Devamı var:

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Mardin Kalesi’nin ele geçirilmesi ile mesele nihayete ermemişti. Safevîler’in elinde kalan Hısn-ı Keyfa Kalesi de Bitlis hâkimi Şeref Bey, Sason hâkimi Mehmed Bey, Hizan hâkimi Davud Bey, Melik Halil Bey ve diğer Kürt ümerası ile birlikte İdris-i Bitlîsî’nin aracılığı ile sulhen teslim olmuştur. Burası tekrar Melik Halil Eyyubî’ye verilmiştir. Bundan sonra Savur, Urfa ve Çermik kaleleri de alınmıştır[55].

Güneydoğu Anadolu’nun Osmanlı Devleti’ne bağlanmasında en çok emeği geçen Bıyıklı Mehmed Paşa ile İdris-i Bitlîsî’ye Sultan Selim, hil’at, bahşiş ve kılıçlar hediye etmiştir. Ayrıca Kürt beyleri için yirmi beş yük akçe, beş yüz hil’at ve on yedi sancak ihsan buyurmuşlardır[56]. Yavuz Sultan Selim takip ettiği ince bir siyasetle, Mevlânâ İdris-i Bitlîsî’nin önderliğinde; Doğu ve Güneydoğu illerinde oturan “Kürt-baba” veya Baba-Kürtler’in aşiret reislerine iyi muamele etmiştir. Onları İranîlik ve Şiiliğe karşı kuvvetli bulundurmak için, soyca Türk olan bu aşiretlere ve beylere Kürt adını vererek, onlara geniş hak ve yetkiler vermiştir[57].

Sonuç:

Sultan Selim’in Diyarbakır ve Güneydoğu Anadolu siyaseti başarıya ulaşmış gözükmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki teshir harekâtı sonucu Diyarbakır ve havalisi itaat altına alınmıştır. Nusaybin ve Urfa dahil olduğu halde Irak-ı Arab’ın kuzey kısmı ve Musul, Osmanlı Devleti’ne dahil olmuştur. Güney’de ise Bağdat’a doğru ve Mısır Memlukları’nın hükümettiği yerlerden; Tarsus, Adana, Antakya, Halep Osmanlı Devleti’nin hedefi altına alınmıştır[58].

Nihayet 1516’da Mercidâbık’ta yapılan savaşta Mısır Sultanı Kansu Gavri öldürülerek, ordusu mağlup edilmiş ve Mısır Memlûkluları’nın elinde olan; Malatya, Divriği, Darende, Behisni, Gerger, Birecik, Kahta, Ayıntâb (Antep), Şam, Halep, Antakya, Hama, Humus gibi önemli şehirler ve kaleler Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır[59].

Mısır Seferi’nden sonra Şam’da kışlayan Sultan Selim, Halep’e geldiği sırada, 15 Şubat 1518’de Pazartesi günü Şah İsmail tarafından Saru-Şeyh adlı bir İran elçisi, barış anlaşması ricasıyla Sultan Selim’e kıymetli hediyeler getirmiştir. Bu elçi Mısır’ın fethinden dolayı Sultan Selim’e  Şah İsmail’den bir de tebriknâme getirmişti. Safevîler’in başkenti olan Tebriz, İran’da kalmak ve Türkiye lehine bir hudut tashihi yapılmak şartıyla barış istemiştir.

Sultan Selim ise, tamamen İran topraklarını zaptederek Safevî Devleti hâkimiyetine ve Şiilik Mezhebi’ne son vermek istediğinden barış teklifı sonuçsuz kalmıştır. Safevî elçisi Saru-Şeyh Yedi Kule zindanına gönderilip hapsedilmiştir[60]. 19 Mayıs 1518’de Vezir-ia’zâm Pîri Mehmed Paşa’yı Kuzey Irak üzerine gönderen Sultan Selim, kendisi de İran Şah’ının işini bitirmek niyetiyle Fırat nehri kıyılarına gelmiştir. Oraya vardığında Osmanlı Ordusu doğuya bir adım bile atmayı kesinlikle reddedince, yeniçerilerin bu olumsuz tavrı karşısında Sultan Selim, İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştır[61].1518 yılı itibari ile Diyarbakır Eyaleti; Amid, Mardin, Sincar, Berriyecik, Ruha (Urfa), Siverek, Çermik, Ergani, Harput, Arapkir, Kiğı ve Çemişgezek olmak üzere on iki sancaktan oluşmaktaydı.

_____________________________________________________

___

[1] Müneccimbaşı, Sahaifu’l-Ahbar, Terc. İ. Erünsal, C. II, s. 477; Solakzâde, A.g.e., s. 383; Tansel, A.g.e., s. 89; Göyünç, A.g.m., Kanunî Armağanı, s. 62.

[1] Göyünç, A.g.e., s. 34.

[1] Müneccimbaşı, Sahaifu’l-Ahbar, Terc. İ. Erünsal, C. II, s. 477; Tansel, A.g.e., s. 89.

[1] Mehmet Şerif Fırat, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, 5. Baskı, T.K.A.E. Yayınları, 1983, s. 97.

[1] Rasim, A.g.e., C. I, s. 194.

[1] Nişancı Mehmed, A.g.e., s.187-188.

[1] Danişmend, A.g.e., C. II, s. 47.

[1] Jean-Louis Becque Grammont, “Osmanlı İmparatorluğu Doruğu Olaylar (1512-1606)”, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Çev. Server Tanilli, 1. Baskı, Say Yayınları, İstanbul, 1992, s. 178.__________________________________________________

Sultan Selim, Anadolu’nun birliğini sağlamış, Osmanlı Devleti’nin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu sınırlarını aleyhte değişmeyecek şekilde genişletmiştir. Anadolu’daki Osmanlı topraklarını; Çoruh boyunda Yusufeli, Fırat nehri başında Erzurum, Aras başında Karayazı, Murat Suyu boyunda Hınıs ile Muş, Dicle nehri boyunda Pervâri, Zaho ve Musul’a varıncaya kadar genişletmiştir. Bu çizginin batısındaki; İspir, Tercan, Kiğı, Bingöl, Kulp, Bitlis, Hizan, Siirt, Cizre, Şırnak, Te’1-Afer ve Sincar bölgeleri Osmanlı ülkeleri hudutları içerisine alınmıştır[62].

Sultan Selim, Anadolu’nun birliğini sağlamada Akkoyunlu beylerinden de yararlanmış, bunlara Doğu Anadolu’da dirlikler vermiştir. Bu sayede, Kuzey Irak, Musul, Kerkük, Erbil  vilayetleri Türkiye’ye katılmıştır. Sultan Selim, Safevîler ve Memluklar’dan şimdi ki; Adana, Gaziantep, Hatay, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Muş, Bingöl, Bitlis, Tunceli, Erzincan vilayetlerini aldığı gibi Dulkadırlu Beyliği’ni de -Maraş ve Elbistan havalisi- doğrudan doğruya Türkiye’ye ilhak etmeyi başarmıştır[63].

Sultan Selim, Osmanlı ülkelerine kattığı Anadolu topraklarını, ilelebet Şii-İran tehlikesinden ve Fars kültüründen korumak istiyordu. İran’a ikinci bir büyük sefer yaparak Safevîler’i ortadan kaldırmayı düşünen Sultan Selim, “İbrişim yasağı” olarak bilinen İpek ticaretinde İran’a boykot kararı almıştır. İran’daki Safevî Devleti ile her türlü iktisadî ilişkileri yasaklamış, Antep konağından valilere tamim göndererek, yasağa uymayan tüccarların mallarının müsaderesini istemiştir. Ayrıca İran’a silah ve demir ihracı da yasak edilmiştir[64].

Fakat, Şah İsmail’de Şiilik davasından vazgeçmiyordu. Yaptığı barış teklifleri hep göstermelik olarak kaldımıştır. Şii Mezhebi propagandasını, Safevî Devleti’nin Anadolu’da nüfuzunun artması için çok sinsi bir şekilde sürdümeye çalışıyordu. Şah İsmail, kendisini Anadolu’ya karşı harekattan alıkoyan iki hususu şöyle belirtiyordu; Anadolu halkının çoğu atalarının müridleri idi, diğeri de gazâ ile tanınmış olan Osmanlı hanedânına eskiden beri duyduğu derin sevgi idi[65]. Bu sebeplerden dolayı Anadolu’yu tahrip ve işgal etmek istemiyordu.

Buna rağmen Şah İsmail’in asıl hedefi; İran, Horasan ve bütün Türkistan’ı ve Doğu Anadolu’daki Kızılbaş-Türkmenleri birleştirip, Caferî Mezhebi’ne, Şiilik ve eski Türk akidesine dayanan büyük bir hükümet kurmak, Araplar’ın Türklük üzerindeki manevî baskısını ve diğer dört mezhebi ortadan kaldırmaktı.

Sultan Selim ise; Ehl-i Sünnet ve bu mezhepler üzerinde kurulan “Din yolu”nda bütün Müslümanları birleştirip, onların başı ve Peygamber vekili olmak için uğraşıyordu. İslamiyeti fetih yolu ile Avrupa Kıtası’na yaymaya çalışıyordu ve bunun içinde Roma İmparatorluğu ile Abbasi Devleti’nin hükmettiği bütün ülkeleri idaresi altına almak, Dünya’nın bu yarısında; Pâdişah, Sultan ya da Halife olmak istiyordu. Bunu yapmak içinde kendine göre, ilk önce İslam Dini’ne aykırı giden Alevilik ve Şiiliği kaldırmak gerektiğine inanıyordu[66].

Türk-İslam Dünyası için Şii-Safevî Devleti’ni bir tehlike olarak gören ve bu tehlikeyi Çaldıran’da durduran Sultan Selim, Safevî Devleti’ni tamamen ortadan kaldırmak düşüncesi ile yeni bir İran seferi için hazırlıklara başlamıştı[67]. Bu arada zaferden zafere koşan Şii-Safevî hükümdarı Şah İsmail, Çaldıran mağlubiyetinden sonra, derin bir manevî çöküntü ile artık günlerini Erdebil ve Tebriz’de yakın dostlarıyla içki içerek geçirmeye başlamıştı. Diğer taraftan Sultan Selim’in İran üzerine yeni bir seferini önlemek gayesiyle devamlı barış için elçiler göndermiş, hem de kumandanları Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da Osmanlı kuvvetlerine karşı devamlı mukavemette bulunmuştur[68].

_______________________________________________________

[1] Kırzıoğlu, A.g.e., s. 121.

[1] Uzunçarşılı, A.g.e., C. II, s. 448; N. Ahmet Asrar, Kanuni Sultan Süleyman ve İslam Alemi, 2. Baskı, Hilal Yayınları, İstanbul, ?, s. 42.

[1] Danişmend, A.g.e., C. II, s. 48; Saray, A.g.e., s. 23; Sümer, A.g.e., s. 40.

[1] Sümer, A.g.e., s. 37-38.

[1] Fırat, A.g.e., s. 100.

[1] Sümer, A.g.e., s. 37; Saray, A.g.e., s. 23.

[1] Sümer, A.g.e., s. 38; Saray, A.g.e., aynı yer.

_______________________________________________________

Sonuç olarak; Şiilik anlayışı bugünkü gibi, yalnız İran’ın içinde kalmaya mahkum olmuştur. Anadolu coğrafyası Safevî-Kızılbaş tehlikesinden kurtarılmış, Safevîler’in gücü iyice zayıflamıştır[69]. Öte yandan Sultan Selim, İran için ikinci sefere hazırlanırken, Bozok eşkıyasından Celâl adlı bir Türkmen’in, Tokat civarında bir mağarada barınırken Mehdîlik iddiası ile yanına yirmi bin kişi toplayarak isyan ettiği haberi gelmiştir. Bunun üzerine Sultan Selim, derhal Ferhat Paşa ile Şehsuvaroğlu Ali Bey’i isyanı bastırmak için görevlendirmiştir. Tehlike büyümeden Şehsuvaroğlu Ali Bey, askeriyle gelerek henüz Ferhat Paşa’da yetişmeden eşkıya Celâl ve yandaşlarına ağır bir darbe vurmuş ve birçoğu kılıçtan geçirilmiştir[70]. Böylece Sultan Selim zamanında, Osmanlı Devleti bütün Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da hâkimiyeti, birlik ve beraberliği, huzur ve barışı kalıcı olarak sağlamıştır.

Ahmed RASİM; Resimli Haritalı Osmanlı Tarihi, I-IV, 1. Baskı, Şems Matbaası, İstanbul, 1326-1328 h.

Altundağ, Şinasi; “Selim I”, İslam Ansiklopedisi, X, M.E. Basımevi, İstanbul, 1966, (ss. 423-434).

Asrar, N. Ahmet; Kanuni Sultan Süleyman ve İslam Alemi, 2. Baskı, Hilal Yayınları, İstanbul, ?.

Babınger, Franz; Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri, Çev. Coşkun Üçok, 3. Baskı, K.B. Yayınları, Ankara, 1992.

Celâlzâde, Koca Nişancı Mustafa Çelebi; Selim-nâme, (Meâsir-i Selim Hânî), Haz. Ahmet Uğur-Mustafa Çuhadar, 1. Baskı, K. B. Yayınları, Ankara, 1990.

Danişmend, İsmail Hami; İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, I-IV, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1946-1948.

Feridûn, Ahmed Bey; Münşeatu’s-Selâtin, I-II, 2. Baskı, İstanbul, 1274-1275 h.

Fırat, Mehmet Şerif; Doğu İlleri ve Varto Tarihi, 5. Baskı, T.K.A.E. Yayınları, 1983.

Göyünç, Nejat; “Kanunî Devri Başlarında Güneydoğu Anadolu”, Kanunî Armağanı, T.T.K. Basımevi, Ankara, 1975, (ss. 61-74).

___________; XVI. Yüzyılda Mardin Sancağı, T.T.K. Basımevi, Ankara, 1991.

Grammont, Jean-Louis Becque; “Osmanlı İmparatorluğu Doruğu Olaylar (1512-1606)”, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Çev. Server Tanilli, 1. Baskı, Say Yayınları, İstanbul, 1992, (ss. 171-194).

Haydar Çelebi; Haydar Çelebi Rûznâmesi, Haz. Yavuz Senemoğlu, Tercüman, 1001 Temel Eser, İstanbul, ?.

Hezarfen, Hüseyin b. Cafer; Tenkihu’t Tevârih-i Mulûk, Türkçe Yazma, Esad Efendi Kitaplığı, Nr. 2239, Süleymaniye Ktb., İstanbul, 1083 h.

Hoca Saadeddin Efendi; Tâcü’t-Tevârih, I-II, İstanbul, 1279-1280 h.

_____________; Tâcü’t-Tevârih, Haz. İsmet Parmaksızoğlu, I-IV, 3. Baskı, K.B. Yayınları, Ankara, 1992.

Karaçelebi-zâde, Abdu’l-Aziz; Târih-i Ravzatu’l-Ebrâr, Bulak Matbaası, Kahire, Hüsrev Paşa Kitaplığı, Nr. 397, Süleymaniye Ktb., İstanbul, 1238 h.

Kırzıoğlu, M. Fahrettin; Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi (1451-1590), T.T.K. Basımevi, Ankara, 1993.

Konukçu, Enver; Selçuklulardan Cumhuriyete Erzurum, Y.Ö.K. Matbaası, Ankara, 1992.

Miroğlu, İsmet; “Yavuz  Selim Devri”, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, X, Çağ Yayınları, İstanbul, 1989,  (ss.281-312).

Mustafa Nuri Paşa; Netayicu’l-Vukûat, I-II, İstanbul, 1327 h.

Müneccimbaşı, Ahmed b. Lütfullah; Sahâifu’l-Ahbâr fi Vekây-i ül-Âsâr, I-III, Terc. Nedim Ahmed, Hacı Mahmud Kitaplığı, Nr. 4741, Süleymaniye Ktb., İstanbul, 1285 h.

_______________; Sahâifu’l-Ahbâr, I-III, Terc. İsmail Erünsal, Tercüman, 1001 Temel Eser, İstanbul, ?.

Nişancı, Mehmed; Târih-i Nişancı Mehmed, İzmirli İsmail Hakkı Kitaplığı, Nr. 2375, Süleymaniye Ktb., İstanbul, 1290 h.

Saray, Mehmet; Türk-İran Münasebetlerinde Şiiliğin Rolü, T.K.A.E. Yayınları, Ankara, 1990.

Solakzâde, Mehmed Hemdemî; Solakzâde Tarihi, Mahmud Bey Matbâsı, İstanbul, 1279 h.

Süheylî, Ahmed b. Hemdem; Tarih-î Şâhî, (Tarih-i Süheylî), Müellif Hattı, Türkçe Yazma, Fatih Kitaplığı, Nr. 4356, Süleymaniye Ktb., İstanbul, ?.

Sümer, Faruk; Safevî Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, T.T.K. Basımevi, Ankara, 1992.

Tansel, Selahattin; Yavuz Sultan Selim, 1. Baskı, M.E. Basımevi, Ankara, 1969.

Tekindağ, M. Şehabettin; “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, Tarih Dergisi,  S. 22, XVII, İstanbul, 1968, (ss. 49-78).

____________; Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi (1451-1574), Basılmamış Ders Notları, İstanbul, 1977.

Uğur, Ahmet; Yavuz Sultan Selim, 1. Baskı, E.Ü. Yayınları, Kayseri, 1989.

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı; Osmanlı Tarihi, I-VIII, 5.Baskı, T.T.K. Basımevi, Ankara, 1988.

Yinanç, Refet; “Dulkadıroğulları”, İ.A., IX, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, 1994, (ss. 553-557).

*Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölüm Başkanı, Yeniçağ ve Yakınçağ Tarihi Öğretim Üyesi.

[1] Nejat Göyünç, XVI. Yüzyılda Mardin Sancağı, T.T.K. Basımevi, Ankara, 1991, s. 15.

[2] Haydar Çelebi, Haydar Çelebi Rûznâmesi, Haz. Yavuz Senemoğlu, Tercüman, 1001 Temel Eser, İstanbul, ?, s. 43-59; Ahmed Rasim, Resimli Haritalı Osmanlı Tarihi, 1. Baskı, Şems Matbaası, İstanbul, 1326 h., C. I, s. 190; Selahattin Tansel, Yavuz Sultan Selim, 1. Baskı, M.E. Basımevi, Ankara,  1969, s. 66.

[3] Feridûn Ahmed Bey, Münşeatu’s-Selâtin, 2. Baskı, İstanbul, 1274 h., C. I, s. 390; Haydar Çelebi, A.g.e., s. 49.

[4] Feridûn Bey,  A.g.e., C. I, s. 386 vd.; Haydar Çelebi, A.g.e., s. 50-52; Ayrıca bakınız; Feridûn Bey, A.g.e., C. I, s. 390; Selim tarafından Tebriz A’yanı’na Çaldıran Fetihnâmesi; C. I, s. 391; Selim tarafından Şark reayasına buyurulmak üzere gönderilen nâme ve Sultan Selim tarafından Ahmed Paşa Tebriz zaptına memur oldukda irsâl buyurulan Nâme-i  Hûmâyun, bulunmaktadır.

[5] İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1948, C. II, s. 14.

[6] Abdu’l-Aziz Karaçelebi-zâde, Târih-i Ravzatu’l-Ebrâr, Bulak Matbaası, Kahire, Hüsrev Paşa Kitaplığı, Nr. 397, Süleymaniye Ktb., İstanbul, 1238 h., s. 402; Hoca Saadeddin Efendi, Tâcü’t-Tevârih, İstanbul, 1280 h., C. II, s. 279; Ahmed b. Lütfullah Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr fi Vekây-i ül-Âsâr, Terc. Nedim Ahmed, Hacı Mahmud Kitaplığı, Nr. 4741, Süleymaniye Ktb., İstanbul, 1285 h., C. III, s. 455; M. Şehabettin Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, Tarih Dergisi,  S. 22, C. XVII, İstanbul, 1968, s. 71; Tansel, A.g.e., s. 67.

[7] Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 402; Müneccimbaşı, A.g.e., C. III, s. 455; Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 280; Celâlzâde Koca Nişancı Mustafa Çelebi, Selim-nâme, (Meâsir-i Selim Hânî), Haz. Ahmet Uğur-Mustafa Çuhadar, 1. Baskı, K. B. Yayınları, Ankara, 1990, s. 382; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 71-72; Mehmet Saray, Türk-İran Münasebetlerinde Şiiliğin Rolü, T.K.A.E. Yayınları, Ankara, 1990, s. 22.

[8] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. İsmail Erünsal, Tercüman, 1001 Temel Eser, İstanbul, ?, C. II, s. 467; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 15; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 72; Ahmet Uğur, Yavuz Sultan Selim, 1. Baskı, E.Ü. Yayınları, Kayseri, 1989, s. 80-81.

[9] Haydar Çelebi, A.g.e., s. 80; Şinasi Altundağ, “Selim I”, İslam Ansiklopedisi, M.E. Basımevi, İstanbul, 1966, C. X, s. 427; M. Şehabettin Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi (1451-1574), Ders Notları, İstanbul, 1977, s. 126; Tansel, A.g.e., s. 69; Uğur, Yavuz Sultan Selim, s. 79-80.

[10] Hezarfen Hüseyin b. Cafer, Tenkihu’t Tevârih-i Mulûk, Türkçe Yazma, Esad Efendi Kitaplığı, Nr. 2239, Süleymaniye Ktb., İstanbul, 1083 h., v. 139 b; Celâlzâde, Selim-nâme, Haz. A. Uğur-M. Çuhadar, s. 383; Uğur, Yavuz Sultan Selim, s. 79.

[11] Mustafa Nuri Paşa, Netayicu’l-Vukûat, İstanbul, 1327 h., C. I, s. 74; Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 281-282; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 455; Nişancı Mehmed, Târih-i Nişancı Mehmed, İzmirli İsmail Hakkı Kitaplığı, Nr. 2375, Süleymaniye Ktb., İstanbul, 1290 h., s. 185; Karaçalebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 402; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 73; Tansel, A.g.e., s. 69.

[12] Karaçalebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 402; Hoca Saadeddin, A.g.e, C. II, s. 281-282; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 15; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, 5.Baskı, T.T.K. Basımevi, Ankara, 1988, C. II, s. 269; Tansel, A.g.e., s. 70; Faruk Sümer, Safevî Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, T.T.K. Basımevi, Ankara, 1992, s. 37; Saray, A.g.e., s. 22.

[13] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 283.

[14] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 283-284; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 15; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 126.

[15] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 73.

[16] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 15; Uzunçarşılı, A.g.e., C. II, s. 270; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 73-74; Altundağ, “Selim I”, İ.A., C. X, s. 427.

[17] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 284.

[18] Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 402; Rasim, A.g.e., C. I, s. 191; Enver Konukçu, Selçuklulardan Cumhuriyete Erzurum, Y.Ö.K. Matbaası, Ankara, 1992, s. 143.

[19] M. Fahrettin Kırzıoğlu, Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi (1451-1590), T.T.K. Basımevi, Ankara, 1993, s. 108.

[20] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 284; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; Solakzâde Mehmed Hemdemî, Solakzâde Tarihi, Mahmud Bey Matbaası, İstanbul, 1279 h., s. 374.

[21] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 284-285; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456; Solakzâde, A.g.e., s. 374; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; Altundağ, “Selim I”, İ.A., C. X, s. 427; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 127.

[22] Kırzıoğlu, A.g.e., s. 111.

[23] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 285; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456;  Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; Celâlzâde, Selim-nâme, Haz. A. Uğur-M. Çuhadar, s. 384; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 74; Tansel, A.g.e., s. 72.

[24] Süheylî Ahmed b. Hemdem, Tarih-î Şâhî, (Tarih-i Süheylî), Müellif Hattı, Türkçe Yazma, Fatih Kitaplığı, Nr. 4356, Süleymaniye Ktb., İstanbul, ?, v. 454 b; Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 286; Solakzâde, A.g.e., s. 373 vd.

[25] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 287; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Süheylî, A.g.e., v. 454 b; Solakzâde, A.g.e., s. 374; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 17; Celâlzâde, Selim-nâme, Haz. A. Uğur-M. Çuhadar, s. 386; Tansel, A.g.e., s. 72.

[26] Feridun Bey, A.g.e., C. I, s. 413-414; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Tansel, A.g.e., s. 72; Celâlzâde, Selim-nâme, Haz. A. Uğur-M. Çuhadar, s. 387.

[27] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Solakzâde, A.g.e., s. 374; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; Süheylî, A.g.e., v. 454 b; Tansel, A.g.e., s. 72; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 17.

[28] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 75.

[29] Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 127; Altundağ, “Selim I”, İ.A., C. X, s. 427; Uğur, Yavuz Sultan Selim, s. 84.

[30] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 470; Tansel, A.g.e., s. 75; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 129; Uzunçarşılı, A.g.e., C. II, s. 271.

[31] Süheylî, A.g.e., v. 445 a; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Solakzâde, A.g.e., s. 374; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; “…Ve Arabkir ve Çemişgezek halkı dahi sabit kadem makama teslim oldular”; Celâlzâde, Selim-nâme, Haz. A. Uğur-M. Çuhadar, s. 390-392; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 18; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 129.

[32] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 470; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi, s. 129; İsmet Miroğlu, “Yavuz  Selim Devri”, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Çağ Yayınları, İstanbul, 1989, C. X, s. 302; “Selim Rumeli Beylerbeyisi Hadım Sinan Paşa’yı kırk bin kişi ile Alauddevle Bozkurt Bey üzerine gönderdi” demektedir.

[33] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 471; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi, s. 130; Kırzıoğlu, A.g.e., s. 112; Refet Yinanç, “Dulkadıroğulları”, İ.A., Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, 1994, C. IX, s. 556.

[34] Rasim, A.g.e., C. I, s. 192; Tekindağ, Fatih’den III. Muradt’a Kadar Osmanlı Tarihi , s.130; Uğur, Yavuz Sultan Selim, s. 90.

[35] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 471.

[36] Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 404; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 472; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 20.

[37] Süheylî, A.g.e., v. 458 b; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 128; Miroğlu, “Yavuz  Selim Devri”, D.G.B.İ.T., C. X, s. 301.

[38] Süheylî, A.g.e., v. 455 b; Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 299; Solakzâde, A.g.e., s. 378.

[39] Danişmend, A.g.e., C. II, s. 22.

[40] Tansel, A.g.e., s. 76-77.

[41] Nişancı Mehmed, A.g.e., s. 186; Uzunçarşılı, A.g.e., C. II, s. 274; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 458.

[42] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 300; Süheylî, A.g.e., v. 455 b; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 459; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 405; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 22.

[43] Göyünç, A.g.e., s. 16-17.

[44] Süheylî, A.g.e., v. 455 b; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 459; Solakzâde, A.g.e., s. 378; Nejat Göyünç, “Kanunî Devri Başlarında Güneydoğu Anadolu”, Kanunî Armağanı, T.T.K. Basımevi, Ankara, 1975, s. 62; Franz Babinger, Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri, Çev. Coşkun Üçok, 3. Baskı, K.B. Yayınları, Ankara, 1992, s. 52; İdris-i Bitlîsî, Heşt-i Behişt, adıyla Farsça büyük bir Osmanlı Tarihi yazmıştır.

[45] Solakzâde,  A.g.e., s. 379; Süheylî, A.g.e., v. 456 a; Kırzıoğlu, A.g.e., s. 115; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 22; Göyünç, A.g.e., s. 18.

[46] Süheylî, A.g.e., v. 456 a; Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 302; Solakzâde, A.g.e., s. 378; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 459; Nişancı Mehmed, A.g.e., s. 186; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 405.

[47] Uzunçarşılı, A.g.e., C. II, s. 274.

[48] Kırzıoğlu, A.g.e., s. 115.

[49] Tansel, A.g.e., s. 78.

[50] Süheylî, A.g.e., v. 457 b;  Solakzâde, A.g.e., s. 381-382; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 459; Uzunçarşılı, A.g.e., C. II, s. 274.

[51] Süheylî, A.g.e., v. 458 a; Solakzâde, A.g.e., s. 382; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 459.

[52] Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 405; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 23.

[53] Rasim, A.g.e., C. I, s. 193; Sümer, A.g.e., s. 40.

[54] Müneccimbaşı, Sahaifu’l-Ahbar, Terc. İ. Erünsal, C. II, s. 477; Solakzâde, A.g.e., s. 383; Tansel, A.g.e., s. 89; Göyünç, A.g.m., Kanunî Armağanı, s. 62.

[55] Göyünç, A.g.e., s. 34.

[56] Müneccimbaşı, Sahaifu’l-Ahbar, Terc. İ. Erünsal, C. II, s. 477; Tansel, A.g.e., s. 89.

[57] Mehmet Şerif Fırat, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, 5. Baskı, T.K.A.E. Yayınları, 1983, s. 97.

[58] Rasim, A.g.e., C. I, s. 194.

[59] Nişancı Mehmed, A.g.e., s.187-188.

[60] Danişmend, A.g.e., C. II, s. 47.

[61] Jean-Louis Becque Grammont, “Osmanlı İmparatorluğu Doruğu Olaylar (1512-1606)”, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Çev. Server Tanilli, 1. Baskı, Say Yayınları, İstanbul, 1992, s. 178.

[62] Kırzıoğlu, A.g.e., s. 121.

[63] Uzunçarşılı, A.g.e., C. II, s. 448; N. Ahmet Asrar, Kanuni Sultan Süleyman ve İslam Alemi, 2. Baskı, Hilal Yayınları, İstanbul, ?, s. 42.

[64] Danişmend, A.g.e., C. II, s. 48; Saray, A.g.e., s. 23; Sümer, A.g.e., s. 40.

[65] Sümer, A.g.e., s. 37-38.

[66] Fırat, A.g.e., s. 100.

[67] Sümer, A.g.e., s. 37; Saray, A.g.e., s. 23.

[68] Sümer, A.g.e., s. 38; Saray, A.g.e., aynı yer.

[69] Danişmend, A.g.e., C. II, s. 57; Asrar, A.g.e., s. 42.

[70] Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 413; Rasim, A.g.e., C. I, s. 206.

*Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölüm Başkanı, Yeniçağ ve Yakınçağ Tarihi Öğretim Üyesi.

[1] Nejat Göyünç, XVI. Yüzyılda Mardin Sancağı, T.T.K. Basımevi, Ankara, 1991, s. 15.

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.
Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir