Çağatay Hanlığı Hakkında Bilgiler

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 12 Temmuz 2021 Kerim Usta

Barak’ın ölümü Çağataylı ülkesinde yeniden karışıklıklar çıkmasına neden oldu. Kendi oğullarından ve Alguhan’ın oğullarından biri Maveraüünehir bölgesinde Kaydu’ya karşı ayaklandılar. Kaydu ise ayaklanmaların büyümemesi için diğer Çağataylı prensleri arasında ülkeyi bölüştürdü ve isyan eden prensler üzerine asker sevk etti ve bunları bozguna uğrattı. Ancak Çağatay ülkesine en geniş yetkilerle başa getirdiği Negübey kısa bir süre sonra kendisine hiyanet etti. Ancak Negübey’de diğer Çağataylı prensleri ile uğraştığından ötürü tahta fazla kalamadı ve 1272 senesinde Kaydu’nun üzerine gönderdiği Toka Temür (Büke Temür) tarafından katledilerek tahtan indirildi. Yerine geçen Toka Temür ise 1274 tarihine kadar Çağatay Hanlığının başında kaldı. Toka Temür’ün ölümüyle birlikte Çağatay Hanlığının en tanınmış hükümdarı olan Duva Han’ın 1306 tarihine kadar sürecek olan hükümdarlığı başlayacaktır.

Duva Han (1274-1307)

Duva, Çağatay Hanlarından Barak’ın ikinci büyük olan oğludur ve 1282 tarihinden Kaydu’nun 1301 tarihindeki ölümüne kadar Kaydu’nun otoritesi altında, 1301 tarihinden ölümü olan 1307 tarihine kadar ise Kubilay Hanlığı otoritesi altında Çağatay Hanlığını yönetmiştir. 1274 tarihinde halefi Toka Temür’ün vefatı üzerine tahta çıkmıştır. Çağatay Hanlığına en parlak dönemini bu hükümdar yaşatmıştır.

Duva ilk harekatını 1275 tarihinde Kubilay Hanlığının yönetimi altında olan ve kendisine karşı Kubilay tarafından Çağatay Hanlığına karşı getirilmek üzere hazırlanan Çağatay sülalesinden Acıki’nin ve Kubilay Han’ın oğlu Eyaçi’nin yönetimi altında bulunan Uygur (İdikut) topraklarına gerçekleştirdi. Kardeşi Kara Buzma’yı 120000 kişilik bir ordu ile günümüzde İdikut şehri olarak adlandırılan Kara Hoca şehrini kuşatmak üzere görevlendirildi. Altı ay kadar süren bu kuşatma neticesinde şehrin valisi olan Uygur asıllı İdikut Koçar teslim oldu. Duva, İdikut Koçar’ın kızı ile evlenme ve savaş tazminatı alma karşılığında kuşatmayı kaldırdı ve şehrin yönetimini tekrar İdikut Koçar’a bıraktı. Kısa bir süre sonra, İdikut Koçar vefat etti ve bunu fırsat bilen Kaydu şehri hakimiyeti altına almak üzere bir ordu gönderdi. Bunun üzerine harekete geçen Duva’da Kaydu’nun birlikleri üzerine bir ordu gönderdi ve iki ordu Yuan (Kubilay Hanlığı) sınırında karşı karşıya geldi. Ancak bu mücadeleden iki taraf için de bir netice çıkmadı. Duva daha sonra Kubilay’ın Tibet’teki otoritesini sarsmak amacıyla burada Çin’den yoğun baskı gören Budizm’in merkezi olan Bri-gung şehrinin (günümüzde Zhigung adıyla anılan küçük bir yerleşim yeridir) ayaklanmasını destekledi ancak bu ayaklanma başarısızlıkla neticelendi. Araları giderek düzelen Kaydu ve Duva bir sonraki sene ilk ortak harekatlarına imza atarak Beşbalık şehri üzerine bir ordu gönderdiler. Bu harekat neticesi Yuan güçleri mağlubiyete uğratılarak şehir ele geçirildi. 1278 senesinde ise Duva, Yuan toprakları üzerine baskın tarzda bir harekat icra etti.

1282 yılında ise Kaydu, Duva’yı Çağatay Hanlığına resmi olarak atadı. Duva da Kaydu’yu Büyük Han olarak kabul etti. Böylece Çağatay ve Ögeday ulusları, Tuluy ulusuna karşı bir ittifak vücuda getirmiş oldu. 1295 yılında otoritesini daha da genişletmek isteyen Kaydu, bu sırada Çin’de bulunan Yuan hanedanlığına karşı sürekli bir bağlılık gösteren İlhanlılar üzerine bir harekat tertip etmek istedi. Bu harekata Duva’yı da davet eden Kaydu, Duva’dan özür beyan eden bir cevap aldı. Çin ile olan mücadelesinde Kaydu ile beraber hareket eden Duva, asıl düşmanı olan İlhanlılar karşısında ise Kaydu’yu işin içine katmak istemiyordu. Ancak buna rağmen tek başına bir harekat tertip eden Kaydu, oğlu Sarban komutasında bir orduyu İran içlerine kadar gönderdi. Horasan ve Mazenderan’a ulaşan Sarban bu harekat esnasında İlhanlı emirleri arasında ülkenin batısında yaşanan karışıklıklardan istifade edebildiği için rahatlıkla Mazenderan’a kadar ulaşabildi. Mazenderan’da sekiz ay kalan Sarban, daha sonra geri dönüş emri aldı. Geri dönüş yolunda yolu üzerindeki tüm şehirleri yağmalayarak hareket etti. Duva ise ilhanlı yönetimi altında Horasan’ın İlhanlılar kısmında kalan topraklarını Herat şehri merkez olmak üzere idare eden Fars kökenli bir hanedan olan Kartidler üzerine bir harekat düzenlemek istedi ancak bu girişimi Kaydu tarafından kabul görmedi. Ekonomik durumunu düzeltmek amacıyla Kusui şehri üzerine bir yağma harekatı düzenleyen Duva bu girişiminde de muvaffak olamadı. Bunun üzerine Fushang şehri üzerine yürüyen Duva burada ise muvaffak oldu. Ancak bu yağma esnasında şehrin tamamına yakını katledildi. Benzer bir harekatı Herat üzerine de icra etmek isteyen Duva, Kaydu’dan yeterli destek alamadan bu amacını gerçekleştirmeyeceğine kanaat getirince bu hareketinden vazgeçti. Onun niyetini fark eden Kaydu ise Yuanlılara karşı gerçekleştirecekleri harekatları ileri sürerek onu yanına geri çağırdı.

Uzun süren savaşlar neticesi Yuanlı generaller Çağatay-Ögeday baskınlarına karşı defansif önlemlerini ve yöntemlerini geliştirdikleri için Yuan güçleri 1297 senesinde Çağatay-Ögeday kuvvetlerini geri çekilmeye mecbur bıraktılar. 1298 senesinde Duva bu başarısızlıkların intikamını almak için kış mevsimi içinde Yuan garnizonları üzerine bir harekat daha düzenledi. Kış mevsimi dolayısıyla tedbir almayan çoğu Yuanlı general bu baskınlar neticesi başarısız oldular. Özellikle Hıristiyan bir topluluk olan Öngütler üzerine yapılan bu harekat neticesi bu topluluğun başına getirilmiş olan Büyük Han Temür’ün (İmparator Chengzong) oğlu olan Körgüz (Hıristiyan adı George) başarısızlığa uğradı. Bu harekat esnasında propagandayı da ihmal etmeyen Duva, Büyük Han’ı destekleyen kimi toplulukları kendi tarafına çekmeye çalıştı ancak muvaffak olamadı. Aynı senenin eylül ayı içinde ise Turfan ile Kansu şehirleri arasında Tangut (eski Batı Şia Krallığı) topraklarında yaptığı bir savaşta Prens Ananda’yı esir olarak ele geçirdi. Bunun üzerine Körgüz intikam almak için harekete geçti ve günümüzde Kebuduo olarak bilinen şehrin yakınlarında yapılan savaşta Çağatay güçleri mağlubiyete uğrattı. Bu harekat esnasında Duva’nın tek başarısızlığı olan bu yenilgi neticesi Duva’nın kardeşi Yuanlıların eline esir düştü. Bunun üzerine esir değişimi yapıldı ve bu başarısından sonra babası Temür Han’ın yanına geri dönen Körgüz kısa bir süre sonra vefat etti. 1298 veya 99 seneleri arasında ise Duva oğlu Kutluk Hoca’yı Horasan bölgesinin Çağatay Hanlığı kısmında kalan topraklarını idare eden Moğol kökenli Karakunasların başına getirdi.

1300 senesinde ise Yuan İmparatorluğu Kaydu meselesini çözmek amacıyla Ögeday ulusu üzerine geniş çaplı bir harekat tertip etti. Kaydu bunun üzerene Duva’dan yardım talep etti ancak Duva bu talebe olumsuz yanıt verdi. Duva’nın olumsuz yanıt vermesinde Çağatay-Ögeday ilişkilerinin artık eskisi kadar olumlu olmaması ve iki ulusun arasının giderek açılması öne sürülebilir. Eski müttefiğinden aldığı olumsuz yanıt karşısında şaşıran Kaydu en güvendiği adamlarından birini Duva’ya gönderdi ve Yuan tehlikesinin ülkenin doğu sınırlarında olduğunu ve durumun vehametini iletti. Araya giren hatırı sayılı kişiler vasıtasıyla Duva pek gönüllü olamayarak Kaydu’ya destek olmak amacıyla bir ordu gönderdi ancak bu yardıma rağmen 1301 senesinde Ögedaylıların başşehri olan Karakum’da yapılan savaş neticesi Kaydu hezimete uğradı. Yaralı halde geri çekilmeye çalışırken ise Yuan askerleri tarafından ele geçirilerek katledildi. Bu hadise neticesi siyasi durum yön değiştirdi. Duva, Kaydu’nun kendi seçtiği varis olan Orus’un hükümdarlığını red ederek yerine Kaydu’nun en büyük oğlu olan Çeper’in Ögeday ulusunun başına getirilmesini sağlamak üzere harekete geçti. 1303 senesinde Karakum’un batısında bulunan Hangai dağları sırtlarında cereyan eden savaşta Çeper’in ordusuna iştirak ederek Oğur’un tahtan indirilmesini sağladı. Şüphesiz bu zaferde Duva’nın ve Çeper’in Yuan devletine karşı giderek yanaşma siyasetinin de etkisi vardı. Nitekim Çeper’in tahta gelmesinden kısa bir süre sonra Ağustos 1303 tarihinde Pekin’e elçi gönderen gerek Duva ve gerekse Çeper, Çin’de bulunan Temür Han’a karşı bağlılıklarını bildirdiler. Çeper’i bu hususta ikna eden de Duva olmuştu. Böylece kuzey batıda bulunan Cüci ulusunun da Pekin’e bağlılığını bildirmesiyle Moğol ulusları tekrar bir araya gelmiş oluyordu.

Büyük Han Temür bu ittifakı değerlendirmek amacıyla daha önceleri Moğolların değişik kollarınca Hindistan topraklarına karşı değişik tarihlerde icra edilen ancak pek bir netice alınamayan Hindistan’ın fethi projesini neticelendirmek niyetiyle yeni bir harekat tertip etmek ister. Duva’nın daha önceki Hindistan harekatlarına değinecek olursak 1292 yılında Pencab’ı işgal etmek üzere gönderdiği ordu Türk menşeili (Karluk Türkü) Halaci hükümdarı olan Celaleddin Firuz’un gönderdiği ordu karşısında hezimete uğrar. 1294 yılında gönderdiği ordu ise Halacilerin başarılı komutanı Zafer Han tarafından geri püskürtülür. 1296-97 seneleri arasında birkaç deneme daha yapılır ancak netice elde edilemez. 1297 tarihinde ise Celandar yakınlarında büyük bir muhabere cereyan eder ve Saldi komutasındaki Çağatay ordusu Zafer Han komutasındaki Halaci ordusu tarafından geri püskürtülür. Ancak kalabalık olan Moğollar Siri kalesini kuşatırlar ancak buna rağmen tarihin gördüğü yenilmez olan nadir komutanlardan biri olan Hint kökenli Zafer Han tarafından tekrar hezimete uğratılırlar. 1298 tarihinde ise kendilerine göre daha zayıf bir hedef olan Hindu Rajput Krallığı üzerine yürüyen Moğollar başlarında bulunan Türk kökenli komutanları ile aralarında olan kavgalar münasebetiyle anlaşamazlar ve Rajputlar karşısında da bir netice elde edemezler. 1299 yılında ise Moğollar Duva’nın oğlu olan Kutluk Hoca öncülüğünde tahmini sayısı 200000 olan büyük bir ordu ile yine Hindistan içlerine akın ederler. Önüne geçen her yeri ezip geçen bu ordu ülke başkenti Delhi’ye doğru giderek yaklaşınca Halacilerin başarılı hükümdarlarından olan Alaaddin Halaci emirlerinin çoğunun aksine geri çekilmek yerine Moğolları karşılamayı uygun gördü. Ordusunun komutasını başarılı komutanları olan Zafer ve Uluğ Han’a teslim eder. Delhi yakınlarında büyük Moğol ordusunu karşılayan bu başarılı iki komutan Moğolları ağır bir hezimete uğratır. Bu büyük zafere rağmen Zafer Han bu savaş esnasında şehit düşer. Moğollar bu hezimete rağmen ülkede 12000 kişilik artçı bir birlik bırakarak geri çekilirler. Kendi ordusunun Delhi önlerindeki zafere rağmen bitik duruma gelen Alaaddin Halaci ise Moğol yağmalarına göz yumar ancak civardaki garnizon ve kaleleri kuvvetlendirir. İki ay kadar yağma harekatı icra eden ancak bir neticeye ulaşamayan Moğol artçı birlikleri de geri çekilirler. Ancak kısa sürede geri dönen Moğollara karşı hazırlıklı olan Halaciler, Gazi Malik ve Malik Kafur adlı ünlü komutanlarının gayretleri neticesi Moğolları Pencab’tan geri püskürtmeyi başarırlar. 1304 tarihinde Moğol birliğinin yeniden sağlanması sonrasında bu sefer Büyük Han Temür Ögeday-Çağatay ve Tuluy neslinden müteşekkil büyük bir orduyu Hindistan üzerine göndermeye karar verir. Ancak bu seferde Duva’nın kendi elleriyle Ögeday ulusunun başına getirdiği Çeper’le arası açılmıştır. Çeper babası Kaydu gibi Duva’nın kendi meşruiyetini tanımasını istemektedir. Duva ise bu talebi red eder, Büyük Han’dan meseleyi çözmesini ister. Ancak Büyük Han tüm çabalarına rağmen ikisi arasındaki problemi çözemez ve yapılması düşünülen Hindistan harekatı daha başlamadan sekteye uğramış olur.

Büyük Han Temür tarafından Duva’ya ait bazı toprakların Çeper’e verilmesi üzerine Duva bir Çeper’e orta yollu bir öneri sunar ancak Çeper tarafından bu öneri kabul edilmez. Duva’ya kendince haddini bildirmek isteyen Çeper 1305 yılı içinde kardeşi Sarban komutasındaki bir orduyu Hocand ile Semerkant arasında ki kendisine verilen topraklara gönderirir. Bunun üzerin son bir barış teklifi gönderen Duva olumlu yanıt alamayınca Ögeday ordusuna karşı harekete geçer ve Sarban komutasındaki Ögeday ordusu karşısında muvaffak olur.Duva karşısında mağlubiyete uğrayan Sarban ise Seyhun nehri batısına ordusunu çekerek Çağataylıların eski düşmanı olan İlhanlılara sığınır. Bu başarıya rağmen Ögedaylılarla kapışmak istemeyen Duva, Çeper’e bir antlaşma daha önerir ve Çeper durumun vehameti karşısında bu antlaşmayı kabul eder. Ancak Çeper’in barış önerisini kabul etmesine rağmen Çağatay sınırında bulunan ve Sarban’a destek olarak gönderilen kardeşi Oğul Şah bu antlaşmayı kabul etmez. Bunun üzerine ikinci kez Ögeday ordusu üzerine yürüyen Duva, öncelikle Talas üzerine yürür ve Çeper’in o mıntıkadaki büyük destekçisi olan emirlerinden Baba’yı mağlubiyete uğratır. Daha sonra ise söz dinlemez kardeş olan Oğul Şah üzerine yürür. Hocend yakınlarında yapılan savaşta Ögeday ordusu karşısında bir kez daha muvaffak olur. Bu gelişmeler üzerine Büyük Han Temür, Çeper’e İrtiş ırmağının altında kalan toprakları verir. Kardeşinin söz dinlemez hareketleri üzerine topraklarının büyük kısmını Çağatay ulusuna kaptıran Çeper her şeye rağmen mücadeleye devam eder. Ancak bu sefer söz dinlemeyen taraf Ögedaylılar olduğu için imparator Çağatay tarafına döner. Veliaht Prens Külüg (İmparator Wuzong)’ün başında bulunduğu Yuan destekli bir ordu ile Ögeday topraklarına giren Duva, Temmuz 1306 tarihinde bu sefer karşısına çıkan Çeper’in kardeşlerinden Orus komutasındaki Ögeday ordusunu mağlubiyete uğratır.

Bu son mağlubiyet üzerine kendisine sadık adamlarla birlikte Çeper çöl topraklarına çekilir. Meseleyi kökten çözmek isteyen imparator ise Duva’ya daha fazla destek gönderir. Bu destek ile Çeper’e ve ordusuna ulaşan Duva fazla zorlanmadan Çeper’i ve ordusunu teslim olmaya ikna eder. Ögeday ulusuna böylece büyük bir darbe vuran Duva, ele geçirdiği toprakların kuzey kısmını Yuan İmparatorluğuna bırakır ve böylece kalan topraklarla birlikte ülkesinin sınırlarını en geniş sınırlara ulaştırmayı başarır. Böylelikle Çağatay Hanlığı ile Yuan İmparatorluğu arasındaki ilişkiler en iyi dönemine ulaşmış olur. Duva daha sonra Çeper’in gönlünü almak üzere ona bazı mülkler ihsan eder ve onu emekliye ayırır. Ancak işini sağlama almak isteyen Duva, Çeper’in kalan ne kadar destekçisi varsa ya hapseder yada ortadan kaldırır. 1307 tarihinde tahtan indirdiği Çeper’in yerine ise diğer kardeşlerinin aksine kendisi ile geçmişte bir sürtüşmesi olmayan kardeşlerinden Yangiçar’ı Ögeday ulusunun başına getirir. Ancak bununla da yetinmeyerek Ögeday neslinden olan ve Büyük Hanlardan Güyük’ün torunlarından olan Tügme’ye de ülkenin önemli sayılacak bir toprak parçasını verir. Böylece Ögeday ulusunu ikiye bölmeye muvaffak olur. Tüm bu başarılardan sonra aynı sene içinde vefat eder ve oğlu Könçek yerine tahta geçer ancak Könçek’in de hükümdarlığı iki seneye yakın sürer ve Könçek’te 1308 tarihinde vefat eder.

Duva ve oğulları yönetimleri altında Budizm dini mensuplarını korumuş ve himaye etmişlerdir. o dönem Budizm dininin merkezi konumunda olan Bri-gung’un halkını ve burada bulunan Budist tapınaklarını korumak üzere Kubilay Hanlığının varlığına rağmen bir birlik göndermekten çekinmemiştir. Duva, Du’a Sechen ismi ile yani “bilge Duva” adıyla anılmıştır. Duva asla Müslüman olmamasına rağmen torunları tarafından kendisine on altıncı asırda Yarkent şehrinde İslamik tarzda bir türbe inşa ettirilmiştir.
Könçek Han (1307-1308) ve Taliku Han (1308-1309)

Ergunca tarafından

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir