Devamı var:

Fatih Sultan Mehmet, Dulkadir Devleti’ni Mısır’daki Memluklara karşı himayesine almak istiyordu. Bu fırsatı değerlendirerek Şehsuvar Bey’i Bozok ve Dulkadir Türkmenlerinin başına geçirdi. Dulkadir Devleti’nin başına geçen Şehsuvar Bey, Memluk Sultanı Hoşkadem’in tâbiiyet teklifini reddetti. Bunun üzerine Memluklar, Şehsuvar Bey’in karşısına amcası Rüstem Bey’i çıkardılar. Şehsuvar Bey, amcasını bertaraf ettiği gibi, Memlukların elindeki Besni, Gerger, Birecik ve Rumkale şehirlerini de zapt etti. Memluk Sultanı Hoşkadem Dulkadir beyini cezalandırmak için Şam valisi Berdi Bey kumandasında bir orduyu Elbistan’a gönderdi. Şah Budak Bey’in kılavuzluk ettiği Memluklu ordusu önce 1467 yılı sonbaharında Turna Dağı eteklerinde, 1468 ilkbaharında ise Antep yakınlarında Dulkadirli kuvvetlerine yenildi. Şehsuvar Bey, yeni Memluk Sultanı Kayıtbay’a barış teklifinde bulunmuş ise de, Sultan Kayıtbay bunu reddederek, Dulkadirliler üzerine yeni kuvvetler sevk etmiştir[9].

Şah Budak, Memluklu takviye kuvvetleri ile Maraş ve Elbistan’a gelmiş ise de Şehsuvar Bey’e karşı başarılı olamamış, Memluklu kuvvetleri defalarca mağlup edilmiştir. Bu durum karşısında Memluklu Sultanı Kayıtbay, Fatih Sultan Mehmet’e mektuplar göndererek Şehsuvar Bey’i korumamasını rica etmiştir. Osmanlı hükümdarı II. Mehmet, Şehsuvar Bey’e daha ileri hareketlerde bulunmamasını bildirmişse de, Şehsuvar Bey bunu dikkate almamıştır. Bunun üzerine Osmanlılar’da Dulkadiroğulları’na yardımı kesmiştir.

Bu tarihlerde Anadolu üç büyük devletin menfaatlerinin çatıştığı bir ülke haline gelmişti. Osmanlı, Memluklu ve Akkoyunlu devletleri Anadolu’da hâkimiyetlerini genişletmek için Türkmen beylerinin dostluğunu kazanma yarışına girmişlerdi. Türkmen beyleri de kaybettikleri beylik mücadelesini kazanmak için sık sık destek gördükleri güçlü hanedanların katkısı ile bir gün ülkelerini tekrar ele geçirme çabası içerisinde idiler. Osmanlıların müttefiki olan Şehsuvar Bey, Memluklulara karşı giriştiği faaliyetlerden, Şam ve Halep valilerinin kendisine gönderdiği Sultan Fatih’e duymuş oldukları saygı mektuplarından bahsediyordu. Şehsuvar Bey, bilhassa Dulkadirli-Memluklu ihtilafı üzerinde durarak, Memluklular ile bir anlaşmaya varmanın mümkün olmadığını Fatih Sultan Mehmet’e bildiriyordu. Osmanlı hükümdarı, Şehsuvar Bey’e verdiği cevapta onun yaptığı hizmetleri takdir etmekle beraber, Dulkadirlilerin Memluklara saldırısını tasvip etmiyordu. Şimdilik Memluklar ile uzlaşma yoluna gitmesinin daha uygun olacağını bildiriyordu. Çünkü Fatih, Uzun Hasan ile arasının açık olduğu bir sırada Şehsuvar Bey’in Memluklar ile ihtilafa girmesini pek uygun görmemektedir. Oysa Şehsuvar Bey, Halep üzerine akınlar yaptırıyor ve Memluklar elinde bulunan Darende’yi kuşatmıştı. Sultan Kayıtbay ise Mısır’da Şehsuvar Bey’e karşı yeni bir sefer hazırlığı içerisindeydi[10].

Şehsuvar Bey, Dukadiroğulları’nın da bağımsız büyük bir devlet olması için gayret gösteriyordu. Osmanlı, Akkoyunlu veya Memluklu devletleri gibi kuvvetli bir hanedanlık oluşturmak istiyordu. O, Türkmenlerin ileri gelenleri ile yaptığı bir görüşmede kendisinin de Osmanlı hükümdarı gibi, bir sultan olduğunu ileri sürdükten sonra Fatih’in kendisine vermiş olduğu Osmanlı bayrağını yırtarak isyan bayrağını kaldırmıştı. Gerçekten Dulkadir Beyi müstakil bir hükümdar gibi davranarak, kendi adına hutbe okutmaya ve para bastırmaya başladığı gibi, Melik’ül-Muzaffer imzası ile yazdığı mektuplarda Suriye halkını kendisine itaate davet etti[11]. Mısır askerlerinin yapılan savaşlarda mağlubiyeti üzerine, Memluklar Şehsuvar Bey’den intikam almak için ağır ve kıymetli hediyeler ile Sultan Fatih’e başvurdular. Mısır hükümetinin Dulkadir memleketine karşı katiyen istilâ fikri beslemediği, Şehsuvar Bey’in te’dibine Osmanlı Devleti’nin razı olması halinde Dulkadir memleketinin Osmanlı idaresine geçmesine rıza gösterileceği beyan olundu. Sultan Fatih, bu teklifi uygun buldu ve Memluklu elçisine uygundur cevabı verilmiştir[12].

Dulkadiroğlu Şehsuvar Bey, 1471’de Memluklu ordusuna karşı yaptığı Antep savaşında mağlup olarak kaçıp Zamantı Kalesi’ne sığındı. Zamantı Kalesi’nde Şehsuvar Bey, Memluklu komutanı Emîr Yeşbek Devadar tarafından kuşatma altına alındı. Teslim olduğu takdirde kendisine yeniden Dulkadirli ülkesinin verileceği vadi ile kandırılıp teslim alındı ve Mısır’a gönderilip orada asılarak öldürüldü[13]. Karaman seferine katılmadığı için Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet, Şehsuvar Bey’e kızgın olduğundan O’na yardım etmemiştir. Memluklu kuvvetleri tarafından yakalanan Şehsuvar Bey, Kahire’de Bâbü’z-Züveyle’de 1472’de asılarak idam edilmiştir[14].

Dulkadiroğulları tahtına Şehsuvar Bey yerine, tekrar Memluklu Sultanı tarafından Şah Budak Bey tayin olundu. Şah Budak Bey’in Memluklar tarafından ikinci defa tayini üzerine, Osmanlı Devleti de diğer kardeşi Alâuddevle Bozkurt Bey’i bir miktar askerle Dulkadirli ülkesine gönderdi. Alâuddevle Bozkurt Bey, 1471’den itibaren mücadeleye atıldı ve Osmanlı Sultanı Fatih’in yardım ve desteği ile 1479‘da Dulkadir Beyliği’ni elde etmiştir[15]. Aslında Fatih, Dulkadirli ülkesini Osmanlı nüfuz ve hâkimiyeti altına almak istiyordu. Fakat Akkoyunlu padişahı Uzun Hasan ile mücadele, Karaman’ın fethi ve Batı’ya yapılan seferler, O’nun Dulkadiroğulları Devleti işlerine müdahalesine engel olmuştu. Alâuddevle Bey’in Osmanlı sarayına sığınması, bu arzusunu gerçekleştirmek isteyen Fatih Sultan Mehmet’e bir fırsat vermişti[16].

Alâuddevle Bey’in Fatih Sultan Mehmet’in yardımı ile Dulkadirli tahtını ele geçirmesi, zaten bozuk olan Osmanlı-Memluklu münasebetlerini daha da gerginleştirdi. Belki de Fatih’in son seferi Mısır üzerine yapılmış olacaktı. Çünkü Fatih, 3 Mayıs 1481 tarihinde Gebze’de ansızın öldüğü vakit doğuya doğru sefere çıkmış bulunuyordu. Fatih’in vefatı üzerine Alâuddevle Bey, ustaca bir manevra ile Memluklu tehlikesini uzaklaştırmakta geç kalmadı. Mısır’a “kendisinin kardeşinden daha bağlı ve itaatkâr olduğunu” bildirerek Sultan Kayıtbay’ı sakinleştirmeyi başardı. Alâuddevle Bey’in itaatinden emin olan Memluklu Sultanı Kayıtbay, Şah Budak Bey’i Şam Kalesi’ne hapsettirdi. Bununla beraber Alâuddevle Bey, Memluklu sultanına karşı davranışının Osmanlılar tarafından yanlış anlaşılmaması için yeni Osmanlı padişahı II. Bâyezit’e karşı dostluk münasebetlerine girişmeyi de ihmal etmemiştir[17].

Dulkadiroğulları Devleti Üzerinde II. Bâyezit Devri (1481-1512) Osmanlı-Memluklu Rekabeti:

II. Bâyezit, kendisine muhalefet eden kardeşi Gıyaseddin Cem Çelebi’yi dostça karşılayarak, onu mücadeleye teşvik eden Memluklu Sultanı Kayıtbay’ın Çukurova’ya hâkim olan Üçoklar ile Maraş ve Elbistan’a sahip olan Bozokları daimi baskı altında tutması üzerine, Dulkadirli Alâuddevle Bozkurt Bey’i himayeye karar verdi. Esasen, Dulkadir Beyi, II. Bâyezit’i Memluklar aleyhine teşvik etmekte idi. Başlangıçta, Osmanlılar’dan himaye gören Alâuddevle Bozkurt Bey, Memlukların Halep ve Safed naiplerini Nisan 1484’de arka arkaya mağlup etmişti. Kayseri valisi Yakup Paşa kuvvetleri ile birleşerek, Elbistan sahrasında Osmanlı askerinin gayreti ile Halep naibini öldürüp Rumkale, Birecik ve Antep naipleri ile Halep Büyük Hâcibi başta olmak üzere birçok Memluklu beyini esir etmiştir[18].

II. Bâyezit devrinde Osmanlı Devleti, Mısır ve Suriye’nin hâkimi ve İslam dünyasının en saygın hükümdarı olan Memluklu sultanına karşı uzun ve yıpratıcı bir seferler dizisi (1485-1491) başlatmıştır. Memluklar, Güney Anadolu üzerinde egemenlik iddia ediyor, kendilerini yalnız Dulkadiroğulları Beyliği’nin değil, Karamanoğulları Devleti’nin de hamisi sayıyorlardı. Osmanlılar ile Memluklar arasında açık rekabet, 1468’de Osmanlıların Karaman’ı fethiyle başlamış, Osmanlılar etkilerini Dulkadir Beyliği’ne de yaymaya kalkınca çekişme yeniden alevlenmişti. Ayrıca, Fatih Sultan Mehmet, en büyük gazi sıfatıyla, İslam dünyasında öncelik iddia ediyor, dolayısıyla bu sınır beylikleri üzerinde üstün hakları olduğunu ileri sürmekteydi. Sultan Mehmet’in vefatıyla yarıda kalan son Anadolu seferinin de Memluklar üzerine olması mümkündü[19].

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir