam Ediniz…

Tabakhaneye Yetiştirmek Deyiminin Anlamı

 

Acele  eden birini gördüklerinde söylenen bu deyimi halkımız ,kızdığında veya dalga geçmek istediklerinde sıkça kullanmaktadır.Gelelim bu deyimin çıkış noktasına…Bir çok hikayeler anlatlır ama bu deyimin gerçeklerden ortaya çıktığı gayet ortadır.

Eskiden yeni yüzülmüş deri,tuzlu suya batırılarak kokuşması önlenirdi.Daha sonra  kılların kolayca kazınabilmesi için deri,idrar dolu çukurlarda kokuşturulur; sonrasında deri üzerine hayvan gübresi sürülerek istenmeyen proteinler deriden uzaklaştırılırdı.Tabakhanelerde bu iş için köpek ve kuşların   gübreleri kullanılırdı.

Hatta bu yüzden halk arasında “Tabak mısın; it bo..una muhtaçsın” derlerdi.Tabakhaneler bu kokuları yüzünden şehir dışına yapılırdı.Tabakhane etrafında pisliği için bir çok köpek beslendiği bilinmektedir.İhtiyaçları olan gübreleri ise çoluk-çocuk veya bu işi yapanlar tek tek hayvan pisliği arayarak bulur ve tabakhanelere satarlardı.Tabi taze köpek pisliğini bulanlar “tabak”lara (“debağ”lara) bir an önce satabilmek için hızlı hızlı tabakhaneye doğru yol alırlardı.Deyimde bu koşuşturma arasında kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

Günümüzde tüy dökmek için  kireç ve sodyum sülfür kıl dökücü olarak kullanılmaktadır.

” İlk Göz Ağrısı ” Deyiminin Anlamı

Eskiden savaşlar o kadar çok olurmuş ki Anadolu’nun hemen her köyünden, cephede savaşan bir asker olurmuş… Elbette  bu askerlerin geride bıraktığı anaları, kardeşleri, hanımları, nişanlıları, sevgilileri olurdu.Geride kalanlar vatanını,dinini korumak için savaşan yiğitleriyle gurur duyarlar ama içten içten gözyaşı dökerlerdi.Bu gözyaşları, göz pınarlarını kurutupta gözleri çapaklandırmaya başlayınca dayanılmaz bir ağrı vermeye başlarmış.Birbirleriyle konuşurken, o zamanın terbiyesi icabı: “Senin sevgilin, senin kocan” diyemezler, utanırlarmış. Onun yerine “Benim göz ağrımdan hiç mektup gelmiyor, seninkinden haber var mı?” diye birbirlerine sorarlarmış…İşte “İlk Göz Ağrısı”buradan gelmiştir.

Sakla samanı,Gelir Zamanı… Deyiminin Anlamı

atlas_haniKaraman‘ın Ayrancı ilçesinde Selçuklular devrinde yapılmış Atlas Hanı vardır. Ayrancı ilçesinin Büyükburun Köyünün 4 km batısında düz bir ova üzerinde Selçuklu dönemine ait bir handır. Kesme taşlardan ve devşirme malzemelerden kireç harcı ile inşaa edilmiştir. Efsaneye göre bir yaşlı kadının yaptırdığı söylenir. Kaçak kazıların yapılmasıyla tahrip olan han şimdilerde ağıl olarak kullanılıyor. Yaşlı bir kadın her şeylerin bol olduğu sıralarda,saman yaptırmakta ve yaptırdığı samanları da nodalayarak saklamaktadır. Daha sonra büyük bir kuraklık olmuş ve kıtlık baş göstermiş.Böylece yaşlı kadın nodalardaki samanları satarak parasıyla bu Atlas Hanı yaptırmıştır. Bir de tekerlemesi vardır ki kadın şöyle der: “Sakladım sarı samanı Geldi zamanı Satıp parasıyla yaptırdım Atlas Hanı…”

Bu efsaneye göre “Sakla Samanı Gelir Zamanı” sözünün kaynağının buradan kaynaklandığını söyleyebiliriz.