Dünüyle Bu Günüyle Yemen


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 8 Ekim 2019 Kerim Usta

Dünüyle Bu Günüyle Yemen

Osmanlıda Yemen
Hadim Süleyman Paşa Tarafından 1539’da Osmanlı Topraklarına Katılan Yemen, Aynı Yıl Zebid Ve Aden’i İçine Alan Salyaneli Bir Eyalet Olarak Düzenlendi. 16. Yüzyıl Sonlarında Zeydi İmamlarının Başlattığı Ayaklanma Merkezi Denetimi Zayıflattı Ve 1635’e Değin Eyalete Beylerbeyi Atanamadı. Batıdaki Toprakların 17. Yüzyılın İkinci Yarısında İmam Kasım’ın Yönetimine Girmesinden Sonra Güneydeki Aden Sancağı Bir Beylerbeylik Konumuna Getirildi. 19. Yüzyıl Başlarına Değin Ulaşım Güçlüğü, Doğal Engeller Ve Etnik Sorunlar Yüzünden, Yemen’in Salyaneli Eyalet Düzenine Kavuşması Sağlanamadı. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa 1834’te Yemen’i Mısır’a Bağlamak İstediyse De Başaramadı. Osmanlı Hükümeti, Eyaleti Bir Süre El-aris Şeriflerine Bıraktı. Aynı Dönemde İngilizler De Aden’i İşgal Etti.1849’da Yeniden Osmanlı Egemenliğine Giren Yemen, Önce Eyalet, Arada Sancak (mutasarriflik), 1867’den Sonra Da 1918’de Değin Osmanlı Sınırları İçinde Kaldı.osmanlı Devletinin 16.çi Yüzyılda Hind Okyanusuna İnmesi Ve Yemen Üzerinde Hassasiyetle Durmasının Sebebi Portekizlilerin O Zamana Kadar Bir Müslüman Denizi Olan Hind Okyanusuna Gelmeleri Ve Müdaheleleridir. Coğrafi Keşifler İle Afrikanın En Güney Ucu Olan Ümit Burnunun Geçilmesi Dünya Tarihini Etkileyen Olayların Başındadır. Portekizliler İlk Olarak Hindistana Gelmiş Ve Bu Bölgede Büyük Bir Portekiz İmparatoirluğu Kurmak İstemişlerdir. Kasım 1509’da Hindistandaki Portekiz Kolonileri Ve Yerleşim Merkezlerinin Başına Vali Olarak Getirilen Alboquerque Aden , Hürmüz , Diu Ve Goa’da Üretim Yerleri Kurup Kaleler İnşa Ederek Böyle Bir Hükümranlığı Kurmaya Çalıştı.

Portekizlilerin Hind Okyanusuna İnişleri Tesadüfen Gelsitirilmiş Bir Macera Değil Uzun Bir Hazırlığın Ve Dikkatle Geliştirilmiş Bir Planın Neticesiydi. Planı Tatbik Eden Portekiz Din Adamlarının Bir Gayesi De Arap Denizi Kıyılarında Yaşadıkları Rivayet Edilen Hıristiyanlarla Biraraya Gelebilmekti. Baharat Ülkelerini Bulmak Hem De Portekizlilerce Kutsal Bir Kişi Sayılan Prester John’un Vatanını Keşfetmek Maksadıyla 1487 Yılında Pedro Da Çovilham Ve Alfonso De Poira Mısır Kahire’ye Geldiler. Buradan Hindistan’a Geçen Pedro Kalküta Ve Goa’ya Kadar Gitmiş , Oradan Afrika Sahillerine Geçmiş Ve Portekize Hind Okyanusu Ticareti Hakkında Bir Rapor Göndermişti. Haçlı Seferlerinin Başka Bir Çeşidi Olarak Tarif Edilebilecek Bu Çalışmalar 1517’de İngiltere’deki Portekiz Elçisinin 7.henriyi Bir Haçlı Seferine Teşvik Etmesiyle İlerliyor Hatta İstanbula Bir Casus Gönderecek Seviyey Ulaşıyordu.(bu Casus Osmanlılar Tarafından Yakalanmıştı).
Portekizliler Hem İslam Alemini Kuşatmak Hem De Hindistana Giden Ticaret Yolunu Ellerinde Tutmak Azmindeydiler. Vasco Da Gama Da Bu Amaçla Hindistana Sefer Tertip Etmişti. Onlar O Zaman Müslümanların Elinde Olan Kudüs’e Karşılık Mekke Ve Ciddeyi Ele Geçirmek Arzusunda İdiler.
Ümit Burnunun Keşfiyle Doğu Ticareti Hind Okyanusuna Kaydı , Hindistanın Serveti De Portekizlilerin Ve Dolayısıyla Avrupaya Akmya Başladı.portekizliler Bu Menfaatlerini Koruyabilmek İçin Devrin Süper Gücü Osmanlılarla Mücadele Edeceklerini Düşünmemişlerdi Zira O Tarihte Osmanlı Hind Okyanusuna Henüz İnmemişti.

O Dönemde Hindistan Tarihinin En Zayıf Ve Karışık Devrini Yaşıyordu. Delhi De Merkezi Saltanat Yıkılmaya Yüz Tutmuş Ve Bunun Enkazı Üzerinde Birçok Müslüman Emirlik Ortaya Çıkmıştı Ve Bunlar Da Yıkılmaya Başlamışlardı. Bunların Arasında Gucurat Krallığı Vardı . Deniz Gücü Olan Bu Krallığın Önemli Bir Limanı Diu İdi.
Portekizliler Doğu Afrikadaki Mozambik , Kilva Ve Mombassa’yı İşgal Ettiler Ve Kızıldeniz’in Girişinde Yer Alan Yemen’in Adası Sokatra’yı Ele Geçirdiler. Arap Denizi Etrafındaki Tüm Müslümanlar Bu İşgalcilere Karşı Mücadele Etmeye Çalışıyorlardı. Özellikle Gucurat Sultanları Ve Mısır Memlukları Portekizlilere Karşı Müdafaa Etmeye Çalsiyorlardı.

Portekizin Hindistan Valisi Alfonso D’alboquerque Arap Yarımadasının Hürmüz Boğazında , Goa’da , Diu’da Ve Aden’de Hem Üs Kurmak Hem De Buraları Kontrol Etmek İstiyordu. Nitekim 1508’de Hürmüz Boğazı Portekizlilerin Eline Geçmişti Ve 1510 Yılında Da Hindistan Bombay’ın Güneyindeki Goa Topraklarını Ele Geçirdi Ve Burayı Portekiz Sömürge İdaresinin Merkezi Yaptı.
Şubat 1513 Tarihinde Aden’i Almak Ve Kızıldeniz’e Girmek Üzere Goa’dan Denize Açıldı. Son Derece Güçlü Aden’i Almaya Çalıştıysa Da Başarılı Olamadı. Daha Sonra Kızıldenizden Girerek Cidde’ye Kadar İlerleyerek Ele Geçirmek İstedi Ancak Başaramadı.

Portekizlilerin Bu Saldırısı Bölgedeki Tüm Müslümanları Ciddi Endişelendirmişti Ve Çaresizlik İçinde O Zamanın Büyük Devletleri Olan Memluklara Ve Osmanlılara Durum Haber Verilmişti. Mukaddes Beldeler Olan Mekke Ve Medineyi Koruma Ve Savunmanın Kızıldenizin O Zaman Tek Denizyolu Girişini Tutmaktan Ve Arap Yarımadasının Güneyi Olan Yemene Asker Göndermek Ve Yemeni Muhafaza Etmekten Geçtiğini Osmanlı Kesin Bir Şekilde Görmüştü.

Yavuz Selimin Mısırı Fethinden Hemen Önce 1516-17 Yıllarında Albuquerque’den Sonraki Vali Lopo Soares De Aden Körfezine Saldırdı. Aden’in Emiri Kaleyi Portekizlilere Teslim Etti. Soares De Ciddeyi Ele Geçirmeye Gitti , Yine Başarılı Olamadılarsa Da Kızıldenizi Kontrol Etme Düşüncesinden Vazgeçmediler. 1518 Yılında 10 Gemiden Oluşan Bir Deniz Filosu İle Müslümanlerin Gemilerini Ele Geçirdiler. Somalideki Barbora’yı Yaktılar. 13 Şubat 1520 Tarihinde Yeni Portekiz Hindistan Valisi Diego Lopez De Sequeira Komutasında 3000 Kişiden Oluşan 24 Gemilik Bir Askeri Güç Hindistana Doğru Yola Çıktı. Osmanlıların Bu Tarihte Cidde’deki Yeni Varlık Ve Hakimiyetlerine Rağmen Cidde’deki Gemileri Yok Etmek İstediler.bu Durumu Haber Alır Almaz Osmanlılar Ciddenin Karşısındaki (şimdiki Sudanın Kızıldeniz Sahilindeki) Savakın’ı Ve Portekizlilerin Elindeki Zeyla Ele Geçirdiler. Bu Devrede Portekizliler Hadramutun Sihr Limanını Tahrip Etmişler , Müslümanların Gemilerini Yağmalamışlar Ve Aden Limanında Ticaret Gemilerini Yakmışlardı.
Portekizlilerin Kızıldenizde Yaptıkları Son Seferleri 1541 Yılında Gerçekleşti Hindistandan Yola Çıkan Portekiz Filosu Kızıldenize Girdi Ancak Bir Şey Yapamadı. Portekizliler Osmanlıların Hind Okyanusunda Kendileriyle Boy Ölçüşebilecek Bir Seviyede Bir Donanma Hazırlıklarının Olup Olmadıklarını Yakından Takip Ediyorlardı. Özellikle Süveyş’teki Osmanlı Donanması Hazırlıkları Onları Endişelendiriyordu.
1517’de Mısırın Fethiyle , Arabistan Yarımadası Ve Haremeyn’in İdaresi Osmanlılara Geçti.osmanlı Devleti Artık Bir Sınır Devleti Değil İslam Halifeliği İdi . Osmanlı Padişahları Sadece Kendi Sınırlarının Değil Bütün İslam Dünyasının Savunucusu Ve Muhafızı Olmuşlardı. Osmanlının Yemen’e Gelişinin Sırrı İşte Buydu.
Potekizlilerin Hürmüz’ü Ele Geçirip Hind Denizinde Müslümanların Gemilerine Ve Limanlarına Saldırıları Üzerine Gucurat Sultanı Muzaffer Şah , Memluk Sultanından Yardım Talep Etti , Kansu Gavrı İse Aden Emirine De Yardım Etmek Üzere Kaptan Selman Reis Ve Hüseyin Kürdi Kumandasında Bir Kuvvet Hazırlatarak Önce Ciddeye Gönderdi. Cidde Şehri Etrafında Sür Yaptırarak Şehri Savunmasını Kuvvetlendirdi. Ardından Hindistan’ın Diu Şehrine Hareket Ederek Muzaffer Şah’ın Yardımına Gittiler. Ancak Porteklizliler Hind Denizinden Çoktan Uzaklaşmışlardı.
Yemen’de Emirler Arasında Çeşitli İhtilaflar Sonunda Memluklülerden Kalan Çerkezler Zebid’de Emir İskender İdaresinde Toplandılar Ve Bu Dönemde Mısır Osmanlı Topraklarına Dahil Oldu. Emir İskender İlk Defa Osmanlı Padişahı Adına Hutbe Okuttu.
1521de Yemendeki Çerkez Emirlerinin İdaresi Son Bularak , Muskat , Aden , Mukalla , Hadramut Ve Kızıldeniz Boyunca Bütün Afrika Sahilleri Osmanlı İdaresine Biat Ederek Osmanlıya Tabi Oldular. Fakat Yemenin Osmanlı İdaresine Tutumu Çok Kararsızdı Ve Belki De Osmanlıdan Uzak Oluşunun Verdiği Havayla Buradaki Valiler Kendilerinin Bağımsızlıklarını İlan Ediyorlardı. Osmanlı İse Böyle Başıbozukların Yabancı Güçlerin Özellikle Portekizlilerin Yemen’e Müdahelesine Bahane Teşkil Edeceğini Bildiğinden , Bu Tür İsyanların Üzerine Şiddetle Gitme Ve Yangını Bir An Önce Söndürme Yolunu Seçmiştir.
Bu Dönemde Yemen , Mısır Beylerbeyliğine Bağlı Olarak İdare Ediliyordu. Mısır Beylerbeyliğine Atanan Hadim Süleyman Paşa Mısırın İdari Sistemini Ele Alıp Fevkalade Bir Düzen Yerleştirmeye Muvaffak Oldu. Selman Reisin Tüm Gayretlerine Rağmen Henüz Aden Ve Yemenin Diğer Şehirleri İdare Altına Alınamamıştı Ve Bunun İçin Kuvvetli Bir Donanma Kurulması Gerekiyordu. Diğer Taraftan Da Hindistandaki Gucurat İslam Devletinin Hükümdarı Bahadır Han , Kanuni Sultan Süleyman’a Elçi Göndererek Portekizlilere Karşı Yardım İstemişti Ve Buradaki Müslümanların Yardımına Koşulmalıydı.
Kanuni Bu Talebe Olumlu Cevap Vermiş Yeryüzündeki Müslümanların Sığındığı En Güçlü Hamisi Olmanın Sorumluluğuyla Mısır Süveyşte Güçlü Bir Donanma Kurulmasını Emretmişti.
Bu Donanmanın Başına Mısıra İkinci Defa Beyelerbeyi Olarak Tayin Olunan Hadim Süleyman Paşa Getirildi. Bu Sırada Portekizliler Bahadır Han’ı Bir Hile Öldürtmuş Yerine Portekiz Taraftarı 3.mahmud’u Getirmişlerdi. 76 Parça Gemiden Müteşekkil Osmanlı Donanması İçinde 7000’i Yeniçeri Olmak Üzere 20bin Askerle Süveyşten Hareket Ederek Bir Hafta Sonra Ciddeye Ulaştı.tükenen Şu Sarniclarına Şu Konulup Tekrar Yola Çıkan Donanma Kamaran Adasına Vardı. Aden’de Tahiri Devletinin Emirlerinden Amir Adlı Bir Şahıs Hükmediyordu Ve Osmanlıya Tam Manasıyla İtaat Etmiyordu. Süleyman Paşa Aden’e Gelerek Amir’i İdam Ettirdi Ve Camilerde Osmanlı Adına Hutbe Okutarak Aden’in Muhafazasına Asker Bırakıp Hindistana Doğru Yelken Açtı.( 9 Ağustos 1538)
Hindistanın Diyu Limanına Gelen Osmanlı Gemileri Burayı Muhasara Altına Aldı , Poretkizlilerle Savaşmak İçin Gucurat Sultanından Destek İstedi Ancak Gucurat Sultanı 3. Mahmud , Süleyman Paşaya Gerekli Desteği Vermedi. Osmanlı Donanması İse Bu Vefasızlık Üzerine Hindistan’dan Ayrılarak Önce Aden’e Sonra Da Moha Limanına Geldi. Yemen’deki Çeşitli Şehirlerin Emirleri Yine Basına Buyruk Hareket Ediyorlardı Bunları Yola Getirilip Zebid Şehri De Ele Geçirilerek Yemen’in Hemen Hemen Bütün Şehirlerinde Osmanlı Adına Hutbe Okunur Oldu. (1539)
Yemen Bundan Böyle Osmanlı’ya Bağlı Bir Vilayettir (beylerbeyliktir). Yemen Beyler Beyine “emir-i Emiran”ın Söylenişi Olan “ Mir-i Miran” Denirdi Ve Her Yıl Yıllık Bütçesi İstanbul’dan Gönderilir Ve Merkezden Atanan Valilerce Yönetilirdi. Osmanlıda Her Vilayet Sancak Denilen Alt Merkezlerden (ilçe Denebilir) Oluşurdu. Tarihi Kayıtlarda Örneğin 1578 -1588 Yıllarında Yemen Vilayetinin 82 Sancağı Olduğu Belirtilmektedir.
Aden , Zebid , Rada , Damar , Taiz , San’a , Çizan Ve Çevresi Bu Sancaklardan Bazılarıdır. Mekke , Cidde Ve Sudan’daki Savakın Sancağı Da Yemen Beylerbeyliğine Bağlıdır.
Yemen Eyaleti’nin Valileri:

Mustafa Sabri Paşa (mayıs 1850 – Mart 1851)
Mehmed Sırrı Paşa (mart 1851 – Ekim 1851)
Bonaparta Mustafa Paşa (ekim 1851 – Mayıs 1852)
Kürt Mehmed Paşa (mayıs 1852 – Mayıs 1856)
Babanlı Ahmed Paşa (birinci) (mayıs 1856 – Aralık 1862)
Musullu Ali Yaver Paşa (aralık 1862 – Ağustos 1864)
Eyaletin Sancakları

Mohka Sancağı
Eharış Sancağı (ebu `aris?)
Massu Sancağı
İslamdan Önce Yemen

Yemen , İslamın Doğusuna Kadar 3000 Seneyi Bulan Medeniyetler Ve Krallıkların Yaşadığı Ülkelerden Biridir.
Yemen Halkının İslam Öncesi Kurdukları Eski Ve Parlak Medeniyetleri Vardır Ve Halen Hadramut , Mihre Topraklarında Gömülü Halde Durmaktadır.devletler Kurulup Yıkıldıkça Yemenin Sınırları Değişmiş İklim Ve Tabiat Şartları Toplumu Şekillendirmede Önemli Rol Oynamıştır.
Arap Ve Yunan Tarihçi Ve Yazarları İle Yemendeki Himyeri Kitabelerinden Anlaşıldığına Göre Güney Arabistan’da İslamdan Önceki Asırlarda Mainiye , Sebeiye Ve Himyeriye Adı Altında Üç Büyük Devlet Yaşamıştır. Bu Devletlerden Başka Küçük Emirlikler De Olagelmiştir.
Yemen Eskiden Beri Yunan Coğrafyacıları Tarafından “mutlu , Mes’ud ” Manasına Gelen “saide (arapçada)” – “ Felix (yunancada)” , “arabia Felix” Olarak Anılagelmiştir.
Heredot , Miladdan 400 Sene Evvel Güney Arabistanı Yani Yemeni “dünyanın En Zengin Memleketi” Diye Tanıtmıştır .
(“yemen” Sağ El Manasına Da Gelmekte Olup , “yumun” Yani Bereket Ve Mutluluk Manasına De Gelmektedir)
Yemen Dağlarına Haziran Ortalarından Eylüle Kadar Muntazaman Yağmur Yağar . Senenin Geri Kalan Aylarında İse Nadiren Yağmur Yağdığından , Yemen Toprakları Eski Devirlerden Beri Bu Susuz Ve Kuraklık Zamanlarında Kullanılmak Üzere Yağmur Ve Sel Sularının Toplanıp Sulama İşlerine Müsait Olmuştur. Ad Kavmı Gibi Eski Kavimler , Himyeri Devletlerinin Set Ve Bentlerinin Kalıntıları Halen Mevcuttur. Yemen İle Hicaz Arasında Dağlar Daha Fazla Olup 3150 Metre Yükseklikteki Şuayb Dağı Burada Bulunmaktadır.

Sana , Aden , Marib , Main , Berakes , Zafar Tarihin En Eski Meskun Şehirleri Arasındadır.
Bunlardan Marib Sananın Doğusunda Sebe Krallığının Merkezi İdi (m.ö. 610 -115 ). Burada Dünyanın İlk Sulama Barajı Sayılan Marib Seddi Bulunmaktdaydı. Miladi 542 İla 570 Yılları Arasındaki Seller Bu Sed Harab Olmuş Ve Bu Bölgede Yaşayanlar Arap Yarımadasının Çeşitli Yerlerine Göç Etmek Zorunda Kalmışlardı. Bu Sel Yada Seller Kuran-ı Kerimde “ Şeyl-ül Arım” “arım Selleri” Olarak Anılmıştır. Medinede Yaşayan Ensar Ve Ensarin Ataları İşte Bu Sel Sebebiyle Medineye Göç Etmiş Olan Yemenlilerdi.
Yine Sana’nın Kuzey Doğusunda Ve Marib’in Kuzeyinde Yeralan Main Şehri Main Devletinin Merkeziydi Ve Bu Devlet Milattan Önce 900 Ve 400 Yılları Arasında Hüküm Sürmüştü.
İklim Ve Tabiat Şartlarının Yemende Yaşayan Arapların Karakterlerinde Tesirleri Olmuştur Tabiatın Yeknesak Ve Mahdud Manzarası Onların Hayatında Sadelik , Basitlik Ve Değişmezliğe Sebebiyet Vermiştir. İhtiyaçların Sınırlı Oluşu Alicenablik Ve Kanaati Netice Verdiği Gibi Hayat Zorlukları Cesaret , Zindelik Hırçınlık Gibi Huyları Geliştirmiş Olmalıdır.
Araplar Sosyal Bakımdan Hadarı Ve Bedevi Olmak Üzere İki Sosyal Gruba Ayrılırlar. Hadariler Şehir Ve Kasabalarda Oturanlar , Bedeviler İse Göçebe Yaşayan Kabilelerir.
Bundan Başka İslamdan Önceki Arabistan Ahalisi Eşraf Ve Avam Diye İkiye Ayrılıyor , Toprak Ağaları Olan Şeyhler Ve Krallar (himyeri Devletinin Kralları) Eşrafı Oluşturuyor , Geri Kalan Halk İse Avamı Teşkil Ediyordu. İslamdan Sonra Eşraf Yerine Sürefa Ve Sadat Geçti.
Kabileler Diğer Kabilelere Karşı Hayatiyetini Muhafaza Edebilmek İçin Güçlü Ve Sayıca Kalabalık Olmalıydılar. Bundan Dolayı Akrabalık İlişkileri Kuvvetli Olup Uzaktan Akrabalığı Da İçine Alarak Genişlemiş Ve Kendini Kabile İçi Evlilikler İle Güçlendirmeye Ve Muhafaza Etmeye Çalışagelmiştir. Genellikle Geçim Tarzının İcabı Olarak Oluşan Kabilelerdeki Ferdlerin Herbirinin Diğeriyle Hayaları İlgilidir. Başka Kabilelerle Birleşme Dayanışma Fikri Çok Gelişmemiştir. Aynı Kabilede Bile Her Zaman Birlik Hokum Sürmeyebilir. En Kuvvetli Kabile , Bağımsız Diğer Kabileleri Mağlub Edip İtaat Altına Alabilir Ancak Aralarındaki Zayıf Bağ Nedeniyle El Birliği İle Büyük İşlere Girişilmesi Pek Nadir Olmaktadır.
Bedevilerde Görülen Misafire İkram , Zayıfları Himaye , Va’de Vefa , Ahidde Sebat Ve Kendine Sığınanları Düşman Bile Olsa Ne Pahasına Olursa Olsun Himaye Gibi Yüksek Vasıflar Ortak Kabile Sıfatlarındandır.
Genelde Güney Arabistanda Özelde Yemende Kuzeye Nisbetle Verimli Ve Ziraate Elverişli Araziler Olduğundan Ve Sahilleri De Ticarete Uygun Limanlara Sahip Olduğundan Bu Bölge Halkı Daha Ziyade Hadarıdır Ve Şehir Ve Kasabalarda Yaşamaktadır. Göçebe Bedevil Kabileler İse Daha Çok Arabistanın İç Kısımlarında Yaşamaktaydılar Ve Sayıları Yemende Bir Hayli Az İdi. Böylece Kuzey Arabistanda Ve Güney Arabistanda İki Farklı Sosyo Kültürel Yapıları Olan Arapların Anayurdu Yemendi Ve İbraniler , Aramiler Gibi Sami Kavimlerindendiler. Daha Önce Bahsi Geçtiği Gibi İslam Tarihçilerine Göre Marib Seddinin Arım Selleriyle Yıkılmasıyla Yemen Arapları , Arap Yarımadasının Diğer Bölgelerine Yayıldılar. Şam , Irak , Medine , Mina Ve Mekke Gibi Yerlere Yerleştiler .

Sebe’: Yemen’de Yerleşmiş Ticaretle Uğraşan Bir Millet Olup Başkentleri , Yemen’in San’a Şehrinin Takriben 100 Km. Kuzeydoğusundaki Ma’rib İdi . Kurdukları Üstün Medeniyet Dillere Destan İdi. Sebeliler, M. O. 1100-115 Arasında Bin Yıl Kadar Bütün Arap Yarımadasına Hâkim Olmuşlardı.

Hz.süleyman (a.ş.) Vesilesiyle Mânen De Yükselen Bu Millet, Daha Sonra Sirke Ve Tefrikaya Mâruz Kaldı. Ünlü Ma’rib Barajının Çöküşü İle Bu Ülkenin Yıldızı Da Söndü.

Yemenin İslamdan Önceki Tarih Kronolojisi Açık Ve Belirgin Değildir.sebe Ve Main Krallıkları Aynı Asırlarda Hüküm Sürmüşlerdir.sebe Krallığı Mo 750 – Mo 115 Tarihleri Arasında Hüküm Sürmüştü. Main Krallığı İse Mo 700 İle Ms 3.cu Asıra Kadar Yaşamıştı.mo 115 Den İtibaren İse Hakimiyet Himyer Kabilesine Geçti. Sebe Kralları Bütün Güney Arabistanı Kontrolleri Altına Aldılar Komşuları Olan Main Krallığını Da Kendilerine Bağladırlar.merkezleri Marib’in Batısındaki Şirvah Şehriydi. Bu Şehirde Bina Olarak Ay Mabedi Almakah Vardı. Sebe Krallığının İlk Döneminde Hükümdarın Ruhani Kimlikleri De Bulunuyordu.merkezleri Daha Sonra Marib Oldu. Marib , Akdenizde Gazze’ye Kadar Ulaşan Ticaret Yollarının Kavşağıydı. Şehrin Üç Hisarı Vardı Ve Marib Seddi İle Meşhur Olmuştu. Seddin Yapılmasıyla Yağmur Mevsimindeki Sel Suları Verimli Hale Getirilmiş Ve Arazinin Kurak Zamanlarda Sulanması Temin Edilmiş Böylece Ziraat Gelişmiş İdi.

Mo 115’den İtibaren Yemene Hakim Olan Himyeriler Mainliler İle Aynı Dili Konuşuyorlardı Ve Sebelilerin De Yakın Akrabaları İdi. En Önemli Gelir Kaynakları Dini Bir Hüviyeti De Olan Buhur (tütsü) Toplamak Ve Buhur Ticareti İdi. Tabiatta Bazı Ağaçların Kabuları, Kökleri Yakıldığındafevkalade Güzel Koku Yaydığından Bu Kabukları Bulmak Toplamak Bunun Ticaretini Yapmak O Zaman Çok Revaçtaydı.özellikle Dini Merasimlerde Kullanılan Bu Buhurların Tarihin Pek Çok Devirlerinde Kullanılmış Ve Halen Kullanılmaktadır.

Himyeriler Bedevilerin Hücumlarından Korunabilmek İçin Müstahkem Bir Kale Yapmışlardı.”gumdan” Adı Verilen Bu Kale 20 Katlı İdi,muhtelif Renkli Taştan Ve Mermerden Yapılmış Her Köşesinde Rüzgar Estikçe Kükreyen Arslan Heykelleri Olan Bu Kalenin En Üst Katında Kral Otururdu. İslamın Zuhuru Dönemine Kadar İskeleti Kalabilen Bu Yapıdan Günümüzde Birşey Kalmamıştır.

Himyerilerin Derebeylerine Benzer , Krallıkla İdare Edilen Ve Toplumun Sınıflara Ayrıldığı Kast Sistemini Andırır Hayatları Vardı. Şatolarda Otururlar Ve Toprak Sahibi Olurlardı.üzerinde Öküz Ve Baykuş Resmi Olan Altın, Gümüş , Bakır Paraları Var İdi.

Miladi 300 Senelerinde Tihame , Sana Ve Hadramuta Kadar Tüm Güney Sahilleri Himyerilere Bağlıydı.

Habesliler 278-340 Senelerinde Yemende Kısa Bir Hüküm Sürmüşlerdi.525 Yılına Kadar “tubba” Denilen Bu Himyer Kralları Hükümran Olmuşlardı. Yine Bu Dönemde Hıristiyanlık Ve Musevilik Yaygın İdi.

Himyerilerin Son Kralı Zu Nüvaş ( Tubba’ Eş’ad Kamil’in Torunlarından Biri) Musevi Dinine Girdi.özellikle Necranda Yaşayan Hıristiynaları Dinlerinden Döndürmeye Çalışarak İnananlara Çok Zülumler Etti. Dinlerinde Sebat Eden Bu Mazlum Mu’minleri Kuran’da “ühdud” Olarak Anlatılan Çukurlara Koyup Yaktırdı.(ekim 523)

Yahudi Hakimiyeti 340-378 Yılları Arasında Yer Almaktadır.

Hıristiyanlar İse En Yakın Dindaşları Olan Habeslilerden (şimdiki Adı Etyopya Olan Yemenin Karşı Sahillerinde Yaşamakta Olan Siyahi Hıristiyanlardan) Yardım İstediler.

Bunun Üzerine Habesliler Himyerilere Saldırırak Mağlup Ettiler Ve 525-575 Seneleri Arasında Yemende Kalarak Hüküm Sürdüler.

Yemendeki Hıristiyan Araplar İstanbuldaki Bizans Imparatorunun Yardım Ve Himayesini Görüyorlardı. Buna Karşılık Putperest Ve Yahudi Araplar Da İran Şaşanı İmparatorunun Yardımını İstediler. İran Himyerilere Yardım Etmek Üzere Bizansa Karşı , Habeslileri Yemenden Uzaklaştırdı. 575 Tarihinde Yemenden Bir İran Hükümeti Kuruldu Ve Takriben 60 Sene Sürdü.

İslamın Yemene Gelişi Ve Osmanlı Öncesi İdareler

İslamın Doğduğu Tarihte Yemen İran Şaşanı Devletinin İdaresindeydi.bu Tarihlerde Kahtanilerin Devleti Yıkılmış Ve Dağılmış İdi Ve Kahtanı Kabilelerinin En Meşhurları Olan Himyer , Sebe , Kuhlan , Gassan , Evs , Huza’a , Hemdan , Kelb Ve Murad Kabileleri Mevcut İdi.(kahtaniler Hicazın Güneyinde Ve Yemenin Kuzeyinde Bugüne Kadar Yaşayagelmişlerdir)

İslamdan Önceki Dönemlerden Kalan Yerleşik Hayata Ait Kültür İslam Döneminde Devam Ediyordu. Özellikle El Dokuması Kumaş Üretimi , Nakışlı , Renkli , İpekli Elbise Kumaşları Dokunmaktaydı. (pekçok Sahih Kaynakta Efendimizin Yemende Dokunmuş Kumaşlardan Giydiği Nakledilmektedir.)

Ebu Davudda Geçen Ve Yine Kendisi Bir Yemenli Olan Tabiinin Büyüklerinden Tavus Diyor Ki : “ (efendimiz Tarafından Yemen’e Vali Olarak Gönderilen Ve Yemenlilerin Zekatlarını Toplamak Hususunda ) Muaz B. Cebel Yemen Ahalisine Dedi Ki : “ Bana Arpa Ve Mısır Yerine Size Daha Kolay Gelen , Medinede Efendimizin (aşm) Ashabı İçin Daha Uygun Olanları Getirin , Giyecek Getirin.”

Yine Aişe Validemizin Taktiği Kolyenin Kopmasıyla Boncuklarının Arandığı Bir Seferden Bahsedilirken Bu Kolyenin Yemen Boncuklarından Mamül Olduğu Anlatılmıştır.

Efendimiz (aleyhissalatu Vesselam) İran Hükümdarı Kısraya Mektup Göndermişti.kısra Bu Mektubu Parçalamış Ve Yemendeki Valisi Bazan’a Efendimizi Yakalayıp Getirmesini Emretmişti.bunun Üzerine De Efendimizin Kısraya Ve Mülküne Beddua Etmiş Kısra Da Oğlu Tarafından Parçalanarak Öldürülmüştü. Bütün Bunlar Olup Biterken Gelen Emir Üzerine İranın Yemen Valisi Bazan , Efendimize İki Adamını Gönderdi , Medineye Gelenbu İki Kişiye Efendimiz Bir Mucize Olarak Kısranın Başına Gelenleri Haber Vermiş Onlar Da Hayret Ederek Yemene Geri Dönmüşlerdi. Bazan Da Hayret Ve Merakla İrandan Gelecek Haberi Beklemeye Başladı. Yeni Kısra Yemene Mektup Gönderdi Ve Babasının Yerine Geçtiğini Hicazdaki Zatla Alakalı Kendisinden Emir Beklemesini Herhangi Bir Şey Yapmamasını Emretti. Kısranın Öldürüldüğü Ve Efendimizin Bunu Haber Verdiği Gün Ve Zaman Tıpa Tıp Tutuyordu. Bunun Üzerine Bazan Müslüman Oldu Ve Efendimize Tabi Olduğunu Bildirdi.

Efendimizin Peygamberliğini İlan Ettiği Mekke Döneminin Başlarında Ticaret Veya Hac Gibi Vesilelerle Mekkeye Gelen Bazı Yemenliler Efendimizle Tanışmış Ve Ona İman Ederk Müslüman Olmuşlar Ve Yemene Kabilelerine Dönerek İslami Tebliğ Etmeye Başlamışlardı.

Tufeyl B. Amr Devs Kabilesinin İleri Gelenlerinden Biriydi Ve İman Edip Kabilesinde Tebliğe Başladığında Ebu Hüreyre (ra) İman Etmişti. Ebu Amir El Eş’arı , Ebu Musa El Eş’arı Tihame Bölgesinde İrşad Ve Tebliğ Ediyordu. Kays B. Malik El Hemdanı Hasid Ve Bekil Bölgesinde , Damad B. Sa’lebe Kuzey Tihamede , Afif B. Ma’di Hadramutta İslami Neşrediyorlardı. Yemenli İlk Müslümanlar Diğer Kabilelerde De İslami Neşretmeye Ve Birer Birer Anlatmaya Başladılar.sayıları Gün Geçtikçe Artan Yemenli Müslümanlar Efendimizi Ziyaret Etmek İstediklerinde Onun Medine’ye Geçtiğini Öğrendiler . Ancak Medineye Gitmek İsteyen Yemenli Müslümanları Mekkeliler Engellediler Ve Hudeybiye Anlaşmasına Kadar Yemenliler , Efendimizin Ziyaretine Gelemediler. Hudeybiye Anlaşması İle Yol Emniyeti Sağlandı Ve Yemenliler Farklı Kabilelerden Çeşitli Heyetler Halinde Ziyaretine Geldiler. Hicretin 7. Senesinde Toplam 700 Yemenli Müslüman Efendimizi Ziyaret Etti Ve Enşardan Kardeşlerinin (evs-hazreç Yemenliydi) Yanında Efendimizin Arkasında Yerlerini Aldılar.

Efendiler Efendisinin (aşm) Yemenlilere İlgi Ve Alakası Fevkalade İdi. Yemenlilere Hz.ali (kv) , Hz. Muaz B. Cebel Gibi Ashabının Seçkinlerini İrşad Ve Dini Öğretme Maksatlı Gönderdi. Kısa Zaman İçinde Yemen’de İslamiyet Her Eve Girdi. Efendimizin Vefatıyla Arap Yarımadasında Henüz Din İçlerinde Oturmamış Çeşitli Kabileler İrtidat Etmeye Başlayınca Hz. Ebu Bekir Bunları Tedip Etmek İçin Üzerlerine İslam Ordularını Gönderdi. Bu Kabilelerden Bazılarının Reisleri Peygamberlik İddiasına Girmişlerdi. Müseyleme Gibi Damar Bölgesindeki Anış Kabilesinden De Esved-i Ansı Peygamber Olduğunu İddia Etti Ve Kısa Zamanda Bertaraf Edildi. Bu Yalancı Peygameberin Öldürülmesini Müteakiben Emeviler Dönemine Kadar Önemli Bir Hadise Olmadı. Yemenli Müslümanlar İse Hülafa-irasıdın Döneminde İslam Ordularıyla Birlikte Dünyanın Heryerine Cihada Gittiler. İslamiyetin Bu İlk Dönemlerinde Yemenden Pek Çok Sahabe Ve Tabiin , Tebe-i Tabiin İslamiyete Hizmet Etti. İspanya İçlerine Kadar Giden Pek Çok Yemenli Komutan Vardı. Bir Digger Taraftan Ticareti Bildiklerinden Yemenliler Deniz Yoluyla Afrikaya , Hindistan’a , Endonezya , Malezya Filipinlere Kadar Ticaret Vasıtasıyla İslamiyeti Götürerek Burada Yaşayan Pek Çok İnsanın Müslüman Olmasına Vesile Oldular.

Abbasilere Kadar Yemen 3 İdari Bölgeye Ayrılıyordu : Sana , Cened ( Bugünkü Taizin Bitişiğindedir) Ve Hadramut. İslam Halifesi Herbirisine Ayrı Vali Gönderiyordu.

Yemenin Ekseriyeti Şafii İdi Ve Hz Ali Taraftarları Yemenlilerin Desteğini Kazandılar . Abbasiler Döneminde Zebid Şehri İnşa Edildi. Zamanla Abbası Yönetimi Zayıflayınca , Ya’für Hanedanı Sana’yı Ele Geçirdi. 880 Yılında İsmaililer Yemen’e Girdiler Ancak Mağlup Oldular. 893de İlk Zeydi İmam Olan El Hadi Yahya Yemene Geldi.

Hicri 11. Asırda İsmaililer Güçlenerek Aden’de Yüz Yıla Yakın Hüküm Sürdüler . Fatimiler Devletine Bağlı Olarak Süren Bu Dönem Fatimilerin Eyyubilere Mağlubiyetiyle Değişti.

Eyyubilerin Hakimiyeti İle Sünniler Galip Geldiler. Eyyubilerin Yemendeki Hakimiyeti 50 Yıl Kadar Sürdü . Eyyubilerden Sonar Resuliler Yaklaşık 200 Yıl Kadar Yemene Hakim Oldular. (1446). Resuliler Taiz Ve Zebid’de Hükmetmişlerdi. Dönemlerinde Yemen Mimarisi En Görkemli Zamanlarını Yaşadı.çin Gibi Ülkelerden Elçiler Bu Zamanda Yemene Geldiler. Daha Sonra Bayrağı Tahiriler Devraldı. Osmanlıların Yemene Gelişine Kadar (1517) Tahiriler Hükmettiler.

16. Yüzyılda , İspanya Ve Portekiz Endülüs Emevi Devletini Yıkmış Ve Bu Muhteşem Medeniyetten Elde Ettikleri Bilgilerle Coğrafi Keşiflere Başlamışlardı. Afrika Kıtasının En Güney Ucu Olan Ümit Burnunu Geçen Portekiz Gemileri Yemen Sahillerine Ve Hindistan Ulaştılar. Artık Portekizliler Hind Denizindeydiler Ve Yemenin Siyasi Ve Ticari Hayatı Etkilenip Değişmeye Başladı.

Yemenin Gelir Kaynaklarından Önemli Bir Kısmı Mısır Ve Habesistan’dan Gelen Tacirlerden Alınan Vergilerdi. Hemen Hiçbir Hafta Yoktu Ki Hicaz , Hindistan , Çin , Habesistan Ve Sind Arasında Gidip Gelen Gemiler Aden Limanına Uğramasın. Limanlarda Hem Gümrük Vergisi Hem De Korsanlardan Koruma Vergisi Alınırdı Gemilerden.

Resuli İdareciler Yemene Düzenli Bir Devlet İdaresi Getridiler.sosyal Hayatta Pek Çok İz Bırakan Resuliler Yemende Pekçok Eser Bırakmışlardı. Gerek Resuliler Gerekse Eyyubiler Kendi Zamanlarında Yemenin Tarım , Sulama , Ticaret Ve Kültür Hayatlarına Ciddi Katkılar Bulunmuşlardı. Osmanlının Memlükleri Mağlup Etmesiyle Mısırdan Kaçan Memlükler Yemende Hakimiyet Mücadelesinde Bulundu. Ancak Osmanlı Yemene Önem Vererek Kısa Süre Sonra Yemene Gelecekti . Çünkü Avrupanın Öbür Ucundan Afrika Kıtasını Aşıp Gelen Ve Müslümanların En Kutsi Topraklarını Tehdit Eden Bir Tehlike Vardı …
Osmanlının Yemene Verdiği Önem

İstanbul’un Kontrolünden Uzak Kalma Ve Osmanlı Beylerbeyleri Arasında Olabilen İç Çekişmeler Ve İdari Problemler Yüzünden Zaman Zaman Yemende Karışıklıklar Olmuştur. Ancak İstanbuldan Gönderilen Fermanlar Ve Emirlerden Anlaşıldığına Göre Osmanlı Devleti En Güney Ucundaki Bu Eyaletini (vilayetler Daha Sonra Eyalet Olarak Anılagelmiştir) Zeydilerle Anlaşan Portekiz Tehlikesine Karşı- Kabe Ve Haremeynin Muhafazası İçin –korumaya Ve Elinde Tutmaya Azmetmiştir.

Osmanlının Yemen’e Verdiği Önemi Anlatması Açısından İstanbul’dan Yemen’e Gönderilen Talimat Ve Fermanlara Bakmak Yerindedir.

27 Rebiülevvel 982 (1574 Tarihli) Hükümde Şöyle Denmektedir:

Mısır Beylerbeyisine Hüküm Ki :

“ Vilayet-i Yemen Saltanat Makamından Uzak Olmakla , Düşman Tarafından Herhangi Bir Hareket Ve Hücum Olduğunda İstanbuldan Yardım Göndermek İmkansız Olduğundan Sana Emrediyorum Ki Yemen Beylerbeyi Behram Bey Tarafından Her Ne Talep Olunursa – İstanbula Sorulmalıdır Demeyip- Eğer Altın , Eğer Silah , Eğer Asker , Eğer Zahire Elinde İmkanın Dahilinde Olan Herşeyi En Kısa Zamanda Gönderdikten Sonra Makamıma Tafsılatlı Olarak Arz Edesin. Vilayet-i Yemen’in Emn-u Emanı (güvenliği) , Düzen Ve İntizamı Ehemm-i Mühimmattandır (en Önemli Konulardan Daha Önemlidir) , Bu Mevzuda İhmalden Çok Kaçınasın.”

İsyan Ve Ayaklanmaların Sürdüğü Ve Osmanlının (zebid Ve Tihame Hariç) Neredeyse Tamamını Elinden Yitirdiği 1567-68 Yıllarındaki Karışık Dönemde Osmanlının Yemen’e Bakış Açısını Da Gösteren Ve Ne İçin Endişelendiğini , Yemen’de Neyin Derdinde Olduğunu Anlatan 1 Zılkade 975 (nisan 1568) Tarihli Şu Hüküm Çok Dikkat Çekicidir:

Orijinal Osmanlıcası :

“…vilayet-i Yemen’in Feth Ve Teşhiri Hususu Mücerred Tahsil-i Mal İçin Olmayup , Eliyazübillah , Portağal Kafirinin Müslümanlara Musallat Olup Ol Vilayete Meslubu , Gayret-i Hamiyet-i Din-i Mübin’e Münasip Olmayup , Hususan Mataf-i Halk-ı Cihan Ve Kıblegah-ı Alemiyan Kabe-i Mükerreme’nin Siyaneti , Ehemm-i Mühimmat Ve Cümle Feraiz-i Vacıbattan Olduğu Mukarrerdur… “

(başbakanlık Arşivi , Mühimme Defteri 7 No: 2738 )

Günümüz Türkçesiyle:

“… Yemen Vilayetinin Fethi Ve Elde Tutulması Konusu Sadece Gelir Elde Etmek İçin Değildir.

Allah Muhafaza Etsin , Portekizlilerin Müslümanlara Saldırması Ve O Bölgeyi Tehdid Etmesi Dini Gayret Ve Hamiyetimize Yakışmamaktadır.ve Özellikle De Alemlerin Biricik Kıblegahı Ve Tavaf Ettiği Yer Olan Kabe-i Mükerreme’nin Korunup Muhafaza Edilmesi Herşeyden Daha Önemli Olduğu Ve Her Türlü Görevden Önemli Ve Her Vazifeden Öncelikli Vazife Olduğu Açık Ve Tartışılmazdır…”

Yemen (arapça: اليَمَن El-yemen) Resmi Adı İle Yemen Cumhuriyeti (arapça: الجمهورية اليمنية El-cumhuriyyetu’l-yemeniyye). Orta Doğu’da, Umman Denizi, Aden Körfezi Ve Kızıldeniz Kıyısında, Umman’ın Batısında Suudi Arabistan’ın Güneyinde Yer Alan Bir Ülke. Başkenti San’a’dır.orta Doğuda Bulunan Ülkenin Kuzeyden Suudi Arabistan Ve Doğudan Umman Olmak Üzere İki Adet Komşusu Bulunmaktadır. Güneyinde Aden Körfezi Ve Arap Denizi İle Batısında Kızıldeniz İle Çevrilidir. Petrol, Balık, Kaya Tuzu, Mermer, Kömür, Altın, Kurşun, Nikel, Bakır Ve Batıdaki Verimli Araziler Başlıca Doğal Kaynaklarıdır. Ülkede Çöl İklimi Etkilidir Ve Yıl İçinde Toz Ve Kum Firtinaları Görülür.yemen’de Yaşayan Halka Yemenli Denir. Ülkenin Toplam Nüfusu 25 Milyon Kişi Civarında Olup Diğer Başlıca Etnik Kökenler Güneybatı Asya Ve Afrika’dan Çalışmaya Gelmiş Kişilerden Oluşmaktadır. Nüfusun Büyük Bir Çoğunluğu Müslüman Olan Ülkenin %45 İni Zeydiyye Mezhebindekiler,%55 İni Safi Mezhebinden Olanlar Oluşturur.okur-yazar Nüfus Oranı İse Yüzde 50’dir.yemen Ekonomisi Birinci Derecede Tarım Ve Hayvancılığa Dayanır. Tarım Ürünlerinden Elde Edilen Gelirin Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki Payı %21’dir. Çalışan Nüfusun %71,5’i Tarım Alanında İş Görmektedir. Ürettiği Tarım Ürünlerinin Başında Tahıl, Pamuk, Hurma, Müz, Darı, Kahve Ve Çeşitli Meyve Ve Sebzeler Gelir. 1992’de 820 Bin Ton Tahıl, 170 Bin Ton Yer Bitkileri, 80 Bin Ton Baklagiller, 320 Bin Ton Meyve, 560 Bin Ton Sebze Üretilmiştir. Aynı Yıl Ülkede Yaklaşık 100 Bin Baş Deve, 1 Milyon 200 Bin Baş Sığır, 3 Milyon 850 Bin Baş Koyun, 2 Milyon 250 Bin Baş Da Keçi Bulunuyordu. 1991’de 86 Bin Ton Balık Ve Deniz Ürünü Avlanmıştır. Kuzey Yemen’de Yılda Ortalama 65 Bin Ton Tüz Üretilmektedir. Güney Yemen’de De Petrol Ve Doğal Gaz Çıkarılmaktadır. Bunların Dışında Önemli Bir Yerel Kaynağa Sahip Değildir. 1992’deki Petrol Üretimi 69 Milyon Varil Olmuştur. 1993’te Açıklanan Petrol Rezervi 2 Milyar 10 Milyon Varil, Doğalgaz Rezervi De 430 Milyar M³’tu. Petrol, Doğal Gaz Ve Diğer Yerel Kaynaklardan Elde Edilen Gelirlerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki Payı %9’dur.

Paylaşabilirsiniz
Avatar

Yazar Ergunca

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir