Dar-ul Harptir Diyenler


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 12 Ocak 2019 Kerim Usta

Dar-ul Harptir Diyenler

Cuma namazı Peygamberimiz (sav) zamanında ve dört cihar-ı yari devrinde bir şehirde bir yerde ve bir camide kılınmıştır. Kıldıran o şehrin valisi olmuştur. Cephede bir yerde kıldırılmış, kıldıran başkumandan olmuştur.

Kesinlikle bunların dışında kılınmamış, kıldırılmamıştır. Hasta ise o gün için geçerli olmak üzere yerine vekil tayin eder. O tayin ikinci Cuma için geçerli değildir. Bu şartlara riâyet edilmiştir. Cuma namazı kılınacak yerde, çarşı, pazar, jandarma, polis, otel, dükkan, han olması lazım.Bunların olmadığı yerde Peygamberimiz (sav) ve ashâb kılmamışlar, kıldırmamışlar. Köylerde bir yerde kılınır. Bu şartlar yok, şehirde bu şartlar var. Fakat çok yerde

kılınıyor. Ne köyde ne şehirde şartlar tam olmuyor. Şimdi bir şehirde 50 camide Cuma namazı kılınıyor.

Peygamberimiz (sav) harpte Cuma vakti gelince Cuma iki defa, iki yerde kılınmaz. Muhakkak bir yerde, bir defa kumandan kıldıracak, hepsi Cuma namazına dursa kâfirler hücum edecek, ölüm tehlikesi var. Kıldırmasa veya bazısı kılmasa farzı ayındır, kılınması lazım. Peygamberimiz (sav) düşünürken (Sûre-i Nisa, Âyet 102) nazil oldu. Ömer Nasuhi Bilmen’in tefsirinden Meâl’en şöyle:
(Sûre-i Nisa, Âyet 102) Ömer Nasuhi Bilmen’in tefsirinden
Sen içlerinde olup da onlara namaz kıldıracağın zaman onlardan bir zümre seninle beraber namaza dursun, silahlarını da alıversinler. Bunlar secde edince arka tarafınızda bulunsunlar ve namazı kılmamış olan diğer bir zümre de gelsin seninle beraber namazı kılsın ve ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını da alıversinler. Kâfir olan kimseler arzu ederler ki, siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil bulunasınız da sizin üzerinize bir baskın ile baskında bulunuversinler ve eğer size yağmurdan bir eziyet varsa veya siz hasta bulunmuşsanız silahlarınızı bırakmanızdan dolayı üzerinize bir günah yoktur ve ihtiyat tedbirlerinizi alınız. Şüphe yok ki Allahu Teâlâ kâfirler için hakaret bahş olan bir azap hazırlamıştır.

“Sen içlerinde olup da onlara namaz kıldıracağın zaman onlardan bir zümre” diyor.İyice dikkat edilirse hepsini namaza durdurmuyor. Bu Âyete göre yarısı namaza duruyor, yarısı namaz kılanları korumak için muhafız kalıyor. Bir zümre bir kısmı deyince hepsi değil.

“Silahlarını da alıversinler. Bunlar secde edince arka tarafınızda bulunsunlar.” Bunlar secde edince arka tarafınızda bulunsunlar demek:

Bunlara secde emretmiyor. Namaz kılanları muhafaza etmek için secde edenlerin arkasında bulunsunlar.

“Namaz kılmamış olan diğer bir zümre de gelsin, seninle beraber namaz kılsın.” Birinci zümre bir rekat kılıp, düşman karşısına geçip muhafız olacak, ikinci zümre ikinci rekatta yine imama uyacak.

“İhtiyat tedbirlerini ve silahlarını da alıversinler.” Anlaşılıyor ki cephede en tehlikeli anda ne namaz kılanlar ne muhafız olanlar ikisi de silahlarını çıkartmadan bütün ihtiyaç tedbirlerini ve silahlarını yanlarına aldırtan sonra yarısı imama uyup, bir rekat kılıyor. Yarısı muhafız olarak geride kılıçlar çekilmiş vaziyette bekliyor. İmam ikinci rekata kalkınca askerler yer değiştiriyor. Muhafızlar namaza, namazdakiler muhafızlığa emrolunuyor. Bu âyete göre cephede ölüm tehlikesine rağmen ne iki yerde kılınıyor, ne iki defa kılınıyor. Bir defa bir yerde kılınıyor. Askerin yarısı muhafız oluyor, yarısı kılıyor. Tekrar muhafızlar namaza, namazdakiler muhafızlığa geçiyor. Şimdi de bu âyete göre bir şehirde ne kadar ölüm tehlikesi olsa bir yerde kılınmalıdır. Şehirde, köyde bir tehlike olursa yarısı silahlanıp namaza durmalı, yarısı silahlanıp muhafızlığa geçmelidir.Aynı cephedeki gibi birinci rekat sonunda namazdakiler muhafızlığa, muhafız olanlar namaza yer değişmesi lazım. İmama uyar. İmam ikinci rekatı kılar selam verir. Bunlar selam vermez, ayağa kalkar, ikinci rekatı kendi kendilerine kılarlar, selam verirler. Silahları ile düşman önüne geçer. Bir rekatı imamla kılan evvelki asker gelir, ikinci rekatı da kendi kendilerine kılarlar. İşte Allah (cc)’ın emri budur.

Şimdi (Buhari, Kitabül Havf, C. 1, S. 226’da) Abdullah İbn-i Ömer Rad. Anh’den rivayet olunmuştur. O der ki:

– “Savaşmak üzere Hz. Peygamber (sav) ile birlikte Necid’e gitmiştim. Düşmanla karşı karşıya gelince, saflarımızı düzenledik. Bir müddet sonra Hz. Peygamber (sav) bize namaz kıldırmak için kalktı. Bir kısmımız onunla namaza dururken, diğer bir kısmımız da düşmana doğru yöneldi. Hz. Peygamber (sav) kendine uyanlarla birlikte rükûya varıp, iki defa secde etti. Sonra namaza duranlar derhal namaza durmayanların yerlerini aldılar. Bu seferde diğerleri Hz. Peygamber (sav)’in arkasında namaza durdular. Hz. Peygamber (sav) onlarla da rükûya vardıktan sonra iki kere secde edip selam verdi. Sonra onlardan her biri kendileri için bir kere rükûya varıp iki defa secde ettiler.”

İşte Allah (cc)’ın emri yukarıda Âyet-i Kerime ve açıklamalarını yazdık. Ayrıca Hz. Resûlullah’ın kıldırdığı namaza ait Hadîs-i Şerîf’i de yazdık

İşte Resûlullah’ın ve Ashâbının yaptığı ve kıldığı Cum’a namazı böyledir

Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Ergunca

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir