Devamı var:

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

[1] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 283-284; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 15; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 126.

[1] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 73.

[1] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 15; Uzunçarşılı, A.g.e., C. II, s. 270; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 73-74; Altundağ, “Selim I”, İ.A., C. X, s. 427.

[1] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 284.

[1] Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 402; Rasim, A.g.e., C. I, s. 191; Enver Konukçu, Selçuklulardan Cumhuriyete Erzurum, Y.Ö.K. Matbaası, Ankara, 1992, s. 143.

[1] M. Fahrettin Kırzıoğlu, Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi (1451-1590), T.T.K. Basımevi, Ankara, 1993, s. 108.

[1] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 284; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; Solakzâde Mehmed Hemdemî, Solakzâde Tarihi, Mahmud Bey Matbaası, İstanbul, 1279 h., s. 374.

_____________________________________________________________

Yeni vezir olan Pîri Paşa, zahire sıkıntısını gidermek için, Bayburt taraflarına gönderilip, Ramazan’ın birinci günü 20 Ekim 1514’de Çin-ağılı mevkiine konulmuştur. Orduy-ı Humâyûn Erzurum’da iken Bayburt’un fetih haberi gelmiştir. Otağ-ı Humâyûn Bayburt’a geldiğinde kaleler fetheden güçlü beyler Padişah’a Bayburt Kalesi’nin anahtarlarını sundular[20]. Bayburt Kalesi ile beraber Kiğı Kalesi’nin de anahtarları getirilmiştir. 24 Ekim’de Bayburt tevabiinden Danişmend-kenti civarına konulup Başmirahur Bıyıklı Mehmed Bey’e, Bayburt’un fethinde gösterdiği yiğitlikten dolayı; Trabzon, Bayburt, Şebinkarahisar, Erzincan ve Canik sancakları, Erzincan valiliğine bağlı olarak verilmiş ve Mehmed Bey buralara “Serdar” olmuştur. Azledilen Hersek-zâde’nin yerine, Rumeli Beylerbeyisi olan Hadım Sinan Paşa Vezir-iazâm tayin edilmiştir[21].      Böylece 1514’teki Çaldıran Seferi sonunda, Osmanlı Ordusu’nun, Nahçıvan ile Revan çevresini vurduğunu görüyoruz. Ayrıca, Şuregel-Kars, Pasinler, Erzurum çevresindeki Sevindik Han’ın Türkmen Beyliği topraklarına dokunmadıları, Gürci Atabekleri’nden İspir’i aldıkları, Safevîler’den Doğubayezit, Erzincan, Bayburt, Tercan, Kiğı kalelerini ve mülhakatını ele geçirdikleri görülmektedir[22].

Sultan Selim, Niksar’da Ramazan Bayramı’nı idrak edip, 6 Şevval 920/24 Kasım 1514’de Amasya şehrine kışı geçirmek, ertesi bahar harekâta buradan devam etmek maksadıyla, ordunun top ve cephanesini Şarki Karahisar’da (Şebinkarahisar) bırakmış, askerin de Ankara’da kışlamasını emretmiştir. Kapıkulu askeriyle kışın bastırması üzerine kış hazırlığı yapılıp, Amasya’da kalınırken, Ayas Ağa Tebriz’den gelenler ve yeniçeriler ile İstanbul’a gönderilmiştir[23].

Amasya’da Çaldıran seferinde kahramanlığı ve büyük hizmetleri görülen Şehsuvaroğlu Ali Bey’e Pâdişah Selim, Dulkadırlu Vilayeti’ni uygun görüp, şimdilik durumun darlığı sebebiyle Kayseri Sancakbeyliği verilmiştir. Dulkadırlu ve Bozok yöresinin fethi göreviyle çok kıymetli bahşişlerle sancağına gönderilip, Bozok Sancakbeyi Dulkadıroğlu Süleyman’ı da mağlup edince, Bozok’ta Şehsuvaroğlu Ali Bey’e verilmiştir[24]. Bu arada Şah İsmail, Osmanlı Padişahı’nın Amasya’da kışlamakta olduğunu, İlkbahar da tekrar İran üzerine yürüyeceğini haber almıştır. Amasya’da kışlayan Sultan Selim’e ikinci defa İran üzerine yürümesini önlemek, özür dileyip geçmiş kusurlarının bağışlanmasını dilemek ve gözdesi Taclı Hatun’u geri almak düşüncesiyle; Tebriz ulemâsından Seyyid Abdu’1-Vehhab’ın başkanlığında, Kadı İshak, Mevlana Şükrullah Mugâni ve Şeyh Haydar’ın halifelerinden Hamza’dan oluşan bir elçilik heyetini göndermiştir[25].

Şah İsmail gelen heyetle yolladığı mektupta kısaca; yapılan savaştan pişman olduğunu, sulh istediğini ve Çaldıran’da alınan Taclı Hatun’un geri verilmesini istemekteydi[26]. Sultan Selim bu taleplerin hiç birini kabul etmeyerek, dört elçiden Kadı İshak ile Seyyid Abdu’1-Vehhab’ı Amasya’dan İstanbul’a gönderip Rumeli-Hisarı’nda ve Hamza Halife ile Molla Şükrullah’ı da Dimetoka zindanında hapse attırmıştır[27].

Bu arada Kürt Hacı Rüstem’in oğlu Pir Hüseyin Bey, Şah İsmail’den Osmanlı tarafına ilticâ etmiş ve babasının hükmettiği yerler kendisine verilmiştir[28]. Amasya’da iken Sultan Selim, Dukaginoğlu Ahmed Paşa’yı yeniden vezirliğe getirmişti. Yeniçeriler İlkbahar’da tekrar sefer olacağını duymuşlar, hâlâ zahire ve yiyecek sıkıntıları bitmemişti ki, Amasya’da isyan ederek Sultan Selim’in hocası Halimi Çelebi’nin ve vezir Pîri Paşa’nın çadırlarını yağmaladılar. Bunun üzerine olayı tahkik ettiren Sultan Selim, Dukağinoğlu Ahmed’i suçlu bularak azledip bizzat hançerleyip başını kestirmiştir (1 Mart 1515)[29].

____________________________________________________________

[1] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 284-285; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456; Solakzâde, A.g.e., s. 374; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; Altundağ, “Selim I”, İ.A., C. X, s. 427; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 127.

[1] Kırzıoğlu, A.g.e., s. 111.

[1] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 285; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 456;  Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; Celâlzâde, Selim-nâme, Haz. A. Uğur-M. Çuhadar, s. 384; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 74; Tansel, A.g.e., s. 72.

[1] Süheylî Ahmed b. Hemdem, Tarih-î Şâhî, (Tarih-i Süheylî), Müellif Hattı, Türkçe Yazma, Fatih Kitaplığı, Nr. 4356, Süleymaniye Ktb., İstanbul, ?, v. 454 b; Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 286; Solakzâde, A.g.e., s. 373 vd.

[1] Hoca Saadeddin, A.g.e., C. II, s. 287; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Süheylî, A.g.e., v. 454 b; Solakzâde, A.g.e., s. 374; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 17; Celâlzâde, Selim-nâme, Haz. A. Uğur-M. Çuhadar, s. 386; Tansel, A.g.e., s. 72.

[1] Feridun Bey, A.g.e., C. I, s. 413-414; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Tansel, A.g.e., s. 72; Celâlzâde, Selim-nâme, Haz. A. Uğur-M. Çuhadar, s. 387.

[1] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Solakzâde, A.g.e., s. 374; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; Süheylî, A.g.e., v. 454 b; Tansel, A.g.e., s. 72; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 17.

[1] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Tekindağ, “Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi”, T.D., S. 22, C. XVII, s. 75.

[1] Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 127; Altundağ, “Selim I”, İ.A., C. X, s. 427; Uğur, Yavuz Sultan Selim, s. 84.

____________________________________________________________

Kemah Kalesi ve Dulkadırlu Beyliği’nin Osmanlı Ülkesi’ne Katılması:

Sultan Selim’in en çok üzerinde durduğu husus, İran üzerine yeniden yürümekti. Kemah Kalesi’ne sığınmış olan Türkmen-Kızılbaşlar, Osmanlı topraklarına durmadan tecavüz ettikleri için, kışı Amasya’da geçirmekte olan Padişah’a; “Kemah Kalesi Kızılbaşlar’ın elinde bulundukça Bayburt, Erzincan gibi şehir ve çevre kasabaların güvenliğini sağlamak mümkün olamaz”, dediler. Bunun üzerine zaten Doğu Anadolu’da hâkimiyet kurmayı lüzumlu sayan Padişah, Kemah Kalesi’nin kuşatılmasını Bıyıklı Mehmed Paşa’ya emretmiştir[30].

Sultan Selim, 19 Nisan 1515’de Amasya’dan Kemah’a doğru hareket etmiş; Karlıgöl, Karaçayır, Sivas, Merzifon, Elmalı üzerinden Kemah Kalesi’ne gelmiştir. Gayet müstahkem olan Kemah Kalesi, Varsaklu Mehmed Bey, tarafından savunulmaktaydı. 19 Mayıs 1515’de Padişah’ın da iştirakıyla umumî bir hücumla ikindi vakti Kale teslim alınmıştır. Şii-Türkmen müdafîler kılıçtan geçirilip, kadınları ve çocukları esir alınıp, muhafızlığına Karaçinoğlu Ahmed Bey tayin edilmiştir[31]. Kemah Kalesi’nin alınması Erzincan, Bayburt ve Doğu Anadolu’nun hakimiyet altına alınması açısından hakikaten önemli bir hâdisedir.

Sultan Selim, Anadolu’nun birlik ve bütünlüğünü sağlamak amacıyla, Kemah Kalesi’nin fethinden sonra Sivas’a dönmüştür. Vezir-ia’zâm Hadım Sinan Paşa’yı on beş bin askerle Şehsuvaroğlu Ali Bey kılavuzluğunda, Dulkadırlu Alauddevle Bozkurt Bey üzerine göndermiştir. Alauddevle Bey, Osmanlılara muhalif hareket etmekteydi. Sultan Selim İran’a giderken, Çaldıran savaşına iştirak etmemiş, zahire vs. yardımında bulunmamıştı. Hatta, Kemah’ın fethi sırasında bir Osmanlı kervanını vurmuş, belki daha önemlisi, Memlûklu hükümdarı Kansu Gavri’ye müracaat ile yardım ve himayesini talep etmiştir[32].

Alauddevle Bey, tehlikenin gelip çattığını görünce haremini, hazinelerini vs. Turna Dağı (Nurhak) tepesine çıkararak, Dulkadırlu arazisine hâkim boğazları tutmuştur. Sultan Selim, Elbistan önlerinde İncesu kenarına karargâhını kurmuş, bu arada Sinan Paşa, Göksun ovasını geçerek, yirmi bin kişilik Dulkadırlu Türkmen ordusuyla karşılaşmıştır. Şehsuvaroğlu Ali Bey’in Alauddevle Bey’in askerlerine; “Merhum babamın ekmeğini yiyenler, sancağımın altına gelsinler” çağrısı etkili olup, Alauddevle Bey’in askerleri arasında dağılma meydana getirmiştir.

12 Haziran 1515’de Göksun yakınlarında Turna Dağı eteklerinde yapılan savaşta doksan yaşındaki Alauddevle Bey, dört oğlu ile beraber giriştiği mücadele de öldürülmüştür[33]. Alauddevle Bey’in kesik başı bir fetihnâme ile Mısır Sultanı Kansu Gavri’ye gönderilmiştir. Dulkadırlu memleketi Maraş ve Elbistan başta olmak üzere bir ”sancak” itibar edilerek Şehsuvaroğlu Ali Beye verilmiştir. Böylece Keşfî’nin “Türkistan Diyârı” dediği Türkmenler’in yurdu ve askerleri Sultan Selim’in emrine girmişti. Sultan Selim adına burada kendi adına hutbe okutup, para bastırmıştır[34].

________________________________________________________

[1] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 470; Tansel, A.g.e., s. 75; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 129; Uzunçarşılı, A.g.e., C. II, s. 271.

[1] Süheylî, A.g.e., v. 445 a; Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 457; Solakzâde, A.g.e., s. 374; Karaçelebi-zâde, Ravzatu’l-Ebrâr, s. 403; “…Ve Arabkir ve Çemişgezek halkı dahi sabit kadem makama teslim oldular”; Celâlzâde, Selim-nâme, Haz. A. Uğur-M. Çuhadar, s. 390-392; Danişmend, A.g.e., C. II, s. 18; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi , s. 129.

[1] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 470; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi, s. 129; İsmet Miroğlu, “Yavuz  Selim Devri”, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Çağ Yayınları, İstanbul, 1989, C. X, s. 302; “Selim Rumeli Beylerbeyisi Hadım Sinan Paşa’yı kırk bin kişi ile Alauddevle Bozkurt Bey üzerine gönderdi” demektedir.

[1] Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr, Terc. N. Ahmed, C. III, s. 471; Tekindağ, Fatih’den III. Murad’a Kadar Osmanlı Tarihi, s. 130; Kırzıoğlu, A.g.e., s. 112; Refet Yinanç, “Dulkadıroğulları”, İ.A., Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, 1994, C. IX, s. 556.

[1] Rasim, A.g.e., C. I, s. 192; Tekindağ, Fatih’den III. Muradt’a Kadar Osmanlı Tarihi , s.130; Uğur, Yavuz Sultan Selim, s. 90.

______________________________________________________

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.
Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir