Devamı var:Dulkadiroğulları Devleti Üzerinde Osmanlı-Memluklu Rekabeti

Osmanlı Devleti ile Memluklu Devleti arasındaki iyi münasebetlerin karşılıklı mücadeleye dönüşmesi Sultan II. Mehmet zamanında başlamıştır, diyebiliriz. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı Devleti’ni İslam Medeniyeti’nin en büyük siyasî kudreti yapmak istemiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Hicaz güzergâhındaki su yollarının tamiri meselesiyle, Dulkadiroğulları arasındaki beylik mücadelesinden ve bir teşrifat meselesinden dolayı Memluklu sultanıyla araları açıktı. Fatih Sultan Mehmet, Hicaz’dan dönen ulemadan birinden, hacıların yollarda susuzluktan çok sıkıntı çektiklerini duymuş ve 1459’da Memluklu Sultanı Seyfeddin İnal’a bir mektup göndererek su yollarını tamir ile imkan nispetinde yeni havuzlar yapmasına müsade istemiştir. Seyfeddin İnal’da bu müracaatı müdahale ve Mekke emîrini tahrik sayarak yapılan teklifi reddetmiş ve bu hadise iki taraf arasında gerginliğe ve soğukluğa neden olmuştu[2].

Bununla beraber öteden beri, Osmanlılar ile Memluklar arasında bir anlaşmazlık konusu olan Dulkadirli toprakları meselesi gün geçtikçe kritik bir hal aldı. Fatih’in Osmanlı topraklarına katmayı düşündüğü Dulkadirli toprakları üzerinde Mısır Memlukları hassasiyetle duruyorlardı. Oysa, Fatih Sultan Mehmet, damat olduğu Dulkadirli topraklarına Memlukların el uzatmasına tahammül edemiyor, her şeyden önce kayınbabasına ve kayınlarına ait olan bu toprakların eğer bir tarafa bağlanması icap ediyorsa, o tarafın Osmanlı tarafı olmasını istiyordu. Çünkü güneye doğru yönelmek gerekirse, Osmanlı kuvvetlerinin Mısır’a gidebilmesi için önce Dulkadiroğulları topraklarının Osmanlıların hâkimiyeti altına alınması gerekiyordu. Fatih Sultan Mehmet’in Dulkadir Beyliği ile yakından ilgilenmesi bir bakıma Mısır yolunun güvenlik altına alınması anlamına geliyordu. Çünkü iki devletin Dulkadirli ülkesi toprakları üzerindeki iddiaları, kendi devletleri bakımından Osmanlı ve Memlukları Dulkadiroğulları’nı himayeye ve nihayet onlara fiilen yardımda bulunmaya sevk etti. Her iki tarafın fiilen Dulkadıroğulları’na müdahalesi aralarının rekabetle açılmasına sebep olmuştur[3].

Aslında Memluklu-Dulkadirli mücadelesi de başlangıçtan itibaren hep var olagelmişti. Dulkadiroğulları Devleti’nin kurucusu Zeyneddin Karaca Bey, Beyliği’ni büyütmek ve genişletmek için Memluklara karşı giriştiği mücadele sonucu esir edilmiştir. 1353 yılında Karaca Bey, Memluklu askerlerine karşı mağlup olmuş, götürüldüğü Kahire’de Bâbu Züveyle’de işkence ile idam edilmişti. Bu kapı da Şehsuvar Bey de 1472’de idam edilecektir[4].

Dulkadir Devleti, Fatih devrinde Osmanlı, Akkoyunlu ve Memluklu devletlerinin nüfuzlarının çarpıştığı bir yer idi. Bilhassa Fatih’in kayınbabası olan Dulkadir Beyi Süleyman Bey vefat ettikten sonra oğulları arasındaki anlaşmazlık, komşu devletlerin Dukadiroğulları üzerindeki iştahlarını artırdı. Süleyman Bey’den sonra Dulkadir Beyi olan oğlu Melik Arslan Bey (1454-1465), Dulkadir topraklarını bir müddet Uzun Hasan’a karşı müdafaa etmiş, neticede bir kısım yerleri ve bu arada Harput’u ona bırakmak zorunda kalmıştı. Bundan dolayı şikayet etmek ve yardım almak üzere Mısır’a gitmiş olan Arslan Bey, yine o sıralarda Kahire’de bulunan kardeşi Şah Budak Bey tarafından öldürülmüştü[5].

Dulkadiroğulları Devleti Üzerinde Fatih Devri (1451-1481) Osmanlı- Memluklu Rekabeti:

Osmanlı Devleti ile Memluklu Devleti arasındaki asıl münaferetin ve mücadelenin sebebi Dulkadiroğulları üzerindeki hâkimiyet-rekabet meselesidir. Kuruluşundan itibaren Memluklara tâbi olan Dulkadirli hanedanı arasındaki beylik ve saltanat davasına, akrabalık sebebiyle Osmanlıların müdahaleleri yüzünden olmuştur. Vaktiyle Fatih’in dedesi Çelebi Mehmet, Dulkadiroğlu Süli Bey’in küçük kızı ile evlenmişti. Fatih Sultan Mehmet’te Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Mükrime Hanım’ı almıştı. 1465 senesinde Fatih Sultan Mehmet’in kayınbiraderi olan Melik Arslan Bey, Dulkadir Beyi idi. Melik Arslan’a karşı çıkan kardeşi Şah Budak, muhalefet bayrağını açarak Kahire’de bulunduğu sırada 1465’de kardeşi Melik Arslan’ı öldürtmüş ve Memluklu Sultanı tarafından Dulkadiroğlu beyliği kendisine verilmişti[6].

Şah Budak Bey, Maraş ve Elbistan’a geldiği zaman Dulkadirli Türkmen beyleri bunun emirliğini kabul etmeyerek Osmanlıların yanında bulunan diğer kardeşleri Şehsuvar Bey’i isteyerek bunun kendilerine Bey yapılmasını Fatih Sultan Mehmet’ten ricâ etmişlerdir[7]. Şehsuvar Bey, 1465’de Osmanlı Devleti himayesine iltica ederek, aynı yıl bir menşur ile Artukâbad, Bozok vesair yerler kendisine verilmiş, amcası Rüstem Bey yerine emir olması için Memluklu sultanına bir mektup yazılmıştı. Dulkadiroğulları işine müdahale eden Osmanlı hükümdarı bir menşurla Şehsuvar Bey’i Dulkadiroğulları Bey’i tayin ederek bir miktar kuvvetle Elbistan’a göndermiştir. Bu suretle Şehsuvar Bey Duldiroğulları Devleti başına geçmiş (1466) ve Şah Budak Bey Memluklu ülkesine kaçmıştır[8].

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir